Kontrol kimde? – I

O ZÂT hep iş başındaydı..
Hiç zorlanmıyordu.
Muhtelif ekranlarda,
Çeşitli programları kullanıp duruyordu.
Hayret!.
Çalışan programlar dahi hayat sahibiydi.. (1)
Bu sefer O’nun yaptıklarını merak etti.
Yanına yaklaştı.
Kendisine tanıdık gelen bir ekranın önünde durdu.
Görüntüde botanik bahçesi gibi bir yer vardı.
İçinde her çeşit mahlûktan bulunuyordu..
Bir el düğmeye bastı,
Ekran hareketlendi. (2)
Botanik bahçesindeki bütün canlılar,
O’nun her bir komutuyla,
İstisnasız olarak yer değiştiriyordu.
Sonra O Zât diğer bir düğmeye bastı.
Yağmur yağmaya başladı..
Hemen akabinde bir başka komut verdi,
Anne yavrusunu doğurdu..
Bu uyuma hayran kaldı.
Her şey kusursuz işliyordu.
Sonsuz bir ilmin,
Muazzam bir iradenin ucu görünüyordu.
Her şeyin hayat programını,
Canlıların tercihlerini iptal etmeden,
Onların cüzi iradelerini rencide etmeden,
Yazıyor ve Yapıyordu..
Gördüklerine mest oldu.
O, “Elestü bi Rabbiküm?” dedi. (3)
Söylediklerini tam olarak anlayamadı.
Paniklemişti.
Galiba, “kontrol kimde?” diye soruyordu.
Yanındakiler; “kalu bela..” dediler. (4)
Yine anlamamıştı ama,
“Kontrol Senin elinde..” der gibiydiler. (5)
Fevkalâde bir tesir altındaydı.
Kendinden geçti..
Ayıltmak için bir zaman havuzda yıkadılar. (6)
Gözlerini açtığında botanik bahçesinin içindeydi..



Dip Notlar:

(1). Hayat her şeyiyle canlıdır / 1111.karakalem.net / Aykut Tanrıkulu

(2). Nur Televizyonu / 1111.karakalem.net / Aykut Tanrıkulu

(3). “Ben (c.c) sizin Rabbiniz değil miyim?”

Araf suresi: 172

(4). “Evet, Rabbimizsin, şâhit olduk.”

Araf suresi: 172

(5). Elest meclisindeki bütün varlıklar,
Allah’ın “Elestü bi Rabbiküm ”hitâbına muhatap oldukları zaman,
Evvela büyük bir heyecana ve coşkuya kapıldılar.
Bu durum, sonradan paniğe dönüştü.
Bütün varlıklar benlik sıkıntısı içine düştüler.
Allah (c.c) bir anlamda:
“Her şey Ben’im, Benden başka hiçbir şey yok..” dedi.
İnsan,
Bu sorunun cevabını verememenin sıkıntısı içinde panikledi ve cevabı gecikti.
Ve âlemler kendi üzerlerinde,
Yavaş yavaş buruşmaya, kapanmaya, dürülmeye başladılar.
Bütün âlemler yok oluyordu.
Ta ki Fahri Kâinat Efendimizin (s.a.v),
Kalb-i Muhammedi’sinden “BELÎ Allah” diye bir niyaz çıkana kadar..
Allah (c.c) o kadar mutlu oldu ki,
Bütün eşyanın yeniden var olmasına, yaşamasına izin verdi.
Hatta bu izin verişteki coşku,
Gelecekteki varlıkların yaratılmasına vesile oldu.
Elest meclisinde madde olmadığı halde,
Atomlar olmadığı halde,
Bu meclisten kaç trilyon sene sonra ortaya çıktıkları halde,
O gün Efendimizin ‘BELΒ niyazıyla,
Allah’ta meydana gelen coşku o kadar şiddetli oldu ki,
Bütün varlıklar gelecekte olmalarına rağmen,
O gün için varlık perdesine bir daha düştüler.
Atomlar, galaksiler Elest Meclisine gelip,
Fahri Kâinat Efendimizin ‘BELΒ cevabının,
Niyazının cuşi (coşması) ile raksettiler.
Bu raksları öyle tescil oldu ki,
Öyle neşe ile oynadılar ki,
Allah bu dönmeyi fizik kanunu haline getirdi.
O elestte,
Fahri Kâinat Efendimizin etrafında coşkudan doğan bir harekettir.
Yoksa cenâbı Hakk (c.c),
Câzibeye karşı koymak için merkez kaç kuvveti yaratmak zorunda değildi.
Başka bir çareyle yaratırdı.
Ama o coşku o kadar çok hoşuna gitti ki,
Cenab-ı Hakk ondan sonra bütün varlıklara o anı hatırlatmak için dönme sırrını verdi.
Dönme sırrı içerisinde ayakta kalmalarını mümkün kıldı.
Ne kadar varlık varsa dönmeye mecburdur.
Dönmeyen yok olur.
İşte bu Elest Meclisinden gelen bir varoluşun sırrıdır.
Fahri Kâinat Efendimizin (s.a.v),
Elestte ‘BELΒ dedikten sonra,
Cenab-ı Hakkın bu müthiş coşkusu,
Müthiş rıza mutluluğu öyle bir doza geldi ki,
Fahri Kâinat Efendimiz,
Elestte mevcut olan bütün varlıklara bir hamd namazı kıldırdı.
O zaman varlıklara dedi ki;
“Allah’a bir hamd namazı kılalım”.
Kendi imâmetinde bir hamd namazı kıldırdı.
Bütün eşya, bütün varlıklar, melekler, bildiğimiz bilmediğimiz her türlü eczâya (gruba),
Cenabı Hakkın huzurunda hamd namazı kıldırdı.
Bu hamd namazı kılındığı an Allah O’nun ismini getirdi;
“Senin ismin Muhammed’dir” dedi..
Hamd namazını en mükemmel şekilde kıldırmanın bil farz ilâhi bahşişi oldu..
Ve o anda bu isim intikal ettiği zaman,
Nur-u Muhammedi diye bütün evrenlere tescil oldu.
Ve ondan sonra kurulan levh-i mahfuz dev kompitürün anahtarı haline geldi.
Levh-i mahfuz,
Bütün varlıkların temel yasalarını temsil eden bir kompitür sistemidir.
Dr. Haluk Nurbaki

(6). 22. Söz / 1. Makam / Syf: 260

  18.03.2007

© 2021 karakalem.net, Aykut Tanrıkulu




© 2000-2021 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut