Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Mahsulü bal olanlar
–Rabia Nazik Kaya

[*4.663 yazı içinden]

 *Bu sayfa, değişik arkadaşlarımızın Risale-i Nur'dan aldıkları derslerden hareketle yazdıkları yazıları paylaşmak amacıyla tasarlanmıştır.
Bitirirken...Metin Karabaşoğlu 21.11.2007

Risale Okumaları’nın her üç kitabını okuyanlar, açık yürekli ve açık sözlü biri olduğumu sanırım farketmişlerdir. Lillahilhamd, hiçbir zaman pembe gözlüklerim olmadı. Ancak, hiçbir zaman, kara gözlükler de takmadım. Bununla birlikte, beyazı beyaz, siyahı siyah görebilme imkânı veren gözler ve saydam gözlüklerle çevreme bakabildim. Ne var ki, özelde Risale- Nur dairesinde görmeyi istemediğim halde gördüğüm...

‘Çocuk Taziyenamesi’ne dairMetin Karabaşoğlu 21.11.2007

Bilgisayarımı açıp internete bağlandığımda, posta kutumda ‘çok acil’ notu taşıyan bir mektupla karşılaşmıştım. Mektubu bir arkadaş grubundan bir başka gruba, oradan bir başkasına iletile iletile gelen mektuplar cinsindendi. Mektubu ilk yazan kişi de, ondan aldıkları bu mektubu adım adım başkalarına iletenler de hayırlı bir işin izini sürüyorlardı. Ondört yaşında bir kız çocuğu Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hasta...

‘Füruat’ın meyveleriMetin Karabaşoğlu 21.11.2007

Büyük fikir manzumeleri, her bir cüz’ün bütünün içinde tutarlı ve anlamlı bir yerinin olduğu, boşluğa ve gediğe yer bırakmayan bir yapı arzederler. Bu yapıda, herşeyin esası olan temel bir hüküm vardır, ve bu temelden hareketle, herhangi bir cüz’ün boş veya boşlukta kalmadığı bir yapı sözkonusudur. Bina örneğinden devam edersek, bir fikir manzumesinin büyüklüğü, hiçbir odanın unutulmadığı, keza ne için ora...

Kör noktaMetin Karabaşoğlu 21.11.2007

İmam-ı Azam’ın bir gün kendisine tevcih edilen kırk sorudan otuzsekizine “Bilmiyorum” cevabını verdiği; İmam Malik’in ise, yine bir gün kendisine gelen sekiz soruya da “Bilmiyorum” diye mukabele ettiği rivayet edilir. Demek ki, iş, ‘herşeyi bildiğini zannetmek’te değil, ‘bilgisinin sınırlarının farkında olmak’ta... Risale-i Nur gibi bir marifet denizine kabımız ve kapasitemiz ölçüsünde muhatap olmaya çalış...

Kuvveti ihlasta bilmekMetin Karabaşoğlu 21.11.2007

Kolayca anlaşılır türdeki güzel cümlelerin beni ürküten bir tarafı vardır. Cümlenin basit, sade ve anlaşılır olması, nedense, bizi o cümle üzerinde hassasiyetle durmaktan alıkoyar. Her açıdan kavramak için cümlenin üzerinde durmak yerine, “Anladım” der geçeriz. Yakınlarda, ‘kolayca anladığımı’ düşünegeldiğim, öyle ki seneler senesi ezberime yerleşmiş böyle bir cümleyi yeniden keşfettim. Cümle basit ve kola...

Ümit çiçeğiMetin Karabaşoğlu 21.11.2007

Yazdıklarımı takip edenler, yazılarımda zaman içinde bir vurgu farklılığının mevcudiyetini herhalde farketmişlerdir. 90’lı yılların ilk yıllarındaki ‘yalancı bahar’ ortamında yazdıklarım, o gün çok ehl-i dinde, hatta Risale-i Nur dairesindeki bazı kişilerde görülen aşırı iyimserlik haline karşı uyarılar taşıyordu. Gerek Camide Dans Var adlı kitabımda yazdıklarım, gerek başkaca vesilelerle yazılmış olan “Her...

İlk Söz, Hedef İnsanSeyyid N. Erkal 05.03.2006

İlk sekiz Söz’den müteşekkil keyfiyeten mühim, kemmiyeten küçük Söz’ler, Risalelerin hemen başında, elimize herkesin okuyup anlayabileceği bir yol haritası sunmaktadır. Bu anlamda, içinde sayısız sırların saklı bulunduğu Besmelenin meali olan ve hedef İnsan’ı bize tarif eden “Birinci Söz,” her anlamda Nur külliyatının benzersiz bir özü ve özeti hükmüne geçmektedir.

Zevalde gurub seccadesiTahir Karaca 13.07.2004

İnsan kâinattaki bütün bu olanların hem seyircisi, hem de parçası olduğundan, bu bütünlüğe katılmakla kemalini buluyordu. Yaşadığı kâinata yabancı kalmadan, onunla barışık bir birliktelikle ruhu huzur ve sükun buluyordu insanın. Dolayısıyla, yapacağı en güzel secdesini, mevcudatın zevalde gurub seccadesinde batışından ders alarak yapacaktı. Mahlukat gibi, kendi namına bir hiç olduğunu görerek...

‘Ayrılanlar’ kim?Metin Karabaşoğlu 28.01.2004

Risale-i Nur’u tanıdığım günden bugüne, çok hikmetlerini sonradan farkettiğim birden fazla ihtilafa şahit oldum. Geri dönüp baktığımda, satıh altındaki saikini esasen içtihad çatışması yahut meşrep ve mizaç farkı olarak gördüğüm bu ihtilafların her birinde, ruhumu inciten ama izahını bulamadığım bir yorumla karşılaştım. Her bir ihtilaf hengâmında, sair zamanlar ihmal ettiğimiz İhlas Risaleleri daha yoğun bi...

Aşk-ı HakîkiMurat Kazancı 17.01.2004

İnsan bir bahar çiçeğini sever. Nâzenin, san'atlı, güzel mi güzel, rengi gözünü, zerâfeti kalbini, letâfeti ruhunu okşayan bir çiçeği. Ve bu çiçek çok geçmeden soluverir. Sevilen her bir şeyden ayrılığın acısı gibi bu ölümle de kalbine bir ağırlık çöküverir. Sonra o çiçek gibi her baharda yeryüzüne gelip, kısa bir süre görünerek giden sayısız çiçekler düşer zihnine. Bu müthiş ve dâimi faaliyet içindeki m...

Bir Durum DeğerlendirmesiMetin Karabaşoğlu 17.01.2004

Risale-i Nur dairesindeki insanlar olarak, darılıp sıkılmadan kabul ve itiraf etmemiz gereken bir vâkıayla yüzyüzeyiz. İtiraf edelim ki, Risale-i Nur’da dile getirilen haklı ve hakikatli ölçülerin büyük kısmının bu diyardaki bütün mü’minlerin ortak ölçüsü haline gelmesini temin edemedik. O yüzden de, nice kabiliyetler ve nice emekler sonuçsuz yollarda harcanıyor ve nice yıllar husûlü meşkuk maksatlar uğr...

Bir Tavzih, Bir TashihMetin Karabaşoğlu 17.01.2004

Üç yıl kadar önce Köprü dergisinde yayınlanan "Bilime Nasıl Bakmalı?" başlıklı yazımızda, Muhâkemât’ta yer alan "Feya li’l-aceb!.. Köle efendisine.. ve hizmetkâr reisine ve veled pederine nasıl düşman ve muarız olabilir? Halbuki İslâmiyet fünunun seyyidi ve mürşidi ve ulûm-u hakikiyyenin reis ve pederidir" sözünü izah bâbında, şu cümleleri yazmıştık: "Bu ifade, onun [Said Nursî’nin] dünyasında bilim ve d...

Büyük BuluşmaMetin Karabaşoğlu 17.01.2004

Din ile hayatın birçok zihinde bölündüğü ve ayrıştığı seküler bir çağın aklıkarışık insanlarına bir kılavuz olarak telif edilmiş bulunan Risale-i Nur’un en büyük başarılarından biri, iman ile İslâm’ı bir bütünlük, tenasüp ve muvazene içinde beraberce sunabilmesidir. Risale-i Nur’un en temel özelliklerinden biri olan bu bütünlük, meselâ Otuzbirinci Söz’deki İslâm tarifinden ("Sâni-i mevcudat ve sahib-i k...

Cadde-i KübraMetin Karabaşoğlu 17.01.2004

Zamanı ve sabrı kifâyet edip de “Unsuru’l-belagat”ı şu veya bu düzeyde okuyabilen herkes, ‘kelime’ denilen şeyin ne denli önemli olduğunu tam anlamıyla kavrar. Bediüzzaman’ın Risale-i Nur’a uzanan hayat yolculuğunun en önemli basamaklarından biri olarak Muhakemat’ın bu ‘ikinci makale’si, ‘mân⒠denilen şeyin suret giydiği kalıp ve elbise olarak kelimelerin değerini ve önemini bir dizi tahlil ve örnek ışığın...

Çocuk ve Risale-i NurMetin Karabaşoğlu 17.01.2004

BAZI ‘LATİF NÜKTELER’İ İÇEREN YİRMİSEKİZİNCİ LEM’A’DA, Lem’alar’a dercedilmesindeki hikmetin ilk etapta pek kavranamadığı bir mektup vardır. Şefik adındaki bir talebesinin Bediüzzaman’a yazmış olduğu bu mektup, ilk okuyuşta, samimi duygularla yazılmış sıcak ve safiyane bir mektup olmaktan ibaret gözükür insana. Nitekim, bu mektupla ilgili şahsî tecrübem bu şekilde başlamış, ancak uzun bir zaman sonr...

“Dokuzuncu mukaddeme” nazarıylaMetin Karabaşoğlu 17.01.2004

Bu hafta içinde yapabildiğim belki en hayırlı iş, ‘enfüse dönüş’ü henüz pek beceremeyen biri olarak, hiç olmazsa ders müzakerelerini sürdürmem oldu. Her taraftan pis kokuların geldiği müteaffin bir ortamda, böylesi oksijen çadırları da olmasa, manevî ciğerlerimiz herhalde nefessiz kalacak yahut zehir soluyacak. Bu ders müzakereleri içinde, yaşadığımız günlerin ruhumu daraltan ruh-u habis taaffünlerine en...

EQMetin Karabaşoğlu 17.01.2004

Akleden kalbi parçalayıp insanı kalbsiz ve kalp bir akla mahkum eden hâzır medeniyetin bayraklaştırdığı şiarlardan biridir IQ. Kısaca bu kelimeyle özetlenen zekâ seviyesi, şu çağın içinde, insanların konumunu belirler. Çocukluktan başlayarak, ‘zek⒠üzerine konuşulur sürekli. “Bu çocuk çok zeki.” “Filanca müthiş adam. IQ’su kesin 150’nin üstündedir.” “Adam tam bir deha.” En belirgin özelliklerinden biri ...

Evet ‘sanat’, ama nasıl?Metin Karabaşoğlu 17.01.2004

İç dünyalarının zenginliğine, his âlemlerinin ise yoğunluğuna kesinlikle kâni olduğum bir grup mü’mini, uzunca bir zamandır, Risale-i Nur’dan beslenen bir sanat üslubu ortaya koyma çabası içinde görüyorum. Risale-i Nur’a muhatap olan ve sanat kabiliyeti bulunan bazı kişilerin münferiden, bazılarının ise bir ihvan grubu dahilinde üzerinde çalıştığı bir husus bu... Varoluşa dair kendi sorularına Risale-i N...

İz SürmekMetin Karabaşoğlu 17.01.2004

Yirmi yıllık Risale tetebbuatım vesilesiyle gördüğüm o ki, Risale-i Nur’daki birçok bahsin açılması evvelemirde açık yürekli olmayı, anlamadığımız veya hakkıyla anlamadığımız bir yeri anlamış gibi yapmak yerine anlamadığımızı kabul ve itiraf etmeyi; buna ilaveten, anlama yolunda bir cehd ile iz sürücü olmayı gerektiriyor. Üçüncü olarak, dün tam olduğuna inandığımız bir açıklamanın eksikliği veya yanlışlığı ...

Mebde ve MüntehaMetin Karabaşoğlu 17.01.2004

Hayatımın ciddi bir kısmını, sonraki yıllarda büyük bir eksiklik ve kemalsizlik olduğunu keşfettiğim 'mükemmeliyetçilik' illetiyle mâlul vaziyette yaşadım. Yaptığı şeyin en mükemmel olmasına çalışmak, ilk yapıp en mükemmel yapmak.. Mükemmeliyetçiliğin iç dünyama yansıması bu şekildeydi işte. Sonra, Âyetü'l-Kübrâ'nın sayfaları arasında dolaştığım bir hengâmda, 'kâinattan Hâlıkını soran seyyah'ın notları aras...

OntolojiMetin Karabaşoğlu 17.01.2004

Umumen kullanılmayan kelimeleri tercih etmeme yönündeki hassasiyetim, daha önce de kimi yazıların konusu olmuştur. Buna rağmen zaman zaman böylesi kelimeleri ihtiyar etmemin gerekçesini bir kez daha tekrar ederek yazıyı uzatmak istemiyor; sadece, ‘ontoloji’nin de onlardan biri olduğuna dikkat çekmekle yetiniyorum. Ontoloji, en kısa ifadeyle, ‘varlıkbilim’ anlamına geliyor; ve bir kişinin, bir akımın, bir...

Öz Evlatlara DairMetin Karabaşoğlu 17.01.2004

İslâmî kesimde, o kemikleşmiş ‘Batı karşısında gerikalmışlık’ psikolojisiyle de kesinlikle ilgili bir vâkıa, son zamanlarda iyice gözüme batıyor. Dün, bir yansımasını daha ‘İslâmî’ bir yayınevinde gördüğüm bir vâkıa bu: öz evladının kıymetini bilemeyip, kervana sonradan katılanları el üstünde tutma. Yanlış anlaşılmasın: Uhrevî hizmetlerde bir ‘kıdem’ anlayışına gidilsin demiyorum. Böyle birşeyi, istemedi...

Risale Ders Notları 17.01.2004

[Bu sayfa, değişik okuma gruplarının gerçekleştirdiği müzakereli Risale okumalarını paylaşıma açmak ve de daha genişóonlineóbir müzakereye imkân sağlamak üzere tasarlanmıştır. Bilvesile, (1) müzakere edilen bahislerin anlam ve çerçevesini buraya aktarılan notlarla sınırlı görmediğimizin, (2) ‘Ders notları’ndan her birinin, bu notu yazan kardeşimizin ilgili ders müzakeresinden kendi aynasına yansıyanı aktarıyor olduğunun bilinmesini önemle ve öncelikle rica ediyoruz.]

Risale-i Nur’un Büyük CümleleriMetin Karabaşoğlu 17.01.2004

Risale-i Nur’a muhatap olan herkesin hafızasında, ondan alınan kısa ama özlü sözler mevcuttur. Risale-i Nur’u okuyup da zihnine hiçbir söz nakşetmeden duran birileri olduğunu sanmıyorum. Bu, Risale-i Nur’un kâinata ve fıtrata gereğince muhatap olan ve daima ‘hayatın içinden’ konuşan müellifinin güçlü tefekkürü ve samimî üslubu ile de kesinlikle ilgili bir vâkıadır. Gelin görün ki, Risale-i Nur’dan hafıza...

Savaşa Hayır!Metin Karabaşoğlu 17.01.2004

Özellikle 60’lı yıllarda, bütün dünyayı kuşatan bir ‘savaş-aleyhtarlığı’ dalgası vardı. O yıllarda çiçek açan gençlik hareketlerinin bayraktarı olduğu bu tavrın, elbette, masum olmayan bir boyutu da vardı. ABD Vietnam’a karşı amansız bir savaş yürütüyordu; ve komünistler, gençleri buna karşı ‘savaş-aleyhtarlığı’ duygularını tahrik ederek yönlendirmeyi hedefliyordu. Nitekim, meselâ şu ülkede de, ‘savaş-aleyh...



© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut