“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Mahsulü bal olanlar
–Rabia Nazik Kaya

[*4.617 yazı içinden]

 metin : yorumlar 

8EYVAH!!, 19.05.2008 | Derin darbelerden kurtulmak, Hüseyin Eren

eyvah va esefa! Şu medeniyet -i sefihe gayet calib harikaları ve çok cazib oyuncakları izhar etmekle insan sarayının sakinleri olan latifeleri, ziya saçan lambaya [ tv- internet vs..] müncelib olup çarparak yanıp kül olan pervane gibi düşüp yanmaktadırlar.[ Büyük mesnevi- nuriye]

7guzel bir ders: allah razi olsun, 12.08.2007 | İnfaktaki Mutluluk, Metin Karabaşoğlu

cok onemli bir konuyu islemissiniz. allah razi olsun. yazinizda da belirttiginiz gibi tum kuranda bastan sona hemen her surede bahse konu olmaktadir infak ve buyurdugunuz gibi imanla dogrudan alakali, ondan beslenen, cok onemli ve o derecede de nefse zor gelen bir amel, bir buyuk imtihan.

allah bilir, fert ve toplum olarak basimiza gelen turlu musibetlerin onemli sebeplerinden birisi de infakin terki veya ihmali veya allah namina ve hesabina, sunnet-i rasulullaha uygun yapilmayisi belki de.

demek ki, en onemli ve daimi vazife kalp ve mide dairesinde : kalbimize, kuran ve sunnette tarif edilen mahiyette bir infaki yaptiracak imanin yerlesmesi ve midemize de digerlerini ona tercih edebilecek terbiyenin verilmesi, yazinizda buyurulan rasulullah ve sahabe ahlaki gibi....

mide tabiri uzerinde belki de biraz mutalaa yapmamiz gerekiyor. mide belki de bir sembol olarak kullaniliyor, insanin maddi ihtiyac ve menfaatleri arzulayan muhtelif maddi ve manevi cihazlarinin bir sembolu olabilir mi?

hurmet ve muhabbetlerimle

6bediuzzaman risaleleri niye yazdi?, 08.08.2007 | Bediüzzaman Münazarat’ı niye yazdı?, Metin Karabaşoğlu

munazaratta, muhakematta ustadin degindigi konularin, muhtelif risalelerde daha kapsamli ve derinlikli olarak islendigini dusunuyorum.

bir onceki yorumda serdedilen goruslere katilmadigimi belirtmek isterim. cunku takdir etmeliyiz ki metin bey gayret sarfedip risk ustlenip yazilar yazmaktadir ve bunlari bu sitede yayinlayarak efkar-i ammeye arz etmekte, en onemlisi de ammenin elestiri ve yorumlarina objektif bir sekilde yazilarini acik tutmaktadir. eger herhangi bir kimsenin metin beyin yazilarina bir itirazi, elestirisi varsa, farkli fikirlere sahip ise, bunlari hur bir sekilde ayni amme ile o da paylasabilmektedir. bence guzel bir fikir platformu olma yolunda bu site.

toplum olarak fikir mubahasesine, munazaraya pek alisik degiliz galiba. bir meseleyi, alabildigine ve olanca derinligiyle tartismak bize cok yabanci. fikirlerimiz genelde keskin ve yuzeysel, bu da saglikli ve verimli bir fikir musabakasina girmemize engel oluyor. ama derinlikli ve kaliteli bir toplum olmak icin bunu ogrenmek gerekiyor diye dusunuyorum. manevi ve maddi terakkinin anahtari da bu olsa gerek....

5kime oy verildigi ne kadar onemli, 06.08.2007 | Kime oy vermeli?, Metin Karabaşoğlu

dikkat: lutfen birkac saat once gonderdigim bir onceki yorumu degil bunu yayinlayiniz, tesekkurler.

siyasi genis daireler oldum olasi insanlarin nazarlarini, meraklarini, sevklerini vs. kendisine hapsetmeyi basarmistir.

halbuki kurani ve nebevi mesaj yukarida sayilan hasseleri hep kesretten vahdete, genis daireden dar daireye teksif etmeye cagirmistir. anilan kudsi mesajlar, her seye gucu yeten, her seyi yaratan ve yasatan, ibadete, hamde, ovguye, istianeye vs. layik olanın ancak allah cc. oldugunu, onun cc. disinda her seyin ancak onun cc. mahluku ve kulu oldugu ve hic bir vecihle yukarida sayilan fiillere layik olmadigini uyarmaktadir.

allaha cc. herhangi bir seyi, buna nefsimiz, baskalarinin nefsi ve tum esya da dahil, anilan fiillerde ortak kosulmamasini siddetle ihtar ve tehdit etmektedir. ornegin allahdan cc. yardim dileyip onun yaninda baskasindan da yardim istemek, medet ummak, bir seyler beklemek sirk kapsamina giren bir amel olarak gosterilir ve yalniz allahi zikretmemiz, sukretmemiz, istiane etmemiz, hamd etmemiz, korkmamiz, sevmemiz, tevekkul etmemiz, dost edinmemiz vs. istenir bizden. iste bu yuzden, en ehemmiyetli vazife, kalp dairesindedir. kalbi bu tevhid hakikatiyle doldurma, kalp kabesini acik gizli sirklerden temizleme vazifesidir.

iste 4. meselede, yukarida anlatmaya calistigim kesretten vahdete yuzleri cevirmeye yonelik bir yol haritasi konur onumuze, belki de ayetlerden ve hadislerden suzulmus bir istikamet olcusu anlatilir. kalb ve mide dairesinden en genis daire olan siyaset dairesine kadar belki yuz daire var. daire daraldikca vazifeler ehemmiyet kazanir ve buyur der. meraki zevki sevki ve digerlerini buralara yonlendirin, der. daire genisledikce tam tersi olur. hulasa her daireye hakki olcusunde deger verin der, iste istikamet. Bunun direkt sonuclarindan birisi, insanlara verilen degerin de bu nazar paralelinde olmasidir.

simdi insanlar hususan muslumanlar dar dairelerdeki manevi ve maddi vazifelerine yonelseler onlarla mesgul olsalar aslinda genis daireler kendiliginden duzelecektir. zannedersem sunnetullah budur. bugun bati alemi bu sirri bir nebze anladigi icin doguya nisbeten ileridir. maalesef ozellikle islam toplumlari buyuk bir istikamet sapmasi icinde dar dairelerdeki maddi ve manevi vazifelerini hep muattal birakmislar genis dairelere esbab perdesine saplanmis kalmislar feryat edip durmaktadirlar.

Zannimca, genis dairelere yogunlasmakla hic bir sey elde edilemiyor, husran, yeis ve ihtilaftan baska.

Bediuzzaman ne soyluyor (hatirladigim kadariyla): kendi fikr-i siyasisine muvafik meshur bir munafigi sena etti, muhalif bir salih alimi de tekfir derecesinde zemmetti. Galiba bu ornekte dikkatimize sunulan, "dairelere atfedilen ehemmiyette" gozlenen zulumlu bir istikamet sapmasi ve bunun vahim neticelerinden birisi olarak "insanlari degerlendirmede" gozlenen buyuk bir istikamet sapmasi. herhalde bu yuzden, seytandan ve siyasetten allaha cc. siginirim diyor. ornekteki zulumlu bakis acisina sahip kisi icin, degerlendirdigi kimselerin dar dairelerdeki ehemmiyetli meziyetlerinin onemi yoktur; onemli olan ehemmiyesiz genis dairelerdeki ehemmiyetsiz ozellikleridir.

4dairelerin onemi, 05.08.2007 | Birkaç ‘siyasî’ hatıra..., Metin Karabaşoğlu

siyasi genis daireler oldum olasi insanlarin nazarlarini, meraklarini, sevklerini vs. kendisine hapsetmeyi basarmistir.

halbuki kurani ve nebevi mesaj yukarida sayilan hasseleri hep kesretten vahdete, genis daireden dar daireye teksif etmeye cagirmistir. anilan kudsi mesajlar, her seye gucu yeten, her seyi yaratan ve yasatan, ibadete, hamde, ovguye, istianeye vs. layik olanın ancak allah cc. oldugunu, onun cc. disinda her seyin ancak onun cc. mahluku ve kulu oldugu ve hic bir vecihle yukarida sayilan fiillere layik olmadigini uyarmaktadir.

allaha cc. herhangi bir seyi, buna nefsimiz, baskalarinin nefsi ve tum esya da dahil, anilan fiillerde ortak kosulmamasini siddetle ihtar ve tehdit etmektedir. ornegin allahdan cc. yardim dileyip onun yaninda baskasindan da yardim istemek, medet ummak, bir seyler beklemek sirk kapsamina giren bir amel olarak gosterilir ve yalniz allahi zikretmemiz, sukretmemiz, istiane etmemiz, hamd etmemiz, korkmamiz, sevmemiz, tevekkul etmemiz, dost edinmemiz vs. istenir bizden. iste bu yuzden, en ehemmiyetli vazife, kalp dairesindedir. kalbi bu tevhid hakikatiyle doldurma, kalp kabesini acik gizli sirklerden temizleme vazifesidir.

iste 4. meselede, yukarida anlatmaya calistigim kesretten vahdete yuzleri cevirmeye yonelik bir yol haritasi konur onumuze, belki de ayetlerden ve hadislerden suzulmus bir istikamet olcusu anlatilir. daire daraldikca vazifeler ehemmiyet kazanir ve buyur der. kalb ve mide dairesinden en genis daire olan siyaset dairesine kadar belki yuz daire var. meraki zevki sevki ve digerlerini buralara yonlendirin, der. daire genisledikce tam tersi olur. hulasa her daireye hakki olcusunde deger verin der, iste istikamet. Bunun direkt sonuclarindan birisi, insanlara verilen degerin de bu nazar paralelinde olmasidir.

simdi insanlar hususan muslumanlar dar dairelerdeki manevi ve maddi vazifelerine yonelseler onlarla mesgul olsalar aslinda genis daireler kendiliginden duzelecektir. zannedersem sunnetullah budur. bugun bati alemi bu sirri bir nebze anladigi icin doguya nisbeten ileridir. maalesef ozellikle islam toplumlari buyuk bir istikamet sapmasi icinde dar dairelerdeki maddi ve manevi vazifelerini hep muattal birakmislar genis dairelere esbab perdesine saplanmis kalmislar feryat edip durmaktadirlar.

Zannimca, genis dairelere yogunlasmakla hic bir sey elde edilemiyor, husran, yeis ve ihtilaftan baska.

Bediuzzaman ne soyluyor (hatirladigim kadariyla): kendi fikr-i siyasisine muvafik meshur bir munafigi sena etti, muhalif bir salih alimi de tekfir derecesinde zemmetti. Galiba bu ornekte dikkatimize sunulan, "dairelere atfedilen ehemmiyette" gozlenen zulumlu bir istikamet sapmasi ve bunun vahim neticelerinden birisi olarak "insanlari degerlendirmede" gozlenen buyuk bir istikamet sapmasi. herhalde bu yuzden, seytandan ve siyasetten allaha cc. siginirim diyor. ornekteki zulumlu bakis acisina sahip kisi icin, degerlendirdigi kimselerin dar dairelerdeki ehemmiyetli meziyetlerinin onemi yoktur; onemli olan ehemmiyesiz genis dairelerdeki ehemmiyetsiz ozellikleridir.

3metin beyin tahlili, 05.08.2007 | “Saidleri Ararken”den birkaç tesbit, Metin Karabaşoğlu

salih bey,

zannedersem metin bey yukaridaki yazisinda risale takipcilerinin ustaddan sonraki durumlariyla ilgili bir tahlil yapmaya calisiyor, ustadla ilgili degil. yaptiginiz yorumda, metin beyin yazisinda sanki ustad ile ilgili bir tahlil yaptigi ifade ediliyor ve sizin de buna elestirileriniz siralaniyor.

zannimca soz konusu olan ustad da olsa ona bir kudsiyet verip dokunulmaz, tartisilmaz kilmak dogru degildir. ustadi ve risaleleri bu sekilde, su hizla degisen ve ilim ve belagata dokulen dunya insanlarina anlatmak pek mumkun degil bence. hem bu tarz bir yol, entellektuel uretimimizin onune bir set olabilir, simdiye kadar kismen oldugu gibi. yani ustadi ve risaleleri entellektuel cercevede tartismaktan cekinmemek lazim. aksi halde kendimizi ve eserleri insanlara anlatamama onlarla iletisim kuramama ve marjinallesme gibi sorunlarla karsilasabiliriz.

kanimca, kendimizi fikren ice kapatmamiz, bizim risaleleri anlamamizda kisirliga da neden olacaktir. cunku ice kapanan ve fikren diger insanlarla alis verise girmeyenler kendi fikri dagarciklarini kisirlastirdiklari gibi digerleriyle ilim ve belagat zemininde mubahase kabiliyetlerini de inkisaf ettiremeyeceklerdir. cunku fikren bir donukluk halidir bu.

eline uzunca bir elmas parcasi geciren ve omru boyunca bunu hakikatin tumu zanneden mukayyet nazarli ve gozu kapali olan bir gavvas dalgicin halidir bu.

bu durumu telafi etmek, ancak diger gavvaslarla kurulacak olan musbet ve hur bir fikir musabakasi zemini ile mumkun olabilir herhalde.

insanlarla hur fikir alisverisine girmek risale hazinesinde gizli olan kim bilir nice mucevherleri dercan etmeye vesile olacaktir.

sakin simdiye kadar risaleden anladigimiz anlamadigimizin cok kucuk bir parcasi olmasin?

veda hutbesinde ne buyuruluyor: "Bu vasiyetimi, burada bulunanlar,

bulunmayanlara ulastirsin. Olabilir ki, burada bulunan kimse bunlari daha iyi anlayan birisine ulastirmis olur."

2kabule zorlamaya yonelik konusma, 31.07.2007 | Bitirmeyelim; konuşalım!, Metin Karabaşoğlu

evvela metin beye katiliyorum.

diyalog, konusma, sohbet bazilari tarafindan, kendi fikirlerini karsi tarafa kabul ettirme vesilesi olarak algilaniyor. yani ben seninle konustum ama sen benim nokta-yi nazarimi hala kabul etmiyorsun der gibi. halbuki kimse kimsenin noktayi nazarini kabul etmek zorunda degil, bu insanlari robotlasmaya, hakkin taharrisini birakmaya goturur.

hic kimsenin nazari mutlak degildir tam tersine mukayyettir, taassubtan, ifrat ve tefritten, tevilden hali degildir, hakikatin tumunu degil buyukce bir kesimini bile ihata atmekten uzaktir. bu kisiler icin oldugu gibi topluluklar icin de boyledir.

iste bunun icin ihtiyac var konusmaya, musbet ve medeni musabakaya, taki mukerrem olan hakki arayan fitrat, hakka ulasabilsin.

herkesin, her toplulugun elinde bir hakikat parcasi var (gavvas dalgic misaline muracaat edilsin) ama hakikatin tumu degil.

bence medresetuzzehra manasi bu olsa gerektir. musbet, medeni, hur musabakanin tesis edildigi universal bir ortam. burada bazi kimselere (kim olursa olsun) verilen akil ve fikir imtiyazlarina yer yoktur, herkes anilan musabaka meydanina girip merdane fikir catismasina girmek durumundadir. iste herkesin gercek kiymeti o zaman ortaya cikacaktir. anilan musbakanin olmadigi durumda cok kiymetli gorunenler, onun tesis edildigi durumda bu pozisyonlarini kaybedebileceklerdir. acaba bu kabil kisiler boyle bir gelismeden cok korktuklari icin mi, musbet medeni ve hur bir musabakanin tesis edildigi bir vasata siddetle-suuri veya gayri suuri-karsi durmaktadirlar???

lutfen allahin cc. fitratina ve sanatina hurmet edelim

14. mesele: istikametin tarifi, 31.07.2007 | Birkaç ‘siyasî’ hatıra..., Metin Karabaşoğlu

siyasi genis daireler oldum olasi insanlarin nazarlarini, meraklarini, sevklerini vs. kendisine hapsetmeyi basarmistir.

halbuki kurani ve nebevi mesaj yukarida sayilan hasseleri hep kesretten vahdete, genis daireden dar daireye teksif etmeye cagirmistir. anilan kudsi mesajlar, her seye gucu yeten, her seyi yaratan ve yasatan, ibadete, hamde, ovguye, istianeye vs. layik yegane ilahin ancak allah cc. oldugunu, onun cc. disinda her seyin ancak onun mahluku ve kulu oldugu ve hic bir vecihle yukarida sayilan fiillere layik olmadigini uyarmaktadir. allaha cc. herhangi bir seyi, buna nefsimiz, baskalarinin nefsi ve tum esya da dahil, anilan fiillerde ortak kosulmamasini siddetle ihtar etmislerdir, tehdit etmislerdir. ornegin allahdan cc. yardim dileyip onun yaninda baskasindan da yardim istemek, medet ummak, bir seyler beklemek dupeduz sirk kapsamina giren bir amel olarak gosterilir ve yalniz allahi zikretmemiz, sukretmemiz, istiane etmemiz, hamd etmemiz, korkmamiz, sevmemiz, tevekkul etmemiz, dost edinmemiz vs. istenir bizden. boyle olunca hayatin her tarafi ve her lahzasi bir tevhid ifadesi haline getirilmek istenir. hz omer neden halidi azleder? cunku nazarlar tehvidden ona kaymaya baslamistir. allaha cc. ortak kosulmaya baslanmistir bazilari tarafindan. ancak halid de allahin lutfuna mazhar mutlak aciz bir kuldan baskasi degilidir. peygamber efendimizin asm. nihayet tevazuunun sirri da bu degil midir? neden hayatinin her lahzasinda onu zikir fikir ve sukurde goruyoruz?

iste 4. meselede yukarida anlatmaya calistigim kesretten vahdete yuzleri cevirmeye yonelik bir yol haritasi konur onumuze, ayetlerden ve hadislerden suzulmus bir istikamet olcusu anlatilir. daire daraldikca vazifeler ehemmiyet kazanir ve buyur ve cogalir der. meraki zevki sevki ve digerle buralara yonlendirin der. daire genisledikce tam tersi olur der. hulasa her daireye hakki olcusunde deger verin der, iste istikamet.

simdi insanlar hususan muslumanlar yuzde 99 olcusunde dar dairelerdeki vazifelere yonelseler onlarla mesgul olsalar aslinda genis daireler kendiliginden duzelecektir. sunnetullah budur. bugun bati alemi kismen bu sirri anladigi icin doguya nisbeten ileridir. maalesef ozellikle islam toplumlari buyuk bir istikamaet sapmasi icinde dar dairelerdeki maddi ve manevi vazifelerini hep muattal birakmislar genis dairelere esbab perdesine saplanmis kalmislar feryat edip durmaktadirlar. iste recete kalp ve mide dairelerinden baslamak uzere dar dairelere donmek, hakiki vazifelerimize donmektir. simdi bu perspektiften bakinca siyaset daireleri gibi genis dairelerin aslinda birer seraptan ibaret oldugunu dusunuyorum. yani genis dairelere yogunlasmakla hic bir sey elde edilemez, husran ve yeisden baska.

simdi filanca kisi filanca partiye oy vermis meselesi bence sifira yakin bir oneme sahip. asil onemli olan insanin allah cc. tarafindan verilen sermayesini yani merakini, aklini, zevkini, sevkini vs. dar dairelere dogru artan oranda genis dairelere dogru da azalan sekilde sarf etmesidir. simdi bir dusunelim. kalb ve mide daireseinden baslarsak, en onemli en buyuk ve en daimi vazifeler buralarda, en genis daire olan siyaset dairesine kadar ki burada en ehemmiyetsiz ve muvakkat vazife var, ne kadar daireler var. belki yuz tane daire var. simdi bir insanin kiymeti aslinda tum bu dairelerdeki-daire kuculdukce vazife ehemmiyet ve buyukluk kazaniyor buyudukce tam tersi-performansina gore olculmeli. simdi sahsen bir insani degerlendiriken kiymet atfederken eger dar daireler atlaniyor da ta en genis daireye gore hukum veiliyorsa iste burada karsimiza zalimane bir buyuk istikamet sapmasi cikiyor.

simdi ornegin metin bey siyasi bir yazi yazmis gorus beyan etmis. sahsen bu benim icin metin beyi degerlendirmem de sifir nokta on binde bir paya bile sahip degil. cunku metin beyi asil degerli kilan onun dar dairelerdeki mazhar oldugu nimetler, aksiyonlar.

gazeteleri takip ediyorum da yazarlar icinde mesela bir ali unali goruyorum meseleye bu zaviyeden yaklasani




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut