“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

[*4.593 yazı içinden]

 karen toyan : yorumlar 

7devamını bekliyoruz, 15.06.2006 | Demir’in Dünyası, Mevlude Meriç

çok güzel yanızama sık sık açıp devamını yazmışmısınız diye bakıyorum. Evet bende soruyorum bunları öğrenmek ne işe yarayaçak?

6VARMISIN DİN KARDEŞLİĞİNE, 18.02.2006 | Herkes benim gibi düşünsün - mü ?, Levent Bilgi

Çok güzel bir yazıydı elinize sağlık. Sedece bir cemeatin içindeki bu kadar ayrılık bile insanı düşündürüyo. Liyakatsızlığımızın sınırsızlığından değil de, umarım olması gereken bir sırrın cilvesindendir. Sizin yazınız bunu destekliyo. Belkide doğrusu bu. Daha öcede bir yazıda BÖLÜNDÜKCE BÜYÜYEN CEMAAT başlıklı bir yazı okumuştum. Oda pek hoşuma gitmişti. Ayrılıkta ki birlik hikmet adına içimi ferahlatmıştı. Ama birbirene tahammülsüzlük, sadece kendini mutlak doru sanmak heralde yaptığımız nice hizmete gölge düşürüyordur. Değil aynı cemaat içinde, aynı kitabları okuyanlar değil, bukadar farklı tarıkatların cematların bukadar meşreblerin hatta mesheplerin arasında ki ayrılık herkesi öteki görme, kendini kutsama beni öldürecek birgün. Sadece beni öldürse sorun yok, Malesef amelimizi, ilmimizi, ihlasımızı, hizmetimizi ve niyetimizi katlediyor. Gerçekten herkez sizin gibi düşünmeli. Aynı Allah a, aynı kitaba ve aynı peygambere inanıyorken ortak paydaya herkesin vücüdün organları gibi gerekli olduğu bir işe yaradığı ve biri olmazsa diğerininde zarar göreceği,hepsinin bir bütünün parcası olduğu gerçeğini de koysak, gözümüze verilen degerin böbreğe verilinden az yada çok olmayacağını bilsekte bir birimize sahip çıkak en azından birbirimiz üzerindeki duamızı esirgemesek böyle perişan,böyel dağınık böyle paramparça olmazdık heralde. Ben sizin gibi düşünmüyorum! En azından bu kanuda herkez sizin gibi

düşünmeli.

5gönül yaram, 29.12.2005 | Gönül Yarası'na Devam, Sadık Yalsızuçanlar

Tepkiliydim. Oysa Türk filmlerini kaçırmamaya çalışırdım. Hem severim, hem de desteklemek adına tercihimdir. Oysa tepkiliydim Gönül Yarasına bir şeylerin propagandası sanıyordum. Şener Şen’e hayran olmama rağmen gitmemiştim.

Geçenlerde abim bak gönül yarasını getirdim izlersin dedi. Çok kızdım izlemiyorum diye. Son zamanlarda hepten tepkiliyim ya! Dün sizin yazınıza rastlayana kadar. Bir filmden bu kar mı ders alınır? Bu ne tefekkür ufku? Tebrik ederim doğrusu. Yazıyı bitirir bitirmez telefona sarıldım. Abi Akşama gelirsen filmi getir ve kara kaleme gir bu yazıyı oku dedim.

Akşama film geldi. Bu ne güzel bir film. Şener Şen ve Yavuz Turgul’un nelerini seyrettik de on kere yirmi kere tekrar tekrar seyretmedik. Muhteşem. Öncelikle size teşekkür ediyorum.

Nazım Abey; Benim Nazım Hikmet abeyim. Hanımı Piraye, sonraki hanımı Münevver, oğlu Mehmet.. Hepsinin hayatını zorlamamış mıydı ‘Nazım’ olmak? Vatan hasretiyle yanan bir yürek Nazım. Ne derece doğru bilmem ama son yıllarında Rus hükümetiyle iyice ters düşen Nazım. Bilmem kendi inançlarına da ters düşmüş müydü? Hayallerinin beyaz ülkesine miydi sadece küskünlüğü? Kendini sürüklediği yalnızlığın, gurbetin içinde daralmış uğruna feda ettiklerini niyesini niçinini ararken onunda ayakları bir hiçemi çarmıştı yoksa? Elde avuçta kalan neydi? Onun şiirlerini okuyup bir kahraman olduğunu söyleyen birkaç hayrandan başka ne? Ne kalabilirdi ki Hakka adanmamış davalardan.

Dünya; dünya süsüyle, cazibesi, masum gülüşüyle hakikaten bir dünya. O hiç sezdirilmeyen masumluğun, saflığın altındaki kahpe dünya. Aslında beklediği sadece sevgi ve şefkat. Ne yazık ki onu kurtardığını sanan, iddia eden ‘dost insan’ da bu yok. Çok iyi niyetli ama Dünya ya olan tutkusu, kendi mülkü görmesi, hor kullanmasına sebep oluyor ve dünya kahpeliği ile gerekli dersi ona veriyor. Sen bağlandıkça o kaçıyor. Dünyayı ve kendini (nefsini) öldürmeden asla kurtulamıyor.

Öce nefsinden geçmek gerekiyo yani. Dünya şefkat bekliyo. Dünyanın dört bucağına kendinden geçmiş, her türlü fedakarlığı yaparak sevgi ve şefkat tohumları saçarak giden gönül erleri Gönül Yaralarına öteleri merhem edecekler. Ve saçılan toğum sübül verince buram buram sevgi çiçekleri götürecekler gidecekleri aleme…. Ve avuçlarında bir hiç olmayacak onların..

4anlamadım, 10.12.2005 | Küçük adama vurun!, Metin Karabaşoğlu

Her yeri nefis. Her gün gündelik hayatta rastladığımız, hatta alışatığımız insan modelleri. Elinize sağlık. Yalnız son kıssadaki Efendimizin son çümlesini bir kaçkez tekrar ettim ama analayamadım. İzah etme imkanınız varsa çok sevinirim.

3emek, 28.11.2005 | Evlilik Ağacı, İsmail Örgen

Bir fidan bile emeksiz yetişmezken yaradılışın en büyük semeresi olan insan emksiz yetişe bilirmi?Bir bağın bostanın yetişmesi emele gelmesi için uygun ışık, ısı, su, toprak gibi unsurlar ihtiyacı olduğu kadar verilmesi gerekiyor, bir dostlugu, bir yuvayı, bir çocuğu yetiştirmek, devamlılığını getirmek aynı oranda hatta dahada ciddi olarak uygun sevgi,saygı, şevkat anlayış sabır,sadakat gib unsurların dozonda verilip yaşatılması için emek sarfedilme gerekmiyor mu?

2kör, 12.11.2005 | Allah’a Yakarış, Cemal Karabel

kör alemi görmüyor diye alem yok mudur?

1ne diyebilirim ki, 12.10.2005 | Şefkat Bir Daha Şefkat, Metin Karabaşoğlu

Öğlen felandı yazınızı okumaya başladığımda. Ne diyebilirirm ki. Kendimi bulmaya başladım yazılarınızda. Derginizi yeni keşfetim. Ben de artık bir keşif yolcusuyum. Diğer yazarları da takip edeceğim İnşallah. Tebrik ediyorum. Ayna görevi görüyorsunuz sanırım. Baktığında gerçekleri gösteren, gerçekleri güzel gösteren, kendini görebileceğin hakikat aynaları.



© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut