Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Akıl nedir?
–İsmail Örgen

[*4.665 yazı içinden]

 ismail uzun : yorumlar 

16, 07.06.2006 | Ezeli kelam sükut, Seyit Nurfethi Erkal

Efendiliğyle tanıdığımız Seyit Bey bu yazısıyla da bu çizgisini devam etmiş.

teşekkür ederiz

15Şefkatle bezenmişlerin uhuvveti karşılıksız olur., 02.04.2006 | Kardeşlik, Rabia Nazik Kaya

Kardeşlik muhabbeti, ondan öte karşılık beklemeyen şefkati, ali cenaplığı iktiza ediyor ki kamil olabilsin, kardeşini aynı vücudun azalarından biri olarak görmekle de ona ihtiyacını hissediyor. onsuz olamayacağını anlıyor."Feeslihu beyne ..." işaretiylede zaman zaman kardeşlerin arası bozuk olabileceğine fakat bunun derhal izale ve ıslahına çalışmamıza araları yapıp şahsı manevi bünyemizi sıhhatli tutmamız gereğini anlıyoruz. Acizane... fakirane... şefikane ... tefekkür mesleğinde... vesselam.

14Nur fenalara nardır., 08.01.2006 | Ümeyye’ler Bilâl sevmez, Metin Karabaşoğlu

"Nur fenalara nardır."

Işıktan rahatsız olanlar ancak yarasa tiynetlilerdir.

Bir Rabbe kul olmasını bilmeyenler binler batıl mabudlara köle zavallılardır. Vesselam.

13Korku ve ümit dengesi, 07.01.2006 | Bir başka açıdan biz ve ötekiler, İnci Şirvan

İlim, amel, ihlas basamakları "...ala hatarin azim" le devam ederek uyanık kalıp emn ve yeis vartasına düşmememizi öğütlüyor.

Hizmet yolları mensuplarında da ferdi veya mesleki bir ayakları yere basmama -bazan, bazı kişilerde , bir miktar - bulunabiliyor.

"Kardeşleri içinde fani olamak" sırrını, başkaları için yaşayabilmek faziletini ne derece tadabilmişsek o oranda manen huzurlu oluruz. Vesselam.

12"MEN DAKKA DUKKA", 01.01.2006 | Gazap tacirleri, Metin Karabaşoğlu

R.Nur dan bazı pasajlar:

"Su-i zan ve su-i tevilde, bu dünyada muaccel bir ceza var. "Men dakka dukka (Çalma kapıyı çalarlar kapını) kaidesiyle, su-i zan eden, su-i zanna maruz kalır. Mümin kardeşinin harekatını su-i tevil edenlerin harekatı, yakın bir zamanda su-i tevile uğrar, cezasını çeker".

"Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır." (Mektubat, s. 523)

"İnsan hüsn-ü zanna memurdur. İnsan, herkesi kendisinden üstün bilmelidir. Kendisinde bulunan su-i ahlakı, su-i zan saikasıyla başkalara teşmil etmesin. Ve başkaların bazı harekatını, hikmetini bilmediğinden takbih etmesin." (Mesnevi Nuriye, s. 61-62)

114 Yada 2 çift muarrif, 01.01.2006 | Kainatı değil nefsi parçalamak - 1, Aykut Tanrıkulu

-4 Yada 2 çift muarrif-

Bir çifti: "Ben"ler ve "Kevn" (alem); -alem i asgar/ekber-

Diğer çifti: Kuran ı Hakim, Rasul i Ekrem (ASM). diğer deyişle Kuran ve onun ahlakıyla ahlaklı model Rasül (ASM). Bu ikinci çift aynı zamanda birinci çiftlerin nuru, meşalesi... Ruh u insan ve Kuran ı azimüşşan ebedi...

Şeytana ve şerlere teslim i silah etme Ey Nefis! Ne kadar parçalansan da zerrelerin bile Hz. Mevlana gibi, dünya gibi bir merkezde döner "BİR"e işaret eder. Vesselam.

10Nasılki; Namaz tesbihatında da Sübhanla başlarız., 29.12.2005 | Rabbini Sübhan bilmek, Metin Ergöktaş

Tesbihatta önce Sübhanallah demekle kusuru işmam eden şeylerin Rabbimizde değil, kendi nefislerimizde olduğunu itirafla, istiğfara yönelmiş böylece manen temizlenmiş bir kalple huzura çıkıp Tahmid ve Tekbirle tesbihe devam ederiz, yoksa Sübhanallahı idrak edemiyen tahmid ve tekbire yönelemez... Vesselam.

9Adavet etmek istersen, 29.12.2005 | Nefret bağımlılıktır, Metin Karabaşoğlu

"Adavet etmek istersen kalnindeki adavete adavet et..."

"Mümin mümini sever ve sevmeli, hatasına karşı ancak acır, lütuf ve merhametle ıslahına çalışır..."

"...yine Kur’ân’ın beyanıyla, ‘kâfirlere karşı çok şiddetli, aralarında ise çok merhametli’dirler. Bir yanda imanî olan karşısında dökümhaneye girmiş demir gibi yumuşak; öte yanda, küfrî olana karşı, çifte su verilmiş çelik kadar serttirler. ..."

Körükörüne yanlış teslimiyetler, görenek, taklit ve taassup belaları nefreti uyandırmağa çalışsa da mümin mümine çok merhametli ve insaflı olmak zorunda vesselam.

8insaflı tenkid lütfen, 22.12.2005 | İslam, İktidar ve İhtiyar, Refik Yıldızer

Bu yazı "hadi canım"lı yorumdaki tenkidi hakedecek muhteva taşımıyor, durum tesbiti yapıyor, aslında tenkid edenini takdir edebileceği unsurları daha çok içeriyor diyorum. vesselam.

7Risale-i Nur "Mesleği", 18.12.2005 | Zaman cemaat zamanıdır, Metin Karabaşoğlu

Bir yönüyle kaygı ve eleştirilerinizi takdir etmekle beraber aynı zamanda cemaat zamanındaki cemaati kuvvetli kılacak "vahid-i sahih"lerin keyfiyetleri -kaliteli oluşları- de önem arzediyor , enazından bu kısma da vurgu gerekiyor. Zira Üstad; dost, kardeş ve talebe tanımı yapmasıyla "hususi daire"den, adına cemaat yerine "Meslek" tabiriyle adlandırdığı hususi daire ve bunların katmanlarını da gözardı edemiyoruz. Risale i Nur da bütün müminlerin malıdır amma sadece müminlere değil tüm insanlara hitabediyor. Hususi daire olsa da umuma bakan hizmeteri olabilecektir...

Hem mesela Risalelerde nisbeten seyrek geçse bile "Nurcu" tabiri de geçer ama bu bile hususi daire elemanlarını ifade eder ancak aynı zaman da bu daire içinden değil de dışından yapılmış bir tanımlamadır, lakin kabul görmüş , reddedilmemiştir diyorum. Konuya bir nebze katkısı olur inşaallah. Selam ve muhabbetlerimle.

6Bazen hasen ahsenden ahsendir., 11.12.2005 | Birincilikleri Aşan Bir İkincilik, Metin Karabaşoğlu

1-İmamet şerefini onlara bırakmak...

2-Çoban gibi arkadan gidip toparlayıcı olabilmek.

3- Zayıflarınızın ayağıyla yürüyünüz... emrine ittiba

4 - Tefani sırrı, isar - diğergamlık- sırrı...

İhlastaki muhteşem kuvveti gözler önüne seriyor. Rabbim bizleri bu sırlardan mahrum bırakmasın , vesselam...

5Hürriyet, eşitlik, insaf, 11.12.2005 | Devlet nasıl küçülür?-I, Mehmed Boyacıoğlu

"İman ne kadar parlarsa hürriyet de o kadar ziyadeleşir."

Becerinin bilhassa çocuklarda gelişmesi kaba kuvvet ve tahakkümün baskın olmadığı ortamlarda yeşerebilir.

Devletin küçülmesi ifadesi de ideal,cazip, moda bir ifade olarak alınıyorsa da bence bundan ziyade hantallıktan kurtarılmasıyla manevi kişilik olan devletin bizim ferdi kişiliklerimizin bileşkesini aksine büyük tutmamız gerekir.

Bu haliyle küçülmesi gereken devletten ziyade dengesiz, hikmetsiz uygulamaları ve tek merci ve kaynak olarak görülmekten ziyade şeffaf, ayna gibi yansıtıcı olabilme yönüyle olgunlaştırılmalı.

Aksi halde kapitalizm ve sosyalizm denemelerinde olduğu gibi bir yanlıştan kurtulalım derken diğer bir yanlışa dalanlar devam edip duracaktır.

İnançtan gelen "Şefkat", "hakka hürmet", "cemaatin önemi" diğer deyişle "kollektif Şuur" ne oranda manevi sahsiyetlerimiz olan Topluluklarımıza yansırsa o denli ideale yaklaşılır. Yoksa fırsat eşitliğinin kısır, şefkatin eksik olduğu ortamlar hep hayata küsmüş bireyler yetiştirmeye ve daim güdülmeye muhtaç olmak gibi zillet devam edecektir.

Terketmek, yılmak yerine, sahip çıkıp, ıslahına çalışmak daha evladır diye düşünüyorum. Vesselam.

4Diğer Yoruma katkı, 11.12.2005 | Küçük adama vurun!, Metin Karabaşoğlu

Karen Toyan kardeşimizin yrumunda anlayamadım dediği husus sanırım:

"Zayıfların intikamını güçlülerden almayan bir ümmeti Allah "asıl" takdis edip (günahlarından arındırır?" cümlesinde geçen ASIL kelimesi aslı "nasıl" olacakken tashihte gözden kaçmış zannnediyorum. Doğrusunu yazan bilir... Vesselam.

3Dünyada nisbilik, ukbada mutlakiyet hakimdir., 04.12.2005 | “Ya siyahtır, ya beyaz” mı?, Metin Karabaşoğlu

Ümmet fertleri olarak masumiyet sıfatımız yok, hem de cennet ve cehennem tabakaları , günah -sevap tartısı, imanın mertebeleri hep izafiyet ve nisbiliğin bu dünyada esas olduklarına işarettir. Konu başlığınız tabirine izafeten diyecek olursak hakkımızda hakikatler gri olarak tecelli eder. Ancak bu griliğin siyah ağırlıklı tonları kötüye, beyaz ağırlıklı tonları iyi ve güzele bakar diyebiliriz.

"Birşey bütün bütün elde edilemiyorsa da bütün bütün terkedilemez" hakikati de bu konuya ışık tutar.

Mesela cemaatla kılınan namazın daha faziletli oluşu o cemaatin fertlerinin derecelerinin farklılıklarıyla beraber bir bileşkeleri olan cemaat sevabı da nisbilikten pay alır. Bunun gibi insanın duyguları, sıfatları, hata-sevap ve azaları da cemaat olmaları hasebiyle bu cemaatlerin fertlerinin gerçek değer ve karşılıklarını ancak Mevla c.c. layıkınca bilip, bizse nisbeten bilebileceğimizden bir şeye mutlak siyah beyaz mantığıyla hükmetmenin ne denli zor olduğu gene anlaşılabilir. Burada niyet ve gayretin halis ve rızaen lillah olması çok mühimdir, aksi halde ümmetin yaraları derinleşir, yenileri eklenir. Mevla c.c iyilik ve güzelliklerimizin ferd ve cemaat temellerinde nisbetini hayra doğru artırsın, kötülük ve çirkinliklerimizi yoketsin... Vesselam...

2Nefsini ıslah etmeyen..., 03.12.2005 | TERBİYE, Mevlude Meriç

Doğrudur zira, nefsini ıslah etmeyen başkasını ıslah edemez, -velev çocuğu bile olsa-...

1Kuvvete değil Hakka istinad, 03.12.2005 | İslamî Üslup - II, Mevlude Meriç

Maalesef tebliğ makamı güzellik, hikmet ve kavl-i leyyin (Yumuşak söz) iken ; sanki fiili harpteymişcesine sertlik tezad teşkil ediyor. Hele müminler arasında olursa daha bir acınacak perişanlık hali söz konusu oluyor.

Oysaki Kur an Medeniyeti , kuvveti hatırlatan sertlik üzerine değil , ulvi olan "Hak" üzerine müessestir. İlmen yenik düşen zayıflardır ki kuvvete ve sertliğe meylederler, Yahut itidal-i demi -soğukkanlılığı- muhafaza edemezler, eneniyetlerini işe karıştırıp ortamı bulandırırlar. Fakat beşeriyet itibarıyla bazan muvazeneyi, vasatı kollamak zor olabiliyor farkında olmadan sapmalar olabiliyor. Ancak hak ve Hakikat taraftarı olan insaflı olup hatasını farkedince ısrar etmez, çabucak hakka döner. Hele ulvi hizmetlerin yolcuları şahsi meziyetlerini değil hizmetin manevi şahsiyetini önde tutarak, hissi , fevri, indi tavırlardan uzak dururlar.

Zaten imanın mahiyeti şefkati, bu da yumuşaklığı iktiza eder. Mevlamız bize sırat-ı müstakiminde terakki versin... Vesselam.




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut