Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

‘Füruat’ın meyveleri
–Metin Karabaşoğlu

[*4.665 yazı içinden]

 haticenur : yorumlar 

12harika, 16.01.2008 | M. COLIN TURNER: “Mekke’yi inşa etmeden, Medine’yi yaşayamayız”, *

çok güzel bir yazı gerçekten RİSALE-İ NUR böyle birşey işte okuyan insanların ufkunu acıyor!

Mekke’yi inşa etmeden, Medine’yi yaşayamayız..

Mükemmel bir tesbit tam Bediüzzaman hazretleri gibi düşünüyor M. COLIN TURNER..

Zira Üstad ne diyor:"biz islamiyeti hakkıyla yaşasaydık diger dinlerin tabileri de fevc fevc girerlerdi" ve baska yer de de hizmetin daire daire oldugunu en küçük dairede en büyük vazifenin oldugunu sölüyor...

Alllah u teala yar ve yardımcımız olsun!

11Olaylardan ders cıkarmak., 27.11.2007 | Acıda buluşmak, Metin Karabaşoğlu

esselamunaleyküm..Uzun zaman oldu yorum yazmayalı:)

yazıları okumaya ancak fırsat bulabiliyordum..:(

Metin abi yazdıklarınız da aslın da neyi kasdettiginizi cok iyi anlıyabiliyorum..O yönde çok haklısınız bizlerin bir şeyleri düzeltmek, helallik almak, gönül almak için vesileler beklememizin gereksizliginden bahsediyorusunz

Hele de bu sebepten acı günleri beklememizin, bu yönde kullanmamızın üzücülügünden bahsediyorsunuz..Demeniz o ki"acı günleri o baglam da görmeyin ve bi pürüzü düzeltmek için asla bir acı günü beklemeyin"

Yoksa kardesimizin dedigi gibi bu günler de birbirimize daha da destek olmalı evet illa böyle birgünü beklememeli gönül almak içn ama böyle birgün de de bulunyorsak degerlendirmeye çalısmalıyız..

İnsanoglu yeter ki bir şeyleri deiştirmek istesin ALLAH U TEALA hep önüne fırsatlar sunuyor bu fırsatları degerlendirmeliyiz vesselam..

10selamun aleyküm.., 23.03.2007 | Hevesten Havasa, Evliyadan Asfiya Risale-i Nur, Mustafa Oral

Yazıda risale-i nurun görüş açısı mahiyeti lanse edilmeye çalışılmış sanıyorum.yani risale-i nur tasavvur değil tasdiktir,teslim değil imandır,marifet değil şehadetttir şuhuddur,taklit değil tahkiktir,iltizamm değil izandır TASAVVUF DEĞİL HAKİKATTIR DAVA DEĞİL DAVA İÇİNDE BÜRHANDIR......diyor YA ÜSTADIMIZ..Güzel ve açık bir şekilde belirtmişsiniz iman-ı billah...konusunu..Bu arada şunuda belirtmek isterimki risale-i nur fen ile din ilimlerini birleştiriyor özelliği bu ama burdaki fen ilimleri demek okulda öğrenilen ilimler demek değil..fen ilimlerinden kasıt;akıl ile kalbi ittifak ettirmek için sadece kalb yoluyla gitmemek için tüm mevcudatta allahın eserlerini görmek ayda güneşte çiçekte böcekte uzayda vs...herşeyde allahı bulmak..Zaten belirtmiş mustafa abi yazısında mana-yı harfiyle bakmak demek herşeye...la mevcude illa hu demeden kainatı inkar etmeden allahı bulmak veya allah-u tealayı bulmak için kainatı inkar etmemek aksine kainatı allahı bulmaya vesile kılmaktır..Üsatadın makamı meselesine gelince ortada öyle bir meselede olmaması gerekir bu konu bizim şahsi fikirlerimize münhasır değildir RN da herkes istifadesine göre Üstadın makamını kalbinde tayin eder..Üstad onun makamıyla ilgili konuştuğumuzu duysa kimbilir ne kadar üzülürdü.Böyle konuları sırrımız olarak saklıyalım veya umumen konuşmayalım..duanız ümidi ile...

9, 09.03.2007 | DÜNYANIZI KARARTMAYIN, Halil Köprücüoğlu

PAYLAŞIMINIZDAN ÖTÜRÜ ALLAH RAZI OLSUN..Evet insan ne yaparsa KENDİ KENDİNE YAPAR.Mutlu olmakta mutsuz olmakta bizim elimizde..Önce kendimizi anlamaya çalışmalıyız ve mutlu olmak isteyip istemediğimizi kendimize ciddi bir şekilde sormalıyız.Bazen istesede belli etmez biz onuda anlamanın bir yolunu bulmalıyız.Kim mutlu olmak istemezki dememeliyiz.Çünki bazılarımız mutsuzluğa alıştığından mutlu olmanın yolunu aramaz veyada istemez evet aslında isterde alışmadığı için battı balık yan gider misillü ümitsizlikten ötürü istesede mutlu olmayı ,olucağına inanmadığı için istemez aramaz...Karamsarlığa ,mutsuzluğa,yasa değmez bu dünya ve içindekinler.Kendinizi ümitsizliğe düşürecek herşeyden sıyırın ve sıyıralım ..bunlarıda iyi tesbit edelim(dünyamızı karartacak herşeyi)ona göre bir ilişki kuralım mevcudatla.Birde her haldeyken mutlu olmayı bilmeli insan MUTLULUK sadece güzel şeyler yaşandığında duyulaN bir his olmamalı.Bir insan her halinde mutlu olmayı bilmeli.yoksa mutlu olduğumuz anlar kısıtlı kalır.ASIL MUTLULUK İŞTE BUDUR BAŞINA NE GELİRSE GELSİN ALLAH U TEALANIN BİR HİKMETİNİ GÖRÜP RAHMETİNE SIĞINMAKTIR İNANÇLIYSAK EĞERVEDE İNANÇLARIMIZ DOĞRULTUSUNDA YAŞIYORSAK VEYA YAŞAMAYA ÇABA GÖSTERİYORSAK DÜNYANIN EN MUTLU İNSANLARINDANIZ..BİZ MUTLUYUZ MEVLA SAYESİNDE O NEYLERSE GÜZEL EYLER EE DAHA DÜNYAMIZI NE KARARTABİLME CÜRETİNDE BULUNABİLİRKİ...(

8.............................., 07.02.2007 | Peygamberle görüşmek, Metin Karabaşoğlu

Öncelikle risale-i nur müşteri aramaz.Çünki kemiyet değil keyfiyet önemlİ diye buyuruyor Üstad.Tarikat zamanı değil,hakikat zamanı sözü ise hiçbir meşayiha yalan isnad etme gibi bir anlam taşımamakla beraber vebal içeren bir sözde değildir.Aslında risale-i nurun birçok yerinde açıklaması vardır bu sözün.Asrımızda herşeye akli bir açıklama ister insanlar (daha çok genç kesim)çünki akılları felsefeden gelen yaralarla doludur.RN ise haşri bile akla kabul ettirmiştir.Eskiden ise kalbin kabul etmesi yeterlidir insanlar için.Bu ve daha birçok hikmete binaen söylenmiştir bu söz,yoksa telvihat-ı tisada tarikatı anlatırken en ufak bir kötülemede dahi bulunulmamıştır aksine güzelliğinden bahsedilmiştir ne varki bu zamanda insanların en önemli ihtiyacının iman dersleri olduğunu isbat eden ÜSTAD,tarikatın cenneti genişletecek faydalara sahip olduğunu ama insanların öncelikle cennetin var olduğuna inananacakları deliller istemeleri üzerine bu zamanın hakikat zamanı olduğunu savunmuştur.DAHADA BİRÇOK HİKMETİ VARDIR.Ayrıca RNdaki ebced hesaplarına inananlarla kendince çıkarımlarda bulunanlara inananlar arasında büyük fark vardır.Aynı kefeye konulmasınıN mümküniyeti yoktur.bÜYÜK ZATLARI ELEŞTİRMEK HADDİMİZ DEĞİLDİR ASLA...Yazıdaki amacın birilerini eleştirerek kendi mesleğini ön plana çıkarmak olduğunu da sanmıyorum.Sadece herşeyi kitabın ve sünnetin mizanlarına vurarak düşünüp kabul etmemiz vurgalanıyo.Peygamberle görüşmemizin böyle mümkün olucağı söyleniyor.Allahu tealada MUHSİNLERLE(GÖRÜR GİBİ İBADET EDENLERLE) BİRLİKTE OLDUĞUNU SÖYLÜYOR.Bu şekildede Allahla görüşmüş oluyoruz kimileri her an kimileri ömürde bir kez.Ama büyük zatlar peygamberimizle a.s.m yakazaten görüşebilir Bu konuda hüküm vermek kendimiz açısından iyi olmaz sanıyorum biz muhabbet fedaileriyiz ........AMA yorum yapan abinin tarikata bağlı olduğundan bunu herkese kabullendirme gayreti nefsani olduğundan yakıştıramadım.Biz RNda ne geçiyorsa tedkik etmiş vede inanmışız.Bu sitedeki yazarlarında aynı düşüncelerinden ötürü ONLARIDA KABULLENİP BENİMSEMİŞİZ.Madem siz farklı bir açılım oluşturmaya çalışıyorsunuz ve bunuda yolun abilerini eleştirip kendi efendinizi ön plana çıkararaktan yapıyorsunuz sizden ricam niyetinizi gözden geçirmeniz ve sadakatle RİSALELERİ BİR DHA OKUMANIZDIR(eğer gerçekten risalelerden istifade etmek istiyorsanız tabi) VE eleştiri için değil,istifade için okumanız karakalemdeki yazıları... (tabikide eleştirme özgürlüğünüz mevcut)Ama hizmetse niyetiniz eğer tavsiyemdir.....SAYGILARIMLA

7Zoru Başarmak!!!............., 05.02.2007 | Yusuf’un Bürhanı Neydi?, Metin Karabaşoğlu

Zamanın ihtiyacına binaen harikulade bir yazı.Allah u teala kurandaki herşeyden kendimize pay çıkarmamızı istemiş.Tabi doğru şekilde istifade etmek şartiyleiİstikametli yazılarınızdan ötürü ALLAH RAZI OLSUN VE DAİMİ OLSUN.......inş Belki çok zor bir asırdayız yani en ufak bir sevabın yapımını engelleyen muzaaf nedenin olduğu ve şeytanla uzun ve zorlu mücadele gerektiren imtihanlar olduğu bir asır(çünki alem pazarında en revaçta olmuş olan "hevesatlar için herşey fedadır"düsturu moda olduğundan herkes benimsemiş,alışmış)Ama en ufak sevabında kat kat yazıldığını Allah u tealanın dahaçok hoşlandığını,çok makbul gördüğünü unutmazsak ve inancımız ölçüsünde hiçbirşeyin boşu boşuna olmadığını en ufak birşeyin bile mükafatının verileceğini ve herşeyi her an herşekilde gören duyan iç yüzünü bilen bir ALLAHın olduğunu aklımızdan çıkarmazsak yapamıyacağımız hiçbirşey olamaz(allahın izniyle)DUADA TÜM KİLİTLERİ AÇAN EŞSİZ BİR ANAHTAR ZATEN................

6dikkat!!, 16.01.2007 | Arz-ı hal, Metin Karabaşoğlu

öncelikle yazdıklarınızda illa hep bir yerlere dokundurma yapma arzusunu taşıyacağınızı sanmıyorum.Gerektiği zaman bunu yapıyorsunuz ki en ufak bir abartı olmadığı gibi yapmamak zaten sizi sz olmaktan çıkarır. Sizin yazılarınız bu yüzden istikametli. HAKKI HAK BATILI BATIL GÖRDÜĞÜNÜZ İÇİN.Niyet rıza-ı ilahi ise yola aynen devam-ki öyle de yapacakmışsınız. Risale-i nur talebesi olan birçok yazarın yazılarını istikametli bulmuyorum ve şimdiye kadar okuma tenezzülünde de bulunmadım o yüzden. Zaten risale-i nur başlı başına yeter ama istikametli birileride varsa yorumlarından istifade etmek hiç de fena olmaz.Taviz vermeden risale-i nurun hakikatları ve düsturlarına uyduğunuz müddetçe yazılarınızın arkasında destekçiyim-ve çiyiz-inşaallah. Bir de sanıyorum istişareye ve meşverete verdiğiniz önemden ötürü böyle istikametli düşüncelere sahipsiniz. melek ablanın yorumununda konuyla alakadar kısmını fazla sezemedim. Yazarlar mabeyninde ön plana en az çıkan karakalemcilerden biri kendisi. insanlar da yazılarının güzelliğinden bahsediyorlar sadece bir allah razı olsunu da hak ediyor sebepler tahtında.Tabii ki de risale-i nurun mesleğine ters şahısçılık. Bu bir düsturdur. Lakin belirttiğim gibi bu konunun bu düsturu gerektiricek bir uyarı almasını gerektiren ortada bir durum yok-varsa da başka açıdan. O yüzden insanların kafasını karıştırmanın lüzumu yok. Bu konularda çok hassas davrandığınızı anlıyor fakat bu tür fikirlerinizi has daireyle paylaşmanızı tavsiye ediyorum. Bi rde yanlış anlamayın imani olmayan başka bir yazısında eleştiride bulunmuş bir insanım...hiç kimse mükemmel değildir, fakat en çok faydalı olan an az faydalı olanlara tercih edilir düsturunca toplumumuza madem fayda veriyor daha çok o zaman baş üstünde yeri vardır O (yani metin abi)zaten hassasdır bu konuda, bir de biz iyice üzüp destek yerine köstek olmayalım

5, 13.01.2007 | Tüm tenkidlere rağmen “iman kardeşliği” kazanacak, Levent Bilgi

evet diğer yorumlarda bulunanlar gibi bende yazınızdan ötürü Allah razı olsun demeyi kendime borç biliyorum.Bu zamanda böyle düşünen insanların artması gerekiyor yoksa ,içten içe bir yıkım gerçekleşecek.ehl-i dalaletin darbesinden ziyade cemaatimiz içindeki görüş farklılıkları yüzünden bir yıkım gerçekleşebilir allah korusun tabi. risale-i nurun birçok yerinde mükerreren yapılan uyarılara rağmen,risale-i nuru zahirde çok iyi bilen ve hizmetin tam ortasında bulunan insanlar bile bu görüşte olmayabiliyorlar Oysa üstadımız vefat etmeden 2-3 ay önce said özdemir abiya diyorki"siz hizmeti düşünmeyin ch hizmeti bir münafığın eliylede yürütür.Sizin düşüneceğiniz muhabbet,uhuvvet,tesanüd ve ittifaktır"YANİ İLLA HİZMET DEĞİL İLLA UHUVVET.Başj-ka yerdede diyor bizim mesaleğimiz muhabbettir diye herkes farklı istidatlarda yaratılmış.Ama şu varki hizmet hizmet diye farzları terkeden risale-i nurun düsturlarına uymayan kişelerede allahtan akıl fikir vermesini istiyorum.Onun haricindeki kesimin-ki onlarada dua ediyor ve muvaffakıyetler diliyorum-yaptıkları hizmetler için allh razı olsun diyorum ve canı gönülden onları tebrik ediyorum vede sadece yalnız kendi mesleğim haktır dememelerini-ki deseler bile en azından tenkidde ve umumi kötülemelerde bulunmamalarını rica edyrm

4, 12.01.2007 | “Dindar erkeklerin eşleri, onları “her bakımdan” garanti olarak gördüklerinden dolayı onlara insan gibi davranmıyorlar.”, Levent Bilgi

ben yazarında yorum yapanlarında yzdıklarında haklı olduklarını düşünüyorum.Farklı konudan ele alınca ve empatide yapınca herkese hak veriyorum erkeklerede kadınlarada..Ama risale hizmetinde bulunan kadınlarında aile hayatlarında bir serbestiyet içinde oldukları konusuna gelince şöyle düşünüyorum:hiçbir insan nefsini tam terbiye edememiştir(a.s.m hariç)büyük zatların bile nefsinden şikayet ettiklerini duydum diyor Üstad.hiç kimse hiç kimseden mükemmel davranışlar beklememeli,çünki kimse tam mükemmel değil..hem Üstad ölçy vermiş ne dyr dünyadar haremler diyor rsn dan hakiki hissemend olan her insan dünyanın muvakkat olduğunu ve hakiki sevgiye,emeğe,öneme,fedakarlığa,tavizedeğmediğini,ve elbette birgün ölüm hakikatıyla karşılaşacağımızdan ahiret için harcanması gereken istidat ve hissiyatımızı bu dünyada sarfetmenin büyük bir divanelik olduğunu ve ne olursa olsun herzaman nefsimizi kusurlu bilmemizi,insanların hatalarıyla meşgul olmayıp bilakis toprak gibi örtmemiz gerektiği hakikatlarını az veya çok bilir her hizmet eden insan bunu bilir mi?tabikide hayır blki hizmet eden kadın örneği orada nispetiçinvrilmiş ama ölçü bu değil risale-i nuru sadakat ve sebatla halisane okuyan ve yaşamaya çalışan bir nur talebesi bayan dahi şeklinde olabilirki buda imkaansızdır çünki hizmette bulunan insanın şeriata aykırı davranması risale-i nurun düsturlarına uymaması mümkündür lakin risale-i nur hakikatlarını hakkalyakin yaşamak isteyen,ihlasla okuyan ve sadece rızai iahi için hizmet etme gayesini taşıyan biri için bu mümkün değildir.ailenin bir tahassüngahı olduğunu herzaman eşinin tüm hizmetlerini görmesi gerektiğini v.s bilirşvarki erkeğinde bunu bilmesi şarttır.iki tarafda tek açıdan düşünmemelidir birisi yapmıyosa diğeri yapmak zorundadır ama genelliklede bu görev kadına düşmektedir herkesin bir imtihanı vardır bir gelip geçici olan birde daimi oln. biz sabır vede şükür göstermiyerek o imtihanlarımızı beğenmezsek muzaaf bir imtihanı gze almışız demektir.şeriata görü olan hüküm şu noktada çok önemlidir dini konularda karı koca birbirine küfüv olmalı...ve hayt arkadaşımızı idare etmeli çok sıkılırsak bağırıp çağırmak yerine arka odada onun için ağlayarak dua etmeliyiz tabi bu iki taraf içinde geçerli vesselam

3hal dili, 10.01.2007 | Hidayet Parkı, İsmail Örgen

lisan-ı hal lisan-ı kalden çoğu zaman daha iyi sonuç veriyor.Hikayeden anlaşıldığı gibi.Eğer biz islamiyeti hakkıyla yaşasaydık çevremizdekiler iştiyakla talep ederlerdi dinimizi öğrenmek,ALLAHI tanımak için.A.R.O.

2, 05.01.2007 | Vazgeçilmezlik, Metin Karabaşoğlu

Vazgeçilmezlik diye bişey hiçbir konuda olmamalı.Efendimiz A.S.M "dost seçseydim ebubekiri rh seçerdim diye buyuruyor ama ben onunlada iman kardeşiyim"-BİLMANA- diye hadis i şerifte buyuruyor vazgeçemediği bir dostu dahi olmamış ki yaşamımızda büyük gereksinim olarak algıladığımız yani dostumuzdan,kıyafetlerimizden ve dünyadaki herşey bizim için vazgeçilmeZ olmamalı ama bu demek değildir ki insanlara hak ettikleri değeri vermeyelim.Kırıp incitelim.Bu dünyada saygıya,hürmete,sevgiye,saygıya,şefkate en layık ve en de muhtaç EŞİNİZDİR.Çünki aile hayatı insanın tahassüngahıdır DİYOR ÜSTADİMİZ.. Allahtan gayrı en ufak başka bişeye kayarsa kalp anında firakla veya başka bişeyle tokat yiyor zaten o yüzden riskli demiş heralde metin abi ki çokta müşahede etmişizdir hatta herşeyde bunu yaşamak mümkündür.Evet kadın ve erkek bilinçliyse bunun zaten dozajını ayarlarlar24.lema ve 3. lema okunursa herşey anlaşılır.Ama efendimizin A.S.M hayatındada eşlerine bahsi geçen vakıa dışında böyle birşeyle karşılaşmamışızdır8Yani un ufak kırıcı bir söz bile)Çünkü kadınlar herzaman özel bir ilgiye muhtaçtır kendileri şefkat kahramanları olduklarından mukabele isterler incedirler o yüzden incelikten hoşlanırlar,ama çoğu zaman göremezler o ayrı mesele oyüzden idareci de olmuşlardırSensiz yapabilirim ama bunu seçmiyorum ise nefsi manada yani zaaflarından ötürü olabilir yoksa normalde bu nankörlüktür halen kalbde yaşanır fakat vurgulanmaz vesselam

1evet ama, 04.01.2007 | Peygamberle görüşmek, Metin Karabaşoğlu

yazı çok güzel ama bu bediüzzamanın a.s.m la görüşmediği manasına gelmyr bunu delil göstermek zaten rsn un mizanlarına tam muvafık gelmez mantıklı açıklamalarda ve mukni ifadelerde bulunan üstad bunu tabikide kuranı kerim ve sünnet ölçüleriyle bütünleştirip,onları delil olarak kullanıyor.



© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut