“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Akıl nedir?
–İsmail Örgen

[*4.602 yazı içinden]

 harun pirim : yorumlar 

6teşekkürler, 01.03.2008 | Meslektaşımla Meslek Dışı Konularda Münazara- I, Harun Pirim

Yasin Kardeşim

Hızla akan zamanın değerlerine kapılmadan ifade ettiğiniz boyaların farkında olarak başta kendi alemimdeki tefekkür ameliyeleri ve genel olarak tefekkür muharriklerinin önceliği kuşkusuz. İkinci yorumunuzda ifade ettiğiniz, şahsın boyanmışlığıdır ilk yorumunuz çerçevesinde ilerleyememem ve ikinci yorumunuzdaki tefekkür ameliyesi tespitinizdir benim bu şekilde cevap yazışım. Aslında zihinler idlal olur mu diye sorgulamıştım. Lakin en doğru yaklaşımı yakalayabilmek için yazıyışmayı paylaşmayı arzu ettim. Yorumlarınız için içten teşekkürler. Hep birlikte istikamet üzere...

5ayrıntılara devam, 18.02.2008 | Dairelere Dikkat!, Harun Pirim

Yasin kardeşim, değerlendirmeleriniz bence gayet yerinde.

1. Yorumunuza tamamen katılıyorum. Üstadın bulunduğu ortam da bizim soluduğumuz hava ortamıdır. Hava, malumumuz atmosfer ve muhtevası olan gazlar ile soluduğumuz hali alır iken buradaki mesele parçacık bazında düşündüğümüzde zerrede (nötrino diyebiliriz ya da esir maddesi ya da atom) anlamını bulan maddenin kendisinden başka bir şey değildir. Madde de yed-i kudretin ihtizazatından yani Allah'ın Kadir isminin tecellisinden başka bir şey değildir. Uzayda da madde vardır aksi halde dediğiniz gibi herhangi bir veri aktarımını ya da Güneş ışığının bize görünmesini açıklayamazdık.

2. Yorumunuza da kısmen katılıyorum. Çünkü atomaltı parçacıkların (100 kadarının) keşfinin 1900lerin sonuna tekabül ettiğini hatta nötrinonun kütlesinin olduğunun ispatmanmasının 1998 yılında olduğunu da biliyoruz. Hüve nüktesini okuduğumuzda müellifin ciddi bir parçacık bakışı olduğunu söyleyebilirim. Hele hele Sünühattaki "zerrat-ı cazibeyi halk eden zat..." ifadesini de okuduğumuzda 1908 yılında bosonlardan (çekim parçacıkları) bahseden bir müellifin ilmi kerameti olduğunu söylemek yanlış olmaz. Yüksek perde ifadesini ne için kullandığınızı anlamadım.

3. yorumunuz için teşekkürler. Dev anten konusunu bilmiyorum. Yalnız şu kadarını söylemek isterim ki misal alemine erişmenin zaman kaydı sebebiyle imkansız olduğunu düşünüyorum. Yani eşsiz kainatta her an eşsiz manzaralar dokunmakta. Bu manzaralar binlerce esmadan müteşekkil. Diğer bir ifade ile binlerce alemi barındırıyor. Madde bu alemlerden birisi ki bilim tamamen madde alemine takılmış durumda. Madde ise sürekli değişiyor. Maddeye o an için eşlik eden misali yakalayabiliyoruz lakin sürekli yeni alemler dokunduğu için önceki misal alemlerine ulaşmak o anki maddeler ile olamaz kanaatindeyim. Bu anlamda sesimi kaydeden sesimin kendisini değil misalini kaydediyor. Ve kaydettiği andan itibaren ses titreşimlerim(yani maddi yönü) değişiyor ve dönüşüyor. Herhangi bir madde o sesimin misalini (kasıtlı kayıt edilmediyse) tutmuyor. Bu misal alemi meselesini inşallah daha da ilerleyen zamanlarda açmaya çalışalım.

4. yorumunuza ilişkin olarak, yazım kısa olduğu için geçişler muallakta kalmış kananatindeyim. Hüve nüktesi büyük insan olan kainattaki daireleri gösteriyor diyebiliriz. İki bariz daire misal dairesi ve cisim dairesi. Levhu mahvu isfat insandaki kuvve-i hafızaya tekabül eder.

Arş kavramları da meseleye ışık tutabilir. Kalp de bir arştır (esma arşı) hava da bir arştır (emir arşı). Bu konuda açılacak inşallah. Sonuç olarak kainatta da daireler vardır. Küçük kainatta da daireler vardır. Bu daireler bire bir örtüşmese de birbirlerini hatırlatırlar.

Tekrar teşekkürler yeniden düşünmeye sevkiniz için. Düşünmeye devam...

4yasadan yasağa, 13.03.2006 | Yasakçı Yaklaşım: Vatanseverlik mi Yoksa Hamaset mi?, Prof. Dr. Yunus A. Çengel

fıtri meyelanın engellenemeyeceği şüphesiz. kabiliyet tohumlarını çatlatıp insani meyveler vermek için dünyaya geldiğimiz düşünülürse toplumun bekası bireye, bireyin bekası da kabiliyetlerinin açılmasına bakacaktır. kabiliyetler de açılma meyilindedir zaten. dışardan öldürücü yardımlar yapılmadıkça bireyin insan sıfatına yaklaşması kaçınılmazdır. insanı kendi haline bırakın ona çok şey bırakmış olursunuz gibi. bu anlamda yasalara değinmek gerekirse insanın önünü açmaktan çok köstek oluyorsa, yasa yasağa dönüşmüştür bile. o toplumun hamasi politikaları bireyin açılası kabiliyetlerini çoktan mahkum etmeye başlamıştır bile. neden milletler yasakçı politika izler? bana kalırsa iyi bir düşünce ile bilmemekten, bilmediğine düşman olmaktan kaynaklanıyor olabilir. böylesi bir vasatta ise bilenlerin okşayıcı ve ikaz edici tatlı sert yaklaşımlarıyla bildirmesi gerekir. bu yolda olabilenlere ne mutlu !

3la şerike leh, 11.01.2006 | Tekbir bayramı, Metin Karabaşoğlu

16. sözün 4. şua sını hızla okutturdu bu yazı bana. Ubudiyet-i Külliyenin bir gölgesi üzerimize, hayalimize düşebilme ihtimalinin çoklandığı bir vakit Kurban B. ve iktiranı Hac.

Ben de bir muhabbet dostumla bayramların manasından ve manadan ne kadar saptığını konuşuyordum. Bayram nasıl olmalıydı? Kurban bana neler diyordu? 3 başlık ortaya çıktı.

1-Ölümü hatırlatması yönüyle kurb(yakınlık)anı

2-gerek kurban keserken gerek kesildikten sonraki kardeşlik birliktelikleri ve yardımlaşmaları

3-Büyük ayet olan bir sığırın kurban edilmesiyle açılan işari remzi ve telvihi manaları(32. söz 1. mevkıf intizam kelimesindeki haşiye). Adeta hüvel Batın tefekkürüyle başlayan, organların nizam, mizan, intizamı ve akan kanın içine de girmiş olan hücre küçüklüğüme sığmış yine nizam ve intizam manaları. Yine bu risalenin başında la şerikeleh manasını açısı olması ifadesi de Hac mevsiminde telbiye getirmenin ulviliğini ve tefekkür derinliğine olan teşvikini gösteriyor olmalı.

Allah bayramın hakikatine eriştirsin.

2hakikatin hakikati, 02.01.2006 | İDEALLER VE GERÇEKLER veya UNBROKEN, Levent Bilgi

bana bir kızılderili meselini hatırlattı yazınız. hızla hareket ederken bir an hızla duran ve kendisine sorulan ne için durdun sorusuna bedenim ruhumun önünde gidiyordu. ruhumu beklemek için duruyorum cevabıyla karşılık veren kızılderili. bediüzzamanın hakaükül hakaika karşı bir yol araması ona has aşkın bir yol olmasa gerek. tevhidi kıble etmek de bu yolda herkese has bir deneme olması gerek bence. slm ve dua ile

1seküler zihniyetin kalbi, 26.08.2005 | Saylan'ları Kurtarmak!, Refik Yıldızer

tam da özel bir üniversitenin laik seküler odasında hata-sevap cetveli oluşturmaya çalışıyordum. resmettiğiniz cumhuriyet Türkiyesinin kalpsiz bir müessesesinde, böylesine bir şaşaa, gösteriş, sosyetiklik, imaj kaygıları, mutantan felsefeciliğin mergub bir meta olduğu ortamın öncüllerini, mimarlarını(ademi) düşünüyordum. bitirişinize kalben iştirak edip, sıratellezine en amte aleyhim....diyorum.



© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut