“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

‘İmam’ ve ‘Cemaat’
–Abdullah Taha Orhan

[*4.617 yazı içinden]

 gurcan sevgican : yorumlar 

14ELHAMDULILLLAH !!! ( haza min fadli rabbi ), 11.02.2008 | Bir Entelektüel: Metin Karabaşoğlu, Mustafa Oral

Ustad Bediuzzaman hazretleri risale-i nur da bize bir ders veriyor. " kardesinin meziyetleri ile kendimizinmis gibi ovunmek, fahirlenmek ve kivanc duymak ve sukretmek " dersi. Metin bey`i ve daha bir cok eli kalem tutan agabeylerimizi risale-i nur dairesinde bize ihsan eden rabbimin fazli bu ve sukr ister. Ve sukredildikce de daha saglikli buyur ve gelisir. Kendisine katilmadigim yerler ve farkli dusundugum yonler olsa da hep takdir hisleriyle dopdolu oldum ve bu vefa ve kadirsinaslik vasiflarinin risale-i nur talebelerinde mevcut olmasi gerektigine inandim. Ben Metin beyin on plana ciktigi elestirilerine katilamiyorum cunku hem su-izan olur hem de ademe mahkum etmek istemem cunku ortada bir gerceklik var. Bulundugu konum -sartlar-cevre acisindan degerlendirdigi mizde Metin beyi takdir yerine tekdir etmek insafa sigmaz. Camiamizin hicbir buyugune ve bilinen kisilerine karsida bu aynen uygulanmali. Kendisinin bir zamanlar aramizda gecen bir yazismadan sonra bana yazmayi dusundugunu soyledigi " FETHULLAH GULEN HCFNDYI SEVMEMIN 6 SEBEBI " isimli yaziyi hala yayinlamamis olsa da ben kendisine ayni sekilde mukabele ederek diyorum ki :

1- Ehl-i sunnet dairesinde hareket ettigi icin

2- Bir gazetede ki siyasi sartlanmisliga karsi dimdik ve onurlu durusundan oturu

3- Cevresinde akli-mantigi ve kalbi dengesini korumaya calisan dostlari-ihvanlari-muhibleri biraraya getirdigi icin

4- Kendisine yapilan -varsa- haksizliklara ve buyuklerden bazen abilik gorememe sine ragmen, "elsiz ve gonulsuz gerek" diyerek saygisini ve sevgisini azaltmadan " hakiki muhabbet ve ihlaslica muhabbet mukabele bile beklememektir" diyerek yoluna devam etmesinden dolayi ,

5 - Ozellikle Nur camiasinda Risale-i nur`a bakisi ve anlayisi yeniden yaldizlayan ve kaymalara firsat verdirmeyen yazilarindan dolayi

6- Bazi UMIDIMIZI yikan abilerimizin aksine asiriliklara ve taskinliklara girmeden ve uc yazilardan ictinab edisinden ve dengeli hareketlerinden oturu

SIZI TAKDIR EDIYOR VE SEVIYORUZ METIN BEY !

13ALI UNAL BAKIS ACISIYLA METIN BEYIN YAZISINI ANLAMA, 30.12.2007 | Ülker, Godiva, Migros: kapitalizmin dini, Metin Karabaşoğlu

"...... Gayr-ı İslâmî pratik içinde Müslümanlığı yaşamak mümkün müdür? Yani, gayr-ı İslâmî temeller üzerinde oturan bir toplumda Müslüman için, meselâ faiz gibi haramlar yine haram mıdır ve bunlar kaçınılmaz hâle gelebilir mi? Hemen belirtelim ki, İslâm'ın tesbit ettiği haram ve helâller değiştirilemez; onların bilhassa asıl olanları, bütün peygamberlerin şeriatlarında tarih boyu haram ve helâl olmuştur. Şu kadar ki, gayr-ı İslâmî pratiğe ve temel değerlere göre oluşmuş bir toplumda her zaman için esas olan, temel ahlâkî-mânevî değerlerden başlayarak, tamamen aksiyoner çizgide bir tebliğin yapılmasıdır. İşte, İslâm'ın yeniden hayata taşınması demek olan bu aksiyoner çizgide veya süreçte İslâm'ın bütün meseleleri mânâ ve muhtevasını bulacak ve hangi noktada hangisinin her bakımdan uygulamaya konacağı, konması gerektiği kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Bu sürecin başından sonuna kadar her adımında o ana kadar, teoride haram ve helâl olanları pratikte aynen uygulamak için şartlar müsait olmasa bile, bu şartlar için de, İslâm'ın özünden istinbat edilerek geliştirilmiş hukuk veya fıkıh kaideleri ve usûl-i fıkıh prensipleri vardır.

Meselâ:

*Adalet-i mutlakanın uygulanması mümkün olmadığı zaman ve şartlarda adalet-i izafiye uygulanır.

*Bütünüyle elde edilemeyen bir şey bütünüyle de terk edilemez. Hayr-ı mutlakın mümkün olmadığı durumlarda ehven-i şer tercih edilir, edilmezse şerr-i mutlak olur. ( iste gorunmeyen ama bakilan bir risale cumlesi )

*Meşakkatler kolaylığı celb eder.

*Zaruretler yasakları mübah kılar.

*Eşyada aslolan ibaha, yani mübah olmasıdır.

Kısaca, 14 asırlık geleneği içinde İslâm, bütün problemleri kendine göre çözebilecek bir dinamiğe ve muhtevaya sahip olmasına rağmen, bir takım meselelerin farklı mecralarda tartışılmasının altında yatan asıl sebep, gayr-ı İslâmî şartlara ve pratiğe onu adapte etmeye çalışma, onu kendi pratiğine dökecek bir aksiyonun içinde bulunamama ve buna karşılık, tamamen tepkici tavırlarla onu kendi çerçevesi dışında yorumlamaya girişip, teorik tartışmalar ağında boğmadır." (bitti)

cekindigimiz ve yapamadigimiz sey :

tepki biziz ama biz tepkisiziz !

karakaleme tavsiye :

anket kosesi koyun. haftalik veya aylik anket bolumu. sonuclarida gerekli yerlere iletin.iletelim.

12USTAD BEDIUZZAMAN SAID-I NURSI`YE NASIL BAKILMALI ?, 12.12.2007 | Hüsrev’in sakosu, Seyhan Demir

ustad hz.lerinin ancak ve ancak su sekilde anlasilabilecegini ve ona ancak bu sekilde bakilabilecegini ki :

KAINATI OKUYAN KUR`AN-I KERIM in talebesi olmasi hasebiyle ve sadece onu ustad olarak kabul etmesiyle

( dolayisiyla EFENDIMIZI) , tabir-i digerle ahlak-i muhammedi ile tahalluk ve binnetice ahlak-i ilahi ile ve kur`ani ile tahalluk neticesi esma-i husna-sifat-i ilahi - sen`i rububiyetin gereklilikleri ve hikmet-i kur`an a ittiba ve sunnet-i peygamberiyeye ( 2 si disinda : evlilik - sakal ) tam ittibai ve temessuku ve bagliligi neticesi yildizlarla konusan,sularin zikrini dinleyen , yunus emrenin sordugu sari ciceklerin hepsi ile arkadas olan , kuslari seven , kainat ve sema ve gokyuzu ve arz ile hasbihal eden ve gerektiginde sahabelerin yaninda konusurmus gibi ve sanki bir ders-i nebevide , gerektiginde buyuk peygamberlerin devirlerinde dolasan bir muharrir-i hakikat , gerektiginde 300 yil sonraki veya 50-60 yil sonraki hamzalar, omerler,aliler vesaireler ile konusup onlara ogutlerde bulunan yonleri , vecheleri toplu olarak bakilabildiginde gorulecektir ki HIKMET-I TAM - HIMMET-I AMM - HADIMU`L KURÀN - MADDI,MANEVI VE MIKRO VE MAKRO BUTUN DENGELERE RIAYETKAR VE KAINATIN VE BUTUN CUZ`U KULLI SEY`IN ARKADASI VE BUTUN VAZIFESININ AGIRLIGI YONUYLEDE ASR- SAADETTEN SONRA KI BUTUN DEVIRLERDE KI VAZIFELI SAHISLARIN IMAM-I EVLIYA VE`L MUCTEHIDINI VE

-HOCAEFENDININ- TABIRIYLE "SADECE

" PEYGAMBER OLMAYAN " VEYA MEVLANAYA SOYLENEGELDIGI AMA USTADIN DAHA DA HAKK ETTIGI

" PEYGAMBER DEGIL AMA KITABI VAR " SOZUYLE ANLASILABILECEGINI DUSUNUYORUM.

11HZ.VEFA SAID-I NURSInin esya-varlik-kainat-mevcudat anlayisi ve kirik cay kasigi, 26.11.2007 | Hüsrev’in sakosu, Seyhan Demir

en guzel gunlerimin yaninda gectigi degerli insan seyhan agabeyimin bana ilham vermesiyle aklima gelen ve beni ustada meftun eden yonlerinden birisidir bu ESYA/VARLIK/KAINAT/MEVCUDAT kardesligi ve munasebeti.

aslinda ustadin :

*2.elden alinma lastik ayakkabilari.

*kirilan cay kasigi ve onu attirmamasi.

*hayvanlarin bile giybetini yaptirmamasi.

*dag ve arazide ki yabani meyvelere el uzattirmayip onlarin ozellikle kis mevsimlerinde kus vesaire hayvanlarin rizki oldugunu soylemesi.

*hapishanede camasir ipine konan sineklere dokundurtmamasi

*yumurtayi delerek icmesi ve kabugunu ayni sekilde kirmadan ve ezmeden Barlanin coplugune attirmasi.

*bu minvalde bir ampulu kirdirtmamis olmasi.

BUTUN BUNLARIN perde arkasinda yumurta kabugunun sani`sine ve sanatina saygi ve KIRMA-BOZMA-EZME-TAHRIP gibi seylerden tahaffuz ve onlari copluge attirmasinda da ciddi EKOLOJIK CEVRE ANLAYISI yattigini soyleyebiliriz.

ve ayni zamanda onun ince ve pak ruh-u serifinin insanin insanligini ve ruhi yapisini yavas yavas bozacak , tahrip edecek hal ve tavirlardan fersah fersah ictinabini gozler onune seriyor. allahu a`lem.

sonuc olarak

ustadda - insanin ihtiyari ve sorumlulugu mahfuz - KULL de cuz olma hali de diyebilecegimiz veya RESHA olup kendisini yok etme ve LA MABUDE-LA MAKSUDE ILLA HU makaminda kainatin butun zerratini kardesleri bilip kullukta kendi ile ayni gorme anlayisi diyebilecegimiz bir esya/varlik/kainat/mevcudat anlayisi var. ol sebeple CAY KASIGININ ATOMLARI ile YUMURTA KABUGUNUN ZERRATI VE HUSREVIN SAKOSU ona dost-kardes ve arkadas gozukuyor. ve butun bunlardan sonra binnetice anlasiliyor ki irdelenmesi gereken USTAN BEDIUZZAMAN in bir de ciddi VEFA anlayisi var.

anladigim kadariyla bu siralar halveti bir halette olan ismail abimede ustad bediuzzaman ile birlikte bu son kainat sayfasi olan ahir zamanda halveti olmaya izin olmadigini soylemek ve kendisini CELVETI lige davet etmek isterim :)

muhammed-i muhabbetle / muhabbet-i muhammedle ( aleyhisselam ) !

10metin ağabeyime !, 08.02.2006 | Yetti artık!, Metin Karabaşoğlu

yeter artık ! ile irkildik ve acaba ne olduda abimiz tepkili dedik.

bir sonra ki yazı üzerine kafa patlattık. acaba ne gibi bir yanlışlığa veya kime dokunduracak.

acaba levent beyin yazısında ki yorumlar mı ona yeter artık ! dedirtti. ( ki ben öyle bir şeyler hissediyor ve yazıyı tahmin edebiliyorum )

her zaman çok okuyan ve tefekkür eden ve araştıran insanlar toplumun geneli herzaman avam olmasından dolayı anlaşılamamıştır.

veya sizin dediğiniz gibi felsefe yapmakla suçlanmıştır.

ama bir alıntı ile metin abime sormak istiyorum :

lütfen hep h.efendiden alıntı yapılıyor diye eleştirmeyin. Sizden farklı şeyler söylemiyor ve aynı dertten muzdaripsiniz. Ama problem biz müntesipler de ne yapalım biz avamız işte.

bir dk.okuyun lütfen.:

“modern düşünme , riyazi düşünme , hiç olmazsa BACON’un anlayışına göre bir mantık olmayışı , çok erken dönemlerde dikkatimi çekmişti. Üstad Bediüzzaman’la tanıştıktan sonra da bu düşüncelerim iyice pekişti.çünkü görüyoruz ki , bir tatbiki mantık düşüncesi , kızıl icaz ortaya atıyor. Bu oldukça ileridir . Riyazi mantığı , B.rausell ortaya atmıştır. İleri bir düşünce tarzıdır. Mektepte okutulan derslerin okutulma sistemi mevzuunda farklı teklifleri olmuştur. Hatta onu takip eden talebeler , klasik sistem içinde ders vermediğini görünce ayrılmayı bile düşünmüşlerdir. Ben HAMİD EFENDİ’den dinlemiştim bu meseleyi. Farklı şeyler okutuyor , farklı şeyler anlatıyor.

O yaklaşım farklılığı (üstadın) sistemleştirilmemiş.( metin abi bunu istiyor yanılmıyorsam ). Müfredat program haline getirilememiş.

Medreselere sunulamamış.

İnsanlar kabul ederlermiydi etmezlermiy di bilemeyeceğim.

Çünkü (dikkat) MUHAKEMATI yazıp ta farklı şeyler ortaya sürünce İstanbul uleması o zaman , hem de ELMALILI HAMDİ YAZIR , AHMED NAİM , FERİD KAM gibi allamelerin , “BİR KİTAP YAZDI İÇİMİZE İHTİLAF ATTI.” Dedikoduları yapılmaya başlanmış. ( metin abi bu allameler böyle bakmışsa , biz avamdan çok şeyler beklemeyin)

1.teklif ) Fakat üstad zannediyorum o yönüyle de hassasiyetle ele alınsa , yazdığı , çizdiği , anlattığı şeylere eskilerin ifadesiyle – im’an-ı nazar edilse , mektep ve mektebin önünde ki şeyleri insanın anlaması mümkündür. ( sizin yaptığınız da zaten bu değil mi metin abi )

Üstada ve onun düşüncelerine, hissî mülâhazalarla yaklaşmak, onu ve eserini anmak sayılmaz.(mütefekkirane olmalı )

Duygusallık, onun her zaman uğrunda yiğitçe tavır ortaya koyduğu ( metin abi gibi yeter artık dediği ) ve gürül gürül anlattığı meselelerin ciddiyetiyle te’lif edilemez.

O, bütün ömrünü, kitap ve Sünnet’in gölgesinde, tecrübe ve mantığın kanatları altında, derin bir aşk ve heyecanla beraber, hep bir muhakeme insanı olarak sürdürmüştür.

Aslında, ÜSTAD İHSAN KASIM BEY’İN bu mübarek çalışmaları ( Arapça neşriyatı kastediyor) , bizim yaptığımız gibi sadece Külliyat’ın bir parçasına, hem de kuşbakışı değil de; ayrı ayrı Nûr’un her mes’elesi, Batı standartlarına göre birer doktora mevzuu olarak ele alınıp desteklenmeliydi..( 2. teklif )

bu, hem Nûr’un gerçek değerinin, akademisyenler (siz müsterih olun metin abi ki sizin yaptığınız doğru.) seviyesinde bir kere daha ortaya çıkması, hem de İhsân Kâsım Bey’in gayretleri ölçüsünde bir çalışma olması bakımından oldukça önemliydi.

Gerçi, şimdiye kadar bir hayli genç arkadaşımız, Nurlar etrafında doktora veya master seviyesinde oldukça yoğun çalışmalar yaptılar ama, bunların hiçbiri, O Kâmet-i Bâlâ’yı büyük eseriyle aksettirecek mahiyette değildi. (yetersiz)

Bütün temennimiz, bu hususla alâkalı BİR ENSTİTÜ bünyesinde, böyle bir çalışmanın çok yakın bir zamanda gerçekleştirilmesidir ( 3. ve en önemli teklif)

Not :

Avam da his ve aşk-u şevk halleri baskın oluyor. Maalesef. Bir kere milletimizin okuma alışkanlığı yok ki en baştan. Okumayan milletlerde dizilerden etkilenirler. Hepimiz bir Polat gibi hareket ederiz. Ve giyiniriz. baksanıza mehteri bile bizimkiler bulmuş heyecana getirecek ki 3 kıtaya yayılsın. Ne yapalım abi mantık ve muhakeme boşluğumuzu sadakat ve samimane hal ile fedakarlık ile dolduruyoruz. Hasan feyzi abi çok büyük birisi amma sıddık Süleyman daha bir hoş geliyor insana.veya Bekir ağa.

Hz.Ali (ra) ilmin kapısı ama sıdık-i ekberden sonra geliyor.

Candan muhabbetlerimle !

9el-insaf ! , 21.12.2005 | Said Nursi’den Fethullah Gülen’e Gözyaşı Medeniyeti, Levent Bilgi

tarafgirane konuşmaktan sakınmaya çalışarak şunu belirtmek isterim.

hiç olmazsa sohbetlerini dinleyip de veya yazılarını okuyup karar verselerdi.

aceleden ve tahkik yapmadan bu yorumlar hiç olmazsa samimi insanları kırar diye düşünmeli değilmiydik ?

metin abinin dediği gibi neden hep ihlas risalesinde " bilmeden dinsizlik kuvvetine yardım etmek ihtimali var " bölümünde veyahut da " ihlas kulasinin başından düşenler derin bir çukura batma ihtimali var" bölümünde neden hep bu kişiler karşı taraf oluyor da aynadaki ben olabilir mi acaba endişesi duyulmuyor !

cidden üzüldüm ve ufuk insanının arkasında iken bu durumumuz hazin geldi bana.

8deccal, 21.12.2005 | ‘Deccal’ın önlenebilir yükselişi, Sadık Yalsızuçanlar

firavun ve karun

güç ve para

ilkin firavun yıkıldı

ilkin komunizm yıkıldı.

sonra para babası karun mahvoldu.

sonra doların babası mahvoldu

( yani olacak , az sabır !)

kur an-ı kerim buna işari manada dokunuyor sanki ee doğru bukadar zulüm yapacaksın ve buna inanmıyanları yalancı cehennemine koyacaksın .

elbette bahsediyor.

ebabillerin gelmesi yakındır.

fillerin büyüklüğüne inat !

7bulmak-bilmek-olmak, 21.12.2005 | Doğru ölçüler, yanlış tatbikat, Metin Karabaşoğlu

bir başka şekilde ifade etmek istiyorum ben bu üç sözü.

bence ilk başta tam kalifiye , yetişmiş bir kişi olmadan bir ucundan samimane tutmak yani demek istediğim :

olurken oldurmak

oldururken olmak !

BAZEN DE İHLASA GİDEN YOL RİYADAN GEÇER DERLER.

ilk başta samimi değilsinizdir amma işleye işleye vukufiyetiniz artar ve ihlasa erersiniz.

6bir şey diyemedim., 19.12.2005 | Said Nursi’den Fethullah Gülen’e Gözyaşı Medeniyeti, Levent Bilgi

düşüncelerinizi içeren yazıyı okuyunca duygulandım ve hiçbir şey diyemedim.

nutkum tutuldu adeta.

size katılmamak mümkün değil.

özellikle onca kişilere rağmen bize neden bir hal hatır sorulmuyor diye içleşinize hak veriyorum.

bu benim en büyük kanayan yaram.

ve kendi çapımda bütün yaşadığım müddetçe amacım bunun tesis etmeye çalışmak olacak. karıncanın hacc a gidiş hikayesi gibi.

belki de mesele bu zatların çevresi tarafından tam anlaşılamamasıdır.

çünki yazılanlardan ben o kişinin özelliklede bu gidip gelme ve hal- hatır meselesinde çok hassas olduğunu biliyorum.

bir örnek kabilinden sungur ağabeyimizin arkasından yapılan bazı yaşlandığına dair art niyetli haberler karşısında H.Efendinin çok üzüldüğü ve abilere bu şayiayı kim yaparsa ve yayarsa vallahi iki yakası iki dünyada bir araya gelmez. mahvolur türünden açıklamalarıydı.

levent abi www.herkül.org da zübeyr abi ile ilgili yazısını lütfen bir okurmusunuz. ben şu güne kadar böyle bir etkilendiğim yazı olmamıştı.

karakalem i çok seviyorum.

bu hizmetiniz vesilesiyle ilkin allahın rızasına ermekliğinizi , sonrada resul-ü zişan ( aleyhisselam) ın tebşirine ve taltifine ve şefaatine masadak olmaklığınız ve olmaklığımızı cümleten cenab-ı erhamürrahimden diler ve dilenirim

muhabbetlerimle !

515 gün de!, 16.12.2005 | Doğru ölçüler, yanlış tatbikat, Metin Karabaşoğlu

abdülhay beye katılmamak mümkün değil. o yazıda herkesin alacağı hisse var gibi anlıyorum.

metin abi bu konuya değinmişti bir yazısında zannediyorsam.

laakal 15 günde bir okumak denince bazıları 15 günde bir okursam ihlaslıyımı anlıyorlar gibi bana geliyor.

meseleyi kendine okumak önemli olan yoksa öylesine 1 sene boyunca okuyalım. nafile eğer kendimize okumayacaksak.

abdülhayy ın dediği gib aynaya bakarak okuyabilirz.

bazı insan vardır ayda bir veya senede bir okur ama meseleye vakıftır.

meseleyi 12 den anlamışlardır bu insanlar.

vesselam

4mektubat-ı rabbaniden........, 15.12.2005 | Ferdiyet hakikati ve bir sır, Sadık Yalsızuçanlar

imam-ı rabbani hz.leri bir mektubunda şafi mezhebinin evliyaların , hanefi mezhebinin ise peygamberliğin gölgesinde veya uygunluğunda gibi bir söz sarfediyor.

ahir zaman mehdisinin de varis-i nebi (asm) olması hasebiyle hanefi mezhebinden olacağını yanılmıyorsam işaret etmiş.

bunu nasıl anlamalıyız.

3sadık abime bir senaryo teklifi !, 15.12.2005 | ‘Gönül Yarası’, Sadık Yalsızuçanlar

sadık abiden istirhamım ve yoruma katılanlardan da ricam var.

acaba genç ve ateşin ve keskin zekalı GENÇ SAİD in trabzon üzerinden gemi ile istanbula ilk gelişi,istanbula gelmeden önce okuduğu bazı eserler ve o eserlerde okuduğu yerlerden kendisine soruların sorulmasını ve şekerci hanında ki odası ve o yazı levhasını sonra da eyüpdeki çayhane de çay yudumlayışını , müzakereler yapışını , sultan 2. abdülhamide fikirlerini söylemek istemesi ve o şartlarda ki fütursuz halini ve şark usülü ve herkesin dikkatini çeken giyinişini , kayık ile karşıya geçişini ve EN CAN ALICI YER OLARAK DA TIMARHANE YE ATILIŞINI VE ORADA KURAN OKUYUŞUNU VE DELİLERİN İYİLEŞTİĞİNİN GÖRÜLMESİNİ gösterir bir film projesi veya senaryolaştırma bekliyorum. sadık abi bunu yapabilir veya birilerine rica edilebilir. efendim bu senaryo hemi de gerçek yani.

HERKESTEN BU KONUDA LOBİ FAALİYETİ BEKLİYORUM. BİZ İSTEMEZSEK OLMAZ BU GİBİ ŞEYLER. TALEP EDENLER SESİNİZİ ÇIKARIN.

MUHABBETLERİMLE !

2asıl düşman ve asıl zulüm nedir ?, 12.12.2005 | Beyaz ve Siyah veya Zalim Sultana Hakkı Söylemek, Levent Bilgi

levent bey konuyu çok güzel irdelemiş. biraz da göndemelerle beraber zulme nasıl davranılacağından bahsetmiş.

hz. üstadın asıl düşmanımız dediği CEHALET-FAKİRLİK- İFTİRAK başlıkları arasında değinecek olursak , üstad bu düşmanlara karşı birey yetiştirmeye yönelmiş , tepeden inmeci siyasal ve direkt reaksiyona kilitli islam anlayışından ziyade , ılımlı , uzlaşan ,yapıcı ve müspet ve reaksiyondan ziyade aktif bir sabırla aksiyonu tercih etmiştir. kendi zamanında yapabileceği her şeyi yapmayı denemiştir. üniversite açma teşebbüsüne kadar hem de.

ama durum , şartlar ve kişiler buna müsaade etmemiş ve o da en güzel meyvesini bu canhıraşane bir tohum gibi sıkışıklıktan sonra ve baskıdan ve tazyikten sonra vermiştir eserleriyle.

taa o zamandan küfrün belini kırdım deyişi de ileriye dönük gördükleri veya ona gösterilenlerdir.

esasında en gür sada islamın sadası olacaktır sözünü en karanlık zamanlarda ve karanlık kişilerin arasında söylemesi onun halka güven ve ümit aşılamak istemesi gereğince ve de bir sinerji oluşturmak istemesinden geliyor bana.

herkes bu sadayı söylemeye başladığında insanlar psikolojik olarak buna sulük etmeye ve buna gerçekleştirmeye başlıyacaklardır.

ve üstad bunu başarmıştır ve zalime bu şekilde haykırmıştır.

kaldı ki direkt olarak da o zalime ve zalimlere haykırmıştır eski said damarıyla ama hadislerin işaret ettiği kişileri ve zamanı görünce siyasetten uzak durmuş ve onun biricik terbiyecisi ve öğretmeni olan RESUL-U EKREM (ASM) I dinleyerek , bu zalimlere bu zamanda galebe icbar ile olamıyacağını anlamıştır.

benim bir de es geçilen mesele olarak ve karakalem camiasında görmek istediğim dünyanın her tarafında açılan türk okullarının oynadığı ve ya ileride oynıyacağı rol üzerine olacak.

CEHALET ( okullarla , TV ,gazete vesair iletişim araçlarıyla )

FAKİRLİK ( heryerde açılan işadamları dernekleri ve bunların organize, müsbet ve beraber hareketleriyle )

İFTİRAK ( dış destekli misyoner zihniyetinden ziyade içeride ve dışarıda bizim rehberliğimizden geçmiş ve mezun olmuş kişilerin iş başına geçmesi , şuurlanması ve hayatın her ünitesinde bu insanların etkili rol almasıyla )

işte bu üç düşman asıl düşmanımız.

ve bir sözümüz var ise gelip geçici kişilerden ziyade bu düşmanlarla yaka paça olunmalı diye düşünüyorum ben.

ve en azından bir toktamış ateş kadar ( neden ona o kadar ilgi gösteriliyor imrenişine girmeden sırf vazifemiz olarak ve ihlas bunu gerktirdiğinden ) bu okulların bu 3 BÜYÜK DÜŞMANA KARŞI sadece türkiyede değil bütün İSLAM ALEMİNDE VE DÜNYADA meydan okuma niyetinde oluşuna ve konjonktürü iyi takip edersek vetirenin bu yöne doğru gittiğine dair yazılar yazmalı değilmiyiz ?

en azından ve keşke !!

sonsuz muhabbetlerimle sizleri çok seven kardeşiniz GÜRCAN SEVGİCAN !

1asrın zeyd i, 12.12.2005 | Birincilikleri Aşan Bir İkincilik, Metin Karabaşoğlu

said özdemir abiden birinci ağızdan dinlediğim bir sohbette fethullah gülen h.efendiden bahisle bana " o üstadın talebelerine karşı çok edebli ve saygılıdır hatta yürürken bile bizi önden buyur eder. "

bir eser okunacağında bile üstadın talebeleri arasında ben okumaktan teebbüd ederim der.

efendim demek istediğim şu : resul-u ekrem ( asm) ın bu asır ve sonrasında mana aleminde ki izdüşümü makamında üstadı bu işin sahibi ve çevresindeki talebelerini de onun yardımcıları olarak görürüz.

70 li ve 80 li yıllar da ki sizin saidleri araken adlı kitabınızda da belirttiğiniz üzere istenmeyen ama çıkan tatsız olaylar ve kargaşa ortamında ve üstadın yardımcıları konumunda ki güzide insanlara saygısızlığa kadar varan hadiselerde yapılması gereken en iyi şeyi yapmıştır h. efendi.

her zaman milletin onu birinci gibi göstermesine karşın ikinciliği tercih etmiş , kargaşadan hiç olmazsa sessiz kalarak uzak durmuş ve birleştirici rol oynamıştır.

zeyd bin sabite yazısından çok istifade ettim keşke asrımıza yönelik izdüşümlerinden de bahsedilse diye düşünüyorum.




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut