“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Final
–İsmail Örgen

[*4.602 yazı içinden]

 evren : yorumlar 

5bütüncül okuma., 19.07.2006 | Aşk İrşad Eder mi?, Mustafa Oral

gerek " ask baska" yorumunu gerekse de "basliga istinaden" yorumunu okuyunca yazinin tamamini okuma ihtiyaci hissettim. yaziyi okuyunca yorumcu arkadaslarin yazinin tamamini okumadiklarini düsündüm. (yaniliyor olabilirim). en azindan bazi yerlere yeterince yogunlasamadiklarini düsündüm. bununla beraber yorumlarini yazidan bagimsiz olarak degerlendirdigimizde ifade ettikleri hususlarin dogru oldugunu düsünüyorum.

fakat burada her ask iliskisinde yasananan türden bir eksikligin oldugunu da belirtmek gerekiyor. hani askta anlasilmamaktan öte bir yanlis veya eksik anlama durumu vardir ya..baktim ki yazar da yorumcular da aslinda ayni seyi söylüyor. oysa yorumcularin üslubu yazari biraz elestiriyor gibi gözüküyor. mesela yazar "askin irsad ettigi bir sakirt görmedim, göremiyorum." diyor son cümlede. ama yorumcu arkadasimiz yazarin sanki tersini söyledigini hissettirir bir üslup kullanmis. buradan anlasilan o ki birini degerlendirriken o kisiyi parça parça degerlendirmemek, bir bütün halinde degerlendirmek gerekiyor. özellikle sözokusu olan yazi ise bu konuda daha hassas davranmak gerekiyor. böyle durumlarda en azindan yazinin basligi ile sinirli kalmamak ve her halükarda yazinin sonüç bölümüne iyi yogunlasmak gerekiyor.

bu sitede zaman zaman agresif yorumlar dikkatimi çekiyor. ama buradaki yorumlar makul bir üslubla yazilmis. bu sevindirici.

ben kendi adima hem yazidan hem de yorumlardan istifade ettim. her üçünden de allah razi olsun. haddi asan bir ifade kullandiysam gerek yazardan gerekse de yorumculardan helallik dilerim.

4, 16.06.2006 | İnsanı Harcamak / İnsana Harcamak ya da Dördüncü Mesele, Mustafa Oral

gürcan kardeşim

ben kamuoyunda kanaat önderi olarak bilan hoca efendiye mensup abilerin dershanelerine gittim. benimle hiç ilgilenmediler. bir gün olsun evlerine davet etmediler. dersanede piyasa deyimiyle artis çocuklarla ilgilenen abilerin bizim gibi garibanlarla ilgilenemesi üzücüdür.bir taksitimi ödemediğim zaman senin gibi borcumu affetmek yerine bana icra ihbarnamesi gönderdiler. bunlar olabilir. bunlar benim şahsi hallerim. bundan dolayı kızgın, yada küskün değlim. allah razı olsun kendilerinden.

neticede kurumun ayakta kalması gerekiyor diyebiliriz.ayrıca ben de buradan bir hizmet alıyorsam bedelini de ödemem gerekir. ama öbür arkadaşın borçlarını silerlerken benimkini silmemeleri benim gibi onsekizindeki genci nasıl etkiler siz düşünün.

bir topluluktan bahsediyorsak, üstelik sayısı çok fazla olan bir topluluksa bunlar içinden iyisi de çıkar, kötüsü de. biz nur talebeleri olarak iyileri tebrik etmek ve desteklemek, kötüleri de şefkatle uyarmak gerekir. size iyiler nasip olmuş, bize de her manadan ayrımcılık yapanlar nasip olmuş. ne sizinkisi, ne de bizimkisi genellemeye müsaittir.

insanların renlerini yitirdiği bir durumda tek ve saf renk bulmak zordur. bizlere risale anlayışına sığınarak, öfke veya savunma durumuna geçmeden tarafsızca ve ihlaslıya risale ile ilgili olan olay, olgu ve şahıslara yönelip değerlendirmek düşer.

gerek yazar, gerekse de saliha haktan olayı daha geniş boyutta değerlendiriyor. her türlü dersanede, nur dersanelerinde ve hayatın diğer alanlarında zaman zaman rastlanabilen durumları uyarma gereği hissediyor.siz de olayı birazcık daha geniş düşünseniz, belli bir cemaatle sınırlı tutmasanız diyorum.

bu sitede yaptığınız yorumlar pek hayırlı müzakerelere vesile olmuyor gibi. insanların ruh hallerini olumsuz etkiliyor gibi. biz sizden

risaledeki tefekkür silsilesine uygun yorumlar beklerdik.

gördüğüm kadarıyla bu siteyi umumiyetle bir şahıs veya cemaat merkezli kişiler ziyaret etmiyor. risaleyi dikkat tefekkür ve teemmül ile okumaya çalışanlar ziyaret ediyor. yorumların kalitesinden bunu anlayabiliyoruz.

gürcan kardeim. iyi niyetli ihlaslı ve samimi olduğundan eminiz ama yorumlarınız biraz ruhları bulandırıyor, sinirleri geriyor. ya yazarların ve yorumcuların yazılarını biraz daha dikkatli okuyun veya birazcık kenara çekilip olayları izlemeyi deneyin. bu hem size hem de siteye istifade maksadıyla gelen kardeşlerimize hayırlı olacak gibi.

gürcan kardeşim zülfüyare dokunduysam helaliliğini dileririm.

3levent bey ve gürcan hk..., 13.06.2006 | NURCULAR, YANLIŞI / DEMİREL’İ DESTEKLEMEDİKLERİNİ DEKLERE ETMELİDİRLER, Levent Bilgi

Kanaatim o ki bu sitede Levent Bilgi yazılarına, Gürcan Bey kardeşimiz de yorumlarına bir süre ara vermeli...

gerek yazar, gerekse de yorumcu arkadaşımızın şerh etmeye yönelik ifadeleri maksadın hasıl olmasından ziyade, farklılıkları derinleştiri, sinirleri gerici, ihlasları zedeleyici bir minvale sürükleme istidadı taşıyor. durum onu gösteriyor ki gerek Levent Bilgi agabey, gerekse de gürcan kardeşimiz gerilimi idare edecek (yeni ifade ile stresle mücadele edecek) bir dilden gün geçtikçe uzaklaşıyorlar. eleştiri ihlas, uhuvvet çerçevesinde değerlerilecek bir olgu olduğu kadar, estetik bir olgudur da. buradan bakılınca yazar ve yorumcunun ifadeleri estetikle pek de bağdaşmayan ifadeler gibi geldi bize. bununla beraber ihlas ve uhuvvet meselesinde gerek yazarımızdan gerekse yorumcu kardeşimizden şüphe etmiyoruz. allah razı olsun her ikisinden de. ne var ki yazılarını yazarken ve yorumlarını yaparken biraz daha dikkatli olmaları gerektiğini düşünüyoruz. niyetleri bu olmadığı halde polemiği çağrıştıran konu ve ifadeleri istemeyerek de olsa kullanmaları sonucunda şu anda bu sitenin en tanıdık iki ismi haline geldiler. görünen o ki bu sitenin kahir ekseriyeti bu yazar ve yorumcu kardeşlerimiz hatırlarına geldiğinde biraz umutsuzluğa, biraz bungunluğa, çokça asabiyete düşerek, ihlas, uhuvvet ve hizmet şevkini kaybetme riski ile karşı karşıya kalıyorlar.

gerek yazar ağabeyimize, gerekse de yorumcu kardeşimize evvel ahir tavsiyemiz dünün ve bu günün zaten sonuca bağlanmış meselelerini gündeme getirmekten ziyade risalenin kutsal referansları bağlamında yoğun okumalara girerek yeni şeyler okumaları ve gerekiyorsa ölçüyü kaçırmadan yeni şeyler söylemeleridir.

haddimi aşan, ihlas, uhuvvet ve hizmet şevklerine halel getiren ifadeler kullandıysam gerek yazar ağabeyimden, gerekse yorumcu kardeşimden özür dilerim.nasıl ki onlar bu meselelerin konuşulmasının risale-i nura katkısı olduğunu düşünüyorlarsa, benim şu ifadelerimin de benzer bir niyet taşıdığını bilmelerini isterim.

bu itibarla her ikisinden de helallik dilerim...

2Karakalem, Levet Bey ve Karakalem okurları, 02.06.2006 | NURCULAR, YANLIŞI / DEMİREL’İ DESTEKLEMEDİKLERİNİ DEKLERE ETMELİDİRLER, Levent Bilgi

karakalem.net sitesi büyük bir boşluğu dolduruyor. bazı genç arkadaşların uzun vadede kalem ehli olarak yetişmesine imkan sağlıyor. hatalar, eksikler, fazlalıklar oluyor, olacak da. "emri bilmaruf ve nehy-i anil münker" sırrınca ihlas ve uhuvvet prensipleri çerçevesinde eleştiri, tavsiye ve uyarılar oluyor, olacak da. okurdan beklenen bu prensipler doğrultusunda hareket etmek olduğu gibi editörden ve site yazarlarından beklenen de bu uyarı ve tavsiyeler doğrultusunda kendini tekrar gözden geçirmeleri ve düzeltilmesi gereken hususları makul bir süre içinde düzletmeleri.

levent bey yazın hayatına yeni başlamış bir yazar değil. üstelik yaş itibarıyla da sitedeki ortalamanın biraz üzerinde sanıyorum. bunu yazılarından çıkarıyorum. levent beyin bir çok yazısı belli bir çevre tarafından yıllardır tartışılan, ama karakalem okuru açısından tartışılmaya gerek olamayacak kadar sonuca bağlanmış meseleler. demirel, ak parti, fethullah gülen gibi hemen herkesin iyi-kötü ortalama bir kanaate sahip olduğu meselelerde tam anlamıyla sonuca varmak mümkün olmadığı gibi, buna gerek de yok. zira bu gibi nisbeten muvaffakiyet merkezli, ucu bire bir iman ve islama çıkmayan ve nisbeten hissiyatların hakim olduğu bir alanda kimse tek bir hakikatin varlığından söz edemeyeceği gibi, böyle bir beklenti içinde de olamaz. iman dairesi dışında insanın dış dünyası ile birebir bağlantılı olan meselelerde bir tek hakikat yerine birden çok gerçek olabilir. ehl-i hakikat için bin gerçek bir hakikat etmese de, hiçbir ehl-i hakikat bu bin gerçeği bire bir ret etme bağnazlığına düşmez. öte yandan gerçek tarafında reyini kullanan insanlar da tek gerçeğin olmadığını bilerek olaya bütüncül bir şekilde yaklaşmaları gerektiğini gözden ırak tutmamalılar. levent bey meselelerin hakikat tarafına vurgu yapmaya çalışıyor ama söyledikleri insana ilk elden “gerçeği” hatırlatıyor. akli şeyler söylüyor, ama bunlar makul değil. malum akıl gerçek üretir hakikat ise makul olmayı gerektirir. akli davranmakla makul davranmaksa aynı şeyler değildir.

Levent bey birazcık klasik nurcu gibi davranıyor gibi geliyor bize.oysa zaman ve şartlar değişti. İnsanlar artık meselelere milliyetçi ve tarafgir bir gözle bakmayı makul bir davranış olarak görmedikleri gibi, cemaatçi davranmayı da hoş görmüyorlar. Keza cemaat milliyetçiliği yapanları da. Her şahsın eksiği, fazlası olduğu gibi, her cemaatin de eksiği, fazlası oluyor. Kısa vadede bir insanın bizim istediğimiz seviyeye gelmesi nasıl mümkün olmuyorsa, kısa vadede bir cemaatin de bizim istediğimiz seviyeye gelmesi mümkün olmuyor. Biz nur risalelerini okuyan insanlar olarak herhangi bir siyasi hareketin tarafında veya karşısında da olamayacağımız gibi yanında da olamayız. Benzer şeyleri cemaatler içinde söyleyebiliriz. Bir şahıstan hareketle onun mensup olduğu partiye ve cemaate yönelik çıkarımlarda da bulunamayız. Levent bey zaman zaman biraz tarafgirlik de bulunduğu izlenimi veriyor. İyi niyetli olduğu için de karşı tarafa fazla yüklendiğini düşünüp özür havasına giriyor. Bu defa da karşıdakine onun hak etmediği kadar hak vermiş oluyor. Bu dengeyi tutturması gerekir.

Levent bey bu güne kadar konuluşmuş ve herkesin ortalama bir kanaate sahip olduğu, sahip olmakla kalmayıp zaman zamanda gerekli-gereksiz, haklı-haksız tepkiler verdiği ve hasbelkader kişiden kişiye anlayış değişikliği gösterdiği meselelerde yazarken daha dikkatli olmalı gibi geldi bize. Bize kalırsa bu meselelerde bir şeyler yazmak sadece yaraları kanırtmaktan başka bir işe yaramadığı gibi, yine yerli yersiz taraftarlar ve rakipler doğuruyor. Siteye yorum yazan arkadaşlardan da bu anlaşılıyor.

Levent bey Nurcu merkezli bir anlayışın hakim olduğu yazılar yazmak yerine risale metninden hareketle yazılar yazsa daha fazla faydalı olabilir gibi geliyor bize. Niyetinden gayretinden, ihlas ve uhuvvetinden şüphe etmediğimiz bir insan Levent bey. Yazdıklarında samimi. Ama bu samimilik birazcık hissi bir samimilik gibi. Bunu akıla dayandırmaya kalkınca bir çok gerçekçiğin doğmasına neden oluyor ve o gerçekçikler bir kısım insanların gerçeklikleri ile çatışır, diğer bir kısım insanların gerçekleri ile de örtüşür hale geliyor. Sonuçta önü alınamayan bir huzursuzluk oluyor. Hak dağıtımında adaletsizlik oluyor. Umarım Levent beye karşı kırıcı olmamışımdır. Eğer öyleyse; af ve duasını beklerim.

Son bir söz de site sakinlerine. Karakalem.net okurunun tek ölçüsünün risaledeki muhakeme sistemi olduğunu düşünüyorum. Bu gün hiçbir cemaatin tamamen, tek başına, birebir risale ile örtüşmediğini, bu günkü şartlarda bunun mümkün de olmadığını, her cemaatin bu ruhtan bir parça taşıdığını, bu parçanın bazen küçük, bazen büyük olduğunu, bazen bu ruha aykırı davranışlar içinde de bulunabildiklerini, nur cemaati olarak bilinen kimi grupların siyasi sahada, kimisinin, içtimai sahada, kimisinin de manevi sahada, bazılarının da başkaca alanlarda yanlış yapabildiğini akıldan ve hatırdan uzak tutmak gerektiğini düşünüyorum. Bunun için site sakinleri olarak bizlerin biraz daha akl-ı selim, biraz daha soğukkanlı biraz daha iyi niyetli olarak yazarlara ve okurlara yaklaşmamız gerektiğini düşünüyorum. Birbirimizi sadece risalenin talebesi olarak görelim. Herhangi bir cemaate mensup insanlarmış gibi algılamayalım. Bir birbirimize yol ve yoldaş olalım, yol kesen olmayalım. Birbirimize kapı ve pencere olalım, duvar olmayalım. Birbirimizin yoluna taş koymayalım, baş koyalım. Birbirimize ayak olalım, birbirimize ayak koymayalım. Ki maksat hasıl olsun. Böyle bir durumda gerek site editörlerinin, gerek yazarların işleri kolaylaşacağı gibi, siteyi takip eden bizlerin de bu tür gerilim gibi gözüken meselelerden büyük bir manevi ve tefekküri kazançla çıkma ihtimali olacaktır. Allah herkesten razı olsun..

1tahkik, 16.02.2006 | Bu yanlışa dur diyelim!, Metin Karabaşoğlu

Emirdağ Lâhikasında Hz. Ebu Bekir’in Bediüzzaman’ın naklettiği sözü ile Vehbi Vakkasoğlu ait Başkasının Günahına Ağlayan Adam isimli kitaptaki söz arasında bir fark olup olmadığını görmek için yazıda da denildiği gibi: Gelin, “Hâfıza-yı beşer nisyan ile mâluldür” sözünün Nurcuları da kapsadığını, Risale ehli yazarların da bundan muaf olmadıklarını dikkate alarak, ‘hâfıza-yı beşer’e itibar etmeyelim, sadırdan konuşmayıp, satıra bakalım

Başkasının Günahına Ağlayan Adam, yazarı: Vehbi Vakkasoğlu, Nesil Yayınları. Sayfa 53

Ebu Bekir (ra) gönüllü idi

O ki : ’’ Yâ Rabbi! Vücudumu büyüt, büyüt ve beni cehennemine koy. Orada bütün günahkârların adına ben yanayım!’’diyebilmişti

Bediüzzaman da ’’ Milletimim imanını selamette görürsem cehennemin alevleri arasında yanmaya razıyım Çünkü vücudum yanarken gönlüm gül gülistan olur! diyebilen adamdı.

Ben değil dünya hayatımı lüzum olsa âhiret hayatımıda İslam milleti hesabına feda edeceğim. diyen şefkatli bir kahramandı. …

Emirdağ Lâhikası, eski Sözler Yay. baskısı, II. cilt, s. 121:

.. Sıddîk-ı Ekber (r.a.) dediği olan: ‘Mü’minler cehenneme gitmemek için Allah’tan isterim, benim vücudum cehennemde büyüsün ki, onların yerine azab çeksin’ diye söylediği kudsî fedakârlığının bir zerresini ben de kendime kazandırmak için, iman ile cehennemden birkaç adamın kurtulmaları için cehenneme girmeyi kabul ederim demişim.”

Her iki sözünde farklı lafızlar olmakla beraber aynı manayı ifade ettiğiğ düşünüyorum şöyleki:

O ki : ’’ Yâ Rabbi! Vücudumu büyüt, büyüt ve beni cehennemine koy. Orada -mü’min olan- bütün günahkârların adına ben yanayım!’’diyebilmişti

Sıddîk-ı Ekber (r.a.) dediği olan: ‘-günah ile- Mü’minler cehenneme gitmemek için Allah’tan isterim, benim vücudum cehennemde büyüsün ki, onların[-Bütün günahkar- mü’minlerin] yerine azab çeksin’ diye söylediği kudsî fedakârlığının bir zerresini ben de kendime kazandırmak için, iman ile cehennemden birkaç adamın kurtulmaları için cehenneme girmeyi kabul ederim demişim.




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut