Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

[*4.649 yazı içinden]

 enes kara : yorumlar 

28Bir makale daha isterim., 18.08.2008 | HÜSEYİN GÜLERCE NEYİN PEŞİNDE?, Hüseyin Yılmaz

Hüseyin bey bu enfes yazı beni kesmedi,

bir yazı daha istiyorum, Okuyucularınızdan bizi olarak yazıya konu olacak başlığı size teklif etsem nasıl bulursunuz?

Konu şu olabilir mi?

Gülen ve Atatürk.

Hüseyin GÜLERCE bey sürekli Gülen'i referans vermiyor mu? Veriyor. Gülen'in Atatürkle ilgili sözleri var mı, var.

şimdi baş konumunda olan bir zatın sözlerini de bu yazınızla alakalı olarak bir kritik yapsanız nasıl olur.

Özellikle alim bilinen insanlara ya hayır söylemek ya susmak elzem.

çünkü söyledikleri tilmizlerine refarans oluyor, olabiliyor.

Evet bir yazı daha,

Zira Muktezayı hale mutabık olur.

Ne dersiniz.

27Ubeydullah kardeşe, 17.06.2008 | ‘Mürşid vaziyetini takınmak’, Metin Karabaşoğlu

sizin ifadeleriniz de benim kafamı karıştırdı,

Evvela aşağıda iktibas ettiğim yer aradığınız yer olabilir.

"Bir düstur

Risale-i Nur talebeleri, Risale-i Nur’un dâiresi hâricinde nur aramamalı ve aramaz. Eğer ararsa, Risale-i Nur’un penceresinden ışık veren mânevî güneşe bedel bir lâmbayı bulur, belki güneşi kaybeder.

Hem Risale-i Nur’un dâiresindeki hâlis, pek kuvvetli ve her ferdine çok ruhla¬rı kazandıran ve Sahâbenin sırr-ı verâset-i Nübüvvetle meşreb-i uhuvvetkârâne¬sini gösteren “meşreb-i hıllet ve meslek-i uhuvvet” ise, hâriç dâirelerde o pedere ve o mürşide üç cihetle zarar vermek suretiyle, bir pederi aramaya ihtiyaç bırak¬maz; birtek peder yerine, pek çok ağabeyi buldurur. Elbette büyük kardeşlerin müteaddit şefkatleri, bir pederin şefkatini hiçe indirir.

Dâireye girmeden evvel bulduğu şeyhi, her fert o şeyhini, mürşidini, dâirede dahi muhâfaza edebilir. Fakat şeyhi olmayan, dâireye girdikten sonra, ancak dâire içinde mürşid arayabilir. Hem Risaletü’n-Nur’un velâyet-i kübrâ olan sırr ı verâset-i Nübüvvet feyzini veren ders-i hakâik dâiresindeki ilm-i hakikat dahi dâire hâricindeki tarikatlere ihtiyaç bırakmaz. Meğer tarikati yanlış anla¬yıp, güzel rüyalar, hayaller, nur ve zevklere müptelâ ve âhiret faziletinden ayrı olan dünyevî ve hevesî zevkleri arzulayan ve merciiyet makamını isteyen nefis¬perestler ola...

burada mürşid arama sadece tarikatten gelenler için gerekli olmasa gerek,

üç kişi bir araya gelince biri imam olsun diyen bir din

nur hareketini sadece kitaba havale edip onu idare ve sevk edecek bir mürşitten mahrum bırakır mı?

öyle olduğunu zannetmek ve risale-i nur yeter demek hatadır.

günümüzde farklı farklı bir çok nur hareketini vazife taksimi şeklinde gören ve maalesef kimi yerde bir nev-i zügürt tesellisi olan bu ayrışma işte bu mürşitsizlikten gelen (ama olması gereken şekliyle) sıkıntılardan kaynaklanmaktadır.

Tarikat tarzı mürşid olmaya risale-i nurun izin vermemesi, Olması gereken tarzda bir mürşid ihtiyacını iskat etmez.

Mürşit elzemdir.

26Çıkmaz sokak, 10.06.2008 | Lider ve mürşid, Metin Karabaşoğlu

Şeyh ve müritleri ( yada lider ve cemaati) bir yöne doğru yürüyorlardı. Gidilen yolun çıkmaz bir sokak olduğunu bilen bir mürid, tüm müridlere "durun bu sokak çıkmaz sokak ben bu yolu iyi bilirim" dedi. fakat aldığı cevap "eğer bu yol çıkmaz bir sokak olsaydı şeyhimiz bu yoldan bizi götürmezdi oldu. Baktı olmayacak, şeyhe söyleyeyim dedi. ona da bu yolun çıkmaz sokak olduğunu söyledi, şeyh ise arkasındaki kalabalığa bakarak "bu yol çıkmaz bir sokak olsaydı bu kadar adam benim arkamdan gelmezdi dedi"

Yanyana gittiğiniz mürşitlere Hz.Ömer'e yapılan "sana niçin beyt-ül malden bütün vucudunu örten bir elbise verildi de bize yarı vucudumuzu" dedirtecek bir eleştiri yaparsınız? oda yanınızda olduğu için işin hakikatini anlatır.

Önde gidene ise zaten söylemeye imkanınız olmaz. Bir türlü yetişemezsiniz.

Önde giden liderlere sual, eleştiri, tenkid edemezsiniz.

zira siz onun seviyesinde değil onun kadar alim değilsiniz. haddinizi bilmelisiniz. olsa olsa o yapıyorsa, diyorsa bir hikmeti vardır demek icap eder.

Birde risale-i nur yerine şahıs bırakmamıştır. risale-i nur yeter diyenlere ne demeli?

onlarında bu yazıdan alacakları bir şeyler olsa gerek.

25Ziyaret nasib oldu., 22.05.2008 | Hâfız Ali’yi unutmak, Metin Karabaşoğlu

Denizlide Sünnet-i Seniyye risalesi üzerine bir grup arkadaşla mütala tarzında yapılan bir çalışmaya iştirak etmiş ve bu kahraman ağabeyimizin mezarını ziyaret etmiştim.

Şehid Hafız Ali Ağabeyin mezarında Oktay GÖKKOCA'nın da bahsettiği üzre İslâm Harfleriyle,

"Mahkeme-i Kübra-i Haşir'de Risale-i Nur Talebelerinin Bayrakdarı Şehit Hafız Ali" (Rahmetullahi Aleyh)

yazıyorudu,

Duam o dur ki;

Rabbim o bayrak altında haşr olmayı

nasib eylesin.

24Yanyana okunması gereken iki yazı, 14.05.2008 | YAŞAYAN 100 ENTELEKTÜEL, BEDİUZZAMAN SAİD-İ NURSÎ VE FETHULLAH GÜLEN, Hüseyin Yılmaz

Bu yazıyı mutlaka Murat TÜRKER Beyin yazısıyla beraber okuyun.

Ben okudum çok istifade ettim.

Çok güzel tesbitler var ve bu yazıyla da baya irtibatlı.

Öyle ya şefkatten ve tamirden gelen bir tenkide adamlar hizmet ediyor sen tenkid ediyorsun diyenlerin bu yazıdan alacakları çok şey var diye düşünüyorum.

http://1111.karakalem.net/?article=3109

23Evet güzel bir tesbit, 06.05.2008 | Sorumluluklarınızı mı Haklarınızı mı Bilmek İstersiniz?, Serdar Pehlivanoğlu

Bazı kavramların, sözlerin içini boşalttığımız gibi, kimilerinin de işimize gelen yanını alabilmekte nefsi emmarenin üstüne yok.

Nasıl inşaallah Allah izin verirse mutlaka yapacağım demek iken,

bakarız, ederiz. gibi atlatmanın, geçiştirmenin adı gibi olmuşsa,

Nasıl bir hatasını zikreden birisine söylenen Estağfirullah kelamı,

evet sen hata edebilirsin Allah seni affetsin senin adına istiğfar ediyorum demek iken,

Haşa seni o hatayı işlemekten ya da o hatayı, kusuru sana yakıştırmaktan seni tenzih ederim gibi kullanıldığı gibi.

İşte nefis bu kocaya secde hususunda da bunu kendine yontup sizin de güzelce tesbit ettiğiniz üzre sorumluluk noktasından haddini bilmeyi değilde kendisine makam biçme noktasından hak kavramını öne çıkarabiliyor.

Öyle ya kime, ne adına nereye kadar itaat edilecek

Aslında burda hak kavramı da bu hususu izah sadedinde gereği gibi kullanılabilirse

Sorumluluğu bir kenara itmiyor.

“Ey kocam; senin şuraya kadar itaat ve bundan ötesini beklememek şartıyla itaat edilmene hakkın var ve ben bu hakkı gözetme noktasından sorumluluk bilincine sahibim, sen de bundan ötesini benden bekleme sınırını aşma.”

Zaten serdar bey mesele imani bakış açısı itibariyle olaylara yaklaşmak olmayınca

Zaten sorunun, feminis kafayla, modernist kafayla ya da dindarlığın işine gelen yanını kullanma kurnazlığını gösterenlerin yanlış yerden bakma, ve yanlış anlama sorunundan kaynaklandığını düşünüyorum.

22Televizyon fitnesi, 13.03.2008 | Hayatınızı reklamlardan önce mi, sonra mı yaşarsınız?, Ali Dedeoğlu

Ah Ah! bahsini yaptağınız hususların bu ahirzaman fitnesi içindeki insanları nasıl yaraladığını ve bütün bunlarıda özellikle Üstadın melcei, tahassüngahi, dünyadaki cenneti dediği evimizde, evimizde de televizyon vasıtasıyla olduğu bir gerçek.

evinden televizyonu kaldıranları tebrik ediyorum. Ben kendim kaldırdım fakat hala mücadele veriyorum ve dua istiyorum.

21Amin Amin Binler Amin, 25.02.2008 | Kırka doğru, Abdurrahman Bulut

"Ya Rabbi! “Her arayan bulamayabilir, ancak bulanlar arayanlardır” sırrı gereği, belki ömrümün son anına kadar bulamasam, yakalayamasam dahi, beni arama, ümitlenme, gayret etme kararlılığından mahrum etme. Beni becerememenin, bulamamanın karamsarlığında, mazeretler çukurunda boğma. İçimi seviye seviye kemiren sorgu, kuruntu, önyargı ve kabullerimin sana uzanan yolda önüme dikilişlerinde bana güç ver. Farkında olarak veya olmayarak içimde beslediğim, büyüttüğüm bütün yanlışları, kötüleri görme, anlama ve değiştirme fırsatı ver.

Ya Rabbi! Günbegün üzerime sıçrayan, bulaşan kirleri temizleme fırsatı ver. “Rablerinden bir hidayet üzere olanlar”dan olabilmenin isteğini, kararlılığını ver.

“Kurtuluşa erenler”den eyle..."

Âmîn

Güzel ve Kalbi Dualarına binler amin.

20Takdim Yazısı, 20.02.2008 | Bir Entelektüel: Metin Karabaşoğlu, Mustafa Oral

Ben bu yazıyı bir takdim yazısı olarak görüyorum. En azından Metin beyi pek tanımayanlar hakkında bir kanaat hasıl ediyor. Bu siteyi hep belli başlı müdavimler takip etmiyor olsa gerek.

19Hangi tv.deki diziler daha zararlı?, 11.02.2008 | Durdurun dizileri, inecek var, Ali Dedeoğlu

Bir kısım tv.ler baştan din düşmanı olarak görüldüğü için mesafeli duruluyor, durulabiliyor.

Ancak,

Kendimize daha yakın gördüğümüz.

Bizim tv.miz dediğimiz, ya da bizim cemaatin gibi baktığımız.

flört sahnelerinin kanıksandığı, rol icabı yatak odalarının gösterildiği (cinsellik öğesi taşımasada)

Tesettürsüz, namazsız ama kalbi temiz ! olanların mubarekliği,

Evet evet bizden gibi olanlar tv.ler

yavaş yavaş suyu ısıtılan haşlanmış kurbağanın akıbetine doğru bizi sevk etmekte baya mesafe katettiler.

Değil tv dizilerine Tv, ye hayır diyorum.

Zira evine müslüman girip kafir olarak sabahlatan şey bu televizyon olsa gerek.

18VAHİDİYET-EHADİYET, 17.12.2007 | İstidat ve kabiliyetler böyle mi gelişir?, Mehmed Boyacıoğlu

vahidiye-Ehadiyet konusunu

ayrıca ele alıp, görüşlerinizi yorumlarınızı ayrı bir makale konusu yapmanızı istiyorum değerli yazarımız.

17ferdiyet nedir?, 05.12.2007 | İstidat ve kabiliyetler böyle mi gelişir?, Mehmed Boyacıoğlu

Ben Ehadiyeti farklılık olarak anlamıyorum.

o bahsettiğiniz farklılıklar

ehadiyet tecellisi değilde

ferdiyet tecellisi olsa gerektir.

Öyle ise ehadiyet nedir?

Risaleden kes yapıştır yapmaktan öte

onları derleyip bir kıvama getirip

daha sonra,

vahidiyet ve Ehadiyet farkını bilmeyenin nazarı şöyle olur. şunu kaybeder, şunu kazanır diye güzel bir yorum lazım.

imdat eden yok mu?

16Ahir zamanın en büyük mehdisi., 27.09.2007 | Risale-i Nur'da Mehdî ve Hadis İlmi, Halil Köprücüoğlu

Benim kanaatime göre burada hakim kelimesinden, kavramından önce üstadın izahını yaptığı konuda geçen "Âhirzamanın en büyük fesadı zamanında gönderilecek" diye devam eden cümleye dikkat çekmek gerektiğini düşünüyorum.

Şimdi düşünelim Ahir zamanın en büyük fesadı, yaşandı mı, yaşanıyor mu, ilerde mi yaşanacak

Biz bu fitne-i ahir zamanı da Hz.üstad ile onun özellikle 5.şuada yaptığı tevillerle gerek islam deccalı olan sufyanı gerek hiristiyan aleminde dinsizliği yayan deccalı, onun nerede çıkıp neler yapacağınıda üstad ile yani Mehdi ile öğrendik. Üstadın yaşadığı devrede Alemin gördüğü maddi manevi en büyük tahribatın, yani ahir zamanın en büyük fesadının vuku bulduğunu, şuan ki hal-i alemde yaşanan fesatların ise onun uzantısı olarak devam ettiğini düşünüyorum.

durum bu olunca Hakim tabirinin halil beyin ifade ettiği tarzda anlamanın da isabet olduğunu, ilerde gelecek ve risale-i nuru program yapacak şahsın da yine icraatında risalei nuru esas yapacağından dolayı onun amelinin bir misli de yine “Es-sebebü Kel fail” sırınca Hz.Üstada geçeceğinden dolayı, Üstadın hem, hem diyerek vasıflarını saydığı Ahir zamanın en büyük Mehdisinin bizzat kendisi olduğunu düşünüyorum.

15BENİM KAFAMA TAKILAN!, 05.09.2007 | İdam-ı ebedî, daimî haps-i münferid..., Metin Karabaşoğlu

Turan TEKİN isimli kardeşimizin yapmış olduğu alıntı benim için güzel oldu bende şahsen o tarzda düşünmeye kendimi zorluyordum. Fakat kafama Üstadımızın ikinci yolda izahını yaptığı grup için sarfettiği "haps-i ebedi"tabirini anlayamadım.

ki o bölümde üstadımız İkinci Yol: Âhireti tasdik eden, fakat sefahet ve dalâlette gidenlere bir HAPS-İ EBEDİ ve bütün dostlarından bir tecrid içinde bir haps-i münferid, yalnız başına bir hapis kapısıdır. Öyle gördüğü ve itikad ettiği ve inandığı gibi hareket etmediği için öyle muamele görecek." demektedir.

Eğer gençlik rehberinde izahı yapılan bu kabre giriş yolları sadece kabri ilgilendiriyorsa üstadımız haps-i ebedi tabirini niçin kullanmıştır. Buradan daha sonraki hapsin cehennemde de devam edeceği tarzında bir yorum çıkmaz mı.

Zannediyorsam metin bey de bu nokta-i nazardan yazısına konu olan bu bahsi açmaya çalışmış. Lakin bu izah da benim için biraz zorlama bir yorum olarak kaldı tatmin etmedi.

Bu konunun yorumlarla vuzuha kavuşulmasına devam edilmesini Keşif yolcularından bekliyorum.

14ELEŞTİRİYİ TAHRİP ADDETMEK!, 14.08.2007 | Hudeybiye turnusolu, Metin Karabaşoğlu

OTURUP SIRF ELESTIRMEK YERINE RABBIMIZIN RIZASINI KAZANMAK !

ne dersiniz munekkidler mi hizmet edenler mi rizaya talip veya razi olunanlardir ?

KARDEŞ; Evvela münekkitler diye tenkid ettiğin kişilerin işleri güçleri oturup tenkit yapmak, eleştirmek değil. Herkes kendi çapında ve anlayışında hizmet etmeye çalışıyor

lakin burası bir fikir platformu buradaki hizmette elbette zaman zaman eleştirmek veya takdir etmek gibi tarzlarda yapılan tesbitlerle de olacak.

Bu sitenin müdavimleri ekseriyetle gördüğüm kadarıyla Risaleinur merkezli düşünen kimseler. Elbette o hizmet tarzına uymadığını bir takım ilmi ve insaflı tesbitlerle gösteren ve bunu yazıya döken kardeşlerimizi hemen tenkitçi yaftasıyla karalamak ve işiniz gücünüz hizmet edenleri karalamak deyip kulak ardı etmek, hizmet mi? Hizmet etmenin bir parçası eleştirilere kulak vermektir. Hz Ali'nin sözü diye bildiğim bir söz var. 'Eğer yanlışlarım söylenmezse (tenkid edilmezsem )hep doğru yapıyorum zannederim.

Tenkidi bazen cerbeze bazen de insaf ve merhamet işletir

lütfen merhametten gelen tenkidi diğeriyle karıştırmayınız.

Üstadın hücümat-ı sittede yaptığı ikazlar kimin için Ehli dalalet için mi? Yoksa hizmet etmek isteyenler için mi? Orada Enaniyet, korku, kıskançlık, hubbu cah gibi damarlardan dolayı hizmet ettiğini zannettiği halde hizmeti baltalayan zihniyete ikazlarla doludur.

Sonra bir hizmetin kıymeti dağları, taşları ,dünyayı aşmasıyla değil rızayı ilahi ile orantılıdır.

Küçük bir Anektot: Samanyolu tv.de çıkan cinsel içerikli reklamları eleştirmiş ve samanyolunun bu reklamların gelirlerine ihtiyacı olmadığını bu hususta titiz olması gerektiğini söylediğim bir arkadaşım şöyle cevap vermişti. Eğer öyle yaparlarsa hemen bir takım yaftalar yer ve kimi yerlere ulaşamazsınız demişti

Merak ediyorum Cenab-ı Hak Ey kulum niye falan reklamları yayınlamak suretiyle filancalara da ulaşmadınız diye bir hesap sorar mı? Yoksa hesabın yönü farklı mı olur.

Sonuç ;Mesele araçların, amaçlaşması.

işte bu amaç araç sapmasına karşı yapılan eleştirilere yönelik yapılan savunmalar ölçülü ve insaflı olmalı.

13Demokrat Partinin Başında Demirel olsa!, 20.07.2007 | Kime oy vermeli?, Metin Karabaşoğlu

evet demirel olsa yine oyunuz Demokrat partiye mi giderdi.

Malum 28 şubatta sarf ettiği efor ve başörtülüleri arabistana davet etmişti.

Keşke Hiç oy vermiyeceğim bu sistemin partilerinden kurtuluş beklemiyorum deyip oy kullanmayacağım deseniz, hazmediyorum. Ama Hiç alakası olmayan ifadelerle kendini demokrat bir nur talebesi olarak addederek ve adı demokrat parti diye hala bu parti ve uzantılarını liderine içeriğine bakmadan desteklemek ferasetsizliğini bir nur talebeliği unvanını almaya çalışanlara yakıştıramıyorum.

Nur talebeliğini demokratlık gibi kelimelerle yan yana telaffuz etmeyi doğru bulmuyorum. Nur mesleği vahiy eksenlidir. demokrasi ise çoğunluğa bakar (güya) neyse o ayrı bir tartışma

Metin beyin tercihini zamansız bulunlar Y.Asya'nın gazete lisanıyle yaptığı telkinleri nasıl buluyorsunuz onala reva da metin beye değilmi.

Evet böyle açıklamalar yapılmalıdır.

Taki Hariçte risalelere muhabbet gösterip fakat soğuk duranlar hah demek böyle düşünenlerde varmış desinler.

Allah'a şükür nur mesleği Y.Asya'nın tekelinde değil, ama değilmiki bir gazate var ve kamuoyuna mesajlar yolluyorlar onların yanlış ve yanlı telkinlerine yine bu yolla cevap verilir, ve verilmelidir.

Ayrıca aşağıda Meclise gelen ziyaretçilerinde başörtülü olmalarını yasaklayan önergenin sahibi olan Mehmet AĞAR'a ait dökümanı yayınlayan arkadaşıma teşekkür ederim.

Son Söz: Ak parti kötü de olsa yine bu zamanda kötünün iyisi

12iki tarafta da hatalar var., 09.01.2007 | “Dindar erkeklerin eşleri, onları “her bakımdan” garanti olarak gördüklerinden dolayı onlara insan gibi davranmıyorlar.”, Levent Bilgi

Yazı biraz erkekleri kollayıcı kadınları suçlayıcı olsa da, aslında her iki tarafında eksikleri hataları var. Ama mesele bunları görebilmekte. Bazı ailelerde fedakarlık erkekte bazıların da ise kadında oluyor. Biri birini kendisindeki üstün özellikleriyle dengeliyor. fedakarlığın iki taraftan da eşit geldiği pek nadir olsa gerek. Ama hanımların hissiliklerinden kaynaklanan meselelerde ortada. Burada erkek hem aklını hem erkekliğini göstererek idareci olması lazım ama malesef. Bir öğretmen olmak kadar zor olan annelik babalık sadece kendilerine anne, baba diyecek bir evlat bahşedilince hemen olunan bir şey olarak görüldüğünden çözümü bulmak zorlaşıyor. Her halde iki taraf ta rollerini ve mesuliyetlerini ya tam bilmiyor ya da olumsuz çevreye bakarak çoğu zaman nefsi olarak yaptığı tavırları bir takım tevillerle hoş görüyor.

Eşler birbirlerini zamanla tanıyorlar iyi taraflarını ve eksilerini. Ama arada sevgi varsa muhabbet varsa ve ortak paydalar çoksa sıkıntılar aşılıyor. Bence sıkıntının kaynağı sevgi eksikliği.

11Sebebi dünyevileşme, 08.06.2006 | “Konuş” ey Ayşe içimiz ferahlasın, nasıl “sus” ey Ayşe içimiz ferahlasın oldu!, Levent Bilgi

Sebebi belli

İstemez misin dünya onların ahiret bizim olsun ya ömer diyen bir peygamberin ümmeti olanlar

eğer!

dünya bizim olsun ahireti de gidince düşünürüz diyen bir hale gelirse tabi sus ya aişe denilecek.

Fakat daha ziyade yazıdan çıkardığım sonuç şu oldu ki:

Eş seçimine dikkat etmek lazım.

Erkek konuş Ya hanım deyince kendisini Hz. aişe gibi rahatlatacak bir eşe

Bayanlar da kendisinin hangi konularda konuşursa rahatlayacağını bildiği bir eş seçimine dikkat etmesi lazım.

Zira en önemli kararlardan birisi de eş seçimiymiş.

10Vazife başında olmak, 06.06.2006 | Kendi Dilinden Mehdî.., Aykut Tanrıkulu

üstad hazretleri barla da iken bir kişi ona ümitsiz olma mehdi gelecek alemi ıslah edecek der. üstad o kişiye şu anlamlı mukabelede bulunur.

"Mehdi geldiğinde seni vazife başında bulsun"

Bir kişiye bir sıfat yüklenecekse onun icraatına bakılır.

Yani ainesi iştir kişinin lafa bakılmaz

mehdilik hakkında üstadın beklenen şahıs olmadığı asıl gelecek zatın daha sonra geleceği yönünde tartışmalar var

şahsen bu hususta ciddi malumatı olan kardeşlerin yorumlarını bekliyorum.

9Kim Kimi Kullandı, 25.05.2006 | NURCULAR, YANLIŞI / DEMİREL’İ DESTEKLEMEDİKLERİNİ DEKLERE ETMELİDİRLER, Levent Bilgi

Leven bey evvela nurcular demireli desteklemediklerini deklare etmeli olan başlığınız

bir kısım nurcular diye başlamalıydı

zira çok şükür demireli oldum olası desteklemeyen bir çok nur talebesi ve grup var

Soru Şu:

Demirel mi Bir kısım Nurcuları kullandı?

Yoksa Bir kısım Nurcular Demirel i mi

El Cevap: Demirel bir kısım nurcuları

bu bir kısım nurcuların bu demirel muhabbetini ve onun devamı olan aynı parti ve liderlerini Çiller ve Ağar gibi destekleme yanlışını bir haber sitesinde yaptığım bir yorumda eleştirmiş ve bazı sorular sormuştum onlardan biriside şuydu.

Demirelin malum 28 şubat sürecinde sarfettiği efor ve şu son çıkışı

artık bir öz eleştiri yapmayı gerektirmiyormu?

zira onu zamanında özellikle gazete lisanıyla destekleyen bir kısım nurcuların! bu tavrı yüzünden bir çok kimse risalelere dost-kardaş ve talebe olabilecekken onları küstürdünüz ve nur talebelerine yanlış bir bakış açısı ile bakmalarına sebep oldunuz dedim.

yazıya demireli savunma babında gelen cevap şuydu

demirelin hakkını yememek lazım zira bir çok imam hatip açmış

Üstad bize 5 nci şua ile deccalın nifak perdesi altında tahribat yapacağını söylüyor

yani aziz nesin gibi harbi delikanlı bir kafir sıfatıyla iş yapmayacak

o deccal komitesinin aveneleride o yoldan gidecek ve onlarda elbette o yolu takip edecek ve etmiş

bir kısım nurcular ise onların bu islami olan bazı söylem ve eylemlerine kanarak onları desteklemişlerdir.

Ama zararın neresinden dönülürse kardır

Ama bu özeleştiriyi yapmak nefse zor ve ağır gelir

zaten nefse zor gelende hayır vardır.

8Tebrikler, 08.03.2006 | ‘Hane-i Saadet’, Ahmet Nazlı

Bu Modern asrın Modernizim belasına bulaşmış ve onun hakim bakış açısına karşı alçaklık kompleksiyle hareket edip illaki kadını kamusal alana çekmeye çalışan islami yazarlarımıza! inat

Şu yorumlarına yürekten katılıyorum Ahmet Bey.

Maşaallah, Barekallah. Allah ilminizi, ferasetinizi daim ve kaim etsin.

7yazı eksik olmuş devamı lazım, 28.02.2006 | Acziyete düşmeden, acziyet hissetmeden, Metin Karabaşoğlu

Üstad Hz.lerinin diyalog noktasında bu celal ve cemal dengesini iyi kurduğuna dair olan tespitler gaget yerinde

fakat şimdi onun izinde gidiyor imajını veren ve bu diyalog söyleminde başı çeken ekolün bu cemal ve celal dengesi hususunda da yorum yapacak oldukça çok materyal var. yani onların acziyete düşüp düşmeden bunları yapıp yapmadığına dair. şahsen bu husustada tahlillerinizi bekliyorum.

ayrıca dinler arası diyalog olarak bilinen bu süreçte yaşananlardan dolayı üstad ve eserleri hakkında da ileri geri konuşanlara cesaret verecek bir takım ciddi yanlışlar yapılmadımı acaba.

6hakikatli alimler var Allahın İzniyle, 24.02.2006 | Risale’nin şerefi ve sorumluluğumuz, İnci Şirvan

hakikatli alimler var fakat kendilerini efkarı aleme teşhir etmiyorlar.

5bu yazıya katılmak mümkün, 24.02.2006 | Ehl-i Dinin ‘Kamusal Alan’la İmtihanı, Ahmet Nazlı

evet çünkü hal-i alem ortada kendini yetiştirmemiş. evladıyla ilgilenemeyen olsa olsa evine sadece ekonomik bir katkı sağlamaktan öte bir konumda olamayan ehli nisanın ve dahi o nisa taifesinin çobanı olan erkeklerin şu yazıdan alacağı çok şeyler var evet bizim Allahın bizi sorumlu tutmadığı bir alanda başkalarına örneklik teşkil etmek gibi bir sorumluluğumuz yoktur.Var zannedip veya nefislerimizin o alana girip ekonomik özgürlüğe kavuşup evde koca bekler olmaktan kurtulmak isteyenlerimizin o alana giripte islami kimliğini ve dahi tesettürünü, halveti, karşı cinsle münasebetlerini şöyle bir gözden geçirirse Üstadın kadınları tekrar yuvaları olan evlerine davat etmesinin sebebi her halde ayan beyan olur

evinde bulaşık, yemek, ve çocuk bakımından öte bu zamanda hanımlardan beklentilerimiz çok daha ziyadedir.

Kenidilerini şu an piyasada bulunan bir çok kitaplarla ve dahi r.nurlarla yetiştiren bunu çocuklarıyla ve komşu ve akrabalarıyla paylaşan bir hanımın yaptığı cihadı hiçbir kamusal alanda yapamazsınız.

4haddi vasat , 10.02.2006 | Bu yanlışa dur diyelim!, Metin Karabaşoğlu

Bütün bu ölçüsüz muvazeneler yanlış değerlendirmeler bizim meşhur deyimimizle kaş yapayım derken göz çıkarmanın tezahürleridir.

Ne diyelim Allah bizlere risaleleri gazete gibi okumamayı nasib etsin. Amin.

3bekliyoruz, 07.02.2006 | Yetti artık!, Metin Karabaşoğlu

metin abi yazınızı bekliyorum zira gerçekten risalelerin gazete gibi okunup okunmadığının ispatı olan bir yazı bekliyorum.

2Bu taşlar neler olaki, 07.02.2006 | Taş ve öncelikler, Levent Bilgi

levent bey bu konu gerçekten önemli ve gaget istifadeli bir yazı üstadın "ömür sermayesi azdır lüzümlu işler çoktur! dediği o lüzümlu işler nelerdir acaba ?müslümanların öncelikleri taşları neler olmaladır? bu konuya devam etmenizi istiyorum. saygılar

1hakkın hatırı için, 02.02.2006 | Eugéne’ler, dikkat!, Metin Karabaşoğlu

5.nci şua nın telif sebebi olan zat hakkında f.gülen devletimin başına gelen şahsa laf söylettirmem devletimin başına gelen kim olursa büyük insandır sözünü bir türlü hazmedememiştim. o zat ki bedüzzaman hz.ifadesiyle ona verilen bütün eza ve cefaların müsebbibi idi. şimdi biz bu iki şahsı birbirinden ayırmak (f.gülen ve bediüzzamanı) gerek dediğimiz zaman hemen karşı çıkanlar. ve bediüzzaman nerde hizmet edenleri eleştirmiş kin bağlamış gibi ifadelerle kendilerini savunuyorlar üstad hz.leri kimi yerde mesela hüsrev altınbaş hakkında şimdi onun aleyhinde bulunmak azim bir ihanettir demesi r.nur içinde olanların şerh, izah ve tanzim hakkında birşeyler yazmasını "nakıs bir taklitçilik, soğuk bir muaraza olarak gören ve ilan eden ve ayrıca hulul yani dost görünüp r.nur mesleğini böylede hizmet edilir diye sulandırmak ve mecrasını saptırmak isteyenlere karşı nur talebelerini uyaran üstad evet eleştiriyor. ve müteyakkız olmaya davet ediyor. metin beyin yazısı bu nakta-i nazardan bana anlamlı geldi.



© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut