“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

[*4.593 yazı içinden]

 ebrar : yorumlar 

8, 07.06.2006 | İnsan melek, dünya cennet değildir, Metin Karabaşoğlu

Allahın selamı o nebiye, onun ashabına ve onu dost bilen herkesin üzerine olsun

Ebu bekir-Ömer-Muhammed(as) dünyada ve ukbada, hayatları birbirlerine destek, güneş gibi toprak gibi su gibi, bir kainat gibi beraberlikleri tarifsiz üç zat.

Düşünün şu anda beraber yatıyorlar, aynı mekanda...

Hz. Ömer(ra) ve Ebu bekir(ra), kelimelerin anlatmakta aciz kalacağı, ancak onları yazmakla değer kazanacağı, ukbada yer edineceği, karşılık bulacağı yegane bitmez hazine olan Rasulullah(as) dan boyanmış, inşaa olmuş, Onunla ayakta kalmış, Ona sığınmış, Onunla olmuş, Onunla hissedebilmiş, nefes alabilmiş, gülebilmiş, ...

kısacası yaşamış ve yaşatabilmişler

Bugüne ütopya gibi, şüphesiz Ondan uzak olanlara!!!!

Hatırlayın!

Hz.Ömerin şaşkınlığını vefatında nebinin, nasıl O ölmedi diyordu, nasıl duymuyordu

Hz. Ebubekirin ona seslenişini.

Nasıl bir yıkılış şaşkınlık...

Bir nebze olsun hissedebiliyor musunuz????

Hatırlayın onların birbirlerini gördüklerinde sevincini...

Ne güzel bir buluşma ki yine Rabbi anacaklar,

konuşacaklar yeniden varlıklarını hissedecekler, derinleşerek....

Gözlerinde iman nuru kardeşlik emniyeti...

Serin ırmaklardaki, nezih tertemiz ferahlatan su misali samimiyet, içtenlik...

İmanın onları sarmaşıklar gibi birbirlerini sarmasını, birbirlerine düşkünlüklerini

“... Allah’ın ipe sımsıkı sarılın..” ayetine bağlılıklarını...

Aralarında ihtilaflar olmuş, olmamış değil ama bakın nasıl düzelmiş:

Hayatü sahabe sayfaları arasında gezerken Hz.Ebubekir ile karşılaştım, Hz.Fatımanın ayağına gitmiş bakın ondan nasıl af diliyor:

- Allaha yemin ederim ki, ben evimi, barkımı, servetimi, yakınlarımı sırf Allahın rızasını, Peygamberin rızasını ve siz Ehl-i Beytin rızasını kazanmak için terk etmiştim.

Dedi ve ısrarla Fatma’dan rızalık istedi. Nihayet Fatıma da hakkını helal etti.1

Bunu okuyunca açıkçası baya sevindim, gerçi siz barışmadılar demediniz, küs kaldılar dediniz, ancak gene de bana bu ağır gelmişti.

Sözün özü, yazımı tekrar tekrar okuyunca, bazı cümleleri keşke yazmasaydım dediğim oluyor. Oldu olan, eğri oturup doğru konuşmalı, kim ne derse desin, insan her an yüreğiyle beraber bahaneler ona sökmez. Türlü bahanelerle hatayı kapatmaya çalışmakta mümine yakışmaz ve ben de kendime açıkçası yakıştıramadım ancak sizin sonraki yazınız, çok ağır geldi ve bende çocukça bir savunma yaptım, belki yanlış anladım.

Belki orada şunu vurgulamak gerekir, bir aşırı nokta buda tecrübesizliğin meyvesi; insanlar kendisinden bir şeyler öğrendiği kişilere çoğu zaman fazla değer verebiliyorlar ki bu onların halleri ve tavırlarının meyvelerine şahit olmalarıyla ulaştıkları sonuçlar değildir. Bu bazen yanılgı olabiliyor, bazen hak ve bundan dolayı patlamalar oluyor. Yani denge hali değil. Yani tecrübesizlik. Hepimiz insanız sonuçta.

Ancak en önemlisi yürek ki o Rahmanın eli temsil etmesi hasebiyle, kul ile Rab arasındaki yegane telefon. Yani ona sadık olmak zorundayız ve hatamı kabul etmek zorundayım, yani hesabım adına. Üzgünüm, kendi adıma....

1-Hayatü’s SAHABE-2 , 461, 2005, DİVAN YAYINLARI

7, 04.06.2006 | İnsan melek, dünya cennet değildir, Metin Karabaşoğlu

Ebubekiri çok seven birisi için onun fatıma küs kalması çok ağır bir haber. acaba neden? taıkılıyor insanın aklına. Yani nasıl oluyorda bir çözüm bulamamışlarda küs kalabilmişler öylesi üstün güzellikte insanlar. Her sahabenin değil ama bazılarının tutumlarının etkisi, insanın zor zamanlarda çukura düşmesi kadar veya çukuru kabul edebileceği kadar bir hal almasına sebep olabiliyor. Yaralar veya içe giren vesveseler zor zamanda veya Ondan kopuk olunan, rahmetten uzak anlarda öyle bir girdaba dönüşebiliyor ki, ya bilekler kesiliyor, ya haplar alınıyor. Yalan değil, bunlar gördüklerim. Hem de sizin yakın dostlarınızın yakını. Evet mecburen çok sağlam temeller üzerine yürümeliyiz. çünkü ufacık yarıklar, anlık gafletlerde ömrü tarumar edebiliyor. Çok sıkı çok sıkı, çok açıklayıcı, çok derin ve köklü olmak zorundayız...

Zannediyorum "Ee" kelimesi densizlik olarak algılandı. Bu da sanal ortamın negatifliği, bu kelime çok rahat kullanılır. Sizler abilerimsiniz, öyle biliyorum çünkü hakkınız var, ve bu benim size karşı bir samimiyet hissetmeme vesile oluyor, ve zannediyorum sizlere yaptığım dünlerden çok yoğun dulara, birde tavavlarda isiminizi anmam var buda hakkım demek oluyor, ancak ben yabancılık duyduğum hiç sevmediğim proflara karşı bile bu kelimeyi, cehaletin cesaretini içeren ancak samimiyetin, içteki inancın kuvvetinden hareket ederek not kaygısı gütmeden söyleyebiliyorum. yazmıyorum söylüyorum..."ee, bu nedemek o zaman, anlamadım" gibi.

Neyse, .....

ne diyeyim ki...

hayat işte dünya burası...

Muhammed aleyhiselam orada, bizler burada onun gözleri önünde, birbirimizi kırıyoruz yazdığınız gibi...

Dünya....

6şimdi küsmek caiz mi?, 01.06.2006 | İnsan melek, dünya cennet değildir, Metin Karabaşoğlu

Bir noktaya takıldım şimdi. Yıllar önce Aişe(ra)nın dedikodu yapıp, bir kadın hakkında... uyarı aldığını görünce nefsimde baya bir rahatlık hissetmiştim sonra üstadın aç bir köpek hakkında talebelerine uyarısını duymuş sanki, açıkçası olması gereken budur diye emin olmuştum. Şimdi bu okuduklarım dünyama yeni sorular getirdi. Fatıma(ra)nın küsmesine ne demeli? Nasıl bakmalı? Aişe ile Ali(ra)nınkini biliyordum ancak daha önce hiç aklıma böyle gelmemişti. Şimdi bizde mi küselim, yani yer yer küsmeyi çok istiyor insan ama böyle yaparsam Rasulullah(as) ile ayrı düşeceğini düşünerek uzak kalmaya çalışıyor. Ee şimdi nasıl düşünecez? Sanki bir ferman geldi nefis çok mutlu oluyor. Hakikatten neyi göremüyorum, eksik nerede?

Güzel insanlar küskünlüğün arkasında ciddi bir kalp katılığını oluşturduğunu ve Onun tarafından kabul edilemiyeceğini söylüyor, küslük altında kini barındırıyor. İkiyüzlülük yapamıyorsun. Şimdi istiğfar et, şefkat et kurtul bu yükten diyor ama şimdi sizde küs kalabilirsiniz dediniz. Ne olacak şimdi?

5hayatı ayakta tutan dinamikler, 28.05.2006 | Karakalem’de polemik olmalı mı?, Editör

ess..

karakalem ortamı bana bir sohbet ortamı bir irfan sofrası gibi geliyor. Burada yılların emeğiyle yoğrulmuş insanlara muhatap olmak benim için büyük nimet ve bundan dolayı ara ara katılmakla çok mutlu oluyorum. Ancak yorumları, benim yorumum... gibi cümlelerle başlayıp başkalarının yorumlarına da laf atarak aşağılamak pek hoş değil. Herkes karınca kararınca katılımlarda bulunuyor ki, bu berekettir, çocuğun aileye katkısı, öğrencinin hocaya katkısı gibi, tecrübesizlerin katkısı gerek kompoz... yazılarının gerek yorumlarla, öyle inanıyorum ki bir nimettir. Bu söylem güzel değil keşke biraz daha vicanımıza danışıp yazsak.

Ama inşallah inananlar kazanır ve

Eleştiriler inanlar için yıldırıcı olmaz...

saygılarımla

selamlar

4aile & unutmayın ki, 28.05.2006 | “Yaşa 23 Ekim”, Metin Karabaşoğlu

ess..

Öncelikle bir kız çocuğuna böylesi bir sevinci ve iman dolu bir hayatı yaşatmaya vesile olduğunuz için Allah razı olsun ve İnci abladan da elbette ki, tek başına olmaz çünkü.

İkinci olarak, bu yazıyı okumakla mutlu oldum, yıllar önce sizleri tanımakla iç dünyamdaki evliliğe karşı putlar yıkılmıştı ve bu gün bunu okumak beni sevindirdi. Hayatın temel yapı taşı olduğu gibi her ferdin kendi dünyasında istikrarlı bir hayat tutturmasında temel olan aile hayatı içerisindeki huzur ve emniyet ortamı ki, bu ancak kuran ve imana tam bir bağlılıkla oluşturulabilir, yeni neslin iman dolu yüreklere ve kuvvetli kişiliklere sahip olması için elzem. Ve buda hiç şüphesiz ailenin, özellikle anne ve babanın tüm benlikleriyle Hak’a teslim olmaları ile doğrudan alakalı. Ve bizler unutmayın ki sizlerden umut buluyoruz. Ailenizle beraber iki cihanda bir bütün hayatı muhammedi saadetler yaşayarak geçirmeniz duası ile

selamlar

3kaderi ilahi ve arkadaş, 19.05.2006 | Arkadaş arıyorum, Halil Köprücüoğlu

Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim deyiminin hemen hemen her dilde benzer bir karşılığı vardır. Yani bu vasıflara sahip arkadaşlara sahip olmak için bu tür özelliklere sahip olmak gerekir ya da bu özelliklerin tohumlarını taşımak ki karşındaki onların inkişafına sebeb olabilir. Denk olmayan tamamlamayan arkadaşlıklar,ciddi yıkımlar içerir. Ve zaten kaderi ilahi kendisine sığınanı korur.

2ya yürek konuşsun ya da susun, 05.05.2006 | Küçük Kızın Duası, İsmail Örgen

"O Allah ki vermek istemeseydi istemek vermezdi" bu hakikat ne çok saptırılıyor!

Dünyevi isteklerin anahtarı şeklinde hep lanse ediliyor. Ne büyük gaflet, cinayet, cahillik.

Bu hakikati ya kökleriyle anlatın ya da kırık bir dal şeklinde sunmayın insanlara. Söyler misiniz, bu yorum bize Micheal Jacksonın kar beyazı olması gerektiğini ima edmiyor mu, o kadar istedi ki! Peki öyle mi?

O halde bu hakikat ne diyor?

Arş ile ardz arasında Kimin istediği dışında bir istek var!!!

Hakikatleri dünyevi taleblere alet yapmayın, eğer bir parçası kullanılacaksa adresi verin. Belli bir temellendirme yapın.

salt akıl hakikat adına konuşmamalı, hakikat yazılacaksa yürek matbasından geçmiş olanlar anlatılmalı

1abartmanın veya ciddiye almanın içten sonucu, 04.05.2006 | Çile, Rabia Nazik Kaya

bütün mesele ciddiyette ve abartıda..



© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut