“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Mezhep Karşıtlığı Problemi
–Abdülhakim Murad

[*4.622 yazı içinden]

 ali ihsan : yorumlar 

8İlahi adaletten daha büyük adalet yoktur, 07.03.2007 | Müslüman-Hıristiyan diyalogu üzerine düşünceler ve tecrübeler, İsmail Yakup

13. lemada verilen ders çok manidardır..

“ÜÇÜNCÜ NOKTA: İnsanın hayat-ı içtimaiyesini ifsad eden bir desise-i şeytaniye şudur ki: Bir mü'minin birtek seyyiesiyle bütün hasenâtını örter. Şeytanın bu desisesini dinleyen insafsızlar, o mü'mine adâvet ederler.

Halbuki, Cenâb-ı Hak, haşirde adalet-i mutlaka ile mizan-ı ekberinde a'mâl-i mükellefîni tarttığı zaman, hasenâtı seyyiâta galibiyeti-mağlûbiyeti noktasında hükmeyler. Hem seyyiâtın esbabı çok ve vücutları kolay olduğundan, bazan birtek hasene ile çok seyyiâtını örter. Demek, bu dünyada o adalet-i İlâhiye noktasında muamele gerektir. Eğer bir adamın iyilikleri fenalıklarına kemiyeten veya keyfiyeten ziyade gelse, o adam muhabbete ve hürmete müstehaktır. Belki, kıymettar birtek hasene ile, çok seyyiâtına nazar-ı afla bakmak lâzımdır.

Halbuki, insan, fıtratındaki zulüm damarıyla, şeytanın telkiniyle, bir zâtın yüz hasenâtını birtek seyyie yüzünden unutur, mü'min kardeşine adâvet eder, günahlara girer. Nasıl bir sinek kanadı göz üstüne bırakılsa bir dağı setreder, göstermez. Öyle de, insan, garaz damarıyla, sinek kanadı kadar bir seyyie ile dağ gibi hasenâtı örter, unutur, mü'min kardeşine adâvet eder, insanların hayat-ı içtimaiyesinde bir fesat âleti olur.”

Her cemaatte, meşrepte ihlaslı kardeşlerimiz mevcuttur..en azından onların hukukuna saygı göstermeli ve onlarla tesanüdümüzü şartlar , hadiseler, hatta musibetler ve imtihanlar ne şiddette olursa olsun devam ettirmek mecburiyetindeyiz....ki meşrepler meslek arasındaki mucadele tabakalar arası mücadeleye inkilap etmek üzeredir..bir çok cemaatte meslek, meşrep taaasubu yerine farklı meşreplere mensup olan kardeşlerle irtibat kurulmakta ve uhuvvet duyguları pekiştirilmekte, forumlarda birlikte muzakereli dersler ve mudavele-i efkar yapılmaktadır..

7hizmetlerde hikmet nazarı ile hakperestane düşünmek durumundayız, 26.02.2007 | Müslüman-Hıristiyan diyalogu üzerine düşünceler ve tecrübeler, İsmail Yakup

tartışmalarda,muzakerelerde hakperest ve objektif olmalıyız,insaf

muhabbet,uhuvvet,ihlas dusturlarına uygun olarak cemaatleri , kişileri ,meslek, meşrep, mizaç sahiplerini değerlendirmeliyiz...

bizler eksiği,hatası günahı ve yapamadıklarımızla birlikte nur cemaatine dahil insanlarız...hangi grup,meslek,meşrep,mizaç,kanaat ve görüşte

olursak olalım, Kuran ve Risale-i Nurun bize kazandırdığı

iman,marifetullah ve muhabbetullahdan lemean eden ihlas, sadakat , uhuvvet ,muhabbet prensipleriyle hareket ederiz , etmeye

çalışırız....Allahı gerçek anlamda seven hakiki bir mümin ,Allahı

yürekten sevenleri ve Allahın da sevdiği ihlaslı mumin kulları sever, muhabbet eder en azından saygı gösterir...

Risale-i Nur dairesi zaman içerisinde çok genişlemişdir..değişik

meslek meşrep ve mizaç sahipleri bu davanın içerisinde yer

almıştır..istakbalde dünya çapında genişleyeceğini kıtalar bazında

insanların akıl ve kalblerini fethedeceğini Rabbimizden ümit

ediyoruz...hassas ve sıkıntılı anlarda,musibetlerde,islam

düşmanlarının islam alemine tasallut ve tecavüz anlarında

muhabbet,uhuvvet ve tesanüdümüzü azami derece inkişaf etirmemiz

Peygamberimizin (A.S.M) ve Üstadımızın bizlere en önemli

vasiyetidir..ve de en önemli vazifemizdir..ayrılık,ihtilaf

noktaları yerine nazarımızı ittihad ve ittifak noktalarına

yoğunlaştırmamız ve nurun esaslarını okumak malumat edinmekle birlikte , anlamamız ,malumatı marifete ,hikmete,hidayete ve muhabbete inkilap ettirmemiz ve yaşamamız gerekmektedir..merhum Zübeyr Abimizin teşhis ettiği üzere en büyük hastalıklar ,sıkıntılar okumamaktan,okuduğunu tam olarak

anlamamaktan ,derinlere nüfuz edememekten,sathi nazardan,ülfetten,gaflettten ve nefse muhabbetten kaynaklanmaktadır. Malumatı

artırmak marifetullah değildir..

Merhum Hulusi ağabeyimiznde işaret ettiği üzere; malumat ,ihlas, muhabbet ve uhuvvet

olmadan marifetullaha dönüşmez....adavet edecek ve kızacaksak önce

nefsimize, şeytanımıza kızmalıyız ve kendi günah ,kusur ve

hatalarımızı sorgulamalıyız..acaba musibet ve zor anlarda

sabrediyormuyuz,müsbet hareket ediyormuyuz,tebliğ görevini ne ölçüde

gerçekleştiriyoruz..ve en önemlisi insana yatırım, imana yatırım

yapıyormuyuz,insanları eğitiyor, nasihat ediyormuyuz...yapamıyorsak

bari yapanlara engel olmayalım..onlara dua

edelim..hataları,noksanları varsa yine dua edelim..hüsn-ü zan da bir

nevi o hatalı olduğunu sandığımız kardeşler ve gruplar için dua

hükmündedir..

..elbette arzu edilmeyen istenilmeyen

hatalar kusurlar olabilir..neticeye bakacağız,hikmet ve hayırlı yönüyle değerlendireceğiz hizmetleri... insanlar

sonuçta Risale-i Nurla tanışıyorlar ve sahip çıkıyorlar....zahire bakmak çoğu zaman insanı yanıltır..Hızır

A.S. yaptıklarına zahirde bakarsanız yanılırsınız..özellikle ahir zamanın fitnelerinde okunması anlaşılması ve hakikatlarının yaşanması tavsiye edilen Kehf suresinde Hızır A.S. ile Musa A.S. arasındaki kıssayı mutlaka okumanızı tavsiye derim...Risale-i Nur ism-i Hakimin tecellisi ile çok hikmetli bir surette insanların akıllarını kalplerini fethediyor elhamdulillah..hizmetlerde

neticeye ve niyete bakacağız..hiç birimiz vicdan ve niyet

sorgulayısı değiliz...

neticede hizmetler muvahecesinde bir cemaatin yapamadığını diğer

cemaat gerçekleştiriyor, birbirinin eksiğini tamamlıyor..aslında en kısa sürede bu eksikleri kendi içerisinde tamamlasa cemaatin şahs- ı manevisi çok büyük bir güç kazanacak, osmanlı akıncılarını yeniçerilerin takviye etmesi gibi dünya çapında nurani hizmetlerde fütuhata vesile olacaktır..hizmetlerde tekelcilik asla hayırlı sonuçlar getirmemiştir..nazarları

nefislerden cemaate ve hayırlı işlere yöneltmek, hizmet edenleri de

Allah için sevmek ,hatalar kusurlar varsa giderilmesi için

rabbimize dua etmek, bizlere yakışan en iyi davranıştır..

6şeytan ve ihlas, 19.02.2007 | İhlas ve korku, Metin Karabaşoğlu

Muhtereme Yazarın daha doğruısu yazarlar ekibinin latif ve nurani yazılarını,t esbit ve yorumlarını okuyunca okuduğum satırların aynen benimde hissiyatıma tercüman olduğunu görmekten büyük keyif ve manevi haz duyuyorum..kendimi çok latif ve rengaren, renk cümbüşü sergileyen bir cennet bahçesinde değişik rayiha ve kokuların arasında çiçekleri koklarken hissediyorum..evet aynı görüşe, aynı nurani hislere ve aynı algılama sistemlerine ve bakış açılarına sahip olunca mümin mümin kardeşinin kalben aynası oluyor..birbirlerine bir mevzuuda anladıklarını, hissettiklerini ayna gibi aksettirip yansıtıyor....zamanımızn en büyük imtihanı ihlası,sadakatı, metaneti, azimeti , takvayı muhafaza etmek ve sünnet-i seniyyeyi yaşamakta karşımıza çıkmaktadır ki 29. mektubun 6. risalesi olan hutuvat-ı sittede şeytanın tuzakları ve ona karşı alınacak tedbirler Muhterem Üstadımız tarfından beliğ ve akıcı trarzda ifade edilmiştir..Kuranı okurkende en fazla merakımı celbeden konu şeytanın müminleri nasıl tuzağa düşürdüğü hususudur ki günümüz müminleri rahatlıkla dünyevileşmekte, maddileşmekte , bida bataklaığına girmekte,davasına mukaddesatına menfaatini tercih etmektedir..sıkıntı bununla da kalmamaktadır..Kuran , hadis-i Şerif ve Risale-i Nurun vahiy ve ilham hakikatlerine dayanmayan , vahiyden uzak felsefi görüşler, beşeri temayüller bir strateji veya hareket tarzı , hizmet metodu olarak karşımıza çıkmaktadır..bu konuda Metin Kardeşimin tesbitlerinin çok iyi anlaşılmasını tavsiye ediyorum... ilave olarakda 13. lemayı hem desise-i şeytaniye risalesi, hem de ihlas ve uhuvvet risalesi ile birlikte okunmasını hatta bir forum imkanında anlaşılan hissedilen yorumların tartışılmasını teklif ediyorum...şeytan asrında en büyük imtihan şeytanın tuzak ve hilelerine düşmemekten geçmektedir..şeytan ve ihlas, nur ve zulmet, hidayet ve dalalet asla aynı mekanda barınmıyor..Rabbim bizleri , kardeşlerimizi, bacılarımızı, ahirzamanın ve şeytanın fitnelerinden, tuzaklarından korusun..amin..ecmain..

5zaman esere tabi olanların galibiyetiyle neticelenecektir, 17.01.2007 | Eser ve Cemaat- 4, Metin Karabaşoğlu

Nur cemaatini derinlemesine inceleyen bu güzel yorumdan ötürü Metin Kardeşimi tebrik ediyorum..ve devam etmesini istirham ediyorum..evet mazimiz mustakbelin aynasıdır..nasılki geçmiş asırlarda Kuranda geçen Ppeygamber kıssaları ile asr-ı saadette yaşanan islam cemiyetinin yaşadığı hadiseler değişik biçim ve versiyonlarda günümüze aksediyor..aynen Hazret-i Üstadımızın ve abilerimizn yaşadığı tohumlar çekirdekler nevindeki, nurların telif edilmesi,neşredilmesi devirlerinde yaşanan hadiseler de genişleyip sünbüllenerek günümüzde değişik biçimlerde yaşanmaktadır...burada acizane bir itirafım olacaktır....Kuran ve hadisler günümüzdeki nur hareketi ile çok yakından hatta tam merkezden ,odak noktasından ilgilenmekteler ve hareketin geleceğine dair bir çok gaybi,remzi manada işaretler ,sinyalller bulunmaktadır...her sureden,ayetten,kelimeden,harfden,sahifeden, her peygamber kıssasından günümüze ve geçmişdeki nur hadiselerine iişaret edilmekte ve bizlere gayb aleminden ,mana aleminden önemli mesajlar verilmektedir...(detayları üzerindeacizane çalışmaktayım, olgunlaştıırp, istişare ederek neşre hazır hale geldiğinde sizlerinde bilgisine arzedeceğim inşallah)

"Risale-i Nurun menba-i aslisine ve esere bağlı olan sadık,nurani ve ihlaslı nur hareketi ve hizmeti, dünyaya,maddiyata ,siyasileşmeye davet eden,teşvik eden kısmen süfyani ve felsefi kaynaklardan beslenen cereyanlara karşı Cenab-ı Hak tarafından aynen Kuranın korunduğu gibi muhafaza edilmektedir..ve yakın istikbalde Nurların muhazı,k oruyucusu olan Rabbül Alemin nurları rahmetiyle ve hidayetiyle parlatacak,yanlış veya hataya düşen nesillerin yerine yeni pırıl pırıl saf ve temiz,nurani bir nesil göndererek nurunu tekemmül ettirecektir...1. şuada da kısmen bahsedildiği üzere İbrahim suresinin başındaki ayetler başta olmak üzere Kuranda bir çok sure ve ayet dünyevileşme,maddileşme hastalığına karşı müminleri ve hasssaten ahir zamanda nur talebelerini uyarmakta ve ikaz etmektedir..hatta tarihlerine kadar dünyevileşme cereyanı ve akımlarının nerde başlayıp ,nerede hitam bulacağına hakiki galibiyet tarhihlerine kadar remzen işaret edilmektedir...buradan bizim çıkartacağımız ders Metin Kardeşimin de bahsettiği üzere Risale-i Nur eserlerine bihakkın ihlas ve sadakletle bağlı olanlar, hassaten Genç Saidler dünyevileşme,maddileşme cereyanlarına karşı her zaman uyanık ve temkinli davranmaktadırlar.. şahsa tabi olma yerine esere tabi olmaktadırlar..,akıl ve tefekkürün yerine his ve hevesle karar verip yeni çığır açanlara karşı akıl ve mantığı, tefekkürü öne çıkartıp vahiy kaynaklarına dayanan hizmet düsturlarına tabi olmaktadırlar.. ahir zman fitnelerine bidalarına asla taviz vermeyip teslim olmadan sabırla metanetle,ihlasla hizmetlerine devam etmek ve diğer meşreplerinde hizmetlerine uhuvvet ve ihlas penceresinden bakmaktadırlar..Risalelelerde vaz edilen hizmet düsturlarından şahsi görüş veya değişik içtihatlarla veya zorlamalarla uzaklaşanlara da Risale-i Nurun menbai aslisine dönmeleri için dua etmektedirler....dünyevi heva,his ve heveslerle ,heyacanlarla şişen balonlar her zaman akıl ve mantık ve ve vahye dayanan ebedi hakikatler karşısında mağlup olmuştur..ve geçen her zaman esere tabi olan genç saidlerin nekadar haklı ve vahye dayandığını isbat etmektedir..

4sıdk ve doğruluk her şeyin her hizmetin üzerindedir, 16.01.2007 | Arz-ı hal, Metin Karabaşoğlu

Muhterem Metin Kardeşimi sürekli izliyorum.. gerek Kuran'ı, Hadisleri gerekse Risaleyi anlama ve derinlik kazandırma hamlelerinden dolayı kendisini tebrik ediyor, Rabbime hamdediyorum..uslup olarak kendi nefsi ile muhasebe yapan, hatta eleştiren son yazısı ile belki daha önce haykırdığı hakikatlerden ve müdafaa ettiği sıdk ve doğruluktan rahatsız olanların gönlünü almak istemiş. ancak bir hakikat var ki yıllardır yüreğimi yakıyor... bizler nur cemaati her şart ve ahvalde doğruluğun sıdkın temsilcisi ve müdafisi olmak mecburiyetindeyiz. bazı meşreplerin, cemaatlerin, nur dairesinde veya dışında hizmet adına veya başka bir hikmetle süfyani sistemle uzlaşıp onlara benzemesi, işbirliği yapması tasvip edilecek bir hizmet biçimi asla değildir... ki risale-i nurun has mesleğinde sıddıkiyet, ihlas ve doğruluk esasdır... belki uslub olarak bu bazılarına acı gelebilir.. ancak dost olan, hakikati gören her daim acı söyler, gerçeği söyler. ta ki yanlış olanlar doğrulara zarar vermesin veya sıdk gömleği giyerek içerdeki kuzuları canavarca tahrip etmesinler... ki bu zamanda perde arkasında dönen, ihdas edilen hadiseleri Kur'an, Hadis ve Risale ışığında tefsir edip kamuoyunu aydınlatmak ve uyarmak da şeairden bir asli vazifedir.. tabii ki şeri kurallara uygun olarak. bazan kalbin derinliklerinden hakikatler çıplak olarak çıkıyorsa bu Kur'ana ve Risaleye olan bağlılıktan ve sıddıkiyetten kaynaklanmaktadır.. neticede uyarılardan ve ikazlardan her daim ders alınmalıdır.. hizmetlerinizde Rabbimden muvaffakiyetler temenni ediyorum.. hakkın hatırı alidir.. hiçbir şeye asla ve asla feda edilmez ve edilmemelidir. yaşayacağımız değişim sürecinde hizmetin özünden bir türlü kopanların veya yorum hatası yapanların yapılan ikaz ve uyarılar doğrultusunda Risale-i Nurun menba-i aslisine döneceğine kanaatimde tamdır.

3her risalenin Kurana bağlantısı vardır, 13.12.2006 | “Onuncu Söz” ile “Beşinci Şua” arasında, Metin Karabaşoğlu

Şeyma kardeşimiz kısa ve derin bir cümle ile güzel analiz etmiş..gerçekten 5.şua turnasol kağıdı gibi Nur hareketinin neresinde olduğumuzu gösteriyor..her rislaenin Kuranda bağlantısı olduğu ayetler ve sureler vardır..10 söz fatihadaki Maliki yevmiddin ayetini tefsir edip diğer haşir ve kıyame eyetlerine bağlandığı gibi başta 5.şua ve lahiklarda fatihadaki sıtar-i müstakimden bahseden yetileri ve diğer hak-batıl mücadelesini tefsir etmektedir. Yani Alaha ve ahirete inanmak kadar hizmettte, özellikle içtimai hayatta istikameti muhafaza etmek ve süfyani fitneden bidalardan korunmak da o kadar önemlidir..yani fikri aksiyonu,aktiviteyi yaşayış biçimi olarak ortaya çıkartmak ve hayata istikamet kazandırmak meselesi hem fertler hem de meşrepler açısından en can alıcı sorundur..

2harika bir yorum, 12.06.2006 | Ye’cüc ve Me’cüc ÇİN’ mi ?.., Aykut Tanrıkulu

S.A. öncelikle Aykut Beyi tebrik ediyorum..günlerdir konu ile ilgili araştırma yapıyordum...özellikle İsa A.S. liderliğinde dindar isevilerin , ortak bir düşmana karşı ittihad-ı islamı teşkil eden nurani bir cemaat ile ittifak edeceği hadislerde ve risalelerde vurgulanmaktadır...dünya güvenliğini, barışı tehdit edecek derecede yakın bir zmanda ortaya çıkması muhtemel olan muhalif taraf büyük ihtimalle çin,moğol,mançur,kazak,kırgız kavimleri olduğu ayan beyan ortaya çıkmaya başlamıştır....söz konusu ittifak hindistan ve iran gibi değişik saflarda olan milletleri de bünyesine davet etmektedir.özellikle orta asya ülkelerinden olan özbekistan ,kazakistan,tacikistan ve türkmenistan da rusya ile bu ittifaka girmeyi hali hazırda düşünmektedirler..bu vahim durum gerçek anlamda ittihad-ı islamın teşekkül etmemesinden kaynaklanmaktadır..orta asya cumhuriyetleri maalesef eski kominist veya ateist yöneticiler tarafındasn idare edilmektedir..rusyanın batı ve ABD karşısında çinle ittifak etmesi de çok düşündürücü bir durumdur.. Emirdağ lahikasında bahsedildiği üzere Rusların,dinsizlik ve kominizm sürecinden sonra ya islamla tanışacağı veya kuranla sulh yaparak islam alemine silah çekemeyeceği müjdelenmiştir..demekki ileride çin rus ittifakı da kalıcı değildir..uluslararası politikalar çok değişkendir..Rusya galip ihtimalle içerisinde ki islami inkişaflar ve müslüman milletlerin baskısı ile çinle olan ilişkilerini gözden geçirmek zorunda kalabilecektir..iranın durumu ise tam bir muammadır....milletler arası dinsizlik ve anarşiye karşı islam -hristiyan(dindar İsevi) ittifakı söz konusu olduğunda ittihad-ı islamın dünya çapındaki sulhun temin edilmesi bakımından ne kadar strtejik öneme haiz olduğu anlaşılmaktadır..verilen işaretlerin manaları zamn geçtikçe daha iyi anlaşılmaktadır...konu üzerinde düşünmeye devam etmekle konuların daha derinlemesine anlaşılmasına vesile olunacaktır....günümüz şartları çok çabuk değişmektedir...şu an nazarlara ittihad-ı islamın teşkil edilmesi verilmelidir..

1yalnız değilsin, 21.03.2006 | Bediüzzaman’ın büyük yalnızlığı, Metin Karabaşoğlu

Muhterem Metin Bey biraderim,

düşündüğün konularda asla yalnız değilsin..sanırım sende hüseyni meşreptensin..haksızlık ve yanalışlık karşısında dik duran asla susmayan bir halet-i ruhiyeye sahipsin...eski saidle yeni saidin arasında tarz bakımından farklılık vardır..ancak yeni said döneminde risale-i nuru bihhakın anlayan bir ekip yetişti..klasik anlayıştan hikmetli anlayışa ve hizmet tarzına geçildi...ism-i hakime mazhar olan üstadımız yeni cemaat ve ekibin zaman içerisinde gösterdiği inkişafla yeni himet esaslarını belirledi cemaati yönlendirdi..bu gün bir çok meslek meşrep ve mizaçtan değişik anlayışa sahip insalr hizmete dahil oldular...ancak bir kısmı sadce malumat edindiler ve sahip oldukları malumatlarını hikmete,marifetullaha ve muhabbetullaha inkilap ettiremediler maalesef bir kısmıda nefse muhabbet,hubbu cahı,tekelciliği esas aldılar....sorunlar da burda başladı....halende devam ediyor.. hikmeti,aklı,ihlası sadakatı esas alanlar asla yalnız değildir..Rahim ismine mazhar olan Üstadımız gibi rahmet deryasından nasiplenirler,muhafaza olunurlar...bazan anlatmak istediğinizi insanlar anlayamıyorlar, sadece sabredin ,bekleyin...zamanla onu anlayacak insanları Cenab- Zülcelal gönderiyor...anladıklarınızı anlatmakdan asla geri durmayınız,eleştiriden ve tenkitten çekinmeyiniz...aslında Kuran ve Risale- Nur okyanusunda keşfedilecek o kadar envar,esrar ve tılsım varki..keşke nazarlarımızı hep bu hakikatlara yöneltebilsek ve Risale-i Nura yoğunlaşıp konsantre olabilsek..bütün sorunlar çözülür,sıkıntılar gider..

baki selamlar




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut