Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Bitirirken...
–Metin Karabaşoğlu

[*4.673 yazı içinden]

 abdullah taha : yorumlar 

11:-), 22.06.2008 | Samimiyetin Kerameti, Harun Pirim

İlkokulda ben de böyle bir hadiseye şahit olmuştum.

Bir arkadaşım yine bir ders ödevi bağlamında bir mektup yazmıştı, içten samimane duygularla.

Hem o da dayısına yazmıştı :-)

Ve zarfın üzerine "Ali Dayım" ANTALYA

yazmıştı da ben de çok gülmüştüm arkadaşıma ama sizin yaşadığınız hadise de gösteriyor ki ben yanılmışım gülmekle.

Belki de onun da mektubu yerine ulaşmıştır kim bilir.

Mühim olan samimiyet değil midir?

Samimiyet ve ciddiyetle çalınan kapılar biiznillah açılacaktır...

10çilekeş sabır / sabır içinde şükür, 22.06.2008 | Mallar, Çocuklar, Sınanma, Harun Pirim

Çilekeş sabır ile sabır içinde şükür ayrımınız çok hoşuma gitti.

Evet maalesef çoğu zaman biz çilekeş bir sabrı sanki övülen ve beklenen sabır duruşu oymuşçasına o tavra bürünüyoruz, zoraki sabrediyoruz.

Halbuki sabır içinde şükürde her daim bir huzur ve bir lezzet var.

"Kahrın da hoş, lutfun da hoş" sırrına mazhar olabilmek duasıyla...

9muktebes ayet meali, 22.06.2008 | Gençlerin ve Yetişkinlerin Gençlik Algısındaki Problemler, Harun Pirim

Yazının tamamı istifadeli oldu, Allah razı olsun.

Fakat hususan "vazifeperverlik damarını işletmek" meselesi çok dikkatimi çekti.

Hakikaten öyle galiba.

Daha birçok damar gibi vazifeperverlik damarı da işlettirilerek gençliğin hebaenmensur gitmesine yol açılıyor.

Bir de iktibas ettiğiniz ayet çok hoşuma gitti.

Meseleyi çok iyi özetleyen bir ayet. Cenab-ı Hak yine afv-u safh yolunu gösteriyor bizlere...

Selametle...

8, 22.06.2008 | Kilise ve Sunday School, Harun Pirim

Her ne kadar onların sorduğu sorular asla taalluk etmeyen fer'i sorular olsa da şu soru doğrusu benim hoşuma gitti: "Müslümanlar neden hristiyanlığa dair sorular sormuyorlar?"

Bence çok haklı ve yerinde bir soru.

Bir ulu'l-azm peygamber olan İsa aleyhisselamın vaz'ettiği bir hak din hakkında bizim de en azından kendi aramızda bu soruları sorup mevcut hristiyanlığın İslamla ortak ve ortak olmayan yanlarını bittahkik görmemiz lazım diye düşünüyorum.

Hüseyin-i Cisri'nin İncilden 114 delil bulması gibi Efendimiz aleyhissalatuvesselamın risaletine, biz de bu tür çalışmalar yapabiliriz gibi geliyor.

Bu güzel faaliyetleri bizlerle paylaştığınız için teşekkürler Harun ağabey...

7Rahman'ın rahmeti..., 22.06.2008 | Her Şeyi Yakınlaştıran Işık: Rahmet, Harun Pirim

"Yaratanın en büyük bir rahmeti bize kendisinin bizi bildiğini birdirmesidir."

Mükemmel bir analiz...

Allah razı olsun Harun ağabey...

6hakikaten çok latif bir nükte..., 17.06.2008 | ‘Mürşid vaziyetini takınmak’, Metin Karabaşoğlu

BU latif nükteyi bizlerle paylaştığınız için Allah sizden ebeden razı olsun diyorum. Hakikaten ortada çok latif ve bir o kadar da keskin bir ayrım var.

İstidraden ,belki de malumu ilam sadedinde, ben de şunu haddim olmayarak eklemek istedim:

Kanaat-i acizanemce bir nur talebesi için mürşid, diğer bir nur talebesi olabileceği gibi Risale-i Nurun kendisi de olabilir.

Burada esas olan sizin de "mürşid addetmek" olarak işaret ettiğiniz intisap sırrıdır. Yani eğer insan isterse Risale-i Nura da bir mürşid gibi intisap edebilir -ki 'Risale-i Nura intisap etmek' kavramından Bediüzzaman da bahsediyor- gibi geliyor bana. Aslında belki bu intisap "insan mürşid" ile mürid arasında oluşacak intisabın dezavantajlarını da ortadan kaldırabilir. Çümkü "kitap mürşid"in ene'si yoktur. Mürşid vaziyetini takınamaz yani "kitap mürşid".

Baki teşekkürler Metin ağabey...

5e[ma]ne[t], 05.04.2007 | Emanet, Metin Karabaşoğlu

Allah razı olsun.

Biz de bugünler de ene üzerine kafa yoruyorduk "müdakkik ders arkadaşları"yla.

Efendimiz'in bu hadisi ayrı bir boyut kazandırdı sanki meseleyi değerlendirişimizde.

Ve Risale-i Nur gibi eserlerin hadislerle beslenmesinin ne kadar da faydalı olabileceğini bu vesileyle bir daha fark etmiş olduk.

Teşekkürler Metin Ağabey...

4, 04.06.2006 | Kendi Dilinden Mehdî.., Aykut Tanrıkulu

slemaun aleykum efendim

yazının ya da derlemenin başlığıyla bütünü arasında bir bağlantı kuramadım ben. bence bediüzzaman bu seçtiğiniz yerlerin hülasasından da o çıkıyor ki "ben mehdi değilim" diyor kendi ağzıyla. Acaba bu gerçek o kadar açık- şiddet-i zuhurundan gaib- ki bunu söylemeye luzüm olmadığından bu ancak ironiyle belirtilir mi diyorsunuz. Zira aynı yerler okunup da birbirine bütünüyle zıt o kadar türlü çeşit yorum yapılabiliyor ki bunu sormaya kendimi mecbur hissettim, sonunda bu açık nükteyi anlayamadınız mı ya da tam tersiyse eğer durum, bu kadar iktibastan sonra hala nasıl bu çıkarımı yapabiliyorsunuz denilebilecek olsa da.

bu hassas ve bence bir o kadar da önemli mevzuu yeniden zihinlerimize getirdiğiniz için teşekkür ederim efendim.

hürmetlerimle

3mana-yı harfi, 20.04.2006 | One-van-bir, Metin Karabaşoğlu

çok merkezi bir mesele hakikaten.belki risale-i nur un en kilit noktalarından biri ki bediüzzaman 40 senede öğrendiklerini tadad ederken mana-yı harfi,mana-yı ismi ve nazar ı öğrendiği 4 kelimenin 3ü olarak zikrediyor.bir de konuyla ilgili yine bediüzzaman ın lemeat ında geçen şu cümle -belki bir şey in nasıl kodlandığının anlaşılmasına bir katkısı olabilir diye yazıyorum-geldi:"Evvel tahayyül olur, sonra tasavvur gelir.

Sonra gelir taakkul, sonra tasdik ediyor, sonra iz’an oluyor, sonra gelir iltizam, sonra itikad gelir. "[http://risaleinurenstitusu.org/index.asp?Section=Kulliyat&Book=Sozler&Page=647]

muhterem metin abime nihayetsiz teşekkür ve kainata mana-yı harfi ile bakabimek duasıyle...

2nasihat ve hayırhahlık, 26.12.2005 | İman ve Tevazu, Abdurreşid Şahin

Allah razı olsun abi.duanıza ben de amin diyerek "nasihat"le ilgili bir nokta arzetmek istedim.riyazüssalihinin mehmed emre[Allah ondan razı olsun] tercümesinde "nasihat" kelimesi ısrarla "hayırhahlık" olarak çevriliyor.benim de çok hoşuma gidiyor bu çeviri.sanki bizim biraz daha farklı bir mana yüklediğimizi düşünüyorum nasihate.hatta çoğu zaman büyüklerimiz "din nasihattir" hadisini söylerlerdi ama bize "dokunurdu" çoğunlukla bu ifadeler.ama bunu mehmed emre nin çevirisinden "din hayırhahlıktır" diye okuyunca çok memnun olduğumu,aklen kalben tatmin olduğumu belirtmeliyim.kısacası,nasihatin manası üzerinde biraz daha durmak gerektiğini düşünüyorum.bence hayırhahlık çok iyi açıklıyor ifadeyi.yani,bence mühin olan bizim anladığımız anlamda;"alim"in,"cahil"i aydınlatması manasıyla nasihat değil,"arif"in "ihvan"ına hayırhahlık etmesidir.[tevafuktur ki,nevevi nin "nasihat" babı "innemelmu minune ihvetun" ayetiyle başlıyor ve"vensahu lekum"(araf:62),"ve enne lekum nasihun emin"(araf:68),ayetleriyle devam edip,"din (hayırhahlık)tır" hadisiyle bu babda hadislere giriliyor.nasihatin daha iyi anlaşılması için bu hadisin devamına da bakılabilir; nitekim kime nasihattir sorusuna Efendimiz "Allaha,kitabına,resulune,müslümanların öndferlerine ve müslümanların hepsine" diye[mealen] cevap veriyor.

selametle

1bir iktibas, 29.11.2005 | Başörtüsü meselesi nasıl çözülmez?, Metin Karabaşoğlu

"ve keza bazan kötülük ifşa edilmezse tedricen(!)[vurgu benim.a.t] zail olması ihtimali var.fakat teşhir edildiği takdirde.. kötülüğü yapan kimsenin hiddetini tahrik eder.fenalığı daha fazla yapmasına bais olur."-İşaratu l İ caz[abdulmecid nursi tercemesi]bediüzzaman said nursi



© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut