“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

[*4.617 yazı içinden]

 Muhsin Aykut : yorumlar 

8Aah Taif ahh.., 27.07.2008 | Büyük cemaat, küçük cemaat... (II), Metin Karabaşoğlu

Bir kere talebeleri veya müslümanları sınıflandırmak ubudiyetle bağdaşmıyor.. Ayrıca, makamları da karıştırmamak lazım ki delil diye öne sürdüklerimiz iddialarımızı yalanlamasın.. Taif'te, İki cihan serverini taşlayanlar abi veya kardeş miydiler Sevgili Gürcan? Efendimizin getirdiği dine hizmet mi ediyorlar yoksa yalanlıyorlar mıydı? Bu nasıl muhakeme.. O zaman her türlü haksızlığa rıza göstereceğiz, göster(e)mezsek de ham ve eksiğiz, öyle mi..

Efendimiz (s.a.v.) kalp kırmayı kabeyi yıkmaya benzetmişken, yüzüne tükürülen kardeşten -abinin geçmiş hizmetlerinin hatırına- bunu miskü anber olarak görmesini nasıl bekleyeceğiz?

1. Böyle bir durumda, abiyi defterden silip düşman belleyelim demedim.. Her insanın hatası olur, -beşer oluşları itibarıyla- abiler de bir istisna değildir.. Ben sadece insanları kusursuz görme kusurundan arınalım dedim..

2. Allah rızası için affediyorsanız bu kişi olarak sizi yüceltir, takdir edilesi bir davranıştır.. Burda da hiç problem yok..

3. Önemli olan, hataları meşrulaştırıp böyle bir hak ihsas etmemek.. Özelikle de, olayı ".. ne olmuş canım böyle demişse.." basitlik ve duyarsızlığına indirgememek.. Bu kardeşimi tanımadığım halde yaşadığı çirkin olay benim yüreğimi sızlatırken siz bakıyorum da bayağı rahatsınız..

Ayrıca, Hüseyin Cömert beyin yönelttiği sorularının cevaplarını ben de sabırsızlıkla bekliyorum..

Allah'a emanet olun..

7Gürcan bey'e.., 25.07.2008 | Büyük cemaat, küçük cemaat... (II), Metin Karabaşoğlu

Gürcan kardeş,

Böylesine bir yorumu doğrusu senden beklemiyorduk.. Ağabeylerin haklarını koruyayım derken kardeşlerin haklarını ayaklar altına almışsın.. Sakın cemaatlerdeki –Metin abinin gayet güzel özetlediği- kimi yanlışlar senin gibi düşünen arkadaşlar yüzünden meşruiyet kazanıyor olmasın.. Belki teslimiyette bu derece ileri gitmesek bir düzelme ümidi olurdu, ne dersin?

Nihayetinde bizim gibi bir beşer olan muhterem ağabeyleri, her halükarda “kusursuz” görmek de bir kusurdur; böyle bir durumda, yapılan (ve yapılabilecek) her tür hata için tekellüflü teviller getirilebilir. Bu kadar anlatılandan sonra hala “kavrayamadığımız ve sonra aydınlanacak meseleler..”den söz ediyorsan, seninki sadakatin ötesinde -Allah korusun- zulme rızaya giriyor.. Mesleğimiz şefkat mesleği idi hani; ağabeylere gösterdiğimiz şefkati kardeşlerimizden neden esirgiyoruz?

Ayrıca, “..yüzümüze tükürüldüğünde misk-ü anber nazarıyla bakmayı..” hiçbir nebevi ölçüye sığdıramıyor, son derece dengesiz bir durum olarak değerlendiriyorum.. Eğer ben bu tükürüğü misk-ü anber göremediğimde eksik oluyorsam “eksikliğimi” şimdiden cümle aleme ilan ediyorum..

Taassup derecesinde bağlılık doğru bir şey değil.. Rehberimiz her zaman Kur’an ve sünnetin sarsılmaz ölçüleri olmalı..

Selam ve dua ile

Muhsin

6Değerli bir akademisyenin kayda değer yorumu.., 11.03.2008 | NURCULAR, YANLIŞI / DEMİREL’İ DESTEKLEMEDİKLERİNİ DEKLERE ETMELİDİRLER, Levent Bilgi

"...

Sayın Demirel’i, ömrü demokrasi mücadelesi içerisinde geçmiş bir kimse olarak bilirdik. Fakat bugün hükümeti yıkabileceği alan olan, genç üniversite öğrencilerinin özgürlüğü olarak değerlendirilmesi gereken türban meselesini kendisi siyasallaştırarak kaos oluşturmaya çalışıyor. Sayın Demirel bu tavrıyla dindar olmak isteyen gençlerin hakkına tecavüz ediyor.

Sayın Demirel’e demokrasi mücadelesinin ciddi bir tutarlılık ve fikir namusu gerektirdiğini, halkının beklentilerinden uzak kalarak, konjonktüre göre pragmatist davrananların milletin gönlünde iyi hatırlanmayacağı uyarısını yapalım.

Ve toprağın altının da olduğunu hatırlatalım!

"

Prof.Dr. Nevzat Tarhan'ın önemli tespitlerle dolu bu güzel yazısının tamamını okumak isteyenler için: http://www.haber7.com/artikel.php?artikel_id=141832

5Godiva'yı bir gerdanlığa dönüştürmek.., 31.12.2007 | Ülker, Godiva, Migros: kapitalizmin dini, Metin Karabaşoğlu

Gürcan kardeşim, bizler inanıyoruz ki herşey Allah'ın izni ve iradesiyle olur. Allah insana akıl, fikir ve izan vermiş; onu ancak hür iradesiyle yaptığı tercihlerden sorumlu tutuyor. Bu sebeple bu işin sonunda timsah gözyaşları dökecek birşey görmüyorum.

Bu (ve benzer) olaylarda bize düşen, kanaatimce, müminane ve sağlam bir duruştur sadece. Safımızı belli etmek ve Rıza-i İlahi'ye uymayan davranışları görmezden gelmemek, yeri geldiğinde eleştiriden kaçmamak, en azından içine haram karışan şeyler için sevinç değil ızdırap duymak.. Yoksa yakıp yıkmak değil derdimiz.

Yarın çikolatada dünyanın bir numarası olsa ve daha on tane 'Godiva' satın alsa -bizzat kendi sitelerinde geçen beyanatlara dayanarak konuşuyorum- ben eski Ülker'imi özleyeceğim. Naçizane görüşlerime katılmak zorunda değilsiniz ama Ülker, 'Godiva mücevherini parlatıp onu bir gerdanlığa dönüştürürken' ben yanında olmayacağım.

Allah'ın rahmeti üzerimize olsun.

4Kanaat: Bitmez tükenmez bir hazine.., 30.12.2007 | Ülker, Godiva, Migros: kapitalizmin dini, Metin Karabaşoğlu

Ali Yılmaz beyefendinin ehven-i şer yorumuna tamamen katılıyorum, çok güzel açıklamış Allah razı olsun. Dönüşmeden dönüştürebiliyorsak ne mutlu bizlere... Ben inanıyorum ki, 'helale harama dikkat eden insanlar olduğumuz için holdingler kuramasak' bile, Rabbim bize sonsuz hazinesinden muhakkak daha hayırlı kapılar açacak ve tertemiz rızıklarla nimetlendirecektir.

İyi niyetinden ve samimiyetinden şüphe duymadığım Gürcan kardeşimin ilk yorumunun da, genel itibarıyla, tatmin etmediğini ifade etmeliyim. Sözü edilen haberde, 'ilgili soru üzerine verilen, "Bunu Jim'e soracaksınız. Elbette bunlar yönetim kurulunda tartışılacaktır."' türünden cevapların sizce bir inandırıcılığı var mı? Sonra, gazetenin, daha önceki bir olayda takdir edilesi (veya alkışlanası) bir haberi/tutumu, -varsa- buradaki yanlışını örter mi? Metin abinin derdinin ve üzüntüsünün burada tam anlaşıl(a)madığını düşünüyorum. Hüsn-ü zan elbette ki şiarımızdır, ancak kimseyi de 'tamamen' kusursuz, hatasız telakki etme yanlışına düşmeyelim lütfen; o zaman yapılan hataların düzelme şansı da kalmıyor.

Önemli gördüğüm diğer bir konu.. Eleştiriden eleştiriye fark var. -Maksadı baştan belli- yıkıcı eleştirileri asla savunacak değilim ama böylesine vahim bir konuda böyle içten ve samimane bir eleştiri de çok gelmesin lütfen. Hatalarımız varsa düzeltmeye gayret edelim, örtmeye değil.

Ve son olarak, yapacağımız anketlerin, sitenin mesaj bölümü üzerinden ileteceğimiz şikayetlerin, bir zafer edasıyla sunulan milyar dolarlık bir kararı değiştireceğini hiç mi ama hiç sanmıyorum.

Allah akıbetimizi hayr eylesin, "gözümüzü kanaatle, gönlümüzü emirlerine teslimiyetle doldursun"...

3Hazımsızlık problemi ve cemaati refleksler, 12.08.2007 | Hudeybiye turnusolu, Metin Karabaşoğlu

Gürcan kardeşim, yazdıklarımı böyle okuduysanız size daha ne diyeyim? Sevmek, bağlı olmak, muhabbet duymak elbette çok güzel ama fanatizm gerçekten çirkin.. Kimseye yakışmıyor, bir işe de yaramıyor üstelik.

Ekrem beyin nezdinde Zaman gazetesi, kartelin bu tür yazılarına konu olmalı mı sizce?

Bence kritik soru şu: Takdir edilecek hizmetlerimizi, yanlış(lar)ımızın eleştirilmesini engelleyen bir kalkan gibi kullanabilir miyiz? Burada takdir edilecek bir davranışınız yerilmiş de ben mi farkedemedim yoksa? "Bu kadar hizmete karşılık bunları da hoşgörün artık" da demezsiniz sanırım..

Murat kardeşimin ve Metin abimin son derece samimi bulduğum, rikkatli ve bir o kadar tutarlı çıkışlarına karşı, başımızı kuma gömme zaafından kurtulalım lütfen: ya yapılanın / söylenenin yanlış olmadığını savunalım (savunabiliyorsak) ya da peygamberler istisna kimsenin kusursuz olamayacağını derkedip, mertçe "evet, bu(nlar) yanlış ancak bunların dışında başka (büyük) hizmetler de / doğrular da var" diyelim.. Yoksa, korkarım, eleştirilerimiz "basit bir cemaati refleks" olmaktan öteye gidemeyecektir. Selam ve sevgilerimle...

NOT: Murat kardeşimin şu paragrafı için somut düşüncelerinizi özellikle almak isterdim: "...ya da en azından bundan sonra bu tür sorulara muhatap olduğunuzda ‘evet o tür resimler yayımlamıyoruz; çünkü dünya görüşümüz buna müsaade etmiyor’ deyiniz. Belki birkaç fâsığı üzmüş olursunuz ama gazetenize gönül vermiş yüzbinlerce mü’min kalbi fethedersiniz..."

2Hedefe ulaşmak için her yol mübah mı?, 13.08.2007 | Hudeybiye turnusolu, Metin Karabaşoğlu

Bu yorumum, Cihan beyin 13.Ağustos tarihli yorumuna bir cevap niteliğinde olacak. O ve onun gibi düşünen arkadaşların dışındakiler alınmasın lütfen.. Zira hiçbir art niyetim yok.

Cihan beyin son yorumunu esef ve ibretle okudum.. “..Bunun için kafa yoran insanlar var, kimse kendi kafasından hareket etmiyor, her şey istişare bağlamında görüşülüp yapılıyor” diye kestirip atmak nasıl bir mantık Allah aşkına? Böyle demekle, gelmiş ve gelecek bütün tavizleri baştan kabulleniyor musunuz? Daha ileri tavizler için dur diyeceğiniz bir nokta olmayacak mı? Bir mümin için böyle bir noktanın muhakkak olması gerektiğini düşünüyorum. Bir güzide sahabi olan Hz. Ömer bile eğer sahabilere “Eğrilirsem, beni nasıl doğrultursunuz?” diye soruyor, dahası, aldığı “Eğrilirsen, seni kılıçlarımızla doğrulturuz” cevabına hamdediyorsa, ortada –bu durumla tezat teşkil eden- yaman bir çelişki olduğunu söyleyebilirim. Sahabinin burada “eğrilik” olarak tabir ettiği şey nedir acaba? Veee “Rabbimizi tüm gönüllere duyurma davası” adını verdiğiniz dava, islami tavizler üzerinde nasıl yükselecek?

“…bu istişare meclislerinde sırf dünyevi menfaatler adına dinimizden taviz verildiğine inanmıyorum.” demekle verildiğini kabul etmek zorunda kaldığınız dini tavizlerin uhrevi menfaatler adına verildiğini söylemiş oluyorsunuz, değil mi? Dinimizde böyle bir cevaz var mı?

Öte yandan, arkadaşımız, bizim kötü niyetli olduğumuzdan zaten emin.. İyi niyetli olsaymışız –kartel medyasına alenen verdikleri beyan ve ropörtajlara karşı- biz eleştirilerimizi kendilerine gizlice yaparmışız. Üstelik aldığımız cevapların bizi tatmin etmesi de gerekmiyormuş; tatmin etmeyeceğini de tahmin edebiliyor yani. Bu trajikomik durumu görebiliyor musunuz?

“..biz buna bu şekilde inanıyoruz ve bu şekilde hareket etmeye de devam edecez.” Öyleyse hayrını görün mü demek lazım, bilemiyorum.

Ve son olarak, “…iffet abidesi olmaları için uğraşılan bir nesil..” acaba, burada sahip çıkılan, üzerine söz söyletilmeyen böylesi tavizkar duruşlar üzerine nasıl bina edilebilir?

Bizim, dünyayı kurtarmak kadar büyük bir hedefimiz olmadı, eğer böyle bir hedef bizi değerlerimizden / ilkelerimizden bu denli uzaklaştıracak ve “hedefe ulaşmak için her yolu mübah gösterecek ise” bundan Allah’a sığınıyoruz. Amiyane tabiriyle “eğer raconu buysa” varsın bizim sizin kadar büyük hizmetimiz / davamız olmasın; sadece ve sadece Rabbimizin rızasını kazanmak (ve bu yolda onun razı olmayacağı herşeyi terk etmek) bütün hizmetlerden daha değerlidir bizim için.

“..Bundan sonra tövbe artık bir daha da bu siteye ne girerim ne de yorum yazarım.” diyen arkadaşımız bence isabet etmiş. Zira, burada rahat edeceğini ben de hiç sanmıyorum; nasıl, onun gibi arkadaşlar yüzünden biz rahat edemiyorsak...

Değerli editörümüzden bir de ricamız var: Bu özgür düşünce platformuna yorumlarıyla / düşünceleriyle katkıda bulunmak isteyenlere buranın, tahammülsüz ve ucu kendilerine dokunan her konuda karşılarındaki insanlara en acımasız -ve seviyesiz- şekilde saldıran, üstelik bundan bir de bu insanları sorumlu tutan türde arkadaşlara dar geleceğini nazik bir dille ifade etmeleri..

Selam ve dua ile

1Men çi gûyem, tamburem çi gûyet!, 12.08.2007 | Hudeybiye turnusolu, Metin Karabaşoğlu

Cihan beyin yorumuna karşılık en uygun başlık bu olacak; malumunuz, farsça "ben ne diyorum, tamburum ne çalıyor" demek... Şimdi, elinizi vicdanınıza koyun ve söyleyin lütfen: Metin abinin bu yazısı ile arkadaşın -güya- cemaat(ler)i savunmak adına söylediği ipe sapa gelmez sözler aynı teraziye konabilir mi? Son gözlemlerim, sitemizdeki nazik -ancak Hakkın hatırını da herşeyin üstünde tutan- bu tür eleştiri yazılarına yapılan olumsuz yorumların birçoğunun son derece seviyesiz ve haklı ithamlardan hiçbirine cevap veremeyecek derecede zayıf olduğu.. Ortada bir hazımsızlık problemi olduğu aşikar.. Anlıyorum, arkadaşlar, en iyi savunma saldırıdır prensibinden yola çıkıyorlar ancak mensubu oldukları cemaat(ler) bence çok daha tutarlı, seviyeli ve gerçekçi bir savunma tarzını hak ediyor. Ne dersiniz?



© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut