“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

[*4.597 yazı içinden]

 M. Nuri Eminler : yorumlar 

5, 31.08.2008 | ASKER VE DEMOKRASİ OYUNU, Hüseyin Yılmaz

Muhterem Yazar çok insanın bildiklerini "çarpıcı" bir finalle tahlil etmiş. Bu "zat-ı devletlileri" aslında adım adım işin demokratların hakimiyetine gittiğini görüyor da, ya belli bir pazarlık payı kazanmak, işleri geciktirmek istiyorlar. Irmakların yokuş yukarı akmadığını bilecek birer makamdalar çünkü.

4"ehl-i sünnet ve'l-cemaat", 29.07.2008 | Büyük cemaat, küçük cemaat... (III), Metin Karabaşoğlu

Anladığım kadarıyla -acizane- Üstad'daki cemaat anlayışı, ikidir. Çok yerde "ehl-i sünnet vel-cemaat" manasında kullanır kelimeyi, kimi yerde de " cemiyet-i nuraniye" manasında. ama her ikisi de "adalet-i mahza" ölçüsünün dışında düşünülemez. Çünkü o Kur'ani bir nass; her düşünceyi ve herkesi bağlar. "Nurani cemiyet"e ise "zemin ihzarı" manasındaki "cemaat-ı nur" ise, "ferdin rızası olmadan" cebri fedakarlık istekleri ile "ihlas" sırrını derinden yaralar, ya da çökertir. Daha dünün sabileri denecek insanların bu gün cihanı karışlamaları - belki de muvakkaten- bizdeki bu "idrak"in zıddına gitmeler yüzünden değil midir?

3, 28.07.2008 | 19 MAYIS HİKÂYESİ VE TÜRK GENÇLİĞİ, Hüseyin Yılmaz

Yılmaz'a baştan ayağa katılıyorum. Engin Ardıç'ın bugünkü yazısında da (29.07.2008) AYNI MEVZUYA TEMAS VARDI. M.K.Atatürk'ün İstanbul hayatına temas ettikten sonra bir hatırlatma yapıyor - dokundurma- ve: " Ha, sahi M.K.Paşa 19 Mayıs 1919'da samsun'a uzaydan gelmişti ya!" diyordu. İşin en acı yanı bu "tabu"yu, bizdenmiş gibi görünen adamların dokunulmaz kılması ( kader)- 5816'NIN mENDERES'ÇE ÇIKARILMASI GİBİ. Vahdettin mevzuunda Ecevit'in bizim yanımızda, Demirel'in ise laikçilerin yanında saf tutmasıydı. Fena, fena; ama aynı zamanda da fani. Güzel sözlerin bunlardan sadır olmaması diye bir mecburiyet yok; bilinir.

2, 27.06.2008 | FIRAT HAKLI..., Hüseyin Yılmaz

Dostum Yılmaz, münevverin olması gereken mesuliyet borcunu yerine getirmiş. İyi de, Fırat'tan daha ileri değeriendirmelerde bulunanlar da varken, neden sadece ona saldırılıyor, bunu da sormalıydı. Mesela Mehmet Kaplan, mesela Peyami Safa, mesela Tarık Buğra, mesela Kemal Tahir. Acaba bunlar "kemalizm"in hakiki evlatları da, ondan mı bu ahmak sükut?

1savunmaları okuyunca, 26.06.2008 | NURCU DEMİREL’DEN KEMALİST DEMİREL’E..., Hüseyin Yılmaz

Yazıya yapılan "yorum" adındaki savunmaları okuyunca, "teessüf" etmeden yapamadım. 1980'den öncesinin "özel" şartları sebebiyle yapılan bir "tedbir" ya da " azamüş-şer'in gelmemesi için" (son ders) yapılan bir "taktik hareket"i ( Necip Fazıl), "ne olduğu açığa çıkmış" bir Demirel'i savunma "refleks"ine inkılap ettirmeye bir mana veremedim. Lütfen şap ile şekeri karıştırıp da, "Müştebih ağaçları gösteren semeresidir." hikmetine ters düşmeyelim." Hatice'ye değil, neticeye bakmak" deyimi var ya, bize de ölçü olmalı değil midir? Erkan Akgül kardeşime katılıyorum; tabir-i Üstad'la "biz hizbül-Kur'an'ız." Daha açık bir ifade Rahmetlik Necip Fazıl'dan: "Müslüman'ın partisi olmaz; ancak bazı taktik hareketler içinde bulunabilir." Yani "kalben tasdik" etmeden, "mana-yı harfi" ile... ( Birecik)




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut