“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Kuş öğüdü
–İsmail Örgen

[*4.617 yazı içinden]

 Hadi Seyfullah : yorumlar 

1"Eşya ile, insanlarla, kainatla, kendimizle, Rabbimizle doğru ilişki", 04.03.2008 | Merhaba yeni gün, Zehra Sarı

"M. Ali Şengül / Bozkaya - İzmir

1980 ihtilalinden sonra, oldukça sıkıştığımız zor günlerden biri... Rüyamda arkadaşlarla Bursa Ulu Câmi'ye, sol kapısından (kıbleye doğru durunca) içeri girmek istediğimizde, baktım cami tıklım tıklım dolu. İçeri giremiyoruz. Gözümle boş yer ararken baktım, va'z eden Hocam. Çok coşkun konuşuyor. Cemaata karşı dönük, ayakta ve mihrabiyenin sağında. Solunda yine cemaata karşı dönük Üstadımız oturuyor. Üstadımız bizi gördü. Yer bulamadığımızı anlayınca eliyle caminin duvar kenarını göstererek yanına çağırdı. Biz de tek sıra olduk. Üstadımız'ın yanına Hocam'ın arkasından geçerek vardık. Beni sağına aldı. Ve arkadaşlarla cemaate dönük, sıra ile oturduk. ... Sonra vaaz bitti. Hocam, "el-Fatiha" der demez, Üstadımız'ın ayaklarına kapandı. "Bağışlayın Efendim. Su-î edep işledim." (Öyle anlaşılıyordu ki, Hocam konuşmaya başladıktan sonra "Üstad Hazretleri gelmiş") deyince Üstadımız kalktı Hocam'ın boynuna sarıldı, gözlerinden öptü ve şöyle dedi:

"Evladım, konuşma sırası şimdi sende. Sen konuşacaksın, biz dinleyeceğiz" dedi ve uyandım." (s.272)

"Anar Aydınoğlu

Öğlen vakti çimenlikte geziyordum. O anda yanıma Peygamber Efendimiz (sav) geldi. İlk anda O'nu tanıdım. Elini öptüm ve kucaklaştım. Biz sohbet ederken diğer arkadaşlarımız geldiler. Onlar da O'nun elini öpüp kucaklaştılar. Sonra Belletmen olan Muammer abi Efendimiz'e yaklaştı ve çiçekler verdi. Biraz sohbetten sonra Peygamber Efendimiz (sav): "Gitmem gerekiyor" dedi ve havada kayboldu. Daha sonra uzakta çimenlikte dolaşırken Hocaefendiyi gördük ve yanına gidip elini öpüp onunla kucaklaştık. Onunla dolaşırken uzaktan ezan sesi duyduk. Bunun üzerine Hocaefendi "öğle namazı vakti girdi, çimenlikte namaz kılalım" dedi ve namaz kıldık. Namazdan sonra Hocaefendi: "Ben sizi en yakın arkadaşımın yanına misafir götüreceğim." dedi. Bizi götürdüğü küçük evde, bizi Üstad Hazretleri karşıladı. Selamlaştık ve elini öpüp kucaklaştık. Bize çay ikram etti ve biz çay içerken Peygamber Efendimiz (sav) geldi ve bizimle beraber çay içmeye başladı." (s. 276-277)

"Oktay Kuruoğlu

Rüyamda Peygamber Efendimiz'i (sav) gördüm. Peygamber Efendimiz çimenliklerde namaz kılıyordu. be onun yanına gittim. O benimle tanıştı ve birlikte namaz kıldık, sonra "sen bir gün Hocaefendiniz'in yanına gideceksin" dedi. Peygamber Efendimiz (sav) bana Hz. Musa, Hz. İsa ile ilgili sorular sordu ve ben sorulara kolayca cevap verdim. Peygamber Efendimiz (sav) bana bir fincan zemzem suyu getirdi. Sonra bana bir iki tane şeker getirdi. O zaman Sahabilerden bir tanesi gelip Peygamber Efendimiz (sav) 'e bir mektup verdi. Peygamber Efendimiz; "Azerbaycan bir gün sizin elinizde olacak İnşaallah" dedi. Sonra Peygamber Efendimiz sav) merdivenle yukarıya, görünmeyen yere gitti, Sahabi de oradan uzaklaştı." (s. 277)

"Fatma Kileci (Muhammed Kileci'nin Validesi)

Resmî bir dairede Hocam'a ehliyet veya diploma gibi bir şey verildi. Kalabalık bir cemaatin önünde. Hocam ehliyeti alıp uzunca bir imza attı. Attığı imza bir kaç mısralık şiir gibi uzundu, cemaattan bazıları imzaya baktılar. İmzanın ilk harflerine yukarıdan aşağıya doğru bakıldığında "İSLAM'IN ZAFERİ" yazısı çıkıyordu. Ama Hocam imzayı atarken böyle bir yazı çıkacağını bilmiyormuş... Cemaat farkedip birbirlerine gösterdiler.

Yorum: "Allah dileyince olur."" (s. 245)

"Dr. Mahmut Akdoğan

Tahminen 8-10 sene kadar önce gördüğüm bir rüyanın aklımda kalan kısmını naklediyorum.

Rüyamda tahminen Cebel-i Tarık boğazının olduğu bölgeden Kuzey Afrika, Avrupa Türkiye ve Batı Asya'yı haritadaki görüntüye benzer bir şekilde görüyorum. Avrupa'nın orta kısımlarından batıya doğru ilerleyen bir ordu var. Ordunun uğradığı her yer fethediliyor. En ufak bir çarpışma olmadığı gibi bu ilerleme tam bir sessizlik içinde oluyor. Ordu Fransa ve İspanya'yı da alıyor, Cebel-i Tarık boğazında denize giriyor ve denizin zemininden yürüyerek Kuzey Afrika'ya geçiyor. Suyun dibinden ilerleyişleri de net bir şekilde gözle görülüyor. Kuzey Afrika'ya ulaşan ordu, o bölgeleri de fethediyor. Orduyu ve komutanını merak ediyorum. Ben bunu düşünürken görüntülerin zum'la yaklaştırılması gibi, Türkiye ve Doğu Anadolu gözümün önüne geliyor. Ve yaklaşma devam ediyor. Yüksek bir dağ görüyorum. Dağın tepesi yaklaşıyor ve zirvede 50 m kadar yükseklikte beyaz renkte heykele veya abideye benzer birşey görüyorum. Kim olduğunu merak ediyorum ve Hocamız olduğunu anlıyorum, hemen durum değişiyor ve yakın arkadaşlarımız ve kendisi ile beraber bir yerde sohbete devam ediyoruz ve uyanıyorum." (s. 256-257)

(Kaynak: Berzah Aralığı, Işık Yayınları, İzmir, 1994.)




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut