Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Yaşadığım öyle acılar var ki, Yusuf misali hakikati ortaya çıkardıktan sonra mı müsebbiblerini bağışlamalıyım, yoksa Yakub misali “Ben üzüntümü yalnız Allah’a şikâyet ediyorum” deyip yaşadıklarımı şimdiden unutup gitmeli miyim; hâlâ karar verebilmiş değilim.”

–Metin Karabaşoğlu

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

 
İktidar Herşey Değildir
önceki kitap sonraki kitap

Çağdaş Sorunlar Dizisi

İnsanlık tarihini ve yaşadığımız çağı ‘hikmet-iktidar mücadelesi’ çerçevesinde değerlendiren yazılardan oluşan ‘İktidar Herşey Değildir’, Ahmet Yıldız’ın ikinci kitabı. Yazar, bu kitabında, sağlam bir bilgi dağarcığına eşlik eden sağlam bir muhakeme eşliğinde, ‘sözün gücü’nü ve ‘hakikatin değeri’ni vurguluyor. “Sözün sihri, kuvvetin büyüsünden üstündür” ana fikri ekseninde bizi, ‘İktidarın baştan çıkarıcı cazibesine kapılmayıp hikmeti korumaya’, kendimiz olmaya ve kendimiz kalmaya çağırıyor. “İslâm’ın yaşanması tarihsel şartlardan etkilenmez, ve iktidar asla bu yaşanabilirliğin bir parçası değildir, olmamıştır da, çünkü olamaz” demeyi unutmadan...


 Format: 192 syf.1. baskı (2005)14x21 cm.

 Tükendi 



Birinci bölüm:

GÖLGELER VE ASILLAR

Nietzsche: Batı modernitesinin Molla Kasım'ı

Gözünüz aydın, tanrı yok artık!

Ateizmin zavallı korkunçluğu

Bir 'delil' olarak felsefe

Gölgeler ve asıllar

Huzur: ilâhî yakınlığın inkişafı

Nasıl bir ölüm isterdiniz?

Tatil

Ne mutlu 'hayal' edebilenlere!

İkinci bölüm:

MODERN ZAMANLAR

Sam Amcanın kulübesi

Kapitalizmin nefsi: borsa

Tarihin sonu: kimin için?

Tarık Ali'yi dinlerken

Topluma değmeden yaşamak

Gökyüzünün çağrısı

Üçüncü bölüm:

HİKMET-İKTİDAR MÜCADELESİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

Demokrasi ve agnostisizm ya da Kemalist 'tek yol'culuk

Cumhuriyeti doğru okuma kılavuzu

Cumhuriyetin halkı mı, halkın cumhuriyeti mi?

Bir kurtuluş diyalogu olarak misyon ve fetih

Bir iktidar problemi olarak türban

Hikmet-iktidar mücadelesi üzerine düşünceler

İslâm, iktidar ve ihtiyar

Dördüncü bölüm:

TARİHİN TANIKLIĞINDA

Dünyevîleşmeci zihniyetin keyfîliği

Milliyetçilik ve tarih: mutasavver 'hal'lerin plastik geçmişleri

Dante ve İslâm: bir (ön)yargının anatomis

Taklitten tahkike: Çağdaş Batı dünyasında

Peygamber imajının dönüşümü

Beşinci bölüm:

SIRÇA SARAYDAN NOTLAR

Sırça saraydan notlar


$Sunuş

BÜYÜK ŞAİR GOETHE, “Bir kitap okumak, bir kitap yazmaktan zordur” der. Sevgili dostum Ahmet Yıldız’ın elinizdeki kitabı, bu sözü doğruluyor.

Ahmet Yıldız, iki dinleyip bir söyleyen, kanaat sahibi olmak için önce bilgi sahibi olma konusunda alabildiğine dikkatli, yarı aydınlığın irfansızlıktan daha tehlikeli olduğu konusunda son derece duyarlı bir bilim ve düşünce adamı. Sevgili dostum, akademik birikimini ve ele aldığı konuda sahip olduğu derinlik ve vuzuhu ortaya koyan ilk kitabından sonra; sosyoloji, tarih, felsefe, din, ve özellikle Risale eksenli okumalarının bir meyvesi olan yeni kitabı İktidar Herşey Değildir ile yeniden okurlarının karşısında.

Ahmet Yıldız’ı yakından tanıyanlar, onun çehresinde, zihnindeki ve yüreğindeki onca bilgi ve irfandan bir parıltı görürler, ama bunca işin sırrına ermiş bir insanın gururundan eser bulamazlar. O, bir aysberg gibi, ruhunda sakladığı bilgeliği gizler. Yüzünde, Şarkî Anadolu’nun bakir doğasının ve inancın sonsuz ikliminin çizdiği bir resim okunur. Bir çocuk ve bir bilge, Ahmet Yıldız konuştuğu zaman, içinden ağır ağır çıkar ve muhatabının ruhuna doğru sızmaya başlar.

Sosyoloji, yorar. İnsanı, yaşamı ve doğayı anlamaya dönük felsefe daha da yorar. Dünyevîleşmiş bir toplumda samimi bir mü’min olarak yaşamak ise, en fazla yorucu olanıdır. Ahmet Yıldız’da ise, henüz ömrün yarı yolunda olduğu halde onca bilgiyi yüklenmiş ve onca sorunun üstesinden gelme çabasına girişmiş olmasına rağmen, bu yorgunluğu bulamazsınız. O, her dem yenilenmiş bir ruhla çıkar karşınıza.

İktidar Herşey Değildir’in sayfaları arasında dolaşırken, Eflatun’un “Düşünmek, ruhun kendi kendisiyle konuşmasıdır” sözünü hatırladım. Bu kitapta yer alan yazılar, Eflatun’u doğruluyor. Sevgili Ahmet, bu yazılarda sergilediği vukufiyet ve açık yüreklilikle, ‘bir meseleyi nasıl doğru tartışabiliriz?’ sorusunun cevabını da bize lâyıkıyla veriyor. Kendi namıma, Ahmet Yıldız’ı tanımış olduğum, onunla aynı iklimde soluduğum, düşüncelerini öğrendiğim için kendimi şanslı sayıyorum.

Ahmet Yıldız’ı ilk kez bu yazılarıyla tanıyacak olanlar için, bu satırlar abartılı görünebilir. Ama kitabın sayfaları arasında yol aldıkça, onun sağlam bir bakış açısına, içgörüye ve dağarcığa sahip olduğunu bizâtihî görerek bana hak vereceklerinden eminim.

Her gerçek kitap, onunla karşılaştıktan sonra, bizi eski halimizde bırakmaz, yapımıza yeni bir değer katar. İktidar Herşey Değildir, tam da böylesi bir yazılar toplamı.

İnsanın aklını beğenmemesi için, aklından ötesini görebilmesi gerekirmiş. Ahmet Yıldız’ın düşünce dünyasını belki de en doğru bu söz yansıtıyor. ‘Söz’ diyorum, çünkü bu yazıları okudukça, bir kez daha “Önce söz vardı” diye düşünüyoruz. Söz, bu kitapta, hakikatin, haksızlık karşısında eğilmemenin ve suskun kalmamanın bir ortamına dönüşüyor; ki, böyle yapmayınca, insanın hem hakkını hem de onurunu yitirmesi kaçınılmazdır.

Kitap boyunca, ‘söz’ün, yani hakikatin, yani Ezelî Kelam’ın ve ondan beslenen sözlerin gücüne dair yoğun bir atıfla yüzyüze geliyoruz. Bunu, derinlikli bir analizin ardından gelen, “Sözün sihri kuvvetin büyüsünden üstündür” gibi veciz ifadelerle taçlandırıyor Ahmet. Onun belirttiğine göre, bugün—ve aslında tüm zamanlarda—yaşanan, ‘hikmet’ ile ‘iktidar’ın mücadelesidir. Ve, “İktidar karşısında, onun baştan çıkarıcı cazibesine kapılmayıp ‘hikmet’i koruyanlar, yüzlerine tükürenlere tepkilerini ‘ihlas süzgecinden’ geçirerek ortaya koyabilenler, bu yolda, mağlup dahi olsalar galiptirler.” Ki, kendini hikmete değil güce yaslayanların bugün sahip olduğu “Emperyal iktidarı çözmenin yolu, sözün iktidarına ve eylemlerin doğruluğuna dayanmaktan geçer.”

Bu noktada, aşağıda alıntılayacağım veciz cümlelerin, sevgili Ahmet Yıldız’ın ‘sözün gücü’ne, ‘eylemlerin doğruluğu’nun değerine, ‘hikmetin önemi’ne ve ‘iktidarın herşey olmadığı’na dair kitabın tamamına yayılan vurgularının bir özeti hükmünde olduğunu düşünüyorum:

“İslâm’ın yaşanması tarihsel şartlardan etkilenmez, ve iktidar asla bu yaşanabilirliğin bir parçası değildir, olmamıştır da, çünkü olamaz. İlk insandan bugüne mü’minler İslâm’ı her hal ve şart altında, hiçbir iktidar odağının himayesine ihtiyaç duymadan, sadece O’na kulluk edip, sadece O’ndan yardım isteyerek yaşayagelmişlerdir. Amelde ilâhî rızanın esas olması, zahirî statü olarak ‘müslüman’ muamelesi görseler de münafıkları mü’min olma erdeminden yoksun kılan hâssadır. Saf ihlasın zedelenmemesi, mü’minin tüm eylemlerinin tek hareket noktasıdır. Bu bakımdan, dinin siyasal görünürlüğünü—hem de tarih-dışı bir bakışla—mutlak bir gereklilik olarak önceleyenler, dinin bir imtihan ve bir nasihat olduğu gerçeğini ortadan kaldırmakta ve onu konformizmi önceleyen dünyevî bir ideolojiye dönüştürmektedirler.”

Ahmet Yıldız’ın, kitabın satırları arasında berrak biçimde belirttiği üzere, İslâm’ın böyle bir ideolojiye döndürülmesi doğru olmadığı gibi, onun buna ihtiyacı da yoktur. Son tahlilde, İslâm’ı benimsemek, bir ‘iktidar’ konusu değil, ‘ihtiyar’ konusudur. Birileri yerel veya küresel düzlemde İslâm-karşıtlığını ‘iktidar’ üzerinden dayatmaya çalışıyor olabilir; ki, ‘sözün gücü’ne sahip olamayanların, diğer bir deyişle, sözleri hakikatsiz olanların—hakikati kabul ve teslim yeteneğinden mahrumsa—yapabileceği başka birşey de yoktur. Buna karşılık, İslâm’ın müntesiplerinin ‘sözün gücü’ne yaslanmak yerine ‘iktidarın büyüsü’ne kapılmaları, Müslüman zihinlerdeki belki de en büyük eksen kaymasıdır. Ahmet Yıldız, İktidar Herşey Değildir derken, bizi biz olmaktan çıkaran, ‘başkalaştıran,’ karşıtlarımıza benzeten bu kaymayı vurgulamaktadır. Zira, yine büyük şair Goethe’den bir mısraı ödünç alırsak, “Başkaları gibi düşünürsek, sonra başkalarına benzeriz.”

Sergilediği açık sözlü ve açık yürekli duruşa mukabil, bu kitabın, ‘ümitsizlik’ değil ‘ümit’ yüklü olduğunu da vurgulamak gerekir. ‘Sözün gücü’ne inanan bir mü’mine de ‘ümitsizlik’ yakışmaz zaten. Sevgili Ahmet Yıldız, insanın hakikati arama ve hakkı bulma potansiyeli konusunda ziyadesiyle ümitvar; ‘sözün gücü’ konusunda da. O yüzdendir ki, “Güncelin karanlığı bizi ondan kaçmaya götürmemeli, ancak ufkumuzu da güncel olana hapsetmemelidir” dediği gibi, şunu da diyor: “Tek bir doğrunun yığınla yanlışı bir çırpıda yıkabildiği günümüzde çanlar oryantalizm için çalmaktadır. Her zorlukla birlikte bir kolaylık vardır. 11 Eylül işte böyle bir zorluk ve kolaylıktır.”

O halde konuşmalı, ‘sözün gücü’nü göstermeli. Konuşmalı; zira, haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.

Sözü uzatmadan, sizi ‘sözün gücü’ne dayanan, ondan beslenen ve onu vurgulayan bu değerli kitapla başbaşa bırakıyor; hepinizi, yorucu ama manen kazançlı ve zihnen keyifli bir şölene çağırıyorum.

SADIK YALSIZUÇANLAR

Ankara, 20 Eylül 2004




Yazarın diğer kitaplarına, aşağıdaki resimlere tıklayarak ulaşabilirsiniz.

1mükemmelkayıp okuyucu, 19.03.2006, türkiye

harika bir eser. tarif etmeye çalışmayacağım. okunmalı, okutulmalı.




  Teslimat : Güvenlik & Gizlilik : Tüketici Hakları : Sık Sorulan Sorular
 

© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut