Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Yaşadığım öyle acılar var ki, Yusuf misali hakikati ortaya çıkardıktan sonra mı müsebbiblerini bağışlamalıyım, yoksa Yakub misali “Ben üzüntümü yalnız Allah’a şikâyet ediyorum” deyip yaşadıklarımı şimdiden unutup gitmeli miyim; hâlâ karar verebilmiş değilim.”

–Metin Karabaşoğlu

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

 
Saidleri Ararken
önceki kitap sonraki kitap

Risale Kitaplığı

“Saidleri Ararken Risale-eksenli tefekkür içinde bir ilki temsil etmektedir. Risaleyi İslâm düşünce geleneği içinden okuyarak bunu güncelle kesiştiren yazar, metin-cemaat ilişkisini de bir özdeşlik olarak görmeyip aradaki açıyı ortaya koymaya çalışmakta ve bunun sebep ve sonuçları üzerinde bize gerçek bir beyin fırtınası yaptırmaktadır. Bunu da belli bir metodoloji gözeterek gerçekleştiren bu çalışma, Risale okumalarına giriş için entellektüel bir ön okuma kılavuzu niteliğindedir.” –Ahmet Yıldız

“Saidleri Ararken, Risale-i Nur hareketinin kendine dair bazı varsayımları konusunda meydan okuyucu ve tashih edici. Hareketin dışında ama hareket hakkında geliştirilmiş akademik analizin ideolojik payandalarını ve önyargılarını ortaya serme noktasında ise çok daha etkili...” –Fred A. Reed


 Format: 152 syf.2. baskı (2004)14x21 cm.

 Tükendi 



TAKRİZLER

Risale okumaları için entellektüel bir medhal- Ahmet Yıldız

Kronolojik seyrin analitik yöntemle buluşması- Safâ Mürsel

‘Said’leri Ararken’e dair- Fred A. Reed

Önsöz

Teşekkür

Birinci bölüm:

Giriş Yerine

Mukaddime Kabilinden Notlar

İkinci bölüm:

Eserin Söyledikleri

1. RİSALE-İ NUR’UN ONTOLOJİK TEMELLERİ

I. Said Nursi’nin nazarında kâinat, insan ve insanlık tarihi

II. İnsanlık tarihi içinde İslâm tarihi

III. Bütünlük arayışı

IV. Risale-i Nur’da Esmâ-i Hüsnâ sistematiği

2. TEMELLER, TAZAMMUNLAR, YANSIMALAR

Bediüzzaman Said Nursî’de denge paradigması

I. İfrat ve tefritin ötesinde: Denge ve itidal arayışı

II. Çoğul Düşünüş

III. Anlam mertebeleri: Birlik içinde çokluk

IV. Çokluk içinde birlik

V. Esere dayalı cemaat

VI. Risale-i Nur’un evrenselliği

VII. Siyasal alandaki duruş

i. Hürriyet üzerine vurgu

ii. Bireyin devlete nazaran önceliği

iii. Adalet-i mahzâ vurgusu

Üçüncü bölüm:

Eserle Cemaat Arasında

1. SAİD NURSİ’DEN SONRA: İÇERİDEN BİR BAKIŞ

I. 60’lı yıllar: Konsolidasyon meselesi

II. Kırılma noktası: 70’lerin ilk üç yılı

i. Siyasal İslâm’ın yükselişi

ii. Cemaatin kurumsallaşması

iii. Cemaat içerisindeki birliğin dağılmaya başlaması

III. Çözülme, ve buna karşı çözüm gayretleri

IV. Son yirmi yıl: Büyük bölünmeler ve sonrası

2. KIRK YILIN BİLANÇOSU

I. Başarılar ve kazanımlar

II. Zaaflar ve problemler

III. Geleceğe yönelik perspektifler: Yeni bir başlangıç mı?

Kitâbiyat


ÖNSÖZ

ELİNİZDEKİ KİTABIN SERÜVENİ, bir kitap haline gelmek üzere başlamadı. Bir kitabın bölümü olmak üzere başladı.

Bundan dört yıl öncesiydi. Bir yaz sabahı, kendisini on gün önce Risale-i Nur hareketi üzerine verdiği bir seminerde tanımış olduğum Muslim World editörü İbrahim Abu Rabi’den bir e-mail aldım. O sıralar İstanbul’da bulunan Prof. Abu Rabi, bir hususî görüşme talebinde bulunuyordu. Görüşmemizde gündeme getirdiği ilk konu ise, Amerika’daki en büyük ve en saygın üniversite yayınevlerinden olan SUNY Press için hazırlamayı planladığı, Bediüzzaman Said Nursî ve Risale-i Nur üzerine bir edisyon-kitap olacaktı. Benden, Risale-i Nur hareketinin son kırk yılını, Said Nursî’den sonrasını yazmamı istiyordu.

Bu teklifin beni uzun süre düşündürdüğünü belirtmeliyim. Risale-i Nur, en başta kendi hayat yolculuğumdaki muazzam etkisine binaen, son derece değerli bir hazine hükmünde idi benim için. Maamafih, ‘Risale-i Nur adına’ yapılan veya yazılan herşeyi onaylıyor değildim; ve o güne dek, Risale’nin söyledikleri ile Risale adına söylenip yapılanları yüzleştirdiğim birçok yazı yazmıştım. Risale-i Nur hareketinin Said Nursî-sonrası tarihinde, eleştiriyi hak eden, dahası aşılabilmesi için herşeyden önce görülüyor ve eleştiriliyor olması gereken bir dizi zaafın ve hatta yanlışın varolduğu kanaatindeydim. Dolayısıyla, Said Nursî-sonrasına dair bir makale, hakikat-ı halde, eleştirel olma durumunda idi. Ama bu eleştirinin: (1) onun adına hareket edenler üzerinden Risale-i Nur’a bir zarar ve leke getirmemesi; (2) onun adına hareket edenleri mahzâ yanlıştan ibaret gösterme gibi bir yanlışa da düşmemesi gerekiyordu. Diğer taraftan, makalemi, Nur Talebelerine âdeta bir ‘denek’ nazarıyla bakan sosyal, siyasal ya da antropolojik gözlemcilerin yaklaşımı ve üslubuyla da yazamazdım. Bu, ne yapabileceğim birşeydi, ne de yapmayı isteyeceğim birşey.

Sonuçta, bu düşüncelerin eşliğinde, benden istenen konuya üç aşamadan sonra gelinen bir çalışma çerçevesi ortaya çıktı. Öncelikle, mevcut Risale-i Nur araştırmalarına dair metodik eleştirilerimi ve kendi metodik çerçevemi ortaya koyacak; sonra Risale-i Nur’un ontolojik temellerini, peşisıra bu ontolojik temellerin bireysel, cemaatî, sosyal ve siyasal tazammunlarını irdeleyecek; son bolüme böylece gelecektim. Bu şekilde, Said Nursî-sonrası Risale-i Nur hareketini, Risale-i Nur’un kendisi ile karşılaştırma imkânı da ortaya çıkacak; hem müntesiplerine dair eleştirilerden Risale-i Nur’un zarar görmesinin önüne geçilmiş, hem de müntesiplerinin eleştirilen noktaları aşma noktasında Risale-i Nur’un yardımını almaları sağlanmış olacaktı.

Böyle olunca da, ortaya, bir makale hacmini hayli aşan bir çalışma çıktı. Prof. İbrahim Abu Rabi’nin editörlüğünü yaptığı ilgili kitap Nisan 2003’te yayınlandığında bu kitabın en uzun makalesi benim imzamı taşıyordu, ancak bu makale Prof. Abu Rabi’nin talebi üzerine yaptığım çalışmanın yalnızca bir özeti hükmündeydi.

İşte bu noktada, gerek yazım aşamasında, gerek sonrasında çalışmamı okumuş bulunan dostlarımın birçoğu, çalışmanın ‘özetlenmemiş’ haliyle de neşri yönünde bir kanaat beyan ettiler.

Said’leri Ararken’in bir makale olarak başlayan yolculuğunun bir kitaba doğru ilerlemesi, işte bu şekilde gerçekleşti.

Müdakkik ve muhakkik dostum ve arkadaşım sevgili Ahmet Yıldız’ın Risale-i Nur okumaları için ‘entellektüel bir medhal’ olarak gördüğünü belirttiği bu kitap, hakettiği entellektüel dikkat ve ilgiyi Risale-i Nur’dan esirgemeyecek dimağlara hitap eden bir çalışmadır.

Risale-i Nur, elbette, bu çalışmadan çok daha fazlasını hak etmektedir. Zaten bu yüzden bu kitap Said’leri arıyor.

Bu kitap onlar için bir ‘medhal’ olabilirse, ne mutlu bize!

METİN KARABAŞOĞLU

İstanbul, 8 Temmuz 2004




Yazarın diğer kitaplarına, aşağıdaki resimlere tıklayarak ulaşabilirsiniz.

4üzüldüm.m. zahit, 09.08.2007, sakarya

kitabın elimdeki nüshası 2. baskısı(mavi kapak). dostlarımın bildirdikleri doğrultuda elime aldım kitabı bir bakarım ki, fethullah gülen ile ilgili bölüm çıkartılmış(kurumsallaşma ve metodla ilgil bölüm). bilmiyorum gökkuşağı tehdit mi etti metin bey'i, doğrusu beklenir böyle bir tutum, kör taassubun işte, 'hastalıklı kafa'. ama biz arkadaşlarımızla isterdik ki metin bey bu kitabını dağıtıma sokmasa da(haliyle satamayacaktı da, ama olsundu), o haliyle bıraksaydı. ne güzel bir davranış olurdu. üzüldüm. sadece bu kadar.

3nur yıldız, 24.06.2007, balıkesir türkiye

kitaba bugün başladım ve gerçekten harika...daha kitabın başında olmama rağmen harika diyorum çünkü risale-i nur hakkında ciddi olarak çalışılmış bir kitap. benim için çok istifadeli oldu.Allah ebeden razı olsun...böyle çalışmalar az bulunuyor...ama bizim için çok kıymetli..selametle...

2muzakereyakup, 18.04.2007, İstanbul

Metin abi s.a

risalei nur talebesi çok basit olarak görülüyor.? her kes risaleinur talebesiyim diyor.?

ben şunu sormak istiyorum.?gerçekten r.nur talebesi demek ne demek.?üstadı gören sohbetinde bulunan r.nur talebesi oluyor mu? r.nurları kaç defa okuyup da iyi bir mutalaa etmekle bitiyor mu.?

belki kabaca gelebilir ama sanki r.nurlara sadece bir külliyat olarak bakılıyor gibi geliyor. MEHDİnin vazifesini gören KURAN nın bir nuru olarak idrak edilip ona göre yaşamamız,biraz arka planda bırakılıyor.

tesettür risalesini okuyan bir alim bayan kardeşimiz o risalede beyan edilen hallere ne derece uyuyor.yüzlerce risale okursa okusun.bu gibi bir şey.

veyahutta tesettür konusunda bizim tavrımız,düşüncelerimiz.

ALLAHA EMANET OLUN. zannederim ki bu yazıdan ne demek istediğimi anlamışsınızdır.bunlar önemli meseleler kolay değil imanla kabre girmek.(malum r.nurda geçen :sadık talebelerinin imanla kabre gireceğinin ayatı kuranın işaretiyle sened veriyor üstad?)

VAHİBÜL HAYAT OLAN CENABI BİZLERİ MUHLİS,SADIK R. NUR TALEBELERİNDEN EYLESİN.ŞÜHEDA MERTEBESİNE VASIL ETLESİN.AMİN

ALLAHA EMANET OLUN.

1Metin Abi Yazıyorrecepsami, 22.06.2006, çankırı

Yazı yazmak sanattır. Öyleyse yazar da sanatcı.Sanatcıya yakışan ise sanatını en iyi şekilde icra etmektir. işte Metin Abi de bunu yapıyor. Yani işinin ehlidir. Öyleyse bizde Yüce Kuran ının ulu fermanına uyarak işi ehline bırakalım. Bırakalım ki gerçekler hak ettiği yeri ve makamı bulsun, hakikat konuşsun.vesselam...




  Teslimat : Güvenlik & Gizlilik : Tüketici Hakları : Sık Sorulan Sorular
 

© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut