|
|
|
 |
 |  |  |   | ‘Ekim’ ayında ‘bahar’ müjdeleri… Ekim ayı, adı üstünde, bir bahar müjdesini taşır beraberinde. Bizi son ve sararmaya başlayan yaprakları düşünürsek ‘som’ baharla tanıştırırken, ilkbaharda olabildiğine boy verecek ekinlerin ekilmeye başlandığı ay olarak bir kez daha baharı çağrıştırır. Kırlarda ve baharlarda boy verecek nice ot ve nice çiçek de, Ekim yağmurlarıyla birlikte, bu ayda tohumunu veya soğanını çatlatıp filiz verir.
Ekim, kısacası, ilkiyle ve sonuyla, baharı bize hatır... |  | | | | Münazarat Sempozyumu: bir 'ilk'in ardından... Risale-i Nur müellifi Bediüzzaman Said Nursî, Âyetü’l-Kübra Risalesi adlı tefekkür şaheserinde, ‘kâinattan Hâlıkını soran seyyah’ı en nihayeti Resûlullah aleyhissalâtu vesselam ile tanıştırır ve onun bir mucizesi olarak ‘mebde ile müntehayı buluşturması’na, yani ‘ilk yapıp en mükemmel yapması’na dikkatleri yöneltir.
Âyetü’l-Kübra’da dile gelen bu Peygamber mucizesi, onun peygamberliğine delil olduğu gibi, hepimiz için bir hayat dersi de içerir: ... |  | | | |
| | Aynı Münazarat’ı mı okuyoruz? Burak Ertürk16/05, Çar. Nisan ayında Mardin Artuklu Üniversitesi organizatörlüğünde, üniversite bünyesinde Bediüzzaman’ın 1911 yılındaki telifi Münazarat’ı konu eden bir sempozyum düzenlendi.
Münazarat, türlü yaklaşım ve tevillere konu olan bir eser.
Ondan, şer’î bir toplum ve idare anlayışının, devrin şartları da gözetilerek güncellendiği bir çerçeve olarak söz edenler olduğu gibi, aynı eseri bugünkü karşılığıyla bir ‘anayas... |  |  | |
| | |
|
|
|
| | | 
| |
| | | | Er mektubu mantığı ve müfredatımızdaki dağınıklık* Muhammed Şeviker 15/05, SalıBİR KİMSENİN zekâ seviyesini anlamanın en kestirme yollarından birinin, onun konuşmasındaki vecizlik derecesi olduğuna inanırım. O kişi dileğini birkaç veciz cümleyle anlatabiliyorsa iş tamamdır. Meramını birkaç kavram altında sıralayıp özetliyorsa ne ala. Yoksa konu dereden alınıp tepeye konulursa, kurulan cümlelerin arasında bir insicam yoksa dinleyenin vay haline.
Elektronik araçlar çıkalı me... |  | | | | | TECDİDE BİR BAKIŞ Mona İslam 14/05, P.tesiBugüne dek müslümanlar savunma refleksi ile yaşadılar. Değerlerimiz saldırı altındaydı, dar bir sipere sıkışmış bütün kuvvetimizi savunmaya ayırmıştık. Ateşkes oldu. Dışarı çıktık. Baktık ki dünya harap. Biz de, varlık algımız da, tefekkürümüz de, medeniyetimiz de…
Bir tecdid hareketi icab ediyor. Müslümanların kendi dünyalarını imar edecek, kendi tefekkürlerini inşa edecek, varlıktaki her bir şe... |  | | | | | Kırmızı kalem... Senai Demirci 11/05, CumaYetmişli yıllarda iki idealist sosyalist arkadaştan birine SSCB den (o zaman ki adıyla Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği) bir davet gelir. Demir perde olduğu için herkesin merak ettiği ama bir türlü gidemediği Moskova yı merak eder ikisi de. Günü gelip arkadaşını yolcu eden sosyalist, sıkı sıkı tembihler: "Aman bana oranın gerçekten hayalimizdeki gibi olup olmadığını hemen yaz! Ancak ola ki i... |
| |  |  |
|
 |