Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

[*4.673 yazı içinden]

 mehmet levent : yorumlar 

4bütünden bir parça, 04.01.2008 | Kaptanımız kim?, Metin Karabaşoğlu

insan, bu yaşam okyanusunda akıl klavuzluğunda yol alan bir gemidir. aklını vahye inşa ettirmesi onun bu okyanusta batmaması, dalgalardan etkilenmemesi için gereklidir.

dinini, vahih merkezli olarak öğrenmiş olanlar, aklını vahye inşa ettrmiş olanlar yani dine vahiy yoluyla girmiş olanlar, bu bütünün içinde küçük bir parça olduğunun farkındadırlar. dine meşreb, mezhep, falanca hoca, filanca şeyhle girmiş olanların zihinlerinde doğru bir bakış açısı oluşamayabilecek ve kendini bu bütünün en kıymetlisi gibi görebilecektir belkide. bu tipler kendileri gibi olmayanları da pek beğenmeyebiliyorlar kendi gözlemlerime göre.

insanları değerlendirirken, mesela fıkıh kapısından dine girmiş olanlar; bu haram bu helal diye olaylara yaklaşırken, kelamla kapısıyla bu dine girenler ise bu adam mümin diğeri kafir diye insanları gruplandırıyor. bu tipler, helal ve haramla beraber mubahın da olabileceğini veya mümin ve kafirle beraber fasıkta olabileceğini atlıyorlar. çok kat'i ve kesin olabiliyorlar.

oysaki bizler sadece ve sadece kardeş olabiliriz. bir bütünün içinde yer alanlar birbirlerine üstünlük taslamadan, eleştiri sınırları içerisinde birbirlerini kimi zaman eleştirerek yanyana bir saf oluşturarak menzili maksuda ilerlerler.

işte en güzel tarafıda bu. birbirini hiç tanımayan milyonlarca kardeşim var. benim gibi düşünen benim gibi hisseden... acıları ortak, hüzünleri ortak... (her türlü dağılmışlıklarımıza rağmen bir dua niyetiyle...)

son olarak bir alıntı;

"allah; ipliği kırılmış, imamesi kaybolmuş, taneleri dağılmış tesbihimizin dağılmış tanelerini tekrar tesbihe taksın ve bizi tesbih diye çeksin inşallah...

selam ve saygı ile

3Karada Gemi Yapmak, 02.01.2008 | Ülker, Godiva, Migros: kapitalizmin dini, Metin Karabaşoğlu

sevgili arkadaşlar, hepinize saygılar sevgiler,

bu yazı ve daha sonrasında okuduğum yorumlar bana şunları hatırlattı.

hz. nuh tüm yaşamı boyunca insanları Allaha davet eder. kuranda bu 1000 yıl 50 eksik olarak geçiyor ya.

bir insan düşünün. hayatta yaşanabilecek en uzun ömrü yaşasın ve bütün ömrünü insanları allaha davet etmekle geçirsin. çocukluk çağları hariç tüm ömrünü...

ve sonunda onun davetine çok az icabet eden oluyor. sonra bildiğiniz gibi hz. nuh bir dua ediyor:

“Rabbim, yeryüzünde dolaşan bir tek kâfir bile bırakma! Zira bırakırsan onlar Senin kullarını, Senin yolundan saptırırlar ve sadece kendileri gibi kâfir, ahlaksız çocuklar dünyaya getirip yetiştirirler. Ya Rabbî beni, annemi, babamı ve evime mü'min olarak girenleri, erkek ve kadın bütün inananları affet. O zâlimleri ise, daha da beter, daha da perişan eyle!” (Nuh, 71/26-28).

işte bu, peygamberin bu bittim noktası. artık biitm ya rabbim dediği bu anda rabbimiz yettim ya kulum diyor.

Rabbimizden, "Karada Gemi Yap Ey Nuh" hitabı geliyor. çevresindeki insanlar nuha gülüyorla. sen ne yapıyorsun diyorlar. karada gemi yapılır mı hiç diyorlar. alay ediyorlar. ama o onlara aldırmıyor ve gemiyi karada yapıyor. ve sonra tufan geliyor...

hakikat yolunda yürüyen insanlar hala var. allah onlardan razı olsun. bu zor zamanlarda biz böyle ameller yaparken bize gülüp geçenler, bizimle alay edenler de var. içki satılan yerlerden alış veriş yapmadığımızda. tüm sistem faizle döndüğü halde faize bulaşmadığıızda. ya artık devir değişti boş ver bunları diyen onlarca ağız olsa bile hakikat yolunda yürüyen kardeşlerimiz var.

adı ülker mi başka bişey mi bilmem ama ticaretinde de bu konularda titizlik gösterenler var. "karada gemi yapanlar" yani...

2sen yüce bir ahlak üzeresin..., 05.06.2007 | Emanet, Metin Karabaşoğlu

Ahlak “halk” kelimesiyle aynı kökten. Yaradılışla yani. Ahlak; yaradılışa uygun hareket etmek. Yaradılışa aykırılık ise “ahlaksızlık” oluyor tabiki.

Sen kitap nedir? İman nedir? Bilmezdin (Şura-52) dediği peygamberimizin “Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin.” diyerek ahlaken yüceliğini anlatıyor. Peygamber efendimiz daha kitap nedir, iman nedir bilmeden öncede yüksek bir ahlak üzerindeydi. O Muhammed-ül Emin’di. O daha imana gelmeden öncede insanlar ona hakkını veriyor, ahlakına söz söyleyemiyorlardı. Bu durum peygamberlik geldikten sonrada böyle olmuş. Onu eleştirmesi söylenen bir müşrik “ben ona ne diyebilir ki, Ona Muhammed-ül Emin ismini ben verdim demiştir.

Diğer taraftan din binasını dört temek üzerine oturtursak; ibadet, ahlak, ibadet, muamelat …. Bu binanın temeli “ahlak”tır. Çünkü madem insan İslam fıtratı üzerinde doğmuş ve yaşamını da fıtrata göre yaşayabilirse bu yaradılışa “en uygun olan yaşam biçimi”, “yaradılışla çelişmeyen”, “fıtri”, yani “ahlaki yaşam biçimi” oluyor.

1, 05.06.2007 | ‘Emanet’ yazısına derkenar, Metin Karabaşoğlu

Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, (sorumluluğundan) korktular. Onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim, çok cahildir. (ahzap-72) emaneti Allah insana vermiştir. burada emanetten maksat; insana verilen irade olabilir, şuur olabilir, akıl olabilir.

verilen bu emanet insanın "yeryüzünün halifesi" olmasıdır. insan yeryüzünün halifesidir. yeryüzünde yaşayacak ve orayı inşa edecektir. Allahın emirleri doğrultusunda. zaten halife kelimesi "halfe" den geliyor ya... halfe, halife; yerine adam koyma anlamında. halfe (halife) ne yapar? ona verilen işi yapar. bizde halifeysek, yeryüzünde bize verilen görevi yerine getirmeliyiz. bu görev Allaha kulluktur. Bu emanetin alınması insanın kendine verilen kulluk görevlerini yerine getirmemesidir. zaten Allahın yeryüzünde bize verdiği nimetlerin tamamı bizim kulluk yolculuğumuzda faydalanmamız için vermiştir.




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut