Maskeli baloya davet edilseydiniz?

Harun Pirim*

MASKELİ BALOYA DAVET EDİLSEYDİNİZ, CEVABINIZ hemen kabul ya da red ikilemine mi düşerdi? Orada kimlerin olacağını sorgular mıydınız?

Medyatik tiplerden falan filanın gelecek olduğunu mu öğrenirdiniz? Uzleti özleyen birisi olarak, içinizden gitmemeli sesi geldi galiba.

Aile bireyleriniz orada olacak denildi diyelim? Vicdanen gitmeniz gerekliliği belirgin renk oldu belki de.

Oraya Adolf Hitler’in de teşrif ettiği ilave edildi? Ya çalıştığınız işyerindeki patron? En samimi, sadık arkadaşın? Görmeye tahammülünün olmadığı zevat?

Uzatmayalım; toplum hayatında en sık aldığımız davetiyelerden birisidir maskeli balonunki. Yukarıda hayallerde resmetmeye çalıştığım portrelerin de aslında hepsi benim; yani bizzat kendimim. Onlar bir cihette benim maskelerim. Ruh kıvılcım bekler hassasiyetinde iken, hayat içinde hata-sevap cetvelleri çıkarırken, farkında olmadan (farkında olarak olmasından Allah’a sığınıyorum) özdeşlik kurduğum tipolojiler onlar. “Ne gülüyorsun, anlattığım senin hikâyen!” diyor bana âdeta güldüğüm, içimden kınadığım insanlar ve konumları.

Böylesine yaşanılan bir kıvamda şöyle bir hitaba muhatap oluyorum: “Ey ahmak nokta-yı sevda.” Çok anlamlı geliyor. Ne de olsa beşerî münasebetlerde peşin yargılar kuşatabiliyor insanı. Bu yargılar nefsin kendi büyüklenmesi oluyor aslında. Salık duygular da nefsin enfes seremonisine eşlik ediyor. Ve işte o ahmak noktadan çıkan bir hayat tablosu. Maskeli balo.

Ahiret merkezli yaşama niyetiyle yola çıkıp da, dünyaya farklı yüzlerle tutunmaya çalışmak! Kendi adıma ne büyük ahmaklık? Emrolunduğum gibi dosdoğru olmam Rabbanî bir emirken, efendisinden kaçmış bir köle kime, neye, nereye kavuşsun?

Kendi maskeli balosundan kurtulabilen için ise, diğerlerinin maskeleriyle bulundukları toplumsal bir balo var. Bu baloda da maskesiz dolaşma izzetinin ve saffetinin ışığı ve sarsıntısıyla nice diğer maskeler eriyip yüzlerden düşecektir kimbilir...

  30/11/2007

© 2013 karakalem.net, Harun Pirim