Yük

Metin Karabaşoğlu

HAYATIN AKIŞI İÇİNDE, HER İNSANIN semtine muhakkak uğrayan bir gerçektir musibetler. Hepimiz, hayat boyu, irili-ufaklı yığınla musibetle karşılaşırız. Kiminin etkisi bir günde biter, kiminin ise bir ömür boyu sürer.

Yaşadığı bunca musibet içinde, insanın altından kolayca kalkabildikleri vardır; ama kimi musibetlerin ağırlığı sanki hiç hafiflemeyecekmiş gibi çöker üzerimize.

Baktığımızda, böyle ağır bir musibet yaşamış insanların önemli bir kısmında bir ‘taşıyamama’ hali ve onun peşisıra gelen bir ‘isyan’ çıkar karşımıza. Yatay düzlemde duran “Bunu bana niye yapar?” gibi sorulardan, dikey düzleme uzanan “Niye ben? Bula bula beni mi buldun?” isyanına kadar, bir dizi tepki geliştirir insan.

Böylesi itirazlarla ya da kendi hayatımın akışı içinde yükü ağır gözüken bir musibetle karşılaştığımda, hatırıma hep bir Kur’ân âyeti gelir. Nâzil olduğu günden itibaren Resûlullah aleyhissalâtu vesselamın yatmadan önce okuduğu son âyettir bu; Bakara sûresinin son âyeti... Daha doğrusu, bu son âyetin birinci cümlesi: “Allah hiç kimseye taşımayacağı yük yüklemez.”

Bu âyet, hayatın akışı içinde üstümüze yüklenen yüklere, yapmamız gerektiğini hissettiğimiz görevleri ve üstesinden gelmemiz gereken musibetlere karşı bir büyük destek ve ümit içerir insan için.

Allah doğru söylediğine göre, taşıyamadığımızı düşündüğümüz veya gerçekten de taşıyamadığımız bir yük varda hayatımızda, bu, o yükü taşıyacak tâkatimiz olmadığı için değildir. Allah insana taşıyamayacağı yük yüklemez ise, demektir ki, bir yük yüklenmişse üzerimize, taşımaya tâkatimiz olduğu içindir.

O halde, eğer taşıyamıyorsak, problem bize o yükü yükleyen rahmet-i Rahman’da değil; bizdedir. Demek ki, insan, kendisine verilen taşıma kapasitesini muhafaza edememiştir. Ya hamlaşmış, yahut bir ‘odaklanma’ problemi yaşayarak tâkatini dağıtmış, enerjisini boş yere harcamış demektir.

Üzerimde ağırlığını hissettiğim bir sıkıntı, bir vazife, bir yük ve bir musibetle karşılaştığımda şöyle demeyi şiar edinmişimdir bu yüzden: “Allahım, kendi başıma kalsam, bu yükü taşıyabilecek durumda değilim. Ama sen üzerime böyle bir yük yüklemişsen, biliyorum ki, taşıyabileceğim içindir, taşımamı sağlayacak gücü sen verdiğin içindir. Sen vermişsen, taşıyacağım.”

  20.8.2007

© 2015 karakalem.net, Metin Karabaşoğlu