Hayal mi, gerçek mi?

Rabia Nazik Kaya

ÇOCUKLARIN SESSİZ VE MASUM TEBESSÜMLERİNİN özlemindeyim.
Masumiyete, gerçek sevgiye öylesine hasretim.
Yaşlandıkça eskiyor mu, yaşlanıyor mu duygular?
Yaşlılar ve çocuklar; aynı gibi görünseler de, ayrı diyarlardalar sanki.
Ufaklıklarda heyecan ve neş’e, yaşı ilerleyenlerde nedense bir hüzün ve bir telâşe..
Yıllar bu kadar güçlü olabiliyor demek...
Heyecanı burukluğa, neşeyi garipliğe dönüştürebilecek kadar güçlü...
Çocukların dilinde ‘bir zamanlar’ ibaresi yok, onlar heyecanla bir ‘büyüyünce’ kelimesi iliştiriveriyorlar sözlerine.
Ve büyüyorlar..
Keşke büyüdükçe küçülmese hayal ve ümit kaplı dünyaları.

İnsanı yaşlandıran, geçmişe özendiren, ândan uzaklaştıran, hayali yanlış yorumlayışıdır belki...
Hayalin ardında gerçeği bulamayışın verdiği hayal kırıklığı mı demeli yoksa?
Şu yaşlarda, yani yirmilere yeni adım atmışken, hayat hiç çekilmez ve hiç yaşanmaz görünmüyor. Hayalin hayal ve gerçeğin gerçek olduğunu bilmek gayreti yaşama isteğimi pekiştiriyor.
Belki yaşı ilerlemiş kimselerin ifadesiyle ‘hayat henüz ciddi tecrübelerle gelmedi karşıma, belki bu yüzden hayatı seviyorum.’
Ancak düşünüyorum ki, büyüklerin hep 'tecrübeleriyle' anlattıkları hayat ve benim zihnimdeki hayat çok farklı.
O onların yaşamıydı ve sıra benimkinde. Onların hayatını tekrarlamak için gelmediğimi düşünüyorum.
Belki onların başarılı olamadığı imtihanlar ve kendilerini yaşamdan soğutan tecrübeler bir başkası için hayata daha çok sarılma vesilesi olurdu.
Belki matlaşan cümleler bir ışıltıya bürünürdü bir gün.
Gün gelirdi, bulutların üstünde dolaşanlar yeryüzünde ve yanıbaşlarında uçuşan mutluluklardan haberdar olurlardı.
Hem bize lâzım olan muhabbet değil midir? Ve içimizdedir muhabbet.
Bence neş’e ve paylaşımdır hayatı yaşanmaya değer kılan...
Bir dostumun benimle paylaştığı hadis-i şerifte, Peygamberimiz aleyhissalâtu vesselam “Hiçbir şeyleri yoksa, insanlar neş’elerini paylaşsınlar” buyuruyordu.
Neş’e ve paylaşım.
İlâhî sevk, şevk ve tecellilerin paylaşımı...
Böyle olduktan sonra, bulutların üstünde uçmak ve küçük bir odada kalmak arasında pek fark kalmıyor.
Hayal kırıklığı da kayboluyor.
Sevmek kalıyor geriye.
Hem de her yaşta, yakaladığımız her an ve her mekânda, herşeyi sevmek.
‘Keşke’lerden uzakta, pişmanlıklardan ve yaşlanmışlıklardan kurtulmuş bir yaşamak seriliyor önümüze.
Çocukların bakışlarındaki ışık kadar gerçek ve sade...
Öylesine bir masumiyetle yaşamak...

  23.3.2007

© 2015 karakalem.net, Rabia Nazik Kaya