ÇOCUK VE BEN

Levent Bilgi

O MASUM, O TER TEMİZ, o fıtrat halindeki çocuklarımız bir de bakıyoruz büyüyüp giderken diğer çocuklara karşı aşırı kıskançlıklar yaşayabiliyor. Hep kendileriyle ilgilenilmesini istiyor. Sonra biraz daha büyüdükçe “BEN” duygusu çok yoğun bir şekilde öne çıkıyor. Çocuklarımız birbirleriyle geçinemez, en ufak bir istemediklerine katlanamaz hale geliyorlar.

Bu hal okul yıllarında da devam ediyor, evde anne ve babasına karşı da. Ebeveynler bu zamanda çocuğun her istediğini yerine getirme gibi garip bir metot bulmuşlar çocuklarını yetiştirmek için. Onların istekleri bir emir gibi telakki ediliyor evlerde. Gerekirse kendi isteklerimizi sınırlandırıp onların isteklerini karşılıyoruz. Sanki evin kralı çocuk. Bu biraz da şefkatimizin yanlış istihdamından kaynaklanıyor. Çocuğun her istediğini yerine getirmeyi ebeveynlik görevi olarak düşünüyor, onları hiçbir konuda sınırlandırmadığımız gibi, hayatlarında sınırlandırılma gibi bir kavramı da sokmuyoruz.

Böylelikle çocuklarımızın nefisleri azdıkça azıyor. Anne ve babasını mahkum haline getiriyor. Ancak bu hal çocuklar kanatlarımızın altında kalıncaya kadar devam ediyor. Sonra topluma, okula, dışarı çıkınca çocuk çatışma başlıyor. Hepsi ben diyor ve diğeriyle anlaşamıyor.

Okulda samimi arkadaşlara bakıyorum –bunların sayısı dahi oldukça az- hep bir hakim, bir de mahkum var. Mutlaka biri hep ben diyor, diğeri de ona tabi oluyor. Her ikisinin de bir şahsiyet halinde belirdiği, ortak noktalarda birleşilen arkadaşlıklar bir türlü kurulamıyor.

Çocuklarımızın benlerinin böylesine küçük yaşlarda, böylesine tehlikeli bir şekilde ilahlaşmalarının en önemli sebebi zamanımızın enaniyet asrı olması diye düşünüyorum. Bunun içindir ki büyükler fert olarak bütün dünyanın kendi etraflarında döndüğünü düşünüyorlar. Enaniyetler o kadar kabarmış ki kimse kimseyi zaruret olmadıkça dinlemiyor, kimse kimsenin dünyası ile ilgilenmiyor. Ebeveynler kendi çocuklarını televizyonun kıskacına terk etmiş durumdalar. Televizyon programları ise, haberlerinden, Amerikan filimlerine, magazin programlarına, çizgi filimlere kadar hep enaniyeti ilahlaştıran yapıdalar.

Hele o çizgi filimlerde dünyaya meydan okuyan çocuklar, hep kazanan kahramanlar, güzel ve yakışıklı gençler hep enaniyeti okşayan unsurlar. Günümüzün bebekleri bile güzellikleri ve ideal ölçüleriyle eneyi kabartan bir mahiyette yapılmışlardır.

Bediüzzaman “bu zamanda terbiye-i İslamiyenin noksaniyetiyle ve ubudiyetin zafiyetiyle benlik, enaniyet kuvvet bulmuş” diyer Emirdağ Lahikası 2’de. Enaniyetin iki ilacını da veriyor aynı zamanda:

1. Terbiye-i İslamiye

2. Ubudiyet

Bu ikisinin zayıfladığı yerde enaniyet kuvvetleşiyor, şişip kişinin tüm hayatını kavrayabiliyor. Bunun içindir ki Bediüzzaman Risalelerde bir çok yerde zamanın enaniyet zamanı olduğunu söylüyor. Yukarıdaki iki maddeden de anlıyoruz ki enaniyet öyle kasti olarak olunan veya aşılan bir mefhum değil. Oturup karar almakla aşılabilir değil. Onun yerine enaniyetle mücadele için sürekli bir terbiye-i İslamiye ve sürekli bir ubudiyet gereklidir. Bunlarda kararla veya bir anda olabilen unsurlar değildirler. Belli bir devamlılık ve süreklilik isterler. Belli bir eğitim ve alışkanlıklar neticesinde elde edilebilir. Kendimize ve çocuklarımıza bu eğitimi, ubudiyet halini veremeyince enaniyetlerimiz kabardıkça kabarıyor ve hem bu dünya hayatımızı hem de ahret hayatımızı zehirliyor.

Bir çok ebeveynin çocuklarına çok pahalı ve ihtiyacı olmayan oyuncaklar, eşyalar, elbiseler almalarını hayretle seyrediyorum. Sonra da problem çıkınca anne ve baba, “Her istediğini yaptık, bir dediğini iki etmedik, niye bu çocuk böyle oldu” diye hayıflanıyorlar.

Çocuklarımızın o zayıf ve muhtaç dimağları enaniyetle tam şefkate ihtiyaçları olduğu bir dönemde lüzumsuz yarışlara, mücadelelere girerek çok acı çekiyorlar. Kendilerinin bile fark edemedikleri bir enaniyetle içlerine kapanık, arkadaşsız ve oyunsuz yetişiyorlar.

Kendimize ve çocuklarımıza her istediklerine evet diyerek zulmetmeyelim. Şefkatlerimizi onların nefislerinin eline vermeyelim. Yoksa bize de yazık olur, onlara da…

  17.10.2005

© 2015 karakalem.net, Levent Bilgi