Kolonya mı, gül suyu mu?

Hüseyin Eren

BEBEK YALANCI MEMEYİ GÖRÜNCE YERİNDEN fırlayacak gibi oldu, kanatları olsa uçacak sanki! Öyle iştiyakla ağzını açışı ve yönelişi var ki “aşk” denir ya öyle. O an her şey “o” onun için. Her şeyden sıyrılmışla tek hedef memeye erişmek!

Erişti bitti! Çocuk ve meme; insan ve dünya; büyütülmüş prototip. Hakikatin küçük ama büyük fotoğrafı. Dev aynasında cüce görünüş, cüce aynasında dev görünüş, suretler büyüyor veya küçülüyor fakat siret hakikat aynı.

Bir virüs ne büyükmüş zihinleri kararttı, kalpleri çeldi, akılları meşgul etti, ediyor, daha edecek gibi. Sanki daha önce hastalık yoktu, sanki ölüm yoktu; onunla geldi, onunla geliyor.

Kolonya tesellisi, makarna açlığı…

Meme ağzından alınan çocuk ağlar. Hastalıklar musibetler yalancı memeye alışan insanın ağız tadını bozar; şikâyet ağlamalara başlar, sebeplere bağırır, ona buna saldırır, markete koşar, hastaneye koşar, kolonyacıya koşar!

Evham rüzgârına kapılmıştır bir kere, gerçekte esen vantilatör esintisidir. Dünya, şehir dar gelir eve, zihnine hapsolur.

Kolonya ile serinleyeceğini, makarna ile doyacağını sanır!

Büyümüş çocuktur insan; oyunu sever, sanallığı sahici sahici olanın sanal sanır. Nefsi emarenin bir tarifi de yaramaz çocuktur.

Aklı gıdasız, kalbi cilasız, zihni ışıksız kalan insan hep yaramaz çocuktur; kendisi ağlar, etrafını ağlatır, âlemi ağlar görür, bir oyuncak verirsin susar!

Asır insanı, dünyanın ekserisi böyle değil mi? Üretilmiş bir vehimden ne kadar da korkuyor!

Sebeplere uymak, tedaviden önce hastalıklardan korunma yollarını riayet etmek, tedbiri vakarla almak; sonra tevekkül kanatlarını takmak…

Gerçekçi gerçeklik.

Unuttuğumuz çocuk masumiyetiyle gurbet diyarında olduğumuz hatırlamak, yolcu olduğumuzu idrak etmek…

Hakiki hakikat.

Dünyayı oyun alanı sanan büyük çocuklar nasıl uyandırılır mesele de bu. Gerçekte kendimiz uyanık mıyız yoksa uyanık mı sanıyoruz?

Kolonya mı sıkalım, gül suyu mu?

  16.3.2020

© 2015 karakalem.net, Hüseyin Eren