Sevgi tüketimi

Metin Karabaşoğlu

YAŞAYAN EN ÖNEMLİ FRANSIZ DÜŞÜNÜRLERİNDEN biri olarak Edgar Morin, 80’lerin sonuna doğru yayınlanan Avrupa’yı Düşünmek adlı kitabında, Avrupa’nın geleceğini bekleyen belki de en önemli tehlike olarak ‘Amerikanlaşma’yı işaretler. Amerikan kültürü, son tahlilde, bir ‘tüketim kültürü’dür; içine aldığı her şeyi ticarîleştirmekte, metalaştırmaktadır.

Bunu anlamak için, Amerika’ya gitmeye bile ihtiyaç yok. Amerika, filmleri, dergileri, kitapları, ‘küresel’ markaları ile dünyanın her tarafına yayılmış; televizyonlar üzerinden evlerimizi ve zihinlerimizi işgal etmiş durumda zaten; ve eğer iç dünyamızın bu istiladan masun kılabildiğimiz ücra köşeleri varsa, onlar yardımıyla oturduğumuz yerden bu ‘metalaştırma’nın analizini yapabiliriz. En basitinden, Amerikan filmlerindeki o bıktırıcı Noel sahnelerini dolduran kocaman hediye paketleri bu gerçeği âdeta gözümüze sokar.

Yine de, filmlerde gördüğü bu sahnelere bir ‘abartı’ veya ‘istisnaîlik’ kaydı düşer insan. Amerika’ya gerçekten gidildiğinde ise, filmlerdeki o görüntünün ne abartı, ne de istisna olduğu; hatta vâkıayı tam yansıtamadığı görülür. Amerika, her türlü vesilenin tüketime âlet edildiği yerdir; bu tüketim şehvetinin zirveye ulaştığı zaman ise, Şükran Günü (Kasım ayının dördüncü Perşembe’si) ile Noel (26

Aralık) arasındaki yaklaşık bir aylık zaman dilimidir. Şükran Günü de, Noel de, dinî çağrışımlar temelinde ihdas edilmiş günler olmakla birlikte, bu bir ayda Amerika’da ‘dinî’ duygular değil ‘dünya malı’ şehveti tavan yapmaktadır! Dinî çağrışım taşıyan günler iptal edilmemiş, onun yerine, bu günlerin anlamı ve ruhu tağyir edilmiştir.

Öyle ki, bu dönem zarfında sergilendiğini gördüğüm tüketim çılgınlığı, her koldan yapılan sözümona ‘din’ adına ‘tüketim’ çağrısı, Amerika’da bulunduğumuz dönem içinde ‘worshopping’ diye bir kelime türetmeye yöneltmiştir beni. ‘Worshipping,’ ibadeti ifade eder; ‘shopping’ ise tüketimi. Ortada görünen ise, hakikat-ı halde ‘worshopping’tir; ‘worshipping’ görüntüsü altında ‘shopping,’ yahut ‘ibadet’in dahi alış-verişe ve ‘tüketim’e inkılâbı. Ki, bu kelime oyununu bir adım daha ileri götürüp, ‘worst shopping’ten de bahsedilebilir: “The worst shopping is worshopping” (En kötü alışveriş, ibadetin tüketime âlet edildiği alış-veriştir).

Şükran Gününden Noel’e, son yıllarda Sevgililer Günü olarak bu ülkenin iliklerine işlemeye başlamış.

St. Valentine’s Day’den Paskalya’ya, Anneler Gününden Babalar Gününe derken, Amerika’da ‘tüketim’i kamçılamak için kullanılan; bir kısmı seküler kökenli olmakla birlikte, önemli kısmı dinî çağrışımlar yüklü günler hiç bitmez. Neredeyse her ay, tüketimi biraz daha arttırmak için kullanılan bir gün vardır; böyle bir günün henüz olmadığı birkaç ay kalmışsa, önümüzdeki onyıllarda onlar için de bir gün ihdası kuvvetle olasıdır.

‘Mübarek gün’ anlamındaki ‘holy day’i tatil günü anlamındaki ‘holiday’e dönüştüren bir kültürün, bu günleri dinî içeriğinden soyundurarak ticarîleştirmesi, Amerikan kültürünün herşeyi metalaştıran özelliğinin tek tezahürü de değildir. Bu öylesine metalaştırıcı bir kültürdür ki, insanlar sevgilerini, acılarını, gözyaşlarını dahi pazarlar. Öyle ki, çok ciddi bir musibetin orta yerinde kalakalmış ortalama bir Amerikalının o sırada aklına gelen düşüncelerden biri, hiç kuşkusuz, bu musibetten kurtulur da uygun bir biçimde pazarlarsa iyi bir iş çıkarmış olacağıdır. Ciddi bir musibetten çıktığında hayat hikâyesinin bir gazete veya dergide neşri ya da senaryolaştırılması için kolları sıvayan ne kadar çok Amerikalı olduğu, bu nitelikteki Amerikan menşe’li kitap, yazı dizisi, senaryo ve film sayısından anlaşılmaktadır.

Sevgiyi, acıyı, dini, inancı, mutluluğu, musibeti.. kısaca her şeyi metalaştıran bu durum,

‘Amerikanlaşma’ temayülü suretinde yalnızca Avrupa’da değil, ibresi Batıya dönük şu Müslüman diyarında da apaçık gözüküyor.

En hazini, şu ülkenin ehl-i dini nezdinde dahi, açık bir ‘ticarîleştirme’ temayülü boy gösteriyor.

Sevgililer Günü, Anneler Günü, Babalar Günü derken hepsi de son tahlilde ‘tüketim kültürü’nün âleti kılınmış Amerikan menşe’li ‘gün’lerin bizim hayatlarımıza da şu veya bu düzeyde nüfuzundan ‘bize mahsus’ olarak ihdas edilmiş haftaların ‘çiçek ticareti’ne gelip dayanmasına; gözyaşı tacirliği anlamını çağrıştıran bir dizi duygusal üretimden yaşanan bir musibetin kitaplaştırılmasına.. kadar uzayan bir liste, Morin’i ürküten ‘metalaşma/metalaştırma’nın aynamıza yansıyan tezahürleri...

Amerikan menşeli bir gün olarak ‘anneler’den ziyade ‘para babaları’na yarayan bir ‘sevgi tüketimi’ günü olarak ‘Anneler Günü’ sözkonusu olduğunda aklıma ve kalbime düşen, işte bunlar oldu.

Aman dikkat! Başkaları gibi düşünürsek, sonra başkalarına benzeriz...




Yeni Asya Gazetesi, 08.05.2005

  8.5.2005

© 2015 karakalem.net, Metin Karabaşoğlu