Cennet kokusu

Hüseyin Eren

DÜNYA KARAR YURDU DEĞİL, CENNETİN kazanılacağı konak yurdu. Hamd ve ibadet meyvelerinin kokusu duyulabilir belki de, o koku cennetin varlığına delil aynı zamanda.

Nefis tezkiyesi, kalp tasfiyesine erişenler bir nevi cennet hayatı yaşarlar, dışları ağlarken içleri güler. İbrahim'i yakmayan ateş onları da yakmaz.

Tevekkül zirvesi, teslimiyet zirvesi bir hayat...

Bu zaman zor zaman, evet doğru. Ne zaman kolay olmuş ki bu işler?

Kitap okumak, sohbetlere gitmek güzel, zikrine virdine devam etmek de öyle; yeter mi?

Çat kapı çalacağın, görüşmek istediğinde zorlukla karşılaşmayacağın bir alim, bir mürşid, bir yol gösterici, bir rehber var mı?

Sahabeler mescidde toplanır, namaz sonraları Rehber-i Ekmel Resül-ü Ekrem ile sohbet ederler idi. Sadece namaz sonraları değil, gün içerisinde de devam ederdi bu durum.

Sohbet, Sahabe, Ashap...

O’na (a.s.m.) ulaşmak zor değildi, etten duvarlar yoktu, güvenlik görevlileri, bize de müracaat edin kabilinden özel kalemi, vs. şuyu buyu yoktu.

Soru sorduğunda acaba nasıl karşılanırım endişesi de yoktu soranda, rahattı. Hatta sahabelerine su dağıtığı da olurdu O Kudsi Nebinin (a.s.m.)

Bir Peygambere doğrudan ulaşmak ve doğrudan soru sormak; dünyada bir cennet değil mi?

Yaşadığımız modernite devrinde bu durum nasıl olur?

Gruplar, hizipler, meslekler, meşrepler ne kadar cevap vermeye çalışsa da yetersiz kalır bu sorunun ağırlığında.

Realite bu çağda yaşıyoruz; yollar da büsbütün kapalı değil. Umut edilecek çok şey var yine de.

Peygamber varisi bir Alimle, bir Mürşitle doğrudan görüşen kaç kişi var şimdilerde?

Risaleler mürşit makamında tamam da canlı biri yok karşında.

Fenafil ihvan mesleğindeniz denir durur; sadece denir durur, uygulama adına çok az şey yapılır! Yaşamadıktan sonra kuru övgüler ve söylemler ne işe yarar?

Sorular içimizde saklı kalsa da bir ilim meclisine, bir zikir meclisine gitmek bir nevi cennet kokusu. Yolda, otobüste, çarşıda, camide bir salih dostla karşılaşmak onunla sohbet de aynı kokudan. Gönül gözü açık birisi ile tanışmak, onu ziyaret etmek, nazarına ve fikrine ermek; nurun ala nur.

Yaşadığımız dünyada olmayacak şeyler değil; ne demişler bulanlar arayanlar.

  3.9.2019

© 2015 karakalem.net, Hüseyin Eren