Dedi

Hüseyin Eren

DEDİ; RİSALE MESLEĞİ İLE TASAVVUF veya tarikat arasındaki fark kısaca nedir?

Dedi; dört adım; acz, fakr, şefkat tefekkür.

Dedi; tarikatta odun toplatıyor, ciğer sattırıyor, vs. hayatın içinde eğitim yaptırıyor, bilgiyi içselleştiriyor. Bu Risalede nasıl oluyor?

Dedi; hadiselerde hakikatin izini, özünü gösteriyor, ona göre talim ettiriyor.

Dedi; Risale müellifi ve ilk talebeler hapisler, sürgünler, baskılar sıkıntılarla okunanları aynı anda hayatın içinde yaşıyorlardı, ya şimdi?

Dedi; şimdi zor. Okunuyor ama okunanları uygulamada, hadiselerin içinde yaşamada sıkıntı var, bilgi düzeyinden öteye geçmiyor çok zaman. Refah, rahat dönemler zor dönemler.

Dedi; tarikatlarda diğer mesleklerde bu zorluk yok mu?

Dedi; aynı şeyler onlar için de geçerli. Önceden isteyen tarikata giremiyor, testten sonra kabul ediliyordu. Şimdi kapılar açık, yangın büyük ne kurtara bilirsek…!

Şeyh müritleri ile ne kadar ilgilenebilir, mürit şeyhine gidip derdini anlatabilir mi? Görüşmek kolay değil.

Dedi; Bediüzzaman’ın yokluğu aynı şey değil mi?

Dedi; o herkesi zaten kabul etmiyordu, seçici idi. Kendine değil kitabına yönlendiriyordu.

Dedi; müfritane irtibat, fenafil ihvan uygulanıyor mu?

Dedi; uygulandığını söylemek zor, kısmı olarak mesleği yürüten azlar var. Mal, makam, zamanın rüzgârları herkesi etkilediği gibi Risale müntesiplerini de etkiliyor. İlk talebelerde bordrolu yoktu, varsa da çok azdı. Şimdi safiyet azlığından şikayet eden çok, nedenleri üzerinde düşünen ve çözüm arayan az.

Dedi; acz fakr şefkat tefekkür tarikatta yok mu?

Dedi; var tabii ki. Öncelikli öne çıkan bu değil, şeyhe bağlılık.

Dedi; Risale mesleğinde şahsa bağlılık yok mu?

Dedi; yazılanlara bakınca yok, söz olarak da öyle deniyor. Bir veya bir kaç kişi öne çıkıyor, o bir veya bir kaç kişiyi ikna eden koca grubu ikna etmiş oluyor. Buradan bakınca tarikattan çok fazla farkı yok “zaman tarikat zamanı değil” demek kuru bir sözden öteye gitmiyor bu bağlamda.

Dedi; siyaset?

Dedi; çok zamanda az yol alındığını hatta zararlarını yaşayarak gördük, görüyoruz. Yine de bir yoldur, vartaları çoktur.

Dedi; ne yapacağız?

Dedi; kainatta boşluk yoktur, gök kubbe hiç boş değildir. Müdakkikane okumaya devam, meslekler meşrepler arasındaki akışkanlığı ve geçişkenliği gözlemlemek, siyasette itidal, hadiseleri teenni ile değerlendirmek, hakikate arar ve onun yanında olmak...

Dedi; fitne zamanlardayız.

Dedi; fitnenin olmadığı zaman, az zaman. Bazen daha da şiddetlendiği oluyor.

Susan kurtuluşa daha yakın. Bazen damara dokunduruyorlar sussan olmuyor, konuşsan olmuyor. Yapabilen için hayırdan başka konuşmamak en iyisi.

Dedi; son olarak.

Bilinmeli ki hiç bir meslek bütünü kuşatamaz; fazla hamasete gerek yok, itidal iyi yol.

Haddi aşan övgüler bir müddet sonra kırılmalara sebep oluyor. İttihada çok ihtiyacımız var.

Cehalet ahmaklıktan kaçmak iyi bir kaçış.

İstiğna; sığınılacak sağlam bir liman.

Dedi; yine görüşelim.

Dedi; olur..

  1.7.2019

© 2015 karakalem.net, Hüseyin Eren