Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Yaşadığım öyle acılar var ki, Yusuf misali hakikati ortaya çıkardıktan sonra mı müsebbiblerini bağışlamalıyım, yoksa Yakub misali “Ben üzüntümü yalnız Allah’a şikâyet ediyorum” deyip yaşadıklarımı şimdiden unutup gitmeli miyim; hâlâ karar verebilmiş değilim.”

–Metin Karabaşoğlu

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

 
Hakikatin Dengesi (Hadis Okumaları- 2)
önceki kitap sonraki kitap

Hadis Okumaları

Güneşin, bir olmakla birlikte birçok rengi ve her renginin de farklı tonları olduğu gibi, Hakikat birdir ama çok renkli ve çok boyutludur. O yüzden, hakikatten haberdar olması yetmez insanın; bu kez, hakikat renkleri ve tonları arasında kıvam ve denge noktasını bulması gerekir: Hangi durumda hangi hakikat hangi rengiyle hangi dozda ve kıvamda tatbik edilmelidir?

Hakikatin Dengesi, işte bu sorunun cevabını, Resulullah aleyhisselatu vesselamın ayak izlerini takip ederek bulmaya çalışıyor. Hz. Peygamberin hayatından ve sünnetinden örneklerle, onun sünnet-i seniyyesinin nasıl bu dengenin adresi olduğunu incelikle ortaya koyuyor.

Sadece hakikatsizlikten değil hakikatler arasında dengeyi bulamamaktan dolayı da bunalan hayatlarımız için, Resul-i Ekrem aleyhissalatu vesselamın sünnetinden devşirdiği meyveler ve çarelerle, Hakikatin Dengesi’nin söylediği çok şey var.


 Format: 224 syf.1. baskı (2012)14x21 cm.

15,00   -%3010,50



  1. İçindekiler
  2. Önsöz
  3. Denge
  4. Hakikatin renkleri
  5. En'ler



Önsöz s.11

Birinci Bölüm: Giriş Notları

Dereceler s.17

Kıvam s.21

Denge s.24

Mucize s.28

İkinci Bölüm: Peygamberin Sünnetinde Hakikatin Dengesi

Hakikatin renkleri s.35

Renklerin şehri s.41

İsm-i âzamın gölgesinde hakikatin dengesi s.47

Kurtulanlar kim? s.53

Översek öldürür müyüz? s.58

Duyguların dengesi s.63

En’ler s.67

Sükunetle acelenin ortasında s.76

Kimi seversin? s.81

Yarım hurmanın anlattığı s.86

Cennet ne zaman kılıçların gölgesi altındadır? s.90

İlk adım s.94

Bir istikamet talimi olarak secde s.97

Üçüncü Bölüm: Aileye, Çocuklara ve Gençlere Dair Denge Örnekleri

Terki s.105

Çocuk dövmemek sünnettir! s.110

Çocuğu kim Müslüman yapar? s.116

Aileyi unutmadan... s.120

Dördüncü Bölüm: Denge Hali: Ahlâkın En Güzeli

İlk s.127

Sürümden kaybetmek s.130

Şehit olsanız bile.. s.134

Emanet s.138

Kabalığa kabalık mı? s.143

Cemaati terk etmek s.146

Benden iyisi yoksa.. s.150

İmanın değeri s.154

İkrama övgü s.157

Fakire yardım: görev mi, hayırseverlik mi? s.160

Beşinci Bölüm: Ahir Zaman Hadislerinden Notlar

Beni tedirgin eden s.165

İblis’in tahtı s.169

O günler mi geldi? s.173

Faydasız bilgi s.177

Gırtlaktan aşağısı s.182

Altıncı Bölüm: Hadis Okumaları İçin Derkenar

Buluşma noktası olarak kudsî nebî s.187

Peygamberi sevmek, ne demek? s.191

Mirac ve sünnet s.195

Peygambere uzak olan s.198

Sünnet ve kültür s.201

İslam peygamberine niye saldırılıyor? s.206

Peygamberle görüşmek s.209

Kalemlerimiz neyin hizmetinde? s.212

Notlar s.215


BUGÜN BİRİ KARŞIMA ÇIKSA ve “İnsan için en büyük nimet nedir?” diye sorsa, birbirine eklenen yılların yaşattığı tecrübeler ve öğrettiği dersler ışığında, şu cevabı verirdim: “Kur’ân’ın nazil olduğu bir dünyada, ahlâkı Kur’ân olan Muhammed-i Arabî aleyhissalâtu vesselamın hayatından ve sünnetinden haberdar halde, akıl sahibi bir kul olarak yaşamak.”

Neredeyse yarım yüzyıla ulaşmak üzere olan ömrümün bütün yılları ve bu yıllarda yaşadığım bütün tecrübe ve imtihanlar, bana bunu söyletiyor.

Hz. Peygamberin hayatının ve hatırasının, binlerce ihtimal içinde şaşıp kalan aklımıza ve kalbimize sağladığı rehberlik, Bediüzzaman Said Nursî’nin ‘Eski Said’den Yeni Said’e geçerken’ tecrübe ettiği üzere, insanı hayatın ortasında ‘pusulasız bir gemi’ gibi yaşamaktan kurtarıyor ve hakikatin bütün renklerini içinde barındıran nebevî ışık hayat yolumuzu tereddütsüz bir şekilde aydınlatıyor.

Son baskısını İlim Şehri adıyla gerçekleştirdiğimiz ilk “Hadis Okumaları”nın üzerinden geçen sekiz yıl boyunca, hadislerin ışığında bakabildiğim her olayda ve her sorunda bu gerçek gözüme o kadar açık ve o kadar keskin bir şekilde göründü ki...

Hakikatin Dengesi, bu tecrübenin bir meyvesi. Bu kitap, sadece hakikatsizlikten dolayı değil; hakikatler arasında denge ve kıvam noktasını bulamamaktan dolayı da bunalan hayatlarımıza, Resûl-i Ekrem aleyhissalâtu vesselamın sünnetinden devşirdiğimiz çareleri, çıkış yollarını ve çözüm adreslerini gösteriyor. Elbette, aklımızın anladığı, dilimizin anlatabildiği kadarıyla. Sünnet-i seniyyenin ‘hakikatin dengesi’ için önümüze sunduğu imkânın bu kitapta aktarılamayan çok daha fazla örneği, hadis kitaplarında hâlâ okunmayı, hâlâ keşfedilip aktarılmayı ve yaşanmayı bekliyor. Sünnet-i Seniyye Risalesi’nde Bediüzzaman Said Nursî’nin söylediği gibi, “Sünnet-i Ahmediyede hiçbir mesele yoktur ki, müteaddit hikmetleri bulunmasın. (...) Eğer bu mevzua dair iktidar olsa, yazılsa, yetmiş değil, belki yedi bin risale, o hikmetleri bitiremeyecek.” Dileriz, kalem ve kelam erbabınca bu konuda daha nice eser yazılır. Dileriz, Rabb-ı Rahîm bizi de bu konuda yeni yeni çalışmalarla nimetlendirir.

Bu vesileyle şunu da belirtmek isterim. Kitaplarım içinde belki en ziyade zorlandıklarım, Hz. Peygamber ile ilgili olanları oldu. Peygamberin Bir Günü’nü yazabilmem için yirmi sene gerekti. İlk “Hadis Okumaları”nın üzerinden ikincisini ancak şimdi, sekiz sene sonra tamamlayabildim. Yine Hz. Peygamberin hayatı, hadisleri ve sünnetiyle ilgili bir dizi kitap, senelerdir ya çerçevesi oluşturulmuş ve notları alınmış veya sadece bazı bölümleri yazılmış halde, bekliyor. Hz. Peygamberi, hayatını ve sünnetini gereğince, lâyıkınca anlatamama endişesi, bütün bu çalışmalar boyunca yakamı hiç bırakmadı.

Bu çalışmada da, sünnet-i seniyyede ‘hakikatin dengesi’nin nasıl kurulduğunu, bu konuya dair bir genel çerçeveden sonra örneklerle anlatmaya çalıştım. Kitabın birinci bölümü olarak kurduğum bu genel çerçevenin, Hz. Peygamberin sünnetini anlama ve anlatma noktasında bir pencere mi olduğu, yoksa bir perde mi oluşturduğu konusunda ise, açık söylemem gerekirse, hâlâ tereddütteyim. O yüzden, ‘birinci bölüm’de ilerlemekte zorlanan dostlarımıza, kitaptan değil, bu bölümden vazgeçmelerini ve ‘ikinci bölüm’le birlikte hadisler arasında doyumsuz bir yolculuğa yönelmelerini rica edeceğim. Sonra dönüp birinci bölümü okuduklarında, ‘Giriş Notları’nı yazmaya kendimi niye mecbur hissettiğimi sanırım daha iyi takdir edeceklerdir.

Daha önceki kitaplarımızda da defaatle belirttiğimiz gibi, kitapların isminde yazar olarak bir ismin imzası olur ama, hiçbir kitap gerçekte tek bir kişinin emeğinin sonucu olarak günyüzüne çıkmaz. Bu kitap, hepsinin ismini zikretmeye güç yetiremeyeceğim, nice nice ismin emeğini içerisinde taşıyor.

En başta, Allah’ın arzında ‘yetim-i Ebu Talib’ olarak tek başına iken ve bütün dünya karşısındayken Resûlullah aleyhissalâtu vesselama yol arkadaşı olmayı seçebilmiş, bu uğurda her türlü bedeli çekinmeden ödeyebilmiş sahabilerin; onlardan duydukları hadis emanetini sonraki kuşaklara salimen aktaran bütün güvenilir ravilerin, milyonlarca rivayet arasında kılı kırk yaran bir titizlikle bizim hadislerle buluşmamızı sağlayan bütün muhaddislerin emeğini görmemiz gerekiyor. Allah hepsinden razı olsun.

Öte yandan, ahir zaman şartlarında seküler eğitim kalıpları içerisinden çıkıp Hz. Peygamber’in sünnetiyle düşünür hale gelmemizin yolunu açan Bediüzzaman’a ve onun mirasını bugünlere taşıyan isimlere de bir teşekkür borcumuz var. Hayatımızı başka bir şekilde değil, bu çalışmalarla geçirmemiz için zahmet çekmeyi, bedel ödemeyi göze almış isimleri de unutmamam gerek. Annem, babam, eşim, çocuklarım; hepsine hayatım boyunca hep arkamda hissettiğim destekleri ve engin anlayışları için teşekkür borçluyum. Ben onlardan razı olduğum gibi, Rabbim de razı olsun inşaallah.

Hayatın önüne çıkardığı türlü çeşit sorular, mihnetler ve imtihanlar içerisinde, gereğinde yanında durup yol arkadaşlığı eden, gereğinde arkasında durup destek olan, gereğinde önünde durup koruyan arkadaşları olmasa, insan bilmem ne derece dik durabilir ve ne kadar yol alabilir? İsimlerini tek tek zikredemeyeceğim bütün arkadaşlarıma, bu kitap vesilesiyle, bir kez daha teşekkür ediyorum.

Bu kitabın ortaya çıkmasında, genel yayın danışmanı olarak hizmet gördüğüm yayın grubunda da, ağabeyim ve kardeşim mesabesinde birçok ismin emeği olduğunu ayrıca belirtmeliyim. Özellikle de, binlerce kitap yayınlayan bir yayın grubu içinde yeri geldiğinde benim yükümü kendi omuzuna alarak yazı çalışmalarıma odaklanmam için çaba gösteren genel yayın yönetmenimiz Ali Erdoğan’a teşekkür borcumu, ödemeye muktedir olamasam da, en azından ifade ve itiraf ediyorum.

Keza, kendileriyle çalışmaktan sevinç duyduğum bütün editör arkadaşlarımıza, Nesil Yayın Grubunca yayınlanan bütün kitapların mü’minlere yakışır bir estetik kalite içinde yayınlanması için emek gösteren grafik bölümümüze, hususan bölüm şefimiz Mesut Sarı ile Hakikatin Dengesi’nin kapağını hazırlayan Gökhan Koç kardeşime, aynı şekilde kitapların iç tasarımının estetik bir zarafet içinde karşınıza çıkması için emek sarfeden sahabi ruhlu kardeşim Said Demirtaş’a ve tashih okumasını yapan Mehmet Beydemir’e özellikle teşekkür ediyorum.

Rabb-ı Rahîm’in Peygamberin yolunda ‘hakikatin dengesi’ni koruyarak yaşamayı bize nasip etmesi ve ahiret ülkesinde hepimizi onunla buluşmakla nimetlendirmesi duasıyla...

METİN KARABAŞOĞLU

Erenköy, 15 Şaban 1433/ 5 Temmuz 2012




Yazarın diğer kitaplarına, aşağıdaki resimlere tıklayarak ulaşabilirsiniz.

– Bu eser hakkında henüz bir yorum yapılmamış. İlk yapan siz olmak istemez misiniz?

  Teslimat : Güvenlik & Gizlilik : Tüketici Hakları : Sık Sorulan Sorular
 

© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut