“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

‘Füruat’ın meyveleri
–Metin Karabaşoğlu

[*4.617 yazı içinden]

 Okumalar

Adınız soyadınız: 
E-mail adresiniz: 
Şehir / ülke: 

Başlık: 

Değerlendirmeniz: 

Türü

Yazarlarımıza gönderdiğiniz mesajlar,
site yönetiminin onayını müteakip kendilerine iletilmektedir.

Sadaka Sadakattir

Yazara Mesaj Gönder

ESKİLERİN ESKİMEZ bir sözü vardır; "Kâmus namustur" diye. Öyledir gerçekten. Zira, düşüncenin ve anlamın taşıyıcısı kelimelerdir; insanlar, kelimeler ile düşünür ve anlaşırlar. O yüzden, kelimelere, yani kâmusa dair bir yozlaşma, ister istemez doğru düşünüşün ve doğru anlayışın da mahvını getirmektedir.

Kur'ân-ı Hakîm'in ve onu bize bildiren Hz. Peygamber'in bazı kelimeler üzerindeki ısrarının bir hikmeti de, bu olsa gerektir.

Meselâ, kök itibarıyla 'kat kat artma' anlamını taşıyan 'riba'yı, yani 'faiz'i ele alalım. 'Riba' (kat kat artma) kelimesini özellikle faiz için ilk kez kullananlar, faizi benimseyen ve beğenen insanlar olmalı ki, bu kelimeyi lâyık görmüşlerdir ona. Oysa Kur'ân, bu kullanımın ardındaki yanlış düşünüşe karşı ince bir uyarıda bulunur bir âyetinde. Hayır, yanlıştır; riba (faiz), kat kat artmaz, bilakis 'Allah ribayı mahveder' (bkz. Bakara, 2:276). Buna karşılık, âyetin hemen sonraki ibaresine bakarsak, 'sadakayı da ribalandırır.' Yani, 'ribâ' adı verilen şey hakikat-ı halde mahvolan ve mahva götüren birşeydir; ve eksilme zannedilen sadaka ise ribalanan birşey. Kadîr-i Zülcelâl alınan ribanın hesabını soracağı gibi, verilen sadakaların kat kat fazlasını verir, verecektir ve vermektedir.

Bu âyetiyle hakikate aykırı anlamlar çağrıştıran bir kelime olarak 'riba'ya karşı bizi uyaran Kur'ân, öte yandan, birçok kelime için bir teyid zemini sunar. Meselâ, 'sadaka' kelimesi, bilinen anlamıyla Kur'ân nazil olmadan önce de kullanılan bir kelimedir muhtemelen. Ve, Kur'ân, bu kelimeyi, bir dizi âyetinde açık biçimde kullanır. Sadaka, bildiğimiz üzere, bir insanın ihtiyaç halinde gördüğü başka insanlara kendi malından verdiği birşeyin adıdır; ama, kök anlamı itibarıyla, 'sadaka'nın 'vermek'le hiç mi hiç alâkası yoktur. Sadaka, kök anlamı itibarıyla, 'sadakat'le, 'sıdk'la, tasdik'le akrabadır. Ve bu kelimeyi bildiğimiz sadaka anlamında defalarca kullanan Kur'ân, bildiğimiz 'sadaka' ile bildiğimiz 'sadakat' ve 'tasdik' arasındaki anlam akrabalığına da çeker dikkatimizi. Sadaka, sadakattir gerçekten. Zira, sadaka, "Mülk O'nundur" sözünü gerçekten bilerek ve inanarak mı söylediğimizin, mülkün Malikinin gerçekten Allah olduğunu tasdik edip etmediğimizin bir sınanması hükmündedir. Kendisinde olanı gerçekten O'ndan bilen biri, bunu 'sadaka' ile teyid ve tasdik eder. Zira, ancak Verenin O olduğunu bilen bir insan gönül rahatlığıyla ve karşılığında maddî-manevî hiçbir menfaat beklemeksizin başkalarına verebilir.

Açıkçası, her sadaka verişimizde, sadakatimizi teyid ederiz esasında. Her sadaka, bir sadakat teyididir. Sadaka, 'Mülk O'nundur' hakikatine sadakatin meyvesidir.

Madem öyle, muhtaçların giderek arttığı zor bir zamanda sadakatimizi gösterelim.

Madem öyle, gereğince ve yeterince veremiyorsak, kendimizi 'Mülk O'nundur' hakikati noktasında yepyeni bir talimden geçirelim.

  29.12.2001

© 2015 karakalem.net, Metin Karabaşoğlu

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.
  3.  Bu yazının geçtiği eseri incelemek -veya satın almak- istiyorum.


© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut