“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Müslüman ve İngiliz?
–Abdülhakim Murad

[*4.602 yazı içinden]

 Okumalar

Toptancılığa Reddiye

Yazara Mesaj Gönder

GEÇEN HAFTA içinde, kısa âyetlerle örülü bir belagat incisi olarak Hicr sûresini okurken, daha önce farkına varmadığım üç âyet, özellikle dikkatimi çekti. Önce İbrahim aleyhisselâma gelen, onu ve hanımını bir oğulla (İshak?la) müjdeleyen meleklerin, Hz. İbrahim?e Lût kavmine azabı getirmek için geldiklerini söyledikleri âyetler idi bunlar. 58. âyette, "Biz mücrim bir kavme gönderildik" diyen melekler, bir sonraki âyette, "Ancak Lût ailesi hariç. Onların hepsini kurtaracağız" istisnasında bulunuyor, 59. âyette ise bir diğer istisna geliyordu: "Yalnız hanımı müstesna."

Bu üç âyeti beraberce bir kere daha okuyacak olursak: "Biz mücrim bir kavme gönderildik. Ancak Lût ailesi hariç. Onların hepsini kurtaracağız. Yalnız hanımı müstesna. Onun azap içinde kalacak olanlarla beraber olacağını biliyoruz"

Bu üç âyetteki sıralama, bir kademe, bir silsile taşıması itibarıyla celbetti dikkatimi. Lâkin, ilk etapta, bu latif sıralamanın hikmetini çözemedim ve günler boyu, şu soru üzerinde düşündüm durdum: Neden Kur?ân, "Lût ve kızları hariç olmak üzere, Lût kavmine azabı getirmek üzere geldik" gibi bir ifade zikretmiyor da, üç ayrı âyette birbiri ardına "Mücrim bir kavm?bu kavim içinden âl-i Lût müstesna?Lût ailesi içinden de karısı müstesna" silsilesiyle meseleyi anlatıyor?

Lillahi?l-hamd, kendi dar aklımın ve sınırlı kabiliyetimin, "Hakîm" olan, yani sonsuz hikmetler barındıran Kur?ân âyetlerin hikmetini tamamıyla kavramada aciz kalacağının farkındayım; dolayısıyla, dünyama gelen hikmetin, ilgili âyetlerdeki yegâne hikmet olmadığını biliyorum. Lâkin, Hakîm bir Rabbin Kur?ân-ı Hakîm?inin âyetleri olarak çok hikmetler taşıyan bu üç âyetin, hayatlarımız açısından da son derece önem taşıyan bir hikmetini, nihayet kavramış bulunuyorum.

Anlayabildiğim kadarıyla, meleklerin diliyle zikrettiği bu azap haberindeki sıralama ile, çok derslerin yanında, bize ?toptancı? olmama dersi veriyor Hakîm-i Rahîm. Öncelikle, mü?minlerin sayısının Lût ve kızları gibi olabildiğince sınırlı kaldığı bir toplumun neredeyse tamamının küfür ve azgınlık içinde olmasına binaen, kavm-i Lût?u "kavmin mücrimîn" olarak tarif ediyor. Bir sonraki âyette, geneli yozlaşmış bu kavme dair sözkonusu genellemeye mukabil, Lût ailesi istisna tutuluyor. Toplumun umumen hak ettiği ?mücrim? ünvanına âl-i Lût?un istisna tutulduğu âyetin ardından ise, umumu ?mücrim olmayan? âl-İ Lût?tan, bu kez, Lût?un karısı istisna tutuluyor.

Yani, sırasıyla bir topluma, o toplum içindeki bir aileye, o aile içindeki bir ferde dair üç ayrı hüküm görüyoruz. dil-i Hakîm, içinde mücrimlikle temayüz etmeyen tek bir ailenin bulunduğu bir toplumda, toptan bir hükümle, o ailenin hukukunu zayi etmiyor öncelikle. Ardından gelen ikinci istisna ile de, yine toptancı bir hükümle Lût kavmi içindeki ?tek mücrim?i ayırıyor. Böylece, verilen hüküm ister olumlu olsun ister olumsuz, toptancı olmama; kayıtları ve istisnaları gözardı etmeme; genel bir hüküm verirken, hususî mükâfat ve mücazatları gözden kaçırmama talimi veriyor bizlere.

Bir diğer açıdan da, bir kavme şöyle genel bir bakışla hüküm vermediğini, o kavim içinde hangi ailenin mücrim, hangisinin mü?min olduğunu teker teker ayırıp bildiğini; hem her bir aile içinde de hangi ferdin mü?min, hangi ferdin mücrim olduğunu bildiğini bildirmekle, bizi ?şahsî sorumluluk? ve ?bireysel kulluk borcumuz? üzerinde düşünmeye sevkediyor. Ne içinde bulunduğumuz ortamdaki insanların umumunun mücrim olmasından dolayı ye?se düşmeye müsaade ediyor; ne de içinde bulunduğumuz ortamdaki insanların umumunun mü?min olmasından dolayı gevşeklik, lâkaytlık ve ubudiyetini ihmale imkân tanıyor.

İlgili Kur?ân âyetlerinin beliğ bir üslupla verdiği bu hikmet, hakikat ve adalet dersine binaen, bizlerin de, ?genelleme? ile ?toptancılık?ın arasını ayırmayı öğrenmemiz; müsbet veya menfi, genellemeler yaparken, ?istisna?ları gözardı etmememiz gerekiyor?tâ ki, bir genel hükme ulaşmaya çabalarken, cüz?î hukukları zayi etmeyelim yahut genele dair olumlu bir tablodan hareketle hususî hayatımızda tenbellik ve lâkaytlığa düşmeyelim.

  16.09.2000

© 2015 karakalem.net, Metin Karabaşoğlu

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.
  3.  Bu yazının geçtiği eseri incelemek -veya satın almak- istiyorum.


© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut