Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Hayatımızda acı olmak zorunda. Çünkü iyi ile kötü arasındaki savaşta ruh ancak acı çekerek saflığına kavuşabilir.”

Andrei Tarkovski

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

[*4.525 yazı içinden]

İsveç’te manevî hayat

Zeyneb Hafsa

Bu yazıya, bir önceki yazımıza dair çıkarımlarımızla devam edelim. Zira söz konusu yazıda yer alan haberden hareketle Avrupa’nın önde gelen Protestan ülkelerinden biri olan İsveç’in manevî hayatına dair bazı önemli çıkarımlar yapılabilir kanısındayım.


Post-Hıristiyanlık

ÖNEMLİ HUSUSLARDAN BİRİ, İsveçlilerin durumunu açıklayan en münasip kavramlardan birinin post-Hıristiyanlık oluşudur. Bir başka deyişle, katı sekülerlik sonucu ortaya çıkmış bir ateizm ya da dindar bir Hıristiyanlıktan ziyade müphem bir üst güce atıfla şekillendirilmiş kültürel bir Hıristiyanlık yaşantısı... Fakat yapılanlar katiyetle Hıristiyanlık adı altında yapılmamaktadır. Bu iki arada bir derede kalmaklığın sebepleri de ayrı bir inceleme gerektirmekle birlikte ben nacizane bu durumu en çok şuna yoruyorum: modernizm ve sekülerizmin güçlü etkisine rağmen ibrenin aşırı bir tanrıtanımazlığa ve sekülerizme kaymamasının nedeni, 1900’lerin başlarına değin İsveç’te oldukça güçlü bir dinî inanışın mevcudiyeti ve sekülerizmin etkisini ağırlaştıracak Fransız ihtilali gibi tecrübelerin yaşanmaması. Görüşüme delil olarak, İsveçlilerin dünyaca ünlü yazarı Selma Lagerlöf’ün (1858–1940) kitaplarını ama özellikle de iki ciltlik Jerusalem’ini sunabilirim. Kitap, gerçek bir olaydan hareketle yazılmıştır. 1896 itibariyle İsveç’in orta kesimlerinde yer alan Dalarna’dan ayrılan 37 kişi, daha dindar bir yaşantı ve Hz. İsa’nın yeniden doğuşunu karşılamak adına Kudüs’e göçmüştür. Nitekim Lagerlöf’ün kendisi buradaki topluluğu bizzat ziyaret etmiştir.

Bugünden bakılınca...

İkinci olarak; Thurfjell’in de dediği gibi Hıristiyanlığın değişik kolları arasında çetin çekişmeler yaşanmıştır İsveç’te. Devlet eliyle yalnızca bir kiliseye yaşama hakkı sunulduğu için tıpkı yukarıda bahsi geçen romana konu olan gruptakiler gibi pek çok İsveçli, çareyi ülkeyi terk etmekte bulmuştur. Göçlerin en büyüğü Amerika’ya olmuştur. Ekonomik nedenler bir yana, dinî kaygıların da etkisiyle 1,5 milyona yakın İsveçlinin 1900’lerin başında Amerika’ya göç ettiği tahmin edilmektedir. İsveç gibi ufak bir ülke için 1,5 milyon elbette büyük bir rakamdır. Bu noktada kanaatimce dinî inancı kuvvetli olan büyük bir nüfusu kaybetmiştir İsveç. Bu çıkarımıma örnek olarak sunabileceğim bir diğer edebî eser, İsveçlilerin Amerika’ya yaptığı göçe dair Vilhelm Moberg’in kaleme aldığı 4 ciltlik romandır. İsveç’in bugünkü manevî ahvaline etki ettiğini düşündüğüm bir başka unsur ise sosyalizmin ya da güçlü sol görüşlerin varlığının özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası artışıdır. Bu da ayrı bir inceleme gerektiren bir diğer husustur.

İsveçli sûfîler

Son olarak, adeta ne yârdan ne serden geçemeyen genel İsveçli profilinin ezoterizme olan meylinin tespiti de önemlidir. Fakat burada söz konusu olan çoklukla, Mahmud Erol Kılıç’ın tabirini kullanacak olursak, ‘sahte ezoterizm’dir; zira bu, belli bir inisiyatik temeli, geleneği, usta/çırak ilişkisi olmayan, majisyenliğe, okültizme ve uyuşma felsefesine doğru genişleyen bir ezoterizmdir.(*1) Yine de bu sahte ezoterizmin yanı sıra tasavvufa, hem de kapitalist sâikler tarafından manipüle edilmemiş haliyle tasavvufa bakan ince fakat güçlü bir damar mevcuttur İsveç’te. Örneğin, Türkçe’ye Ivan Aguéli: Özgürlüğün Romanı ismiyle çevrilen romanın baş karakteri, İsveçli ressam Ivan Aguéli (1869-1917), Müslüman olup Şazeliyye tarikatına intisap etmiş ve bir tarikatta ‘mukaddim’ ünvanını alan ilk Avrupalı olmuştur. Aguéli, meşhur filozof René Guénon’un tasavvufa bakışını etkileyen isimlerin de başında gelmektedir. Aguéli ile benzer bir yolu takip eden ve düşünce dünyasına önemli katkılarda bulunan İsveçli isimler arasında Tage Lindbom (1909-2001) ve Kurt Almqvist (1912-2001) öne çıkmaktadır. Şazeliyye’nin özellikle de Darkâviyye kolunun İsveçli müntesipleri bugün de bu tasavvuf geleneğini sürdürmektedirler.(*2)


1. Konuyla ilgili olarak Mahmud Erol Kılıç ile yapılan röportaj için bkz.
http://www.yeniakademya.org/yazarkonu-73-iktibas-546-ma

2. Örnek için bkz. http://malikiyya.se/

  15.06.2015

© 2015 karakalem.net, Zeyneb Hafsa

  1.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.


© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut