Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Bir Çeşitleme
–Mehmed Boyacıoğlu

[*4.670 yazı içinden]

 *Bu sayfa, sitemize gelen, sitemizdeki ana sayfaların formatına denk düşmediği için bu sayfalarda değerlendirmediğimiz, ancak paylaşmaya değer bulduğumuz yazıların sunulduğu bir havuz olarak tasarlanmıştır.

 ‘Beyaz Yalan’lar Ne Kadar Beyaz?

Yazara Mesaj Gönder

—Anneciğim nereye gidiyorsun?

—Doktora gidiyorum yavrum, sen burada kalacaksın, yoksa sana ‘cıss’ yaparlar.



KÜÇÜK ÇOCUK, DOKTORA GİTMEKTENSE evde kalmayı ‘tercih etmiş’ ve annesi alışverişi yalnız yapabileceği bir fırsat bulmuştu. Çıkarken anne kızkardeşine ne kadar süre dışarıda kalacağını, nereye gideceğini fısıldıyordu, telaşlıydı. Çocuğunun kendisini duyduğunun farkına varmadı, çocuk da hissettirmedi ve hiç sesini çıkarmadı.

Anne bu beyaz yalanlardan ötürü kendisini çok huzurlu hissediyordu. Hem rahat gezmeye gidebiliyor, hem de çocuğunu ağlatmamış oluyordu.

Doktora gitmeler ve buna benzer durumlar devam etti.

Bir defasında anne telefonda konuşurken doğru olmayan birşeyler söylemiş, ve çocuk dayanamayıp “Neden doğruyu söylemiyorsun anne?” demişti. Annenin cevabı hazırdı: “Evladım, bazen doğruları söylememek gerekebilir, tabiî ki yalan söylemek çok yanlış birşey, ama bu farklı bir durum. Sen sakın yalan söyleme, olur mu yavrum.”

Bu ve bunun gibi diyaloglar maalesef yakın ve uzak çevremizde sıkça şahit olduklarımızdan...

Anne, herşeyden önce, küçüklerin zihince hiç de küçük olmadığını unutuyor ve en önemli kavramlardan biri olan ‘güven’i sağlamak yerine, kendisine inanılmayan, sözü doğru olmayan bir insan profili çiziyor. “Çocuğumun o saat ağlamaması mı daha mühim, yoksa doğruluk anlayışının sarsılması mı?’’ gibi muhasebeler yapılmıyor. Tüm bunlara rağmen, anne bir de kendini ‘iyi’ hissedebiliyor.

İnsanlar bu tutumlarıyla beyaz kaldıklarını düşünürlerken, farkında olmadan yüreklerine kara lekeler sıçratıyorlar. Kendinizi düşünün: Size yalan söylenmesini kabul edebilir misiniz? Size bir defa yalan söylemiş bir kimsenin bundan sonraki sözlerine tümüyle güvenebilir misiniz?

Kalbimiz eğer yalan söylememek hakikatine ermişse, artık bu eylemden nefret eder hale gelmişsek, Allah’tan korktuğumuz için, hakka girmemek için ve emin bir insan olmak için yalan söylemiyorsak, işte o zaman fark ederiz, beyaz yalanların hiç de beyaz olmadığını...

Bizler doğruluğu, el-Emîn olan Efendimizden (a.s.m.) öğrendik. Çocuklara yalan söylemenin diğer yalanlardan farklı olmadığını da ondan (a.s.m.) öğrendik.

Hem bizler de çocuk değil miydik? ‘Ben’ diye başlayarak anlattığımız hadiseler çocukluğumuzu da kaplamıyor mu? Bir çocuk, yetişkin bir insan kadar kıymet görmeli. Bir ağaca fidanken hassasiyet göstermesek, sağlam bir şekilde ağaç halini alabilir mi? Öyleyse insanın ruhaniyetini de doğrulukla beslemek, bir insan dünyaya gözlerini açtığından itibaren ona böyle davranmak gerekmiyor mu?

Biz insandan bahsediyoruz. Allah Resulü (a.s.m.) ise, bırakın insanları, hayvanlara karşı dahi emin olduğunu bize yaşantısıyla gösteriyor.

Bir sahabenin, atını yanına getirmek için sanki elinde atın yiyebileceği birşey varmış gibi davranması onu (a.s.m.) öyle rahatsız ediyor ki, bu sahabiyi yanına çağırıp yaptığının yanlış olduğunu bildiriyor. (Buhârî, İman, 24; Müslim, İman, 107)

Günümüzde ise yalan etiketlenip, süslenip insanlara sunuluyor, bunun bir adı bazen mazeret oluyor, bazen küçük yalan, beyaz yalan, bazen ise eksik söylemek oluyor.

—Neden dersine çalışmadın?

“Hastaydım öğretmenim.”

—Çocuklar sizin sınav kağıtlarınız birbirine benziyor.

“Hocam, biz birlikte çalışmıştık.”

—Tekin Bey, neden geç kaldınız?

“Kusura bakmayın efendim, bindiğim otobüsün lastiği patladı.”

Zayıf not korkusuyla uydurulan mazeretler, geç kalındığında patron ile kötü olmamak için söylenen ‘beyaz’ yalanlar, bilgi bencilliği durumlarında ‘bilmiyor’ gibi davranmalar..

Bunlar artık öyle doğal karşılanıyor ki, söylemeyenlerin ayıplandığı görülüyor. Suçunu itiraf eden mahkum yadırganıyor. Mazeret uydurmayanlara şaşkın gözüyle bakılıyor.

Ondört asır öncesinden günümüzü aydınlatan Asr-ı Saadet’e bakalım: Onlar böyle şeyler yaşamadılar mı?

Muhakkak yaşadılar..

Sahabilerden Ka’b b. Malik’e de (r.a.) zor durumda kaldığı bir an mazeret bulması teklif edildi, fakat o büyük insan gerçekte söyleyecek bir mazereti olmadığı için, doğruları olduğu gibi söylüyor. Davranışı sahabilerce ve Efendimizce (a.s.m.) hoş karşılanmadığı için dışlanıyor, acı çekiyor, buna rağmen doğruluğundan ödün vermiyor. Bir müddet sonra, o ve kendisiyle aynı durumda olan iki arkadaşı hakkında, affedildiklerine dair âyet nazil oluyor (bkz. Tevbe sûresi, 9:118). Doğruluk, Ka’b b. Malik’in kurtuluşu oluyor.

Herşeye rağmen emin olabilmek, şaka bile olsa yalan söylememek, dosdoğru olmak ve el-Emîn olan Hz. Muhammed’e (a.s.m.) yaraşır bir ümmet olmak... Hepsi bizim elimizde. Beyaz yalanlara müsaade etmemek de, yalanları doğrularla yer değiştirip yüreğimizi bembeyaz etmek de...

  11.04.2004

© 2015 karakalem.net, Rabia Nazik Kaya

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.

3çok beğendimNİLÜFER AYDOĞAN, 21.01.2006, Ankara

yazıların gerçekten çok hoş çok beğendim farklı konular hakkında çok güzel yazılar...(allah yazılarını bereketlendirsin :-) bizde bu yazıları hep okuyalım)

2TEBRIKLERAYSEGÜL YÜCEL, 26.06.2004, ALMANYA/DORTMUND

MERHABA RABIA ABLA.BEN 15 YASINDAYIM,VE SAYFAYI ACAR ACMAZ SENIN YAZIN DIKKATIMI CEKTI.HAKIKATEN TEBRIKLER.AILELER COCUKLARIN BIRSEYLERIN FARKINA VARIP VE IYI VEYA KÖTÜ OLSUN ONU ÖRNEK ALDIKLARINI BILMIYORLAR.COCUKLAR O ÖRNEK ALDIKLARINI UYGULAYINCADA BILMEMEZLIKTEN GELINIR VE CEZA VERILIR.BENCE AILELER COCUK-PSIKOLOJISIYLE DAHA YAKINDAN ILGILENSINLER.O ZAMAN HER SEY DAHA KOLAY OLUR.

TEKRAR TEBRIKLER.SENDEN BASKA YAZILARDA BEKLIYORUM.

1çok önemli bir noktaemine müge acar, 18.06.2004, Ankara

Nazikçim yazını burda görmek beni çok sevindirdi,ne kadar doğru bir noktaya parmak bastın.ufak tefek sandığımız bazı yalanlarımızı umursamayınca gün gelip daha büyüğünü söylemeye cüret edebiliyoruz,o yüzden yalanın en ufağından bile kaçmamız gerekiyor.yazın çok güzel olmuş tebrik ederim.




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut