Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Hayatımızda acı olmak zorunda. Çünkü iyi ile kötü arasındaki savaşta ruh ancak acı çekerek saflığına kavuşabilir.”

Andrei Tarkovski

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Bitirirken...
–Metin Karabaşoğlu

[*4.597 yazı içinden]

Sümerler’e de peygamber gelmiş midir?

Zeyneb Hafsa

Hz. İbrahim’in, Sümerler’in son zamanlarında yaşadığına dair yüzde yüz emin olmak mümkün değilse de eldeki delillere binaen Sümerler tarihinin bu dönemini Hz. İbrahim kıssası eşliğinde okumak, farklı bir bakış açısı kazandıracaktır bizlere.


HEPİMİZ EĞİTİM hayatımız boyunca çeşitli dönem ve coğrafyalara ait tarih dersleri almışızdır. Fakat bu öğretilen tarih derslerine, özellikle din tarihini ekleyerek, daha geniş bir açıdan bakmayı ancak şimdilerde becerebildiğimi fark ediyorum. Buna dair somut bir örneği sizlerle paylaşmak istiyorum bu yazıda.

İsmi tarih kitaplarında sıkça anılan bir ‘medeniyet’tir Sümerler. Örnek olması açısından Anadolu Üniversitesi, Açıköğretim Fakültesi tarafından basılan Eski Mezopotamya ve Mısır Tarihi isimli ders kitabından Sümerler ile ilgili şu kısımları alıntılamak istiyorum:

Sümerler, Önasya’da [Güney Mezopotamya] tarihsel süreci başlatan toplum olarak bilinmektedir. Gerçekten de MÖ dördüncü binyılın sonlarından itibaren en eski yerleşmelerin, nehirlerin, dağların, kralların, tanrı ve tanrıçaların isimleri yazılı belgelere kayıt edilmeye başlanmış ve unutulmamak üzere tarihin belleğine aktarılmıştır.

Böyle bir ifadeye aşinayız sanırım. Devam edelim o halde.

Bütün Sümer toplumu tarafından kutsanan ve adı yazılı belgelere geçen yüzlerce tanrı, tanrıça ve kutsal varlık vardı. Tanrıların insan, tanrılar âleminin de yönetici sınıf gibi olduğuna inanılmaktaydı. Tanrıların eşleri, çocukları ve yardımcıları vardı. Önem sırasına göre bu tanrılara yapılan tapınakların boyutları da değişmekteydi.

Buraya kadar alışılagelenin dışında bir bilgi yok sanırım. Yani Sümerler’in MÖ 4 binli yıllardan itibaren medeniyet başlangıcı sayılabilecek aktivitelerde bulunması özelde ise çok tanrılı bir toplum olmaları. Ben şimdiye değin bu tarz bilgileri masal gibi okur, “hm, demek ki böyle böyle yapmışlar, böyle böyle yaşamışlar” der geçerdim. Ancak şimdilerdedir ki aklıma şöyle bir soru sormak geliyor: Allah’ın Kur’an’da en çetin şekilde karşı koyduğu inanış tarzıdır puta tapma. Bu yüzdendir puta tapmanın en keskin olduğu dönemlerde peygamberler gönderilişi. Peki, o halde Sümerler’e de peygamber gelmiş miydi? Bu sorunun peşi sıra ilerleyip nerelere vardığımı buyrun birlikte temaşa edelim.

Leonard Woolley: kazıları ve buldukları

Sümerler’in yaşadığı yerde kazı yapıp o döneme ait birçok şeyi gün yüzüne çıkaran bir arkeolog Leonard Woolley. 12 yıl süren kazılarından ayrıntılı bir şekilde bahsettiği kitabında, bölgedeki ilk kazılara 19. yüzyılın ikinci yarısında Taylor’un başladığını ve bulunan bir kitâbe ile kazı yapılan alanın Ur şehri olduğunun anlaşıldığını yazmaktadır. Çeşitli sebeplerle duran ve aralıklarla başka kişilerin sürdürdüğü kazı çalışmalarını derinleştirmek ise Woolley’e nasip olmuştur. Buluntulardan elde edilenlere göre arkeolojik dönemler şöyledir: el-Ubeyd dönemi, Uruk dönemi, Cemdet Nasr dönemi, Birinci Ur Hanedanlığı... Fakat bunlara direkt bir tarih aralığı atfetmek zordur zira yazı ancak Cemdet Nasr döneminde ortaya çıkmıştır. Woolley’in son belirlemelerine göre, Birinci Ur Hanedanlığı milattan önce 2900’lü yıllara denk gelmektedir. Milattan önce 2112 ile 2015 arası varlığını sürdüren Üçüncü Ur Hanedanlığı zamanında ise Ur şehri imparatorluk merkezidir. Dönemin ilk yöneticisi Ur-Nammu’dur.

Şimdi, gelelim işin bizi ilgilendiren kısmına. Woolley’in Ur şehrindeki buluntularını önemli kılan husus, onun bu yeri Ur of the Chaldeans (Keldaniler’in Ur’u) olarak isimlendirmesidir. Hatta 1929 yılında yayınladığı ve kazılarının ilk yedi yılını anlattığı kitabına da bu ismi vermiştir. Ur of the Chaldeans İncil’in Tekvin kısmında 15.7’de ise şöyle geçmektedir: “Ve Rab, Abram’a (İbrahim’e) dedi ki: Buraya yerleşmen için seni Ur of the Chaldeans’dan çıkaran benim.” Tekvin’de İbrahim peygambere dair ayrıca şunlar anlatılmaktadır. Haran’dan (Harran) yeğeni Lot (Lut) ile ayrılıp Chaanan’a (Kenan’a) oradan da Mısır’a geçmiştir. Yolculuk sırasında Lot, Ürdün civarında yerleşmiştir. Fakat yolculuğa dair detaylı bilgiler veren Tekvin’in, Hz. İbrahim’e dair yalan söyleme gibi kabulü mümkün olmayan özellikler atfettiği ve dahi anlatılan olayların zamanlarını birbirine karıştırdığı için dikkatle ele alınması gerekir.

Ur-Nammu, Nemrut olabilir

Peki, nasıl oldu da Woolley isminden haberdar olduğum akıllara düşecek olursa, kaynağı ilginçtir derim. Mevdûdî, En’am suresinin tefsirinde Woolley’den ve eserlerinden (özellikle Abraham isimli eserinden) detaylı bir şekilde bahsetmekte ve onun buluntularına binaen Hz. İbrahim’in Sümerler’in Ur-Nammu döneminde yaşamış olabileceğine dair delillerin var olduğunu belirtmektedir. Nitekim demektedir ki, Nammu ismi Arapça’da Nemrut’a tekabül etmektedir. Mevdûdî ilaveten, önceki kutsal kitaplardan Hz. İbrahim’e dair olan kısımları tek tek inceleyip Müslüman geleneği ile uyumlu olan ve olmayanları incelemektedir.

Kur’an’da Hz. İbrahim’e dair ayetlerin tarihle bağlantılı olan kısımları ise şöyle özetlenebilir. Öncelikle, Kur’an’da Hz. İbrahim’in hem Hz. Musa’dan hem de Hz. İsa’dan önce, Hz. Nuh’tan ise sonra yaşadığı belirtilmektedir. İkinci olarak, puta tapan kavminin inatçılığından dolayı onlardan ayrılıp Hicaz’a gelerek Kâbe’yi inşa ettiği bilgisi verilmektedir. Üçüncü olarak, bir kaç yerde Hz. İbrahim ile Lut kavmi aynı yerde zikredilmektedir ki Lut kavminin olduğu yer, bugün Lut gölü ya da Ölü deniz olarak adlandırılan yerde, Ürdün’ün Rift vadisindedir. İlaveten, Lut kavminin helâki Hz. İbrahim’e bildirilmiştir. Son olaraksa Hz. İbrahim dönemindeki yöneticiden Nemrut unvanı ile bahsedilmektedir.

Hz. İbrahim’in Sümerler’in son zamanlarında yaşadığına dair yüzde yüz emin olmak mümkün değilse de eldeki delillere binaen Sümerler tarihinin bu dönemini Hz. İbrahim kıssası eşliğinde okumak ayrı bir bakış açısı kazandıracaktır diye düşünüyorum. Özellikle de Ziggurat adlı tapınaklarına, yükselişlerine ve alçalışlarına dair.

  05.03.2014

© 2015 karakalem.net, Zeyneb Hafsa

  1.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.


© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut