Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Hayatımızda acı olmak zorunda. Çünkü iyi ile kötü arasındaki savaşta ruh ancak acı çekerek saflığına kavuşabilir.”

Andrei Tarkovski

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

[*4.611 yazı içinden]

Bir algı yönetimi örneği: ‘Cumhuriyet’te hac

Abdullah Taha Orhan

“Son zamanlarda (hac) memleketimizde bir moda halini aldı. Bu modadan, kanaatimizce, en fazla istifade eden nakliye şirketleriyle, Suudi Arabistan hükümeti oluyor.” 2 Ekim 1950 tarihli Cumhuriyet gazetesinden


BİR VESİLEYLE Cumhuriyet gazetesi arşivinde yaptığımız kısa hac araştırmasının notlarını sizlerle de paylaşmak istedik.

Harf inkılâbının ardından, gazetenin elektronik arşivinin başlangıcı olan, 1930 yılından başlayarak 12 Eylül ihtilâlinin yaşandığı 1980 yılına kadar bir tarama yaptık gazetenin arşivinde.

Hacla ilgili tüm haberleri taradık. Ortaya ilginç sonuçlar çıktı. Bu sonuçlardan en önemlisi de, yaklaşık 200 haber arasında hacla ilgili olumlu çağrışım yaptırabilecek tek bir haberin dahi bulunmaması.

Hıristiyanların “haccı” iyidir, iyi

Müslümanların Hicaz’a yaptıkları hac ziyareti, sürekli olumsuz tedâîlerle ele alınırken, bir diğer ilginç nokta da şu ki, Hıristiyanların, kendi kutsal mekânlarına yaptıkları ziyaretler de “hac” olarak isimlendiriliyor ve bunlardan gayet olumlu olarak bahsediliyor.

Bunun, görebildiğimiz kadarıyla en önemli sebebi olarak da Hıristiyanların yaptıkları “haccın” ülkeye getirdiği döviz ve turizme olan katkısı, diğer taraftan Müslümanların yaptığı haccın ise ülkeye getirdiği döviz kaybı öne sürülüyor.

Hacc, bir toplumsal algı yönetimi örneği olarak, sürekli döviz problemi, kolera vb. salgın hastalıklar gibi olumsuz kavramlarla birlikte zikrediliyor. Öyle ki hacıların vergi kaçakçılığı yaptıklarından bile bahsedilebiliyor gazetede.

Daha da acı olanı ise “hacı” kelimesi üzerinden yapılan negatif algı yönetimi. “Hacı” kelimesi bir tahkir ve tahfif unsuru olarak zikrediliyor, özellikle de âdî suçlar işleyen insanların, eğer hacca gitmiş kimseler ise bu sıfatları üzerine vurgu yapılıyor.

32 senelik hac yasağı

Türkiye’nin hac tarihinde kara bir leke olarak şunu da ifade etmekte fayda var. 1917’de hacca gitmek fiilen yasaklanıyor ve bu yasak 32 sene devam ediyor. 1947’de deneme amaçlı izin verilse dahi tekrar yasaklanıyor fakat 1949’da yasak resmen kalkıyor.

1973’te Necmettin Erbakan’ın, Milli Nizam Partisi ile koalisyon hükümetinde yer almasının ardından, Erbakan’ın çok defa hac ve umre yapmasından ötürü olsa gerek, haccın daha fazla gündeme gelmeye başladığını, gazetede artan haber sayısından anlıyoruz. Özellikle 1977 yılında çok ciddi bir hac tartışması olduğu göze çarpıyor.

Her ne kadar artık hacla ilgili bu tarz psikolojik mücadelelere bu kadar sık rastlanmasa da, İslam’ın temel umdeleriyle ilgili normalleşme süreçlerimiz halen tamamlanabilmiş değil.

Umarız o günleri de görmek nasip olur bizlere.


Haber başlıklarından birkaç örnek:

  • “Hacıların hazin hikâyeleri”. Haber metninden bir alıntı: “Son zamanlarda Müslümanlığın bu şartını yerine getirmek memleketimizde bir moda halini aldı. Bu modadan, kanaatimizce, en fazla istifade eden nakliye şirketleriyle, Suudi Arabistan hükümeti oluyor.”

  • “Hacca gitmek için müsaade verilmiyor.”

  • “Hacılarımız bu mevsim Kıral Suud’un kasasına 222 milyon lira bıraktı.”

  13.12.2013

© 2015 karakalem.net, Abdullah Taha Orhan

  1.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.


© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut