Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Kim haklı?
–İsmail Örgen

[*4.628 yazı içinden]

İttihad-ı İslam mümkün, hükümetlere rağmen…

Abdullah Taha Orhan

Hükümetlerin yaşadığı tüm gerilimlere rağmen, halkların birbirlerine çok yakın olduklarını söylemek mümkün. Zaten aynı dini, tarihi, coğrafyayı ve hatta büyük ölçüde dili paylaşan halkların birbirinden uzak olması ne kadar mümkün olabilir ki?


HEM ÇOK yakın, hem de çok uzak olan bir ülke bize İran. Birkaç ay önce eşimin tez araştırmaları için yolumuz düştü bu “yakın” ülkeye. Çok şükür yakınlığının, uzaklığından daha çok olduğu intibalarıyla geri döndük. Birkaç yazı boyunca İran izlenimlerimizi sizlerle paylaşmak arzusundayım.

Öncelikle şunu ifâde etmem lazım ki, ittihad-ı İslamı içtimai anlamda hayatının merkezine koyma gayretinde olan bir Müslüman olarak kafamı en çok kurcalayan meselelerden biri Şiilerle ittihadın nasıl gerçekleştirilebileceği idi.

Siyasal değil sosyal zeminde ittihad

Daha evvel Şiiler ve Şiilikle çok bir temasımın olmayışı da bu konudaki endişelerimi artırıyordu belki. Fakat İran’a gidip Şiiliği ve mensuplarını daha yakından görünce meselenin korktuğum kadar kötü olmadığını anlamış oldum. Eminim Şiiler arasından da Sünnilerle nasıl anlaşabileceklerini dert edenler Sünnileri daha yakından tanıyınca onların da kafalarındaki imaj biraz daha düzelecek ve aradaki gerilim –elbette tamamen olamasa da- atlatılabilmiş olacak.

İran seyahatimizin benim için en önemli meyvelerinden biri bu oldu. Şiilerin de içinde olduğu bir İttihad-ı İslama olan inancım pekişmiş oldu. Fakat tabii ki şunu da ifâde etmek gerekiyor, Şiilerle ittihad, sosyal düzlemde gayet mümkün görünürken, siyasal düzlemde İran hükümetiyle ittihad da bir o kadar zor görünüyor. Bizim ittihad idealimiz çok şükür ki hükümetlerle, siyasetle kayıtlı ve kısıtlı olmadığı için Şiilerle Sünnilerin pek tabi ittihad edebileceğinin işaretlerini İran’da görmüş oldum.

Son dönemde Türkiye ve İran hükümetleri arasında yaşanan iki büyük kırılma Suriye ve Gezi krizleriydi. Suriye’de İran hükümetinin takındığı akıl almaz ve vicdana sığmaz tutum herkesin malumu. Gezi meselesinde ise İran basını inanılmaz şekilde CNN’leşmiş ve olanları “iç savaş” gibi lanse etmişti. Olaylar bittikten çok sonra dahi, ki biz Temmuz ayında oradaydık, eski görüntüleri gösterip vatandaşlarını Türkiye’ye gitmemek konusunda uyarıyordu İran televizyonları. Öyle ki “Türkiye’de savaş devam ediyor mu?” sorusuna çokça muhatap kaldık.

Hükümetlerin yaşadığı tüm gerilimlere rağmen, halkların birbirlerine çok yakın olduklarını söylemek mümkün. Zaten aynı dini, tarihi, coğrafyayı ve hatta büyük ölçüde dili paylaşan halkların birbirinden uzak olması ne kadar mümkün olabilir ki?

İçinde Azerbaycan ve Kürdistan olan bir ulus devlet

Türkçe’ye hem yapısal, hem de kelime olarak Farsça’nın çokça katkısı var. Halen dahi pek çok Farsça kelimeyi aynen kullanıyoruz. Dinimizin en temel kavramlarından pek çoğunu başta peygamber, namaz, abdest gibi, Farsça’dan almışız. Aynı şekilde Farsça’da da Türkçe’den kelimeler var. Dahası hali hazırda İran nüfusunun belki yarıya yakını Türkçe’yi konuşabilir veya anlayabilir durumda. Çünkü İran halkı sadece Fars kökenli insanlardan oluşmuyor, pek çok etnisite mevcut bu ülkede. Bunların başında da Azeriler geliyor. Onların yanı sıra Türkmenler, Kürtler, Afganlar, Ermeniler de mevcut.

Bu yüzden de ülkenin adı Fars kökenine dayanan, dar etnik çağrışımlı “Persia” gibi bir şey olmamış. İran bu anlamda çok-etnili modern bir ulus devlet. Barındırdığı çok sayıda etnisiteyi ise Şiilik potasında, baskıyla elbette, eritmeye çalışan bir devlet. Yine de ülkede iki tane Azerbaycan, iki tane Kürdistan eyaletinin bulunması bize etnik kimliğe karşı olan özgüven konusunda bir şeyler söylüyor.

İran’ın bu çok-etnili yapısı, hükümetin halkı temsil etmiyor oluşu ve tabi başta sokaktaki insanlarla yaşadıklarımızdan edindiğimiz olumlu izlenimler beni ittihadın imkânları adına daha ümitvar kılıyor doğrusu. Her şeye rağmen İslam kardeşliğinin sıcaklığını hissediyor insan İran’da.

  07.10.2013

© 2015 karakalem.net, Abdullah Taha Orhan


  1.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.


© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut