“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Hangi Kitapta Yazar?
–Mehmed Boyacıoğlu

[*4.622 yazı içinden]

Canım

Öznur Çolakoğlu Cam Yazara Mesaj Gönder

- PARDON?? BU ceketin 38 bedeni var mı acaba_?

- Bi sn bakayım canım. Aaa o ceketin istediğin bedeninden kalmamış ama bak şu model de çok güzel. Bi dener misin tatlım bakalım nasıl duracak?

- Canım derken_?

Aslında bu diyalogları bir çoğumuz, birçok zaman ve mekanda yaşıyoruz. Daha ilk defa gördüğümüz yaşı da muhtemelen sizden küçük olan bir satış elemanı artık nasıl bir eğitimden geçtiyse size durmadan canım, cicim diye hitap etmek zorunda hissediyor kendini. Benim genel olarak bu diyalogların sonunda şöyle demek geliyor içimden. Tekrar yazalım.

- Pardon?? Bu ceketin 38 bedeni var mı acaba_?

- Bi sn bakayım canım. Aaa o ceketin istediğin bedeninden kalmamış ama bak şu model de çok güzel. Bi dener misin tatlım bakalım nasıl duracak?

- Canım mı? Hanım efendi pardon ama bir yerlerden tanışıyor muyuz sizinle? Daha önce karşılaştık mı hiç? Sıkıntılı anlarımızda dertleştik mi hiç? Oturup bir şeyler yiyip içtik mi beraber? Ben hiç hatırlamıyorum da.. Bu samimiyetiniz nereden geliyor acaba?

Aslında “canım” hitabı çok özel ve önemlidir. Bir düşünelim bakalım, canım derken neleri kast ediyoruz? Canım, yani kendi varlığımın devamı kadar sevdiğim.. Canım, kendi adıma istediğim her türlü iyiliği ve güzelliği onun içinde istediğim.. Canım, kendi konforum, rahatım, sıhhatim kadar sevdiğim.. Canım, kötü günlerimde yanımda bulduğum, kötü günlerinde yanında olduğum. Canım, sofrasında muhabbetle ağırlandığım.. Canım, davetsiz çat kapı çıkıp gidebildiğim.. Canım, her baş sıkışıklığımda arayıp, fikrini alma hissi duyduğum. Canım, uzun süre görüşemediğimde acayip derecede özlediğim. Canım, sevdiğim, güvendiğim, yüreğimde, lisanımda, dualarımda yeri olan..

Sadece beş harften oluşmuş şu güzel kelime işte böylesi derin anlamlar içeriyor aslında. Birine canım derken, duyduğunuz özlem ve sevginin boyutundan burnunuz sızlıyorsa o kişi gerçekten bu hitaba layıktır demektir. Bu güzel kelime artık öylesine çarçur edilir oldu ki, şaşırıyorum. Bir ortamda yeni tanıştığınız bir akranınız topu topu 20 dakikalık bir tanışıklığın ardından, “ay tanıştığımıza çok memnun oldum canım, arada görüşelim he mi?” ifadeleri ile uğurlayabiliyor mesela sizi. “Ya hu dur! Bu ne acele? Daha yeni tanıştık. Biraz zaman geçseydi. Birkaç anımız birikseydi. İyi gününde kötü gününde yanında olacağımdan emin olsaydın bir.”

Herkese canım denir mi? Canım canım demek doğru olur mu? Doğru olmasa gerek. Canım diye hitap ettiğin kişiyi gerçekten yukarıda yazılanlar kadar seviyor musun? Yoo, sevemezsin ki, daha yeni tanıştın. Hatta belki daha adını bile bilmiyorsun. O zaman niye bu kadar yalancı ve hızlısın?

“Dünyanın suyu çıktı” deniyor ya. Hakikaten öyle sevgilerin, sevgi hitaplarının bile suyu çıktı artık. Evvel bir edep, bir haya, bir saygı ve pek tabii sevgide vardı insanlar arasında ve sevgiler bu kadar basit ifade edilmiyordu zannımca. Günümüzün “canım, aşkım, cicim, şekerim, tatlım..” gibi basit ifadelerinin yerine “gözümün nuru”, “ gönlümün süruru” , “zat-ı şahanem” , “gönlümün bülbülü” , “ruhumun gıdası” , “letaifimin incilası” , “canımın canı” daha nice latif sevgi sözcüklerine rastlamak mümkün.

Birbirimize bu kadar basit daha görür görmez canım, cicim demeyelim. Tanımadan sevemeyiz ki.. Bu hitaplara geçmeden evvel önce biraz sizli-bizli ve daha ziyade saygı çerçevesinde tanımamız gerekir birbirimizi. Saygı temeline oturmuş bir tanışıklığın ardından gönüller severse birbirini canım desin, cicim desin, gönlüne ne ilham oluyorsa onu söylesin ama saygısız sevgi, emeksiz yemeğe benzer. Emeksiz yemek ya iyi pişmez, karın ağrıtır; ya orantısız tatlandırılmıştır, mide ekşitir. Saygısız ve tanışıksız sevgi hitapları da ya bir alışveriş esnasında başınızı ağrıtır. Ya da güzel bir aşka, iyi bir birlikteliğe doğru giderken, bir anda senli-benli, canımlı-cicimli-aşklı-meşkli olmak alel acele nikahları ve ardından hızlı boşanmaları doğurur.

Önce siz, biz hitabıyla ve saygıyla başlamalı tanışıklıklar, arkadaşlıklar.. Ortak paydalar, paylaşımlar çoğaldıkça artmalı latif hitaplar. Birbirini tanıyan iki insan, ister evlilik için görüşüyor olsunlar, isterse dostluk. İlla temeli saygıyla oluşturmalılar. Damdan düşer gibi ve son derece kıymetsiz bir hitap gibi kullanılan “canım” hitaplarını sevmiyorum ve de sevemeyeceğim sanırım.

Birine canım demek, birilerinin gönlünde can olabilmek bu kadar kolay, bu kadar emeksiz ve bu kadar basit olmasa gerek. Birine canım derken yüreğinizle söylüyorsanız eyvallah ama sırf öylesine canım demek, olmuyor yakışır durmuyor, abes bir biçimde sırıtıyor vesselam.

Cenab-ı Allah hayatımızda yer alan ve gönlümüzle beraber “canım” diyebildiğiniz gerçek kişilerin sayısını arttırsın inşaallah.

  17.04.2013

© 2015 karakalem.net, Öznur Çolakoğlu Cam

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.


© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut