Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Hayatımızda acı olmak zorunda. Çünkü iyi ile kötü arasındaki savaşta ruh ancak acı çekerek saflığına kavuşabilir.”

Andrei Tarkovski

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

[*4.597 yazı içinden]

Dua Devşirmek

Zeyneb Hafsa

Dua birçok şeyin göstergesidir aslında. Öncelikle, her ne yaşarsa yaşasın insan, yüzünü herkesten ve her şeyden önce O’na döndüğünü gösteriyor. İkinci olarak, olay her ne ise onunla verilmek istenen mesajı almak için çaba gösterdiğini gösteriyor. Pek bir şey anlamasan bile bir anlayana yaslanmış oluşun ikrarını gösteriyor.


HER AN dünyanın çok çeşitli yerlerinde birçok kişi bambaşka olaylar tecrübe etmekte. Kimisi bir sabah toplantısına katılırken kimisi bir amfide karşısında oturan yüzlerce öğrenciye bir şeyler anlatıyor ve kimisi de işten eve dönmek için tıklım tıklım bir otobüste ayakta durmaya çalışıyor. Bu türden her bir olay neticelenip -eğer kişi hala yaşıyorsa tabi- başka olaylara bırakıyor yerini. Peki, en basit gibi görüneninden en şümullü olanına değin ne demeye geliyor tecrübe edilen bu her bir olay?

Buradan hayatın anlamı, sınanmak gibi konulara uzanmak mümkün fakat benim buradan uzanmak istediğim başka bir husus var; dua. Çünkü bir çok olayın ardından, durup neyin neden olduğunu, nasıl olduğunu, 'keşke'leri ve 'ama'ları düşünme ihtiyacı hissediyor insan. Ve bunun neticesinde ister cevap/lar bulunsun isterse de bulunmasın insanın diline ve yüreğine ilk düşen bir dua oluveriyor, ya da öyle olmalı diye düşünüyorum.

“Allah’ım ben bunun niye böyle olduğunu anlayamadım ama sen anlamama yardım et!” ya da “Rabbim! Ben muhtemelen şu sebeple böyle yaptım ama kötü oldu; sen düzeltmem için bana güç ver” gibi dualar... Hatta bazen öyle oluyor ki insanın daha önce aklının köşesinden geçmeyen bir şeyin veya bir olayın yüzü suyu hürmetine dökülüveriyor insanın dudaklarından dua diye. Dua bu noktada hem bir bitişi hem de bir başlangıcı niteliyor. Yaşananların ardından insanın durduğu noktayı göstermesi hasebiyle bir bitişi, ileriye ne şekilde devam edeceğine dair de bir başlangıcı imliyor.

Kuran’ı Kerim’de, Furkan sûresinde geçen “(Ey Muhammed!) De ki: ‘Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin!’...” [1] ayeti işte tam da anlatmak istediklerimin özetini sunuyor adeta.

Peki, ama neden? Çünkü dua birçok şeyin göstergesi aslında. Öncelikle, her ne yaşarsa yaşasın insan, yüzünü herkesten ve her şeyden önce O’na döndüğünü gösteriyor. İkinci olarak, olay her ne ise onunla verilmek istenen mesajı almak için çaba gösterdiğini gösteriyor. Pek bir şey anlamasan bile bir anlayana yaslanmış oluşun ikrarını gösteriyor. Üçüncü olarak, senin kimliğini gösteriyor. Zira aynı olaylar karşısında bile herkesin duası başka başka oluyor, öyle değil mi? Belki de bu yüzden hadis literatüründe 'peygamber yemek yemeden önce söyle dua ederdi, yağmur yağdığında şöyle dua ederdi' diye bölümler var; çünkü peygamber gibi dua ederek peygamber gibi bir kişiliğe bürünülsün isteniyor. Demek ki ilişki sadece tek taraflı değil. Yani sadece kişilik duayı etkiliyor değil, dua da kişiliği şekillendirici olabiliyor. Son olarak ise önceki üç unsura bağlı olarak insanın buradan nereye uzanmak istediğini gösteriyor.

Mademki dua, duruşumuzu, olaylara bakış açımızı, kişiliğimizi, isteklerimizi gösteriyor, insanı bundan daha iyi gösterecek hangi değer var ki? Ve bu sebeple Allah’ın duadan gayri insanda değer bulacağı başka ne olsun ki? Yoksa Allah -bizim gözümüzde- irili ufaklı olaylarımızı, mesela birileriyle tanışmamızı, bir öğrenciye ders anlatışımızı ne yapsın! İşte bu yüzden olaylardan hem de hemen hemen her türlüsünden dua devşirmek çok önemli.


[1] Kuran’ı Kerim, 25: 77, Diyanet İşleri Başkanlığı meali.

  12.01.2013

© 2015 karakalem.net, Zeyneb Hafsa

  1.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.


© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut