Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Hayatımızda acı olmak zorunda. Çünkü iyi ile kötü arasındaki savaşta ruh ancak acı çekerek saflığına kavuşabilir.”

Andrei Tarkovski

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

[*4,188 yazı içinden]

Bu yazının çıktısını al

İnsan Nedir?

Öznur Çolakoğlu Cam Yazara Mesaj Gönder

GEÇENLERDE BİR dost meclisinde arkadaşlardan biri “Ya Hu gerçekten insan nedir?” diye bir soru attı ortaya. Gerçekten de insan dediğimiz muamma neydi gerçekten? Bunun üzerine uzun süre düşününce insanın gerçekten de ne denli özel bir varlık olduğunu tekrar hayretle müşahade ettim.

Öncelikle insan eşref-i mahlukattı. Yani yaratılmışların içinde en şerefli olandı. Yaratılmış hiçbir canlı da olmayan düşünme, akıl etme gibi hasletler sadece insanda vardı. İnsan bu dünyaya sadece ot yesin ve kendine lütfedilmiş bir nimeti başka bir varlık için üretsin diye gönderilmemişti. İnsan, bu dünyanın halifesiydi. O yüzden de bir gün hesabı görülmek üzere her yapıp ettiği kayıt altına alınıyordu. O halde insan, özeldi, biricikti. Bizleri yaratan Cenab-ı Allah insanı öyle özel ve üstün yaratmıştı ki, kainatın içinde yaratılmış olan diğer tüm varlıklar bize hizmet için vardı.

Geçtiğimiz ay içerisinde bir köyden geçerken anne tavuğu ve minik sevimli civciv yavrularını gördüm. Arabalar geçerken anne tavuk yavrularını korumak için hemen kanatlarını açıp gıdaklamaya başlıyordu. İç güdüsel olarak yavrularını ne kadar da çok seviyordu. Belki de onlar için bir köpeğin azgın dişlerinde parçalanmayı bile göze alabilirdi. Oysa bu anne tavuk bilmiyordu ki, yavruları büyüdüğünde insan denilen başka bir varlık için nimet olacaklar. Canından çok sevdiği o sevimli yavrular başka bir canlının hizmeti için canlarından olacaklar.

Ey merhametlilerin en merhametlisi dedim, sen öyle merhametli ve yücesin ki bu hayvanlara bilinç vermemişsin. Düşünsenize onların da akıl etme, ilerisini düşünme ve kaygılanma gibi duygu, düşünce ve hissiyatları olsaydı. Ya da şöyle düşünelim insan böyle bilinç ile yaratılmışken, insandan daha üstün başka bir canlı var edilmiş olsaydı. Bu iki farklı canlı türü arasında bitmek bilmeyen kainat savaşları yaşanırdı ve Dünya yaşanılmaz felaket bir yere dönüşürdü sanırım.

Oysa kainata baktığımızda her şey müthiş bir nizam, düzen içinde var edilmiş. Tüm yaratılmışlar, hayvanlar, bitkiler, canlı-cansız tüm varlıklar durmaksızın Allah’ı zikrediyor ve üzerlerine düşeni yapıyorlar. İşte insan tam bu nokta da diğerlerinden ayrılıyor. Çünkü insan, özgür bırakılmış. Özgür düşünme ve özgür hareket etme yeteneğine sahip. Cenab-ı Allah insanı çok başka bir suretle yaratmış. Koyunlar yada bitkiler birbirine benzeyebiliyor ama yeryüzünde gelmiş geçmiş yaratılmış milyarca insandan hiçbiri diğerine benzemiyor. Hal böyle olunca insan, gerçekten çok özel bir misafiri oluyor yüce Yaratanın.

Bu özel misafir içinde öyle özel ve güzel bir misafirhane yaratmış ki Rabbimiz ne yerin altında, ne de yerin üstünde tek bir boşluk bırakmaksızın her yeri türlü çeşit nimetler ve lezzetler ile donatmış. Yaratılmış her şey tamda yaratılışımıza uygun var edilmiş. Demek ki, her şeyi yaratan tek ve bir. Aksi söz konusu olsaydı yaşadığımız Dünya böyle uyumlu ve böyle güzel olamazdı şüphesiz.

O sonsuz merhamet sahibi olan Allah böyle özel yarattığı kulları içinde harikulade güzel saraylar kasırlar hazırlamış. Çünkü yarattığı bu özel varlığın ancak böyle güzel bir yerde ağırlanmasını uygun bulmuş. Tıpkı bizler de evimize gelen sevdiğimiz yatılı misafirlerimize nasıl ki, evimizin en güzel ve rahat odasını tahsis ediyorsak, onları en güzel sofralar ile en rahat yataklar ile ağırlamak istiyorsak bizleri yaratan Cenab-ı Allah ta sonsuz merhameti ile kainatın sonsuzluğu içerisinde bize en güzel gezegeni dünyayı tahsis etmiş. Ayrıca kendi sanatını, merhametini ve varlığını bizlere göstererek bizlerden sadece Onu hakkıyla tanımamızı istemiş.

Peki aciz insanlar olarak bizi yaratan o Sonsuz kudreti tek başımıza hakkıyla tanıyabilir miydik? Sanırım bu iş için hayli zorlanırdık. İşte merhametliler merhametlisi Rabbimiz Allah bu güzel sarayda gezerken, şaşırmayalım, tökezlemeyeli diye bizlere son derece güzel rehberler de tahsis etmiş. Bu rehberler bizlere kainat yaratıldığından beri bu yüce Sultanının ikramlarına nasıl mahsar olunur O’nun rızası nasıl kazanılır hep bunları anlatmış.

Günümüzde insan eliyle yapılmış basit sarayları ve o saray içinde uygulanmış sistemleri dahi iyi anlamak için rehberin söylediklerini can kulağıyla ile dinlememiz gerekir. Rehbersiz gezilen her bir sanat eseri, geçmişini ve özelliklerini bilmediğimiz için bize çok sıradan ve basit gelebilir. Aynen öyle de bu kainat sarayı içinde gönderilmiş en güzel rehber şüphesiz bizim peygamberimiz Muhammed Mustafafa allahümme salli ala seyyidina Muhammed’dir.

O güzel rehber , bize bu sarayı en güzel kaynaktan anlatmıştır. Yaşadığımız Dünya Sarayındaki ömrümüzün sınırlı olduğunu bizim burada sadece birer misafir olduğumuzu ve misafirliğin gereklerine uyarsak bizleri başka bir boyutta çok daha farklı ikramların beklediğini hep o öğretmiştir. Ve insan, yani kainatın halifesi yine özgür bırakılmıştır. İster bu rehberin getirdiği doğruları kabul eder,yaşar ve uygular. Rahat eder, güven içinde yaşar ve bu sarayda ona hiçbir musibet isabet etmez. Ya da “rehber de kimmiş ben kafama göre yaşarım. Her şeyi tek başıma çözerim..” deyip, girdaplı yollarda boğularak hem bu dünyasını hem ahiret hayatını zehir eder.

Anneler evlatlarına karşı nasıl ki büyük bir şefkat ve merhamet duyarlar ; yeryüzünde kadına lütfedilen bu Rahmet Cenab-ı Allah’ın kullarına gösterdiği rahmetin sadece minik bir kırıntısıdır. İşte bizi böyle çok seven Rabbimiz Allah hepimizi güzele ve iyiye davet eder. Peygamber Efendimiz a.s.m.’in uygulamaları Kur’an-ı Kerim’in öğretilerini sanki bizlerin Kullanma Kılavuzumuz gibi düşünebiliriz.

Evimize aldığımız değerli bir eşyanın kullanma kılavuzunu nasıl ki, en ince detayına kadar okuyup uygulamaya çalışıyorsak bize emanet edilmiş bu bedenimizin kullanma kılavuzu olan Kutsal Kitabımızın emirlerini ve peygamber efendimizin öğretilerini iyi öğrenip tatbik etmeliyiz. Etmeliyiz ki, hem bu müthiş sarayda rahat bir ömür sürelim, bizleri yaratan sonsuz merhamet sahibi Rabbimizin teveccühüne mahzar olalım hem de ahirette bizi bekleyen sorgulardan kolayca geçebilelim.

Cenab-ı Allah özgür irademiz ile yapacağımız tercihlerimiz de hepimize doğru kararlar aldırsın. Alacağımız kararlarımızı tam ve doğru uygulayabilmemiz için iradelerimizi güçlü kılsın. Amin.

  29/09/2012

© 2013 karakalem.net, Öznur Çolakoğlu Cam

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.


© 2000-2013 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut