“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

V. Sonsöz yerine
–Metin Karabaşoğlu

[*4.593 yazı içinden]

Bir Umre Seyyahının Not Defterinden
Kâbe’nin kazandırdığı kimlik

Yazara Mesaj Gönder

BUGÜN CUMA. Cumaya yeniliklerle başladı. Kâbe’ de ilk defa Cuma namazını geçen hafta kılmıştı, bu hafta ikincisi olacak.

İkinci olarak Arapların mahalli kıyafetleri olan uzun elbiseyi giydi. Çok rahat bir elbise. O kadar hafif ki sanıyorsunuz üzerinizde bir şey yok. Beyaz takke, beyaz elbise, beyaz terlik. Türkiye’den gelirken krem rengi terliği Mescitte kaybetmişti de çarşıdan bilmeden beyaz renkli terlik satın almıştı. Renkler de tavaf etmeye başlamıştı.

Mescid-i Haram’da beyazlar içinde hiffet ve sekine ile yürüyor “gezgin münzevi”. Sırtında çantasıyla ağır adımlarla, dua dillerle geziniyor. Bir an kendini kâinatın kalbine giden bir yolcu olarak düşündü.

Bu haliyle kıtaları, ülkeleri, beldeleri dolaşabilirdi ya da onlar adına Kâbe etrafında tavaf etmeliydi.

“Gezgin münzevi” Mescide yalnız geliyor, tavafı yalnız yapıyor, otele yalnız dönüyor. Geçmiş sergüzeşti hayatını düşündü, bundan çok farklı değildi. Buraya gelmesi irade dışına yakın bir haldi. Hayatının önemli kesişme noktalarına baktı, o da buna benziyordu. Düşündü, Kâbe kimlik de kazandırıyordu aynı zamanda. Evveli hazırla buluşturuyor, ahire taşıyordu.

Asıl kimlik kaybetmesi ve kırılması “Elest Meclisi”nde olmadı mı? Bütün ruhlar güzellikten güzelliğe perdesiz intikal ederken “Elestü Birabbikum” nidasını afakta ve enfüste öyle bir şiddette hissetiler ki varlıklarından şüpheye düştüler. Yokluğa yuvarlanmaya başladı bütün ruhlar. Bu nida bu kadar güçlü ise biz neyiz o zaman, sorgusunu yaşadılar. İlk kimlik kırılması o meclisteki yaşandı.

Resul-ü Ekrem (A.S.M.) “Galü Bela” demesiyle tekrar varlık yönüne döndü yaratılmışlar. İkinci diyenler peygamberler, sonra ehli beyt, sonra sahabiler, sonra veliler ve diğer müminler. Galü Bela demeyen kalmadı o mecliste ve Peygamber’e bağlılık ve hizmet sözü verdi herkes.

O mecliste verilen bağlılık sözü Hacerül Esvet taşında gizli. Cennetten gelen o taşa her şavt sonunda ne diye selam veriyoruz? Neden tavaf o taş hizasında başlıyor ve bitiyor. Kâinatın Efendisi (A.S.M.) O taşı neden öptü? Kâbe’yi asıl kudsiyet kazandıran ne?

İlk kimlik kırılmalarının adresi Kâbe ve ondaki taşta gizli ve yine asıl kimlik kazanımı da orada olacak. Ne hakikat etrafında ne kadar tavaf edilse az değil mi?

Kalp ile Kâbe’nin ikizliği de bu sırdan geliyor olmasın? Kalp, kıvamını Kâbe ile buluşmakla buluyor. Üçüncü arkadaş da kâinat. Resul- ü Ekrem’in (A.S.M.) Elest meclisindeki hamd zikriyle kâinat yaratılıyor, dolayısıyla her zerrede onun nuru var ve bütün kâinat onun risaletini tanıyor.

  02.04.2011

© 2015 karakalem.net, Hüseyin Eren


  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.


© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut