“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

[*4.593 yazı içinden]

Bir Umre Seyyahının Not Defterinden
İlk karşılaşma

Yazara Mesaj Gönder

AYIN ALTINDA, Kâbe’nin karşısında kalem tutmak, tuttuğu kalemle birkaç kelam yazmak; zamanı şahitlendirmek, mekânı levhalandırmak. Göğün nur yüzü ay ile yerin siyah nuru Kâbe’yi aynı anda seyretmek; kanat çırpan kuşlar hiffet ve hürriyet veriyor.

Tavaf edenler, oturanlar, okuyanlar, dua dua yükselen yürekler ve “Allahü Ekber, Allahu Ekber” seslerinin semaya yükselişi; semanın yeryüzüne inişi; kelimelerin kifayetsiz kaldığı, kelamların sustuğu ölümsüz saatler.

Onu görenler ne diye ağlar? Daha önce hiç görmediği ikizini, bir anda karşısında gören sevinçten ağlamaz mı? Hıçkıra hıçkıra, bir daha bir daha…

Ağladıkça açılır, açıldıkça ağlar. Dualar dökülür gönül Kâbe’sinden. Kalp ve Kâbe kucaklaşır, kucaklaştıkça alevlenir sevdaları, semalar şahitlik eder sevgililerin buluşmasına.

Ay sessizce seyreder sevgililerin vuslatını, ışık huzmeler döker. Kuşlar bunun coşkusuyla raks eder.

Öyle sevgili kardeştirler ki ayrı durmaları hüzündür, hazandır. Birbirini tamamlayan ikizlerin biri sabit, diğeri değişkendir. Sabit olanın etrafında vuslatla tavaf eder değişken olan. Elektron mihverinde, yıldızlar yörüngesinde, Kehkeşanlar yolundadır. Âlemler insanda dürülmüş, kâinat Kâbe’de toplanmış; iki özün öze giden yolculuğu tavafla tamamlanmıştır.

İkizlerin ilk buluşması hüzünlü ve ağlamaklıdır. Vuslatın sevinci sürura dönüşür sonrasında. Sevinçle dönülür, sürurla seyrederler birbirlerini.

Kalp ve Kâbe karşı karşıya geldiğinde ayrılıkla vuslat, hüzünle sürur, uzak ile yakın, zaman ile zamansızlık, sabit ile değişkenlik birlikte idrak edilir. Ayrılmazlar o ikizler. Ayrılsalar bile özlem ellerle tutarlar birbirlerini, hasretleri hiç bitmez.

Arşın izdüşümü Kâbe’nin asıl ikizi Muhammed-i Arabî ( A.S. M.). İnsan olması itibariyle O bizden, biz ondanız. Bütün kalpler onun kalbi altında. Bütün nurlar onun kalbinden bize sirayet ve inikâs ediyor. Kalp ile Kâbe’nin buluşması böylesi birlikteliğe yeniden şahitlik etmemiz, o hüznü ve süruru yeniden yaşamamız.

Kâinat Kâbe etrafında, bütün kalpler onun (A.S.M) kalbi etrafında tavaf ediyor.

Hayat zaten vuslat ile firak, sürur ile hüzünden ibaret değil mi? kâinatın neresine gidilirse gidilsin ikize özlem varsa elbet bir gün buluşulacak, elbet bir gün hasret bitecektir.

Kalp böylesi bir özlemle atıyorsa vuslat her mekânda, sürur her zamandadır. Uzaklar yakın, kısa zamanlar uzun, hasretler az, vuslatlar çoktur. Değil mi kâinatın her zerresi Onun nurunu taşır, Onun nurundan yaratılmıştır; her yer Kâbe, her elektronun dönüşü tavaftır.

  27.03.2011

© 2015 karakalem.net, Hüseyin Eren


  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.


© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut