Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Hayatımızda acı olmak zorunda. Çünkü iyi ile kötü arasındaki savaşta ruh ancak acı çekerek saflığına kavuşabilir.”

Andrei Tarkovski

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Final
–İsmail Örgen

[*4.596 yazı içinden]

Hafızanın Yeri Kalbin Arkasıdır

Harun Pirim

ÜNİVERSİTE YILLARINDA tanıştığım bir arkadaşın bir psikyatrist tarafından teşhis edilmiş nevrotik bir rahatsızlığı vardı. Normalin dışında halleri oluyordu, aynı mesele üzerine ısrarlı soruları vardı mesela. Gergin ve sıkıntılı halleri. Sınavlara girdiğinde sınav kağıtlarını anlamsız tekrarlı cümleler ile doldurduğunu da hayalen hatırlıyorum. Her ne kadar teşhis konulmuş olsa da kullandığı psikiyatrik ilaçların anormalliğini normale çevirdiği söylenemezdi. Uzatmayacağım, kendisi ile anormalliğini normal karşılayan muhabbetlerimiz olmaya başlamıştı. Manevi içerikli sözler duymaktan hoşlanıyordu ve belirli aralıklar ile buluşup konuşmalarımız oluyordu. Kalbine dokunuşlar olduğunda normalleştiğini gözlemliyordum ki kendisi bir gün itiraf etmişti hatırladığım kadarıyla ifadesi “içimde çiçekler açıyor...”. İçinde çiçekler açtıkça sorgulamaları ve davranışları normale dönüyordu, gerilimi dinginliğe sıkıntısı ferahlığa yer veriyordu. Sonra hayat içinde kaybettik birbirimizi, kendisi için Allah’dan şifalar diliyorum.

İnsanın maneviyatını da maddesi ile açıklama çabasında olan modern bilim, insan hafızasını 1400 grlık mucize olan beynin çeşitli bölgelerine paylaştırıyor. Yapılan milyonlarca dolarlık beyin araştırmalarını küçümsemek, hor görmek değil maksadım. Sadece bir şeyi yanlış yerde aramanın onu aslında aramamak ile eş değer olduğunu ifade etmek istiyorum. İnsanın fiziki bütünlüğü ile hayatı kayyum olduğu gibi, fiziki bütünlüğü de manevi bütünlüğü ile ayakta. Beynin çeşitli kısımlarındaki hasarların ya da hastalıkların ardından hafıza gerilemesi ya da kaybı olmasından hafızanın yerinin beyin olduğunu söylemek, bir radyonun transistörlerinden birini söküp, ilgili kanal ayarına getirdiğimizde radyodan ses gelmemesi ile radyo yayınının yeri transistörlerdir ve bu transistörler radyonun anakartının (beyninin) ön ve arka taraflarında bulunur demeye eşdeğerdir. Halbuki radyonun transistörleri, radyonun herhangi bir yapı taşında olmayan yayını alabilmesi için gereken bir bütünlük bağlantı noktasıdır. O noktanın ya da noktaların hasar alması ile yayına bir hasar gelmez. Beynimiz de adeta binlerce duygusal yayınların yaşadığımız dünya(şehadet alemi)’ya adapte olabilmek için bağlantı noktalarını bulunduran yüzlerce farklı renkte led barındıran bilboard gibidir. Manevi hareketliliğimiz beynimizin bölgelerinde renklere bürünür. Beyin göstergedir kısaca. Maneviyatın kaynağı değil. Maneviyatımızın yaşadığımız dünyaya adapte olabilmemiz için bağlantı noktalarını üzerinde barındırır ve gösterir.

İnsan kederli, üzüntülü iken dalgındır, unutkanlaşır. Stresli, gergin iken zihninin hafıza uzanımları güçleşir. Keder, gerginlik, stres kalbin boğulmasından (tabi ki fiziki kalp değil) kaynaklanır. Neticede kalp ile hafıza arasında çok yakın bir ilişki olsa gerektir. Zira insana dair bütüncül ve kapsamlı tahliller yapan Said Nursî bir hadis ifadesi olan “zahr-ı kalb” denilen hafızadan bahsetmektedir(*1) . Yani hafıza kalbin binek yeridir, kalbin arkasıdır. Buraya kadar fikri idmanlarda bulunduktan sonra Tirmizi, Daavât’da geçen Hz. Ali’nin (r.a.), Efendimiz’e (s.a.v.) hafızasının durumunu arz ettiği ve hal diliyle durumuna çare olacak bir çözüm sorduğu hadisi nakletmek isterim:

Hz. İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Hz. Ali İbnu Ebi Tâlib (radıyallâhu anh) Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a gelerek: "Annem ve bâbam sana kurban olsun, şu Kur'àn göğsümde durmayıp gidiyor. Kendimi onu ezberleyecek güçte göremiyorum" dedi. Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) ona şu cevabı verdi: "Ey Ebül-Hüseyin! (Bu meselede) Allah'ın sana faydalı kılacağı, öğrettiğin takdirde öğrenen kimsenin de istifade edeceği, öğrendiklerini de göğsünde sabit kılacak kelimeleri öğreteyim mi?"

Hz. Ali (radıyallâhu anh): "Evet, ey Allah'ın Rasülü, öğret bana!" dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber şu tavsiyede bulundu:

"Cuma gecesi (perşembeyi cumaya bağlayan gece) olunca, gecenin son üçte birinde kalkabilirsen kalk. Çünkü o an (meleklerin de hazır bulunduğu) meşhüd bir andır. O anda yapılan dua müstecabtır. Kardeşim Yà'kub da evlatlarına şöyle söyledi: "Sizin için Rabbime istiğfàr edeceğim, hele cuma gecesi bir gelsin." Eğer o vakitte kalkamazsan gecenin ortasında kalk. Bunda da muvàffàk olamazsan gecenin evvelinde kalk. Dört rek'àt namaz kıl. Birinci rek'atte, Fâtiha ile Yà-sin süresini oku, ikinci rek'atte Fâtiha ile Hâ-mim, ed-Duhân süresini oku, üçüncü rek'atte Fâtiha ile Eliflam-mim Tenzilü's-secde'yi oku, dördüncü rek'atte Fatiha ile Tebareke'l-Mufassal'ı oku. Teşehhüdden boşaldığın zaman Allah'a hamdet, Allah'a senayı da güzel yap, bana ve diğer peygamberlere salat oku, güzel yap. Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar ve senden önce gelip geçen mü'min kardeşlerin için istiğfar et. Sonra bütün bu okuduğun duaların sonunda şu duayı oku:

"Allahım, bana günahları, beni hayatta baki kıldığın müddetçe ebediyen terkettirerek merhamet eyle. Bana faydası olmayan şeylere teşebbüsüm sebebiyle bana acı. Seni benden râzı kılacak şeylere hüsn-i nâzar etmemi bana nasib et. Ey semâvât ve arzın yaratıcısı olan celâl, ikram ve dil uzatılamayan izzetin sâhibi olan Allahım. Ey Allah! ey Rahman! celalin hakkı için, yüzün nuru hakkı için kitabını bana öğrettiğin gibi hıfzına da kalbimi icbâr et. Seni benden razı kılacak şekilde okumamı nasib et. Ey semâvât ve arzın yaratıcısı, celâlin ve yüzün nuru hakkı için kitabınla gözlerimi nurlandırmanı, onunla dilimi açmanı, onunla kalbimi yarmanı, göğsümü ferahlatmanı, bedenimi yıkamanı istiyorum. Çünkü, hakkı bulmakta bana ancak sen yardım edersin, onu bana ancak sen nasib edersin. Herşeye ulaşmada güç ve kuvvet ancak büyük ve yüce olan Allah'tandır. " Ey Ebu'l-Hasan, bu söylediğimi üç veya yedi cuma yapacaksın. Allah'ın izniyle duana icâbet edilecektir. Beni hak üzere gönderen Zât-ı Zülcelâl'e‚ yemin olsun bu duayı yapan hiçbir mü'min icâbetten mahrum kalmadı."(*2)

Hadisin devamından Hz. Ali’nin (r.a.) ihtiyacına karşılık bulduğunu anlıyoruz. Altını çizdiğim kelimelerin doğrudan ya da dolaylı olarak kalp ile ilişkisi düşünülebilir ki hafıza için böyle bir duanın tavsiye edilmesini de ne kadar manidar, hikmetli kılmaktadır. Hafızalarımızda sorunlar yaşıyor isek kalplerimize dikkat!


1. Said Nursî, Şuâlar, 2. Şuâ

2. Tirmizi, Daavât 125

  01.01.2010

© 2015 karakalem.net, Harun Pirim

  1.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.


© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut