Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

[*4.628 yazı içinden]

Rabbiyle konuşmayan kendisiyle konuşur

Abdullah Taha Orhan*

BİLMEM SİZİN de dikkatinizi çekti mi, son zamanlarda İstanbul'un muhtelif yerlerinde, çok çeşitli insan sınıfları arasında kendi kendine konuşan insanları görüyorum hayret ve tedirginlikle.

Evet, kimi zaman doğrudan--af buyurun--"deli" tabir edilen oluyor bunlar.

Fakat bana ilginç gelen, son zamanlarda bunların dışında, kendi kendine konuşan bir insan sınıfının türemiş olması.

Çoğu zaman acaba ben mi yanılıyorum diye defalarca gözlerimi ve kulaklarımızı dört açıp baktığım oluyor bu insanlara. Takım elbiseli, kravatlı, elinde şık bir laptop çantasıyla, son derecede şık bir insanı kendi kendine konuşurken görebiliyorsunuz örneğin. Bluetooth kulaklığının görünmeyenini icad etmedilerse hala, emin olun o insanlar kendileriyle konuşuyorlardı.

Son birkaç senedir bu mesele dikkatimi çektiği için hep insanları gözlemeye çalışıyorum, acaba kendi kendilerine konuşuyorlar mı diye. Ve işte son vardığım tahmin, diyeyim hüküm ağır olabilir, kendi kendine konuşan fakat bilinen anlamda "deli" olmayan hatırı sayılır bir zümrenin türediğidir.

Bunun neden olabileceğini düşünürken aklıma ilk şunlar geldi. Yine Üstad'dan ilham ile, diyor ki Üstad bir yerde:

"Dua eden adam bilir ki, birisi var ki onun sesini dinler, derdine derman yetiştirir, ona merhamet eder. Onun kudret eli herşeye yetişir. Bu büyük dünya hanında o yalnız değil; bir Kerîm Zat var, ona bakar, ünsiyet verir. Hem onun hadsiz ihtiyâcâtını yerine getirebilir ve onun hadsiz düşmanlarını def edebilir bir Zâtın huzurunda kendini tasavvur ederek bir ferah, bir inşirah duyup, dünya kadar ağır bir yükü üzerinden atıp Elhamdü lillâhi Rabbi'l-Âlemîn der."

İşte buradan hareketle, insan eğer her şeyin anahtarı, her şeyin dizgini elinde olan rahmeti, kudreti, şefkati, ilmi sonsuz olan Rabbiyle konuşmazsa, sorunlarının çözümünü kendi nefsinde arıyor. Kendi kendine konuşmaya başlıyor. Hatta belki kendi kendine dua ediyor. Kişisel gelişim hikayelerinin de ivme kazandırdığı kendi kendini motive etme, kendi kendine telkin metodları filan da insanın bir anlamda kendi nefsine dua etmesi olarak anlaşılabilir.

Duanın çok kritik bir kulluk şiarı olduğunu bir kez düşündürdü bana bu kendi kendine konuşan insanlar topluluğu.

Cenab-ı Hakk buyuruyor ya: "qul ma ye'abeu bikum Rabbî levlâ duâukum," yani: duanız olmasa Rabbiniz size neden ehemmiyet versin, ya da duanız olmasa ne ehemmiyetiniz var?

İşte dertlerimizin dermanı bu ayette. Ehemmiyetsiz varlıklar olmak istemiyorsak, kendi kendine konuşan bir varlık olmak istemiyorsak, dua edeceğimiz merciyi iyi seçmek gerekiyor.

Hâsıl-ı kelam, Rabbiyle konuşmayan kendisiyle konuşuyor, Rabbine dua etmeyen kendine dua ediyor; kendi kendine yazık ediyor.

  11.11.2009

© 2015 karakalem.net, Abdullah Taha Orhan

  1.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.


© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut