Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Hayatımızda acı olmak zorunda. Çünkü iyi ile kötü arasındaki savaşta ruh ancak acı çekerek saflığına kavuşabilir.”

Andrei Tarkovski

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Bitirirken...
–Metin Karabaşoğlu

[*4.596 yazı içinden]

Çıkış Yolları

Harun Pirim

YAŞADIĞIMIZ ÂLEMDE asl olan hayırdır. Çirkinlikler, şerler cüz’idir. Her şey ya bizzat güzeldir ya da neticeleri itibariyle güzeldir. Hayırların mahiyeti yani ne olduğu ise vücûdîliktir (varlığa ait oluşudur). Şerlerin mahiyeti ise ademdir, hiçliktir. Allah’ın ilmi muhît (kuşatıcı) olduğu için adem-i mutlak da yoktur. Diğer bir ifade ile söyleyecek olursak, var olmak ve var oluşa ait bütün tezahürler hayırdır ve hayra akar. Görünüşte şer olsa bile var oluşa aidiyeti ölçüsünde, nispetinde hayır getirir. Bireysel temaslar ve ihmaller kısmî şerlere düşürür ki birey bu anlamda şerrin sebebi olur ve büyük ölçekte hayır olan bir fiil kendi hanesinde, dünyasında şer oluverir.

Var oluşun hikmet, rahmet, inayet pergelleriyle resmedildiği şu muazzam kâinatın seçkin seyircisi olan insan, atomaltı dünyadan uzayın enginliklerine aklen, fikren ve gözlemleriyle uzandığı zaman bütün ilimlerin şahitliğiyle mükemmel bir intizamla karşılaşır ki aklı “sanatları akılları hayrette bırakan Allah bütün kusurlardan münezzehtir” der. An be an yeniden yaratılmakta olan kâinatın dinamizmini düşündüğümüzde adeta milyarlarca çarkın ahenkle çalıştığı bir saat olarak beliriverir dünyamız ve kâinat. Çarkların hareketlerini ilimlerin ışıklarıyla aklımız görür iken, gözlerimiz ise benzetmedeki saatin ibrelerini görür. Yani kâinatta ve dünyamızda olan zahirî değişimleri gözlemler. Güneşin doğuşu, ağaçların büyümesi, suların akması gibi. Bu zahirî değişimler kâinat saatindeki değişimlere nispetle gayet yavaştır. Tıpkı saatin ibrelerinin hareketinin içindeki çarkların hareketinden yavaş olduğu gibi. Tam bu noktada intizam için gerekli olan ve nihayi yavaş hareketlerin oluşabilmesi için gerekli olan küçük, ahenkli ve hızlı hareketler dikkatimizi çeker. Yavaş görünen bir oluşun arkasında fiillerin tam zamanında ertelenmeksizin yapılma sırrı gözükür. Çarkların işlerini ertelemesi demek, helâketin vuku bulması demektir.

Küçük bir kâinat olan insan da, yaratılış itibariyle benzer hallerdedir. İntizama ve düzene uyduğu ölçüde kâinat çarklarının altında ezilmeyip, dünya yolculuk seyrinde en keyifli ve huzurî koltuklarda seyehat edebilmektedir. Lakîn kendisine cüz’i irade verildiği için düzen içinde çıkıntılık yapabilmekte, kendisine şerler üretebilmektedir. Seçimleri ile kâmil bir insan olabileceği gibi, hayvandan daşa aşağı derekelere de düşebilme durumundadır. Seçimlerini yapar iken en temel davranışlarında bir acelecilik, kolaycılık ve işi erteleme gözlemleniyor. Acelecilik, kolaycılık ve işi ertelemenin de temelinde şer ve daha temelinde ademîlik yatıyor. Dolayısıyla, insan bu üç haliyle kendisinin helâketini hazırlıyor ve vücûdilikten mahrum kalıyor. İnsanlığı tehlikeye düşüyor. Bu tehlike ile birlikte insan açmazlara, çıkmazlara düşüyor ve kâinatın çarkları altında ezilmeye başlıyor. Hayat bir anlamsız koşuşturma, çıktısız mücadele ve ertelenmişlerin listesini tutma tutukluğuna düşüveriyor. Her haliyle bize varoluşumuzu kemâle sürükleme dersi veren Allah Resûlü’nün (a.s.m) bildirdiği üzere “İtidal (orta yol üzere olmak), teenni(li davranmak), hal ve gidişi iyi olmak peygamberliğin yirmidört cüzünden bir cüzdür”(*1) , “Teenni Allah Teâlâ'dandır, acele de şeytandan."(*2) , “Muhakkak ki sende, Allah ve Resülünün sevdiği iki haslet var; hilm ve teenni”(*3) . Teenni ile hareket etmek, iş yapmak çıkış yollarının, kâinat çarklarıyla uyumlu yaşamanın ölçüsü olarak beliriyor. Himmetimizin, gayretimizin ayağını kaydıran acelecilik düşmanı zincir bütününe halkaları ihmal ederek sahip olma kandırmacasında bulunuyor ve bizi ertelettiriyor zincir halkalarına muhatabiyetlerden. Acelecilik içinde ertelemeleri barındırıyor. İmâm-I Rabbâni’nin (r.a) Mektûbat’ında aktardığı bir hadiste “Sonra yaparım diyenler helâk oldular” buyurulmuştur. Çıkış yolları belli, o halde teenni ile, ertelememek üzere…


  1. Muvatta, Şi'r 17 (2, 954, 955); Ebu Dâvud, Edeb 2, (4776).

  2. Tirmizi, Birr 66, (2013).

  3. Tirmizi, Birr 66, (2012); Müslim, İman 25, (17).

  04.09.2009

© 2015 karakalem.net, Harun Pirim

  1.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.


© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut