Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

[*4.673 yazı içinden]

Sağlıgın Cibi

Mehmed Boyacıoğlu

ÂLEM VE kâinat algısı, “biz” ve “ötekiler”den ibaret olan bir ulus-devletin sınırları içinde yaşıyoruz.

Bizim nehrimiz başka akar. Bizim dağlarımızdaki çiçekler, bizim olduğu için bir başka kokar. Bizim bayrağımız tek güzel bayraktır. Bizim demir ağlarımız yurdu bir başka örer.

O yüzden ona selam vermeden uçan kuşun yuvası bozulmaya layıktır. Onun standartlarından geçmemiş bir ürün ticari marka olma vasfını elde edemez. Onun tezgahından geçmemiş okuma, öğrenim değildir. Onun evet demediği kitap okunmaya değer görülmez.

Yine o yüzden eğitimini aksatan hava şartları; kar, yağmur boran kötüdür. (Burada, bizim eğitimimiz ebedi –perennial- hava şartları ise, haşa sonradan başımıza musallat olabilen arızi şeylerdir, sayıtlısı saklıdır, dikkat edilirse.)

Bu kabullerde, adeta, bütün güzellikler bizim bu ülke insanına dayattığımız egemen zihniyetimizin eseri, bütün kötülükler de onun kabul etmediği anlayış ve fikirlerin eseriridir fikri gizlidir.

Abartıyor değilim. Yaklaşık bir ay kadar önce Mardin’de yaşanan ciğer-sûz aile faciası akabinde bunu çok iyi gözlemledik.

Orada, detaylarını hepimizin bildiği bir katliam yaşandı.

İmanım gereği, “bir nefsi haksız yere öldüren bütün insanları öldürmüş gibidir” kudsi fermanı icabı, bu cinayeti tasvip etmem mümkün değil. Bu vahşeti netice veren cehalet ortamını görmezlikten gelmem asla düşünülemez.

Ama olayın medya tarafından bu derece ilgi odağı haline getirilişinde yukarıda anlattığım yanlış zihniyetin dışavurumları var. İşte itiraz ve isyanım bunadır.

Cinayeti bu derece ilgi odağı haline getiren neydi? Bu katliam nevinin ilki miydi? İlgiyi, öldürülenlerin çok olması mı bu kadar arttırmıştı?

Bence esas sebep, bu cinayetin birilerinin tezgâhımızdan geçmeyenlere, düşünce ve eylemlerinde onlardan olmayanlara vurmada iyi bir fırsat sağlamasıydı.

Onun için bu cinayet vesilesiyle feodal yapıyı; ağalığı, töre cinayetini, berdeli eleştiren çok oldu.

Hep öyle olmaz mı zaten?

Birilerine göre değiştirilmez, değiştirilmesi akla dahi getirilemez doğrular vardır.

TC’nin sınırları ebedidir(!) Onu aşan sular yanlış yapıyordur. O yüzden “sınır aşan sular” damgasını yerler. Birçoğunun aklına “nehir kapatan sınırlar” demek gelmez.

Yine malum zihniyetin milli eğitimi ezeli ve ebedidir, kötü hava koşulları ise arızidir, ara sıra gelir onu olumsuz yönde etkilerler.

Onun çizgisinden çıktınız mı vay halinize. Onun kurslarından, bazen bir sürü hile alınan bir sürücü belgesi elde iken yapılan trafik kazaları pek görülmek istenmez. Ama birilerinin ehliyet cenderesinden geçmemiş bir köylü, her gün inip çıktığı bir yolun virajında saniyelik bir hatayla kaza yapmışsa çekeceği vardır.

Gerçek rakının kaç evi ihya ettiğini (!) araştırmak yerleşik zihniyet ile, sorgusuz sualsiz kabul edilen paradigma ile zıtlaşmayı göze almak demektir; zor iştir bu yüzden. Oysa sahte rakıdan ölenleri haberleştirmenin böyle bir riski yoktur.

Flörtle evlenip de mutlu olanların sayısını araştırmak zor iştir, hem yerleşik paradigmaya bir puan da getirmez. Oysa birinin kitabında yazmayan berdel ile evlenip mutlu olamayanın çekeceği vardır.

Ülkede cinayet işleyenlerin sayısı ile bunların kaçının kapısında TC yazan okullara devam etmiş olduğunu araştırmak birilerine hizmet etmez. O halde kolayına kaçılır ve şöyle denir: okul öncesi eğitime devam edenlerin oranını artırsaydık bu katliam yaşanmazdı.

Oysa düşündünüz mü beyler derman diye lanse ettiklerinizin de sadra şifa olmadığını…

İstanbul’un göbeğinde polisle çatışıp bir vatan evladını şehit edenin neden bir SBF mezunu olduğunu sorguladınız mı?

Hiçbir aşkın faziletle mücehhez kılmadığınız; Batılı anlamdaki mantıkla bile tanıştırmadığınız, yalnızca kendinizce doğru bildiklerinizi papağanca ezberlettiğiniz lise mezunlarından bazılarının basit çıkarlar karşılığı cinayetler işleyenler bulunduğunu… Trabzonlu OS’nin bir yerlerden ithal edilmediğini, daha nice potansiyel OS’ler bulunduğunu… düşündünüz mü?

Üsküdar vapurunu hangi mektep görmemiş kişiler batırdıydı sahi?

Yetmişli yıllarda polis ve jandarmayı, mekteplerinizin kapısından ayak basmayanlar mı kurşunlamıştı?

Daha sonraki sev-gençli hiçlik on yıllarında bankaları hangi ümmiler hortumlamıştı?

Uzatmayayım; sağlığın cibi de çarpıyor (1) beyler, güya sağlık dağıtmak emeliyle tasarlanmış mekanizma bozuk beyler.

Derman diye dağıttığınız derdin ta kendisi efendiler…

İnsanı anlama, dertlerine ona göre çareler sunma gibi bir derdiniz yok monşerler…

Milli eğitiminiz tam bir milli felaket efendiler… Okullar üstün insan yetiştirmiyor devletlular…

Bir sorgulama, muhasebe yapılmadığı, yapılanın da medyanın haber ve yorum kirletmesi karşısında güme gittiği sürece daha maalesef çok cinayetler görecek ve artlarından yine benzeri sığ tartışmalara şahit olacağız.

Ders alanlara selam olsun…


  1. Sanatçı Esat Kabaklı’nın “Bir Mucize Olaydı” başlıklı şiirinden. ‘Haber aldım ki sene sağlıgın cibi çarpmış. / Gözlerin az görürdü, çok görenler ne yapmış?’

  31.05.2009

© 2015 karakalem.net, Mehmed Boyacıoğlu

  1.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.


© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut