Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Hayal mi, gerçek mi?
–Rabia Nazik Kaya

[*4.663 yazı içinden]

İnsanların bizi dengede görmeye ihtiyacı var!

Derya Güney

TÂBİÎN DEVRİNDE yetişen hadis alimlerinden Vehb bin Münebbih şöyle der: “Her şeyin iki ucu ve bir ortası vardır. Bu uçların birinden tutulursa, diğer uç ağır basar; ortasından tutulursa, iki uç da dengede kalır. (Öyleyse) her şeyin ortasından tutmaya bakın!”

Her şeyin ortasından tutmak... Denge insanı olmaya çalışmak yani. Mü’min hayatında dengeyi kurmaya çalışan insan değil midir zaten? Mü’minin dengeli duruşuna, kendisinin olduğu kadar en yakınından en uzağına değin herkesin ihtiyacı vardır.

“Adl” kökünden gelen “itidal” kavramı, mü’minlerin en büyük faziletlerinden sayılır. Aslında itidal, hayatın her karesinin Allah’la buluşturulmasıdır. Her işin ve halin O’nun rızasına uygun bir kavrayışla kavrayıp, kuşatmaktır. Ve alemlerin Rabbi olan Allah Teala, mübarek ayetlerinde, Rahman Suresi’nde “Allah göğü yükseltti ve mizanı koydu. Sakın dengeyi bozmayın!” buyurur.

Günlük hayatımızı idame ettirirken, yüklendiğimiz yüklerin ağırlığını taşımak zorundayızdır. Ve bazen hayatımızda hakettiğinden daha az veya daha çok yer işgal eden sorumluluklarımız, belimizi büker ve hareket kabiliyetimize zarar verir. Çoğumuz, kendi engellerimizi kendimiz oluşturur, yanlış bilgi ve inançlarımızla önümüze barikatler kurarız.

Oysa itidal penceresinden baktığımızda, hayat bir süreçtir ve asl olan yılsonu karne notumuzdur! Kulluk bilinci, daima en mükemmelin peşinden gitmeyi ve bunu gerçekleştirirken de orta yoldan ayrılmamayı gerektirir.

Sevgide, merhamette, öfkede, harcamada, tevazuda hayata dair her mevzu, dengeye muhtaçtır. “Söz ve davranışlarında ileri gidip haddi aşanlar, helak oldular” diyen Rasulullah, söz ve davranışlar yumağı günlerimizde hakim kılmaya çalışmamız gereken itidal çizgisine çevirir dikkatlerimizi. Haddi aşmak, îtidalden uzaklaşmaktır.

Îtidal, ömür boyu ulaşmaya çalışılacak ve kendisi için niyazda bulunulacak bir fazilettir. Dünyevi veya uhrevi her türlü çabalarımız îtidal çizgisinde olduğu müddetçe hedefe ulaşma ümidiyle yüklüdür. Başladığımız her işin, değiştirmeye, ıslah etmeye çalıştığımız her durumun muvaffakiyeti için muhtaç olduğumuz şeylerin başında gelir itîdal.

Her hali ile “orta yol” üzere bir hayat yaşayan ve bunu öğütleyen Rasulullah, bakın ne diyor:

“Her şeyin bir şevki vardır. Her şevkin de bittiği bir zaman vardır. (Yapacağı işe karşı bu şevki) duyan kişi işini yaparken mutedil hareket eder be bu îtidali devam ettirirse, muvaffak olacağını ümit edin, (çünkü bu şekilde takibine davam edebilir). Şayet (aşırılığa düşerek dikkat çekmiş ve ) parmakla gösterilecek hale gelmişse ona itibar edip (salihlerden) saymayın.”

Niyet ettiği işlerin tamam olmasını arzu edenlerin izlemesi gereken yolu ne de güzel anlatır mübarek Rasul. Aile hayatından, ibadetlerine, akrabalarından, ashabına herkesle ilgilenirken daima dengeli davranan ve altmış üç yıllık hayatı boyunca da mü’minler arasında bunun yerleşmesine gayret eden Rasul’e (sav) salat ve selam olsun. Îtidal, duamız; îtidal çizgimiz olsun!

  17.04.2009

© 2015 karakalem.net, Derya Güney

  1.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.


© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut