Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

[*4.665 yazı içinden]

SÜLEYMAN SOYLU GİTMEMELİ...

Hüseyin Yılmaz Yazara Mesaj Gönder

SÜLEYMAN SOYLU, genç bir siyasetçi... Dürüst bir çizgisi, temiz ve başarılı bir geçmişi var. İçimizden biri... Sevdiklerimizi seviyor, heyecanlandıklarımızla heyecanlanıyor... Mukaddeslerimiz, onun için de mukaddes. Tam bir halk adamı, dedim ya, içimizden biri...

İlm-i sîmâ ehlini yormayacak bir yüze sahib... Düşünceleri, dilinden önce, kar sularıyla beslenen bir bahar pınarının berraklığı içinde gözlerinden akıyor. Karşınızda her türlü yalana siyâsî taktik libâsı giydiren düzenbaz bir politikacı değil, inandıklarını sıralayan bir dost var. Mehmed Ali Bayar, “Parası olmayan bir çocuk!” demiş, Soylu için. Ne kadar doğru!.. Bir çocuk safvetinden haber veren tertemiz bir yüzü var Soylu’nun....

Ama Soylu, genç yaşında tırmandığı genelbaşkanlık zirvesinden sessiz sadâsız inmek istiyor. Sebeb: Mahallî seçimlerde elde edilen % 3,7’lik mütevazi netice. Eski emniyetçi ve yargı ile başı dertte Ağar’ın son seçimlerde % 5,4’e düşürdüğü partinin oylarının daha fazla düşmesi durumunda istifa edeceği, beyanıyla kendisini bağlayan Soylu, istifa etmekte kararlı görünüyor; istihbaratım da o yönde. Gerekli mi? Evet... En azından Süleyman Soylu için, anlaşılabilir bir durum... Partililer engel olabilirler mi? Daha doğrusu, olmalılar mı? Soylu’nun dürüst çizgisini zedelemeyeceklerse, karnesini kirletmeyeceklerse, bunun nasıl bir zaruretten kaynaklandığını izah edebileceklerse; evet... Soylu’nun istifasına engel olmalılar...

Engel olmalılar... Zirâ, demokratlıkla hiçbir alâkası kalmamış, her türlü derin çukurlara yatmış, her türlü kire bulaşmış en az bir düzine habîs hergelenin göz diktiği bir makamı boşaltmış olacak Soylu... Halbuki, Demokrat Parti an’ane ve çizgisinin devamına ihtiyaç var. Demokrasi, saltanat idaresi değildir; alternatif partilerin varlığı, milletin hür iradesine tecelli zemini hazırlamakla kalmaz, saâdet ve refahının da teminatı olur. Yoksa rakipsiz her partinin âkibeti, kuvvete istinadla istibdada kapı aralamak, maddî ve mânevî garata sebeb olmaktır.

Evet, soylu istifa etmeli, zirâ buna kendi kendisini mahkûm etmiş... Ama bu istifa, bir daha gelmemek için değil; ilk kongrede daha kuvvetli gelmek için olmalı. Sanırım Soylu’nun buna gücü de var. Zirâ, bu partiyi küçülten Soylu değil, derin devlet ve Ergenekon’la, 28 Şubatçılarla işbirliği yapmakta, yâhût onlara râm olmakta beis görmeyen selefleridir. Soylu, sıfır noktasına gelmiş bir enkazdan, zor bir mahallî seçimde 3,7 gibi küçümsenemeyecek bir netice çıkarmıştır. Daha iyisi için kalıp, mücadele vermesi gerekir; gitmesi değil...

Soylu açısından elim ve yanlış olan, seçim sonrasında, bu partiyi tahrib edenlerden destek görmemiş olmaktan yakınması. Gaflet bu, Soylu’ya yakışmayacak bir gaflet... Herbiri bir menfaate satılmış, yâhût bir tehdidin esaretinde sıtma nöbetlerine yakalanmış, yâhût korkunun zebunu olmuş bu yüz kızartıcı kafileden parti için medet beklemek, cidden büyük gaflet.

Bugün darbe plânlamanın suç olmayıp düşünce hürriyeti olduğu zırvasıyla amme efkârını iğfal etmeye çalışan Cindoruk mu partiye yardım edecekti? Yoksa 28 Şubat safahatında bütün geçmişini inkârla, bu mel’un devri alkışlayan Demirel mi? Ya da, saflığı sebebiyle belki en temizi ama, derin devletçiler tarafından en çok kullanılmış olması hasebiyle de omuzlarında dehşetli bir vebâl taşıyan Çiller mi? Kim?..

Ağar, derseniz; hafazanallah!.. Susurluk’dan beri amme vicdan ve efkârının bu bir numaralı zanlısının bırakın partiye, kendisine faydası yok... Bir taraftan parti içindeki Ergenekoncu kanadı tasfiye edememekten yakınıp, öbür taraftan onlardan gelmeyen yardımdan yakınmak, garib bir tezâd... Anlaşılması güç bu tezâdı, seçim sonrasının panik havasına vermeye mecburuz... Başka izahı yok...

Bence Süleyman Soylu, sekarattaki bir hastaya şifâ ümidi olmuştur. Elde ettiği netice, hezimet değil, küçük de olsa bir kazançtır. Yapılması gereken, hastayı asırlık dertleriyle yeniden başbaşa bırakmak değil, milletin bağrından devşirdiği devalarla şifâ vermek, zehir zerkedenlerin hastabakıcılığından da halâs etmektir.

Evet, Demokrat Parti’nin bir Süleyman’a ihtiyacı var. Ama o Süleyman, Demirel değil, Soylu’dur. Süleyman Soylu, bugün istifa bile etse, kongre ile yeniden gelmeli ve daha çok çalışarak millete daha çok yaslanmalı... Kalırsa, bir yazar olarak, doğrularına doğru, eğrilerine eğri demekle kendisine destek vereceğimi beyan ediyorum... Bir siyâsetçi için en kötüsü, doğrularına da eğrilerine de, doğru diyen bir çevreye mahkûm olmaktır. Taahhüdüm küçümsenmemeli...

  01.04.2009

© 2015 karakalem.net, Hüseyin Yılmaz

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.


© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut