Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

‘İmam’ ve ‘Cemaat’
–Abdullah Taha Orhan

[*4.669 yazı içinden]

Zaman nedir?

Yazara Mesaj Gönder

DÜNYA HAREKET EDİYOR, gün oluyor, gece oluyor, ay oluyor, yıl oluyor, "zaman" oluyor...

Atomun etrafındaki elektronlar hareket ediyor, "madde" oluyor..

Ve biz de hareket ediyoruz. İlk hareketimiz daha sadece bir hücreden ibaretken oluyor...

Dünyaya gelişimiz, maddeye bürünüşümüzle oluyor..

Ruh, maddeye büründüğünde bizim için "zaman" kavramı ortaya çıkıyor..İşte zaman, aslında "Tahavvülat-ı zerrat" ile yani;

maddenin özündeki o atomların dönüşü, o zerrelerin hareketiyle oluyor..

Biz de şu kainatta cismen ancak bierr zerreyiz ve bizim "zamanımız" da bizim harekatımız ile oluyor...

Küçümsediğimiz günlük hayatımız, çabuk ve hızla geçtiğini ifade ettiğimiz "zaman" aslında hem küçük, hem büyük..Hem hızlı, hem de bütünüyle düşününce bir tiyatro sahnesinde bir perde, bir oyunun sergilenişi gibi..Her kelimesi, dekoru, harekatı önemli..

Önemli ve hayatın -tabiri caizse- tek perdelik oyunun şeklini belirleyip sonsuzluğa "mahdut-sınırlı" bir imza atan..Sonsuz varlığını da o imza ile kazanacak olan zerrelerin hareketi işte "zaman" !...

Sınırsızlıktan gelip sonsuzluğa uzanan "dünyanın dışındaki" var oluş, bize sınırlı ve sayılabilir bir zamanda tanıttırılıyor..

Bu mahdutluktan, sonsuz bir semere, sonsuz bir rütbe alalım da, bu harekatımız bizler için bir terhis yeri olsun diye..Herkes sonsuzlukta gideceği yeri bu imtihan sahasında belirlesin diye..

Şu mahdut gözlerimiz, Rabbin "sınırsız" görmesini, şu mahdut-sınırlı zihnimiz, Yaratanın "sınırsız" bilgisini fark etsin ve bizde yerleştirilmiş olan nice sıfatın Yaratıcı'da nasıl olacağını hayal ettirsin, tanıttırsın, sevdirsin diye...

Çünkü her şey zıddı ile tanınırken -misal; siyah-beyazı, acı-tatlıyı, gece-gündüzü bildirdiği gibi - Rabbin zıddı olmadığından, ancak kıyas edilerek tanınabilirdi.

Azı görüp, çoğu düşünerek...

Yani acı çeken birine içi ürperdiğinde merhametin bir "zerre"sini tanıyan kalp, "Merhametlilire Merhametlisi"nin merhametinden ancak zerre kadar bir numune taşıdığını düşünse, şu mahdut hayatınında, hızla akıp giden zamanda, O'nu c.c. bir zerre olsun tanıyabilir..

İşte zaman, biz bir hücre iken bize ait oldu..

Ve bedenimizi yeryüzünde bırakıp öldüğümüzde zaman bizim için bitecek...

Yani sınırlı bir zamandan, "zamansızlığa" yolcu olacağız...

Yolculuğumuzu da dünyadaki "harekat"ımız belirleyecek aslında..

Mahdutluğumuza "Mahbubiyet" sığdırıp, sonsuza muhabbetle erişmek dileğiyle..

"Harekatımız" bereketli olsun efendim....

  24.01.2009

© 2015 karakalem.net, Rabia Nazik Kaya

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.


© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut