Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Hayatımızda acı olmak zorunda. Çünkü iyi ile kötü arasındaki savaşta ruh ancak acı çekerek saflığına kavuşabilir.”

Andrei Tarkovski

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Hayal mi, gerçek mi?
–Rabia Nazik Kaya

[*4.572 yazı içinden]

KUR'AN AYI RAMAZAN

Zehra Sarı

"Ramazan ayı, kendisinde Kuran'ın indirildiği aydır." (Bakara 185)


YAŞAMIMIZA ANLAM KATAN, kim olduğumuzu, nerden geldiğimizi, nereye gidiyor olduğumuzu, neden yaşatılıyor olduğumuzu, sosyal hayatta nasıl davranacağımızı, eşya ile, kainat ile, diğer canlılarla ve insanlarla nasıl ilişki kuracağımızı anlatan Kur'an-ı Kerim; Ramazan Ayı'nda yeniden yeniye Cebrail tarafından indiriliyor.

Kur'an vasıtasıyla bu âlemimizin gayb ile bağlantısı kuruluyor. Her olay ile, her yeni durumla anlayıp öğrendiğimiz ve zikrettiğimiz Rabbimizin esması, bize Kur'an ile talim ettiriliyor. Ve Kur'andaki manevi âlemler; O'nu okuyanlara, okumasının mahiyeti; kişinin okurkenki ihlası, ihtiyaçları, halis niyetli oluşuna göre açılıyor.

Bu dünyada okuduğumuz ama buralı olmayan; bu dünyalı olmayan Kur’an, Rabbimizin bizimle bizzat konuşması.... Gizli sandığının anahtarı... Yaşadığımız her hal, kâinattaki bildiğimiz bilmediğimiz herşey, bir sandık ve Kur'an da onların anahtarı. Herbir olayın, herbir durumun, herbir hadisenin anlamı Kur'an ile açılıyor ve insan, bu esma talimleri ile meleklerden dahi daha üstün bir konuma geliyor.

Kişi, kendisini Kur'an’a ne kadar açarsa; Kur'an da kendisini o kişiye o kadar açıyor; hatta bazı insanlarda, bu durum öyle bir hale geliyor ki; Kur'an’dan bir ayet okuyor, anında o anki soruları, sorunları aydınlanıyor.

İnsanın Kur'an’a kendisini açmasının şartlarından biri susmak! Susmak ve Kur'an’ın kendisine inmesine izin vermek. "Sen sadece dinle, Biz O'nu senin kalbine indireceğiz" manasında âyetler var. Tüm âlemin hazinesini bize taşıyan sözün bizim kalbimize inmesi için, kendi bütün boş konuşmalarımızdan, düşüncelerimizden, tespitlerimizden, hallerimizden sıyrılmamız gerekiyor. Böyle yaparsak ancak Kur'an, kalbimize yerleşir ve âlemle, çevremizdeki kişilerle, eşya ile ve diğer canlılarla güzel ilişki kurabiliriz.

Kur'an, kalplerimizde bu hazineleri açınca; Kur'an tarafından eğitileceğiz. Kur'an’ın, elimizden tutup bizi adım adım terbiye etmesinin hoşnutluğunu yaşayacağız.

Değerli herbir şeyi içinde barındıran; insanı saadetlendiren hidayet verici; her durumda bizlere mutluluk getiren rehber, yol, dua, hedef, hikmet, emir, davet, zikir, fikir vs... kitabı olan Kur'an; alemdeki hakiki manadaki tek gerçek söz... Yeryüzünde her ne söz var ki bize güzel geliyor; o Kur'an’da vardır.

İşte Ramazan Ayı'ndaki ORUÇ vesilesiyle; nefsimizin konuşması durunca; vahiy bize nüzul ediyor. Nefislerimiz susunca, Rabbimiz ile ilişki kurmaya, O'nu dinlemeye hazır hale geliyoruz. Her Ramazan; Kur'an, bizim kalbimize nüzul ediyor. Oruç ile biz; Rabbimizin bizimle konuşmasına hazır hale geliyoruz. Kendimize ve herkese, niyeti ölçüsünde, Kur'an’ın nurundan iniyor ve bu ayda yeryüzü, mukaddes bir mescid haline geliyor.

Hangi kötü ahlakımız var ise; ona dua edelim de; bir ayet gelip o kötü ahlakımıza insin ve o bizden kaybolup gitsin; bir, bir, bir derken inşallah cüz'i halimizle, külli niyetimizle her bir halimize sekine insin bu ay ve sonrasında da devam etsin.

Bu aydaki herbir gün; normal günlerden daha fazla zikirle, Kur'an okumakla, ibadetlerle, hayır ve hasenatla meşgul olalım ki hayallerimiz bile başka yerlere gitmesin. Yemek yaparken, çalışırken, yürürken, vasıta beklerken vs... yani her ne hal üzerinde isek, o durumda Bismillah, Sübhanallah, Elhamdülillah, Allahuekber, Lailahe illallah, Estağfirullah vs... diyerek; kalbimizin, fikrimizin, hayalimizin boş şeylerle meşgul olup oyalanmasına izin vermeyelim; bu manevi ticaretten maksimum karı elde edelim inşallah. Kur'an’dan çokça ayetler okuduğumuz -bu aya mahsus olan- Teravih Namazlarımızı da bu manevi ticaretimizin artması için fırsat bilelim; "Kim inanarak ve sevabını Allah'tan umarak Teravih Namazını kılarsa; geçmiş günahları bağışlanır." (Buhari, Müslim)

İlkokula giden bir çocuğun bile rahatlıkla sabahtan akşama kadar aç kalabilmesinden ve akşama "oruç tuttum bugün" demesinden anlıyoruz ki; oruç sadece sabahtan akşama kadar aç kalmak olmamalı; aç kalmayı küçücük bir çocuk bile yapabiliyorsa, kendisinin oruç ile yükümlü tutulduğu kişiler olarak bizler, yani ilkokul yıllarını çoktan geride bırakanlar, oruç ile istenilenin; belki de orucun, ömrümüzü kurtaracak meyveli bir ağaç olduğunu fark edip midesini tatil ederken, kulağına, gözüne, diline de oruç tutturmak olduğunu anlamalıyız.

Bazı yerlerde sahur, bazı yerlerde iftar olurken bazı yerlerde ezanlar okunuyor, Kur'an-ı Kerim dinleniyor; yani her vakit yüce saltanatın azameti apaçık görünüyor. Bir reklamda ülkenin bir yerinden kurulmaya başlanan sofranın, ülkenin diğer başına kadar uzaması gibi; tüm dünyada da böyle bir sofra kuruluyor, her an, her yerde bu faaliyet devam ediyor; üstte bir kamera olsa ve bu hal çekilse, bizlerin de bakma imkânı olsa büyük saltanatın azametini apaçık görürüz ve bu şenliğin, bu kudsî bayramın dışında kalmak istemeyiz.

Eskiden insanlar, Ramazan ayı geliyor diye, bir ay önceden hazırlık yaparlarmış; "Ramazan'da yemekti, işti, güçtü çok vaktimiz geçmesin, onlarla çok uğraşmayalım; daha çok Kuran okuyup, zikirle, ibadetle meşgul olalım" diye... Yani bu büyük ticaretin, eski insanlar çok farkındalarmış, çünkü Ramazan ayının günleri "sayılı" ve bu ayda yapılan ibadetlerin, zikirlerin sevabı, normal zamanda yapılanlardan çok daha fazla, Kadir Gecesi'nde ise en fazla.

"Doğrusu biz onu (Kur'an-ı) Kadir Gecesinde indirdik. Kadir Gecesinin (faziletini) sen nereden bileceksin? O Kadir Gecesi; (içinde Kadir Gecesi olmayan) bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh; onda Rablerinin izniyle (gelecek yıla kadar olacak hikmetli) her iş için iner de iner. O (gece) tanyeri ağarıncaya kadar (ibadet ehline) bir selam (rahmet ve esenlik)tir."

Kur'an’ın indiği bu ay, adeta bizim bayramımız... Rabbim, Kur'an’ın kendisinde indiği bu ay hürmetine, Kadir Gecesi hürmetine; bu ayda, tüm kötü hareket ve huylarımızdan sıyrılmayı, tüm iyi hasletleri giyinebilmeyi nasip etsin. Eski günlük hayat akışımızdan kurtulmayı ve içimize, Kur'an’ın ışığıyla dönmeyi nasip etsin. Çünkü ancak böyle olursa ruhlarımız bayram edebilir ve bu ayda; cesedin arkasında ruhumuz görünebilir.

Kur'an ile çok hemhal olduğumuz bu ayda; hergün yaşadığımız olaylara cismâni ayetler olarak bakabilmeyi; onların herbirinin birer "âyet" olduğunu, Bir'inden gönderildiğini bilerek, doğru davranabilmeyi nasip etsin Rabbimiz. Ve cismâni Kur'an olan kâinatı tefekküre, bu ayda ve sonrasında daha çok vakit ayırabilmeyi nasip etsin.

Tutulan oruçlar, okunan Kur'an ayetleri, yapılan zikirler, tefekkürler vesilesi ile şu an yeryüzünde çok kudsî bir hal var, Rabbimiz tüm bunların hürmetine; bizi, bu kudsî hale en uygun hale getirsin; Kur'an’ın hükümlerini kalbimize hâkim kılsın, nefislerimizinkini değil.

***Herkesin Kadir Gecesini şimdiden tebrik ediyorum...

  20.09.2008

© 2015 karakalem.net, Zehra Sarı

  1.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.


© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut