Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Hayatımızda acı olmak zorunda. Çünkü iyi ile kötü arasındaki savaşta ruh ancak acı çekerek saflığına kavuşabilir.”

Andrei Tarkovski

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

[*4.611 yazı içinden]

Selam

Abdullah Taha Orhan*

"SELAM"A BUNCA ehemmiyet verilmesinin hikmetlerinden bir hikmetini hissettim geçen günlerde.

Bir arkadaşımla birlikte yürürken, karşıdan, pek konuşmadığımız ama ikimizin de birbirimizi tanıdığımız biri geliyordu. Nefsim o anda, o karşıdan gelen arkadaşla ilgili lüzumsuz, zararlı, hatta belki gıybet sayılabilecek şeyler söylemeyi geçirdi yanımdaki arkadaşa. Fakat birden ne olduysa--belki de içimdeki diğer ses, vicdan--selamlaşmamı söyledi o pek konuşmadığımız arkadaşla ve öyle de oldu; selamlaştık.

Öyle birşey oldu ki, artık ondan sonra o arkadaşla ilgili o gıybeti yapmayı nefsim dahi ayıp buldu. “Sen hem yüzüne gül, hem arkasından gıybet et” diyor gibi hissettim vicdanım. Ve o an anladım ki, selamın bunca önemli olmasının belki bir hikmeti de gıybet ve benzeri kötülüklere bir sed çekmesidir diye düşündüm. Selamın, kalbi bütün bütün kararmamışlara, bir engel, bir yasakçı olması olabilir diye...

Selamın ehemmiyetindendir ki, Peygamber Efendimiz aleyhissalatu vesselam, selamı "yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey" olarak tarif ediyor. Hatta hiç kimse olmasa dahi, karşısındaki, hatta her an yanındaki melekleri, ruhanileri düşünüp selam vermeli insan.

Bu bilhassa öyle durumlarda, insana yalnız olmadığını ihsas eden önemli unsurlardan biri oluyor, birileri seni görüyor, hareketlerine dikkat et, hatta o birilerinin de ötesinde, o birilerini sana hizmetkâr eden, sana şahdamarından yakın olan Allah seni her zaman her yerde görüyor diye bir ders almasına vesile oluyor insanın.

Bundandır ki, ayette "Evlere girdiğiniz vakit Allah tarafından mübarek ve pek güzel bir sağlık[dilemiş]olmak üzere kendinize selam verin" [Nur: 61] buyuruluyor. Şekli ne olursa olsun--ki en güzeli yine Peygamber Efendimiz aleyhissalatu vesselamın belirttiği şekliyle "esselamualeykum..."dür--birbirimize, tanıdığımız, az tanıdığımız, tanımadığımız insanlara halin vaktin icabına göre, bir merhabayla, bir selamunaleykumla, bir hayırlı sabahlar-akşamlarla selam verelim, alalım. Ama şunu da belirtmek gerek ki, hiçbir zaman da "selamunaleykum" demekten çekinmeyelim. Zira o bir İslam nişanıdır, hem sünnet niyetiyle de mükâfatı azimdir inşaallah.

Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berakatüh!

  09.08.2008

© 2015 karakalem.net, Abdullah Taha Orhan

  1.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.

1ozbuckeye, 11.08.2008, overseas

Cok muhim bir noktaya temas etmissin. Ayrica LAFI DOLANDIRMADAN, kisa ve oz bir bicimde yazmissin. Bu ikisi birlikte olunca okumak cok keyifli oluyor.




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut